Milletvekili İlyas Şeker ile Belgesel Söyleşi

Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ile Kocaeli tarihi ve turizmi üzerine belgesel söyleşi yaptık. Milletvekili İlyas Şeker, Kocaeli tarih ve kültür turizmi üzerine çok önemli açıklamalar yaptı.

Depremde iki evladı ve iş ortağını da kaybeden Milletvekili Şeker, deprem ile ilgili çok önemli bilgiler verdi.

Ziyaret sırasın AK Parti Gebze İlçe Başkanı Recep Kaya ile Türkiye üzerine şiir yazdığını açıkladı.

Milletvekili Şeker’den İKTAV’a Vefa Ziyareti

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğinden tanıdığım, üç dönemdir AK Parti Kocaeli Milletvekilliği yapan değerli dost ve vefalı arkadaş Sn. İlyas Şeker Bey’e www.iktav.com  Araştırma Merkezi Kütüphanemize gerçekleştirdiği vefa ziyaretinden dolayı kendisine teşekkür ediyoruz.

İlim Kültür Tarih Araştırmaları Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren İKTAV Araştırma Merkezimiz bünyemizde bulunan www.devrialem.tvwww.iktav.comwww.gebzegazetesi.comwww.belgeseli-yayincilik.com, hakkında Milletvekili İlyas Bey’e bilgi verdik.

Milletvekili İlyas Şeker ve beraberindeki heyet, Kültür Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne tescilli kütüphane ve vakfımızda bulunan bilgi, belge ve kitapları inceledi. Ulusal ve bölgesel birçok TV kanalında yayınlanan Devri Alem belgesel programlarımızın çekilip kurgulandığı stüdyo merkezimizi inceleyen İlyas Bey, merkezimizde çalışma arkadaşlarımız ile görüşüp belgesel çekimleri hakkında ilgili bilgi aldı.

Kocaeli’de Kültür Turizmi Söyleşi

Kocaeli Milletvekili Sn. İlyas Şeker Bey ile Kocaeli Tarih Kültür ve Turizm değerleri ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com ve birçok TV kanalında yayınlanan Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv olarak Kocaeli’nin kültür turizminde marka değerleri ile belgesel söyleşi gerçekleştirdik.

Marka Kent Kocaeli belgeselimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Deprem Fotoğrafları Sergisi

Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker Bey’e İKTAV kütüphanemizdeki kitap, belge arşivleri hakkında bilgi verdik. Kütüphanede sosyal sorumluluk projesi kapsamında açtığımız deprem fotoğrafları sergimizi de gezerek proje hakkında bilgi aldı.

Kocaeli Milletvekili Sayın İlyas Şeker’in İKTAV Araştırma Merkezi Kütüphanemize yaptığı ziyarete AK Parti Gebze İlçe Başkanı Sayın Recep Kaya ve beraberindeki heyet de iştirak etti.

İKTAV’da Deprem Gerçeği Arşivi ve Gazetecilik Anılarım

Deprem Gerçeği ve Gazetecilik Anılarım

Marmara depreminin canlı şahidi olarak çeşitli etkinlikler düzenliyor, sosyal sorumluluk projeleri ile farkındalık oluşturuyoruz.

Hazırladığımız belgesel programları, Avrasya Gazeteciler Derneği tarafından birçok TV kanalına telif ücreti almadan gönderiliyor ve belgesellerimiz büyük ilgi görüyor.

Depremle ilgili www.İktav.com , www.devrialem.tv , www.gebzegazetesi.com , olarak çok önemli çalışmalar yaptık. Arşivler oluşturduk, bilgi, belge, fotoğraf, gazete ve kitap arşivimizi araştırmacıların ilgi ve bilgisine sunduk. Genel Başkanlığını yaptığım Avrasya Gazeteciler Derneği www.avrasyagazetecilerdernegi.com  olarak da geçmişte çok önemli etkinlikler düzenledik. Gebze Ticaret Odası ile depremin 20. yıl dönümü dolayısı ile konferans, gazete arşivleri ve kitap sergisi düzenleyip sosyal sorumluk görevimizi yapmaya çalıştık. 45 yıla yakın gazeteci ve belgeselcilik yapan birisi olarak birçok ülke ve bölgeyi gezdim. Deprem gerçeğini ilk kez 1992 yılında Erzincan depreminde yaşadım. Erzincan’da gördüğüm çöken binalar ve depremin yıkımı beni oldukça etkilemişti. Daha sonra Burdur bölgesinde yaşanan depreme Gebze Belediyesi ile yardım götürmüştük. 17 Ağustos Marmara depremini, 7 katlı bir binanın 7. katında bizzat yaşamış, asrın en büyük felaketi deprem gerçeği ile yüzleşmiş ve yaşadıklarımı hiç unutmamış, belgeselleştirerek tarihe not düşüp zamana noterlik yapmıştım.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?video_id=497

Deprem Gerçeği Fotoğraf Sergimiz Büyük İlgi Görmüştü

17 Ağustos Marmara depremi yıl dönümü dolayısı ile Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de, geçtiğimiz yıl Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yayınlanan makalemi sizlerle paylaşıyorum.

Depremin Yıl Dönümü

17 Ağustos Marmara depreminin yıl dönümü dolayısı ile Kocaeli Gebze’de kurulu İKTAV Belgesel Yayıncılık Araştırma Merkezi Kütüphanesi’nde, açtığımız Kitap ve Gazete Manşetleri ile Deprem Gerçeği Fotoğraf ve Kitap Sergisi’nde deprem üzerine yazılan kitaplar ve gazete arşivleri sergileniyor.

Sergimizin açık olduğu kütüphanemizi geçen hafta Gez TV ve Sakarya TV’nin sahibi, duayen gazeteci ağabeyimiz Şaban Mergül ziyaret ederek, program çekimi yaptı. Şaban Mergül tarafından çekilen program www.sakarya.tv ve www.devrialem.tv ortak yayınında.

Kütüphanemiz, Kültür Bakanlığı olurları ile kuruldu. Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ve Kocaeli Valiliği olurları ile kurduğumuz İlim Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezi www.iktav.com  özel kütüphanemizde sosyal sorumluluk görevimizi yapmak için açtığımız sergiye başta, İhlas Haber Ajansı olmak üzere basın ve medya kuruluşları geniş yer vermişti.

İhlas Haber Ajansı’nın haberi

Dünyanın birçok ülkesine giderek tarih ve kültür araştırmaları yapan araştırmacı, gazeteci İsmail Kahraman 17 Ağustos depremi açıklaması;

17 Ağustos depreminin yaşandığı dönemde Kocaeli’nin Gebze ilçesinde gazetecilik yapan ve geceyi yaşayan İsmail Kahraman, o günlere ait fotoğraf ve gazete kupürlerinden oluşan sergiyi ziyarete açtı.

“Geçmişten geleceğe ışık tutmak istedik”

17 Ağustos depreminin yaşandığı günlerde Kocaeli’ de gazetecilik yapan İsmail Kahraman, “17 Ağustos 1999 yılında, 20 yıl önce Marmara depreminin merkez üssü Kocaeli’de gazetecilik ve belgeselcilik yapıyorduk. Gece saat 3.00 civarıydı. Sanki kıyamet kopmuştu. Yerden uğultu sesleri geliyordu. Körfez’in suyu çekilmişti. Elektrikler gitmiş, ölüm sessizliği çoğalmıştı. Ne olacak derken kendimizi dışarıya attık. Boş alanlara insanlar toplanmaya başladı. Sabahın ilk ışıklarıyla depremin merkez üssünün Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olduğunu öğrendik. Tüpraş yanıyordu. İnsanlar koşturuyordu. Mahalli bir gazete sahibiydik. O tarihte arşiv toplamaya başladık. O gün yayın yapan ulusal ve bölgesel yayınları topladık. Fotoğraflar çektik, görüntüler tespit ettik. Amacımız geleceğe geçmişten ışık tutmak ve Marmara depreminin gerçeklerini gün yüzüne çıkartmak” dedi.

“Bu sergiyi görenler o günleri yeniden yaşıyor”

Gebze ilçesi Tatlıkuyu Mahallesi’nde bulunan İlim, Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezi’nde sergiyi açan İsmail Kahraman yaptığı açıklamada, “Bulunduğumuz bu mekan Kültür Bakanlığı’na tescilli İlim, Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezi. 10 bine yakın kitabımız ve belgesel arşivimiz var. Bunların içerisinde en önemlisi 17 Ağustos depremine ait olan bölüm. Binlerce görüntü, fotoğraf toplamıştık. Bugün depremden 20 yıl sonra arşivlerimizi ilk kez kamuoyu ile paylaşmak istedik. Burada çok sayıda gazetenin manşet görüntüleri var. Şu an Gebze’de bu merkezimiz. Burada bu verileri gördüğümüzde sanki o günleri yeniden yaşıyoruz. Keşke depremden ders ve ibret alınsaydı. Biz özel olarak bunu yaptık. Kamu kuruluşlarımızın ciddi bir deprem müzesi kurup, o dönem ne oldu, artısı, eksisi, hatası ve sevabıyla gelecek kuşaklara aktarsaydık.” şeklinde konuştu.

İhlas Haber Ajansı’nın videolu görsel haber linki;

https://www.iha.com.tr/video-17-agustos-sergisi-aci-bilancoyu-bir-kez-daha-gozler-onune-serdi-129886/ (Kaynak İhlas Haber Ajansı)

Evet, deprem gerçeğini unutmamak ve unutturmamak için İKTAV Kütüphane ve Arşivi’mizde yer alan bilgi, belge ve dokümanları gelecek kuşaklara aktarmaya kitap, gazete ve fotoğraf sergisi açarak, görevimizi yapmaya devam ediyoruz. Depremle ilgili araştırma yapmak, akademik ve bilimsel çalışma yapmak isteyenlere İlim, Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezi’miz İKTAV Belgesel Yayıncılık www.iktav.com arşivimiz herkesin hizmetindedir.

Birleşmiş Milletler Neden Kurulmuştu?

İki yıl ara ile toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 76. toplantısı, 22 Eylül 2021’de Amerika’da yapıldı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan BM, kurulduğu günden bugüne çarpık yapısı yüzünden hiçbir sorunu çözememiş, aldığı kararlara uymamıştır.

BM’de her şey 5 güvenlik konseyi üyesinin iki dudağı arasında geçmekte, bu beş ülke yüzünden özellikle İslam coğrafyasında kan akmakta ve savaşlar devam etmekte.

BM’nin ne zaman ve neden kurulduğunu yazmadan önce, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın, BM 76. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada verdiği mesajı paylaşmak istiyorum.

“Avrupa Birliği’ne üyelik sürecindeki kararlılığımızı sürdürüyoruz. Afrika’yla yüzyıllara dayanan köklü bağlarımızdan aldığımız güçle, bugün de Kıta’yla ve Afrika Birliği’yle dayanışma içindeyiz. Yeniden Asya girişimimizle de Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki birleştirici konumunu pekiştiriyoruz. Aynı şekilde Latin Amerika ve Karayipler bölgesiyle ikili ve çok taraflı platformlarda ilişkilerimizi geliştirmeye büyük önem veriyoruz. Türkiye, herkes için daha güvenli, huzurlu, müreffeh, hakkaniyetli bir dünya yolunda atılan her adımın yanında olmuştur, olmaya devam edecektir.” dedi.

BM Niçin ve Ne Zaman Kurulmuştu?

Yazımın bu noktasında BM’nin ne zaman ve niçin kurulduğuyla ilgili yaptığım kısa bir araştırmayı sizlerle paylaşmak isterim.

Birleşmiş Milletler Nedir ve Ne İçin Kuruldu?

Birleşmiş Milletler, kısaca BM, 24 Ekim 1945’te kurulmuş uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendini “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş global bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. Örgütün, kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı şu an itibariyle üyeliği kaldırılan Vatikan ve değiştirilen Çin Halk Cumhuriyeti dahil 192’ye ulaşmıştır. Türkiye kurucu üyeler arasında yer alır…

BM’NİN KURULUŞ AMACI

24 Ekim 1945 tarihinde Birlemiş Milletler resmen kuruldu. Dünya ülkeleri arasındaki anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak yeni savaşların önüne geçmek için kurulan örgütün bu hedefe yönelik en önemli karar organı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi olacaktı. Güvenlik Konseyinin yapısı ve karar alma yöntemi ise şu şekilde belirlendi: Güvenlik Konseyi on beş üye devletten oluşacak bunların beşi daimi statüye sahip olacaktı. (ABD, Rusya, Çin Halk Cumhuriyeti, İngiltere ve Fransa) Güvenlik Konseyinde kararlar en az 9/15 şeklindeki bir çoğunluğa göre alınacak ve daimi üyeler mutlak veto hakkına sahip olacaktı. Daimi üyelerden herhangi birinin vetosu ile işlevsiz hale gelen Güvenlik Konseyi, bu yapısı ile günümüze kadar büyük çaptaki uluslararası ihtilaflarda çözüm üretemedi. İsrail-Filistin sorunu, Sırp- Bosna savaşı, Sovyetler Birliği’nin Afganistan, Hindistan-Pakistan gerginliği, Dağlık Karabağ sorunu, Körfez Savaşı ve nihayetinde Amerika ile İngiltere’nin Irak’ı işgali Birleşmiş Milletlerin çözemediği ve önleyemediği konular olarak tarihteki yerini aldı. Bu durum Birleşmiş Milletlere olan güven duygusunun gün geçtikçe azalmasına sebep oldu.

Cumhurbaşkanı’nın BM 76. Genel Kurulunda Verdiği Mesaj

Konuşmasının başında Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu’nun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İki yıl sonra tekrar Genel Kurul’da bulunmaktan ve siz değerli dostlarıma hitap etmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Geride bıraktığımız yaklaşık iki yılda tüm insanlık olarak gerçekten sancılı günler geçirdik. Son asrın en büyük sağlık krizi olarak nitelenen Kovid-19 salgınında, aralarında dostlarımızın, yakınlarımızın, sevdiklerimizin de olduğu 4,6 milyon insanı kaybettik. Gösterilen onca çabaya ve aşılamada alınan mesafeye rağmen salgının olumsuz etkilerinin hâlen devam ettiğini görüyoruz” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmanın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/130623/-turkiye-herkes-icin-daha-guvenli-huzurlu-mureffeh-hakkaniyetli-bir-dunya-yolunda-atilan-her-adimin-yaninda-olmustur-

***

Dünya 5’ten Büyük mü?

Cumhurbaşkanı’nın her zaman dile getirdiği, BM 75. Genel kurulunda yaptığı konuşma ile ilgili Gebze Gazetesi’nde 2 yıl önce yazdığım Dünya 5’ten büyük mü başlıklı makalemin linkini sizlerle paylaşıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1577&t=makale

75. Genel Kurula katılan BM’nin kurucu üyesi Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın sürekli gündeme getirdiği 5 güvenlik konseyi üyeleriyle ilgili eleştirisi bu kez bir kez daha yüksek sesle dillendirdi.

Sayın Erdoğan, konuşmasının başında terör örgütlerine geniş yer verdi, son bölümdeyse 5 güvenlik konseyi üyelerine çok sert eleştirileri vardı. Canlı yayından konuşmayı takip ederken kamera 5 güvenlik konseyi üyelerinin üzerindeydi. Güvenlik konseyi üyelerinin bu konuşmadan hiç de memnun olmadıkları hatta Amerikan Delegasyonunun rahatsızlığı hem yüzlerine hem de tavırlarına vuruyordu. Rusya Delegasyonu ise konuşmayı biraz şaşkınlıkla takip ediyordu. Türk Delegasyonu ise Sayın Erdoğan’ın konuşmasından oldukça keyifli gözüküyordu. Sayın Erdoğan’ın yaptığı Açıklamalardan bir kısım özeti sizlerle paylaşıyorum.

“DÜNYAYI 5 ÜLKENİN AĞZINA MAHKUM EDEMEZSİNİZ”

“Güvenlik Konseyi’ni, temsil niteliği güçlendirilmiş, daha demokratik, adil, şeffaf ve etkin kılacak kapsamlı bir reform üzerinde mümkün olan en geniş uzlaşmayı sağlamalıyız. Birleşmiş Milletlerin reforme edilmesi gerekir. Özellikle barışı koruma ve inşa faaliyetlerinin daha etkin hale getirilmesi konusunda Genel Sekreter Ban Ki-mun önderliğinde atılan adımları takdirle karşılıyoruz. Bununla birlikte uluslararası barış ve güvenliğin temininden sorumlu ana organ olan BM Güvenlik Konseyi reforme edilmekçe bu çabaların tam manasıyla amacına ulaşamayacağı açıktır. İşte bu sebeple, ‘Dünya 5’ten büyüktür” gerçeğini her fırsatta, uluslararası kamuoyuna hatırlatıyoruz hatırlatıyorum. 1. Dünya Savaşı şartları içerisinde yapılmış BM Güvenlik Konseyi’nde aynı şeyi yaşamamız mümkün değil. 5 ülkenin ağzına dünyayı mahkum edemezsiniz. Ama dünya şimdi bu 5 ülkeye mahkum edildi. Böyle bir BM Güvenlik Konseyi olamaz. Tüm dünyanın temsil edilmediği BM Güvenlik Konseyi, adaleti tesis edemez. Düşünebiliyor musunuz 3 tane ülke Avrupa’dan, 1 ülke Asya’dan, bir ülke ABD. Dünyanın diğer ülkeleri ne olacak? Bunları bir kenara koyuyoruz. 20 ülke mi BM Güvenlik Konseyi’nde olacak, bunlar daimi olsun. Ve hepsi de dünyayı temsil etmek üzere tüm dünya ülkeleri burada yerini alsın. Adalet ancak böyle tesis edilir.”

“DEMOKRASİ DİYORSAK ANCAK BU ŞEKİLDE SAĞLAYABİLİRİZ”

“Siyasetçi omurgalı olacak, inandığı doğruları söyleyecek. Eğer demokrasi diyorsak ancak bu şekilde sağlayabiliriz. Irkçılık ve İslam karşıtlığı milyonlarca vatandaşı olan Türkiye için önemli bir konudur. 10 yıl önce dönemin İspanya Başbakanı ile bu tehditlere karşı kalıcı çözümler amaçlıyorduk. 2010’da Finlandiya ile BM çatısı altında barış için arabuluculuk girşimine ilginin artmasından da memnuniyet duyuyoruz. Birlikte oluşturduğumuz 2030 Birlikte Kalkınma hedefi hepimiz için iddialı şeyler içeriyor. Türkiye olarak 2011 yılında yaptığımız en az gelişmiş üllkelere yılda 200 milyon dolar verme iddiamızın üzerine çıktık. 71. Genel Kurul’un yaşanan acıları dindirmek ve dünyamızı değiştirmek için bir başlangıç olmasını diliyorum. BM üyesi tüm ülke ve halkları, ülkemin en kalbi duyguları ile selamlıyorum, kalın sağlıcakla”

Evet, sonuç olarak Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın BM’nin 71. genel kurulunda yaptığı konuşma her bakımdan çok önemliydi. Sayın Erdoğan, dünya liderlerini özellikle dünyayı yönetmeye çalışan BM’NİN 5 GÜVENLİK KONSEYİ ÜYESİNİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA DÜYANIN 5’TEN BÜYÜK OLDUĞUNU haykırması bugün olmazsa yarın mutlaka yerini bulacak. İsteseler de istemeseler de bir gün dünyanın 5’ten büyük olduğunu kabul edeceklerdir.

(Kaynak: www.gebzegazetesi.com)

 Cumhurbaşkanı’nın Anıtını Açtığı Sakarya Zaferi Şehidi Hüseyin Avni Kimdir?

Yıllardan beri gazeteci ve belgeselci olarak Türkiye’nin kuruluş ön sözü ve Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili araştırmalar yapıyor ve belgeseller çekiyorum.

Sakarya Zaferi’nin 100. yılı törenleri önemliydi. İlk kez Cumhurbaşkanı düzeyinde devlet töreni ile Sakarya Zaferi kutlandı.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin Polatlı ve Haymana’da olduğu maalesef bilinmiyor. Birçok insan Sakarya ilinde olduğunu sanıyor. TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere medya kuruluşlarımız Sakarya Zaferi’ne hak ettiği ilgi ve değeri göstermiyor.

Yıllardan beri Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili yaptığım araştırma ve çalışmaları www.sakaryazaferi.com’da kamuoyu ile paylaşıp, çektiğimiz birçok belgeselin, telif ücreti almadan medya kuruluşlarında yayınlanmasını sağlayarak, şehit ve gazilerimize vefa borcumuzu ödemeye çalışıyoruz.

Sakarya Zaferi’nin 100. yılı ile ilgili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara Polatlı Dua Tepe’de 13 Eylül 2021 günü yaptığı konuşma ve törenler ile ilgili Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de yayımlanan Belgeselcinin Not Defteri köşemde yazdığım makalemde geniş yer verdiğim Anadolu Ajansı’nın bizimle yaptığı özel söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum.

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/giresun-alaylari-sakarya-meydan-muharebesine-3-ay-yuruyerek-ulasmis/1977598

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın video konferansla Haymana’da anıtını açtığı 42. Gönüllü Giresun Alayları Komutanı Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan ile ilgili 25 yıldır araştırma yapıp, belgesel çekiyoruz. İlk paneli, Halil Kütük Bey arkadaşımın başkanlığı döneminde Giresun Dernekler Birliği İstanbul’da düzenlemiş, bizde panele katılıp Üç Savaşta Bir Komutan Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan başlığı ile bir bildiri sunmuştuk.

Atatürk’ün kan gölü anlamına gelen Melhameyi Kübra dediği Sakarya Zaferi’nin kazanılmasında büyük başarı kazanan Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan adına devletimiz tarafından yapılan anıtın, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından açılması çok anlamlı ve önemli.

Tarihimizde çok sayıda subay şehit olduğu için Subaylar Savaşı olarak geçen, binlerce şehit verilen Sakarya Zaferi’nin 100. yılında anıtı açılan Hüseyin Avni Alparslan ile ilgili çektiğim belgeselin tanıtım sinevizyonunu sizlerle paylaşıyorum.

Hüseyin Avni Alparslan kimdir?

***

Anadolu Ajansı geçtiğimiz yıl özel haber yapmıştı

Anadolu Ajansı ile İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi’mizde, Sakarya Zaferi ve Gönüllü Giresun Alayları ile ilgili yaptığımız açıklamaya, ulusal basın geniş yer vermişti. Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de yer alan makalemi sizlerle paylaşıyorum.

Gebze Gazetesi’nde 22 Eylül 2019 tarihinde yer alan makalemiz

Türkiye mavi vatanını korumak için tüm gücü ile çalışırken Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan, Fransa’nın desteği ile Türkiye’ye kafa tutmaya, gazete müsveddeleri Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na hakarete yelteniyor. İnsanlık düşmanı, soy kırım ve sömürgeci Fransa kendine göre Türkiye’ye ayar vermeye çalışıyor. Yunanistan ve Fransa’ya Kurtuluş Savaşı tarihini bir kez daha hatırlatmalıyız.

13 Eylül’de 99. yıl dönümünü kutladığımız Sakarya Zaferi’nde yaşadıkları hezimeti Yunanlılara öğretmeliyiz.

Tarihin en önemli meydan muharebelerinden birisi olan Sakarya Meydan Muharebesi, devlet millet iş birliği ile başarılmış Türkiye Cumhuriyeti’nin ön sözüdür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Kuvayi Milliye ruhu ile kadını, erkeği, genci, yaşlısı ile Sakarya Zaferi 1921 yılında 23 Ağustos ve 13 Eylül tarihlerinde 99 yıl önce kazanılmış, 1683 yılında Viyana’da başlayan bozgun ve geri çekilme Haymana ve Polatlı’da durdurulmuştur.

Şehit ve gazi torunu olarak yıllardan beri gazeteci ve belgeselci olarak İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi http://www.iktav.com/ olarak zaferlerimiz ve şehitliklerle ilgili araştırmalar yapıyor, Devri Alem Belgesel TV Programı http://www.devrialem.tv/ olarak  hazırladığımız belgeselleri yayın ve telif  ücreti almadan Avrasya Gazeteciler Derneği olarak bir çok ulusal ve bölgesel TV kanalına kültür hizmeti olarak gönderiyoruz.

Yaptığımız araştırma ve çalışmaları internet ve sosyal medya ile kamuoyu ve araştırmacılarla paylaşıyoruz, www.sakaryazaferi.com bu konuda en önemli çalışmalarımızdan birisi.

Anadolu Ajansı’ndan Özel Haber

Sakarya Zaferi’nin 99. yıl dönümü ile ilgili Anadolu Ajansı İKTAV Merkezi’mizi ziyaret ederek, Sakarya Zaferi ve gönüllü alaylara ilgili bir haber yaptı. Haber kamuoyunda büyük ilgi gördü.

Anadolu Ajansı’nın haberini sizlerle paylaşıyoruz.

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/giresun-alaylari-sakarya-meydan-muharebesine-3-ay-yuruyerek-ulasmis/1977598

Gönüllü Alaylar Belgeselimiz

Ulusal Basının Geniş Yer Verdiği Haber

https://m.ensonhaber.com/tarih-haberleri/giresun-alaylari-sakarya-savasina-gitmek-icin-3-ay-yurumus

NTV’de Yayınlanan Haber

https://www.ntv.com.tr/video/turkiye/yunanlarin-ozel-birlik-zannetigi-giresun-gonullu-alaylari,FBJ3QgjUxUKyoNcdiVKkRg

Anadolu Ajansı’nın önceki gün bizimle yapıp ulusal basına servis ettiği haber metnini sizlerle paylaşıyorum.

Kocaeli (AA)

Araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni İsmail Kahraman, AA muhabirine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü Proje Destek Sistemi (PRODES) kapsamında Avrasya Gazete Radyo ve Televizyon Yayıncıları Derneği olarak “Tarihimi Öğreniyor, Tabiatı Seviyorum, Sakarya Meydan Muharebesinin Önemi, Şehitliklerin Gençlere Tanıtılması” projesini 3 yıl önce başarıyla tamamladıklarını söyledi.

Proje tamamlandıktan sonra da bu alanda çalışmayı sürdürdüklerini ifade eden Kahraman, pandemi önlemlerini alarak Ankara’nın Polatlı ve Haymana bölgelerinde incelemelerde bulunduğunu kaydetti.

Kahraman, Sakarya Meydan Muharebesi’nde zafer kazanılmasının 99. yılı olduğunu anımsatarak, “Devletimiz Sakarya Meydan Muharebesi’nin gerçekleştiği Polatlı, Haymana bölgesine büyük ilgi ve alaka gösterdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla 2014-2015 yılında bölge ‘tarihi milli park’ ilan edildi. 100 milyon liraya yakın yatırım yapıldı ve şehitlikler ortaya çıkarıldı, müzeler kuruldu. Sayın Cumhurbaşkanımız da 13 Eylül 2020’de teşrif edeceklerdi ancak pandemi dolayısıyla tören sade olarak gerçekleşti. Zaferin 100. yılı için ciddi hazırlıklar yapılıyor.” diye konuştu.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin tarihteki önemini ve zaferin imkansızlıklar içinde kazanıldığını belirten Kahraman, şöyle konuştu:

“Sakarya Meydan Muharebesi kadını, erkeği ve çocuğuyla tüm Anadolu insanının başarısıdır. Haymana Mangal Dağı bölgesinde araştırma yaparken gönüllü Giresun alaylarını tespit ettik. Giresun 1920-1921’li yıllarda Trabzon’a bağlı küçük bir ilçe durumunda. 2 gönüllü alay, 42. Gönüllü Giresun Alayı ve 47. Gönüllü Giresun Alayı 3 ay yürüyerek Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılıyor. Bölgenin Komutanı Fahrettin Altay Paşa, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya telgraf çeker Haymana Mangal Dağı’ndan ‘Cephe düşüyor, geri çekilmek zorundayız.’ der. Mustafa Kemal Paşa ‘Çekilmeyin, gönüllü alay geliyor, orada mücadele edecek.’ 42. Gönüllü Giresun Alayı Komutanı Hüseyin Avni Alparslan başkanlığında, 47. Gönüllü Giresun Alayı da Gazi Topal Osman Ağa başkanlığında bölgeye gelir. Cansiperane mücadele verilir. Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler kitabında da net anlatılır. Hüseyin Avni Alparslan 26 Ağustos-27 Ağustos’ta Haymana Mangal Dağı’nda yaralanır ve şehit olur.”

“Sakarya Meydan Muharebesi’ni her yönüyle gençlerin çok iyi bilmesi gerekir”

Haymana Mangal Dağı ve Polatlı bölgesinde çok sayıda Giresunlu şehidin olduğunu ifade eden Kahraman, Genelkurmay Başkanlığı kayıtlarında en çok şehidin verildiği ilin Giresun olarak geçtiğini söyledi.

Kahraman, 42. Gönüllü Giresun Alayı ve 47. Gönüllü Giresun Alayının 4 bin ila 6 bin arasında askerden oluştuğunu dile getirerek, “Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra hayatta kalan az sayıdaki gönüllü Giresunlu, Büyük Taarruz’a katılmak üzere Afyonkarahisar’a hareket eder. Afyonkarahisar’ın İscehisar Dede Sivri Tepesi’nde yine cephenin kazanılmasında büyük yararlılık göstermişlerdir. Bugün Afyonkarahisar’ın İscehisar Dede Sivri Tepesi’nde Gönüllü Giresun Alayları Şehitliği vardır. Her yıl ağustos ayında burada anmalar yapılır.” ifadesini kullandı.

Kahraman, muharebeye sadece gönüllü Giresun alaylarının gelmediğini belirterek, “Haymana Mangal Dağı düşerse Meclis Kayseri’ye taşınma kararı alınır. Kayseri Taş Mektep o zaman okuldur ve bu mektebin 60’a yakın öğrencisi de gönüllü olarak Sakarya Meydan Muharebesi’ne gelir. Taş Mektep o sene mezun vermez.” şeklinde konuştu.

Sakarya Meydan Muharebesi’ni her yönüyle gençlerin çok iyi bilmesi gerektiğini ifade eden Kahraman, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin verdiği mücadelenin Sakarya Meydan Muharebesi’nin dünya kamuoyuna anlatılması gerekliliğini gösterdiğini kaydetti. (Kaynak: Anadolu Ajansı)

 Evet, 45 yıldan beri gazeteci ve belgeselci olarak tarihe not düşüp, zamana noterlik yapmaya çalışıyorum. 17 yıl Gebze muhabirliğini yapmaktan onur duyduğum, gazeteci ve belgeselci olmamda çok önemli katkısı olan Anadolu Ajansı camiasına ve Kocaeli temsilciliğine teşekkür ediyorum. Ömrümüz oldukça, sağlığımız el verdikçe dünya coğrafyasında kültür, medeniyet ve zaferler tarihimizi hiçbir şey beklemeden araştırıp, belgeselleştirmeye devam edeceğiz.

Baki kalan gök kubbede hoş bir seda imiş. (www.gebzegazetesi.com /22 Eylül 2019)

Belgesel Tadında Amerika’da Devri Alem

Gazetecilik ve belgeselcilik, tarihe not düşmektir. Ulusal ve bölgesel birçok TV kanalında yayınlanan Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv  olarak kendi imkanlarımız ile 2014 yılında ABD’de araştırma yapıp, belgeseller çekip, uzun bir araştırma yazısı hazırlayarak Gebze Gazetesi’nde Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yayınlamıştım. Belgesel ve yazılarımız büyük ilgi görmüştü.

Türkevi açılışı dolayısı ile ABD’de yıllar önce çektiğim belgeseli sizlerle paylaşırken, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ABD’de Türkevi açılışında yaptığı konuşmanın  www.gebzegazetesi.com’da yayınladığımız canlı yayın linkini sizlerle paylaşıyorum.

ABD’de Türkevi 

Amerika New York’ta 20 Eylül 2021 günü Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından açılışı gerçekleşen, Birleşmiş Milletler binasına çok yakın Türkevi binası ile ilgili Cumhurbaşkanının verdiği mesajda “…Taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolü olan yeni Türkevi binamızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkevi’nin kapıları herkese açık olacaktır…” ifadeleri yer aldı.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Türkevi açılışında yaptığı konuşmanın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/130576/-turkevi-binamiz-birlesmis-milletlere-cok-tarafliliga-adalete-ve-barisa-olan-inancimizin-da-bir-semboludur-

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ABD’deki Türkevi açılışında yaptığı konuşmanın bir bölümünü bu günkü makalemde sizlerle paylaşmak istiyorum.

***

“NEW YORK’UN SİLÜETİNE TARİHÎ VE GELENEKSEL MİMARİMİZİN GÜZELLİKLERİNİ VE ZARAFETİNİ YANSITIYORUZ”

Bugün, haklı bir gurur yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gururluyuz; çünkü devletimize, milletimize kalıcı bir eser daha kazandırıyoruz. Gururluyuz; çünkü bu eserle New York’un siluetine tarihî ve geleneksel mimarimizin güzelliklerini ve zarafetini yansıtıyoruz. Gururluyuz; çünkü mimarlarımızın, mühendislerimizin, işçi kardeşlerimizin alın teriyle muhteşem bir eserin inşasını tamamladık” dedi.

Bu göz kamaştırıcı binanın inşasında kullanılan malzeme ve tefrişat unsurlarının büyük ölçüde Türkiye’den getirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimarinin ve mühendisliğin en son imkânlarının kullanıldığı binamızın tasarımı, iklim değişikliğini konuştuğumuz şu dönemde, çevreye duyarlılık esasına göre yapıldı. Böylece, ortaya Türkiye’nin büyüklüğünü, birikimini ve artan gücünü yansıtan bir başyapıt çıktı” şeklinde konuştu.

Türkevi binasının bugünkü konumuna gelmesinde birçok ismin payı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Binamız, Dışişleri eski Bakanlarımızdan merhum İhsan Sabri Çağlayangil tarafından devletimize kazandırılan arsa üzerinde yükseldi. 1977-2013 yılları arasındaki ilk hizmet döneminin ardından binamızı yenilemeye karar verdik. Kültürümüzde müstesna bir yere sahip laleden ilham alınarak, Selçuklu motifleri gibi geleneksel öğelerle bezenerek tasarlanan yeni mimarisiyle Türkevi’ne bugün tekrar kavuştuk.”

“TÜRKİYE, ULUSLARARASI BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN TESİSİ İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALARA AKTİF KATKI SAĞLIYOR”

Türkevi’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki daimi temsilciliğine ve New York Başkonsolosluğuna ev sahipliği yapacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti New York Temsilciliği’nin de Türkevi’nde faaliyet göstereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında bu denli önemli bir eseri hayata geçirmemiz ayrı bir anlam taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden biri olarak uluslararası barışın ve güvenliğin tesisi için gösterilen çabalara aktif katkı sağlıyor. Uluslararası misyonlarda üstlendiğimiz sorumlulukları başarıyla yerine getirdik, getiriyoruz. Küresel sorunların çok taraflılık temelinde çözülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. ‘Dünya beşten büyüktür” diyerek daha adil bir küresel düzeni savunuyoruz. Girişimci ve insani dış politikamızla, uluslararası alanda etkin roller üstlenerek, milyonlarca mazlum göçmene kapılarımızı açarak, daha adil bir sistem tahayyülünün hayata geçirilmesi için çaba harcıyoruz. Türkevi binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik.” şeklinde konuştu.

(Kaynak: Cumhurbaşkanlığı internet sayfası)

Esenboğa Hava Limanı’nın İlginç Hikayesi

Ankara’nın en güzel yanı İstanbul’a dönmek…

Bu söz ne zaman söylendi bilmem. Ankara’dan İstanbul’a dönerken uçağa bindiğimiz Çubuk bölgesindeki Esenboğa Hava Limanı’na geldiğimde ünlü yazarlarımızdan Münevver Ayaşlı’nın 1982 yılında, 41 yıl önce okuduğum İstanbul hatıralarını anlatan İstanbul’un eski adı (Der Saadet ) kitabında Esenboğa ve Çubuk bölgesinin, eşinin babasına ait yerler olduğunu, bu yerlerin zorla devlet tarafından kamulaştırıldığını ve hava limanı yapıldığını, Esenboğa’nın sisinin eksik olmadığını, uçakların buraya güçlükle indiğini, geçmişte burada uçak kazalarının yaşandığını okumuştum.

Esenboğa adı Timur ve Yıldırım Beyazıt arasında yapılan ünlü Ankara Savaşlarına sahne olmuş, Esenboğa adı Timur’un komutanlarından birisinin adı. Gebze Gazetesi’nde www.gebzegazetesi.com da Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=2917&t=makale

Daha önce Ankara ve Çubuk bölgesi ile ilgili www.gebzegazetesi.com da yıllar önce yazdığım makaleyi, Güncel Ankara adlı bir haber sitesi alıntı yaparak yayınlamış, sizlerle paylaşıyorum.

Son Ankara seyahatimde Esenboğa’ya uçağımız inerken ve kalkarken sisli ve puslu bir hava vardı. Hava limanına, ilk kez sis yüzünden kalkış tarafından iniş yaptık.

Osmanlı’nın ünlü paşalarından Sadullah Paşanın gelini olan Münevver Ayaşlı, Osmanlı’nın son yılları ve Cumhuriyet’in ilk yılların ile ilgili yazdığı hatıra kitapları ile tanınmış bir isim.

Esenboğa Hava Limanı’nda her zaman rötar yapmayı gelenek haline getiren, zamanında kalkmayan Pegasus uçağını beklerken fırsattan istifade zamanı değerlendireyim dedim. Münevver Ayaşlı’nın özgeçmişi, kayınpeder ve baba tarafından dışişleri mensubu olan ailesi ile ilgili geniş bir araştırma yaptım. İşte Münnever Ayaşlı’nın ailesi;

Münnever Ayaşlı Kimdir

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/M%C3%BCnevver_Aya%C5%9Fl%C4%B1

Çubuk ve Esenboğa arazilerinin sahibi Münnever Ayaşlı’nın Kayınpederi Sadullah Paşa kimdir?

https://tr.m.wikipedia.org/wiki/Sadullah_Pa%C5%9Fa

 Sadullah Paşa ve Münnever Ayaşlı ile ilgili bir başka makale ve bakış açısı;

https://www.birgun.net/amp/haber/bahtsiz-pasanin-bahtsiz-torunu-19815

Ankara’dan İstanbul’a dönerken gecikmeli kalkan Pegasus uçağını benim gibi perişan, yorgun argın beklemek zorunda kalırsanız, araştırma yapıp okuyun, çok şey öğreneceksiniz.

İşte Esenboğa Hava Limanı’nın ilginç hikayesi

Araştırması benden, okuyup yorum yapmak sizden. Sadece Ankara’dan değil, İstanbul ve Gebze’nin en iyi tarafı eve dönmek.

Evlerimizin, ailemizin, çocuklarımız, akraba, dost ve arkadaşlarımızın kıymetini bilelim.

Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonu kongresinde çok sayıda arkadaş ve dost tanıdım.

AVKON Konfederasyonu Kültür ve Sanat Çalışmalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçildim.

İnşallah başarılı hizmetler yaparız…

Ankara’daki çalışmalarımı tamamlayıp Ankara Çubuk bölgesinde bulunan Esenboğa Hava Limanı’ndan İstanbul’a doğru yola çıkarken, sizleri Esenboğa bölgesinde 620 yıl önce yapılan Çubuk Meydan Muharebesi ile ilgili İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi www.iktav.com  olarak yaptığınız araştırma ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Birlikte okuyalım…

***

ANKARA ÇUBUK MEYDAN MUHAREBESİ, YILDIRIM VE TİMUR HANLAR

Tarihler 28 Temmuz 1402. Çubuk’ta yaşanan meydan muhaberesi devletler tarihimizin en acı olayıdır. Büyük imparatorluklar kurmuş iki yiğit ve kahraman devlet adamı, İmparator ve komutan Yıldırım Han ile Timur Han Çubuk Ovası’nda karşılaşırlar. On binlerce şehit verilir ve tarihimizin sonbaharı yaşanır.

Yıldırım Beyazıt Han esir olur, Osmanlı Devleti’nde Fetret Devri başlar. Ankara-Çubuk Meydan Muharebesi Türk tarihinin kader anıdır. Çubuk savaşlarıyla ilgili bugüne kadar ciddi ve objektif bir araştırma tam olarak yapılamadı. Timur Han’ı Osmanlı tarihçileri alaya almak için aksak Timur anlamına gelen Timurlenk dedi. Aslında Timur’da Yıldırım gibi büyük bir devlet adamıydı. Aslında tarihi yargılamadan, haksız-haklı aramadan Çubuk Savaşını araştırıp gelecek kuşaklara aktararak tarihten ders ve ibret almalıyız.

Acaba Esenboğa havalimanı üzerinden Ankara’ya gidip gelenler, Esenboğa’nın bir Türk komutanının adı olduğunu, Çubuk isminin Selçuklu Komutanı’nın unvanı olduğunu kaç kişi biliyor. Devr- i Alem Belgesel TV ekibi olarak Çubuk Savaşlarıyla ilgili ilk kez araştırma yapmak üzere, Temmuz 2006 tarihinde Çubuk’a gitmiştik. Melikşah köyünden Çubuk Ovalarını seyredip, savaşların yapıldığı alanları Devr-i Alem kamerası ve fotoğraf makinası ile tarihe not düşüp, zamana noterlik yapmıştık. Çubuk ovalarını seyrederken, Beyazıt-ı Veli olarak da bilinen Yıldırım Beyazıt Han’ın Rumeli, Tuna boyları, Arnavutluk, Yunanistan ve Mora Yarımada da yazdığı muhteşem zaferler ve fetih destanını hatırlarken, Alim ve evliyalar saygı ve sevgisi ile bilinen Timur Han’ın Türk İslam medeniyetinin Asya’da birliğini sağlamak için Hindistan, Afganistan, Pakistan, Maveraünnehir, Çin, Moğolistan, Hazar ve Karadeniz’in karşı tarafı Kafkaslar, Basra ve Bağdat’a kadar geldiğini düşünüyoruz. İslam’ın bayraktarlığını yapan bu iki önemli komutan ve devlet adamını fethettikleri coğrafya ve bölgeleri gezip görmekten ve tanıyıp bilmekten aciziz. Devri Alem Belgesel Programı yapım ekibi olarak, gerek Yıldırım Beyazıt Han ve gerekse Emir Timur Han’ın fethettiği Türk İslam medeniyeti coğrafyasının muhteşem eser ve izlerinin bulunduğu kültür coğrafyamızı gezerek, Devr-i Alem belgeselleri ile TV ekranlarına getiriyoruz. Bu uğurda zorluk ve zahmetlere boyun eğmeden Türk-İslam dünyası ve Osmanlı coğrafyasında 70’ten fazla devleti gezerek kültür ve medeniyet tarihimizi belgeselleştirip tarihe not düşüp zamana noterlik yapmaya devam ediyoruz. Bugün biz belgeselcilere ve araştırmacılara düşen görev, tarihi ve tarihi şahsiyetleri yargılamadan, haklı haksız aramadan Allah resulü S.A.V’in buyurduğu gibi ‘Olan da hayır vardır.’ sözünü hatırlayarak yaşanan ve yapılan acı olaydan hayır murat etmeli, her iki komutan ve Çubuk şehitlerini hayır ve şükranla yad etmeliyiz. Çubuk Savaşı’ndan, Yıldırım ve Timur Han’dan alacağımız çok ders ve ibret olduğunu düşünüyorum.

AVKON’dan Sakarya Zaferi Şehitlerine Ziyaret

AVKON, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası Sakarya Zaferi Şehitliklerini ilk ziyaret eden gazeteci meslek kuruluşu oldu.

Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonu Yönetim Kurulu, Sakarya Meydan Muharebesi Şehitliklerini ziyaret ederek, Tanıtım Müzesini ve Dua Tepeyi ziyaret etti.

AVKON olarak ilk genel kurulumuzdan sonra ziyaret ettiğimiz Sakarya Meydan Muharebesi Şehitlikleri, zaferler tarihimiz açısından çok önemli.

Bizleri Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park Müdürü Ömer Aygül ile Müdür Yardımcısı Mehtap Erdoğan, Kartal Tepe’deki Mehmetçik Anıtı ve Tanıtım Merkezini gezdirip bilgi verdiler. Ömer Aygül şehitlik Tanıtım Merkezinin açılış töreninden sonra ilk gelen ziyaretçi ve gazeteci gurubu olduğumuzu açıkladı ve AVKON olarak fidan dikip, ziyaretçi merkezini gezerek belgesel izledik.

Sakarya Zaferi ile ilgili uzun zamandan beri Avrasya Gazeteciler Derneği olarak yaptığımız araştırmaların linkini AVKON üyeleri ile www.sakaryazaferi.com da paylaştık.

Frigya uygarlığının başkenti Kral Midas Müzesi ve Yassıhüyük ile Gordion kenti de Polatlı’da bulunmakta.

Gordion’un Düğümü Sakarya Meydan Muharebesi Belgeselimiz

Konfederasyon olarak Sakarya Zaferi’nin 100. yılı ile ilgili 81 ilimizde Sakarya Zaferi Şehitler Parkı yapma kampanyası konusunda ön görüşme yaptık.

AVKON üyeleri, Polatlı Tarihi Araştırmalar Merkezini ziyaret edip, POTA rehberinden bilgi alıp Sakarya Zaferi ile ilgili devlet töreni düzenlenen Dua Tepe Şehitler Anıtını ziyaret ettik.

Avrasya İletişim ve Konfederasyonu tarafından yapılan basın açıklamasını sizlerle paylaşıyorum.

***

AVKON’UN İLK ZİYARETİ

AVKON, Sakarya Meydan Muharebesinin 100. yılı anısına müze ve şehitlikleri ziyaret edip, fidan dikti.

AVKON Yönetimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi’ni açtıktan sonra Polatlı’ya ziyaret gerçekleştiren ilk heyet oldu.

Avrasya Medya İletişim Konfederasyonu (AVKON) Genel Başkanı Şakir Gürel ve Yönetim Kurulu Üyeleri, ilk ziyaretini Polatlı İlçesi’nde bulunan Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi ile Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi (POTA)’ne yaptı.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yıldönümü nedeniyle gerçekleştirilen ziyarette AVKON Yönetimi ilk olarak, Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi’ni ziyaret etti. Merkez hakkında görevlilerden bilgi alan heyet, başta Sakarya Meydan Muharebesi’nde verilen mücadelenin ve Türk Tarihi’ne yön veren dönemlerin tasvirlerini inceledi.

Müze ziyaretinde ayrıca AVKON Yönetim Kurulu, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. Yıldönümü anısına tanıtım merkezi önüne fidan dikti.

Heyetin bir sonraki durağı Polatlı Tarihi Alanlar Tanıtım Merkezi (POTA) oldu. Burada Sakarya Meydan Muharebesi’nde kullanılan mühimmat ve silahları inceleyen heyet, o dönemde yaşanan sıkıntılara ve zorluklara rağmen kazanılan Zaferin şahidi oldu.

Ziyarete ilişkin bir açıklama yapan AVKON Genel Başkanı Şakir Gürel, “Konfederasyonumuzun kuruluşu ve 1. Olağan genel kurulu, Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yıldönümünde gerçekleşti. Atatürk’ün tabiriyle “Melhame-i Kübra” (Kanlı Büyük Savaş) olarak nitelendirilen Sakarya Meydan Muharebesi’nde şehit olan kahramanlarımızı minnet, şükran ve dua ile yadettik. Zafer’in 100. yıldönümü anısına diktiğimiz fidanları büyüterek, her yıl düzenli ziyaretlerimizle Kahramanlarımızı yadetmeye devam edeceğiz” dedi.

Ziyarette AVKON Genel Başkanı Şakir Gürel’in yanı sıra AVKON delegedi gazeteciler ile AVKON Kurucu Federasyonlarının temsilcileri İMEF Genel Başkan Vekili Nizamettin Bilici, TDGF Kurucu Genel Başkan Vekili İsmail Kahraman ve DİMEF Genel Başkanı Bahtiyar Kahveci de hazır bulundular.

 AVRASYA MEDYA VE İLETİŞİM KONFEDERASYONU (AVKON) KURULDU

Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonu AVKON 1. Olağan Genel Kurulu, Ankara Kent Konseyi Türkistan salonunda yapıldı. Divan Başkanlığını Yaşar Ateşsoy’un yaptığı genel kurulda, Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonunun da kurucusu olduğu Konfederasyonun Genel Başkanlığına TİMEF Genel Başkanı Şakir Gürel oy birliği ile seçildi. Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Menderes Demir Genel Sekreter olarak seçildi.

Bize de Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu adına Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonunun Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçildik.

Sosyal medya yasasının tartışıldığı bu günlerde AVKON’un kurulup, genel kurulunu yapması önemli.

Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonuna başarılar diliyor, yeni seçilen yönetimi kutluyoruz.

Avrasya Medya ve İletişim Konfederasyonunun, Türk medyasına yeni bir heyecan ve hareket getireceğine inanıp güvendiğim için bu ekiple birlikte olduk.

Yönetim kurulu toplantısında da AVKON Konfederasyonunun Kültür ve Sanat Çalışmalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçildim.

AVKON tarafından yapılan basın açıklamasını sizlerle paylaşıyorum;

AVKON 1. Olağan Genel Kurulunda seçilen yeni yönetim kurulu ilk toplantısını yaparak görev bölümü yaptı.

Avrasya Medya İletişim Konfederasyonu (AVKON) kuruluşunu tamamlamasının ardından 1. Olağan genel kurulunu Başkent’te gerçekleştirdi. Kongreye Anadolu’nun dört bir yanından Gazeteciler Cemiyeti Başkanlarından oluşan medya mensupları ve delegeler katıldı.

Ankara Kent Konseyi Türkistan Salonu’nda gerçekleştirilen TİMEF, DİMEF, İMEF ve TDGF’nin kurucusu olduğu AVKON’un genel kurulu saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Divan Başkanlığını Yaşar Ateşsoy, Divan Başkan Vekilliğini Mehmet Dalgıç, katip üyeliklerini Ceyhun Özer ve Umut Demiröz’ün yaptığı genel kurulda, gündemdeki maddeler görüşüldü ve oylanarak karara bağlandı.

Tek listenin sunulduğu kongrede TİMEF Genel Başkanı Şakir Gürel oy birliğiyle AVKON’un da Genel Başkanı seçildi. Genel Başkan Vekilliğine Dr. Süleyman Basa, Genel Sekreterliğe Menderes Demir, Genel Muhasipliğe Bahtiyar Kahveci, Genel Başkan Yardımcılıklarına Utku Demiröz, Nizamettin Bilici, Mehmet Yazıcı, İsmail Kahraman, Hasan Eraslan, Hüseyin Kömür, Muradiye Ergin, Erdoğan Erdoğdu, Adnan Onay, Doğan Deniz ve Hasan Özdemir getirildi.

AVKON Denetleme Kurulu Başkanlığına Cüneyd Altıparmak, üyeliklere Şerife Türkeş, Şahin Özer, Ersin Bebek ve Mehmet Dalgıç seçilirken, Disiplin Kurulu Başkanlığına Rahmi Vardı, üyeliklerine ise Alihan Erbaş, Dursun Tanrıkulu, Bahri Çolpan ve Cemal İncesoy seçildiler.

Genel Kurulda oylamadan sonra AVKON Kurucusu Federasyon Genel Başkanları İMEF’ten Dr. Süleman Basa, DİMEF’ten Bahtiyar Kahveci, TDGF’den Menderes Demir birer teşekkür konuşması yaptı.

“İlk Hedefimiz Medya Meslek Odası”

Genel kurulda bir konuşma yapan AVKON Genel Başkanı Şakir Gürel, kendisine ve listesine gösterilen güven ve teveccühe layık olmaya çalışacaklarını belirterek delegelere teşekkür etti.

AVKON ile Türk Medyası’nın yeniden şekilleneceğini belirten Gürel, “İktidardan, siyasetten, çeşitli güç çevrelerinden bağımsızlık ve özgürlük elde edeceğini düşünenler Türk Medyası’nın bugün içinde bulunduğu durumdan sorumludur. Türk Medyası’nın özgürlüğü ve bağımsızlığını sağlayacak olan medyanın kendi dinamikleridir. Biz bu dinamikleri harekete geçirmek için AVKON’u kurduk. Türk Medyası’nın temsilcileri Samsun’da Emlakçılar Odası’nda, Bursa’da Elektronikçiler Odasında, Ordu’da Madeni Sanatkarlar Odasında, Türkiye’nin bilmem hangi ilinde hiç alakasız bilmem hangi odanın üyesi olmak zorunda bırakılmışsa ve hala bir medya meslek odası kurulmuyor, kurdurulmuyor, kuranlar kurduranlar bir şekilde engelleniyorsa, makamı-mevkii, sıfatı-ünvanı her ne olursa olsun sektöre ve meslektaşlarımıza iyilik etmiyor, zarar veriyorlar. AVKON olarak tüm medya STK’ları ile işbirliği, birlik-beraberlik ve dayanışma içerisinde Türk Medyası’nı Medya Meslek Odası’na kavuşturmak ilk hedefimizdir” dedi.

Kongrenin Ardından İlk Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı

Genel kurulun ardından gerçekleştirilen ilk Yönetim Kurulu toplantısında görev dağılımı yapıldı. Genel Başkan Şakir Gürel, Genel Başkan Vekili Dr. Süleyman Basa, Genel Sekreter Menderes Demir’in ünvanlı olarak seçildikleri ve katıldıkları Yönetim Kurulu toplantısında Genel Muhasipliğe Nizamettin Bilici getirilirken diğer 11 yönetim kurulu üyesi Genel Başkan Yardımcısı ünvanı ile ilgi alanlarına göre sorumluluk üstlendiler.

Zaferler Tarihimizin Nehri Sakarya!

Bugünkü makaleme Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü şiiriyle başlamak istiyorum.

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

Necip Fazıl Kısakürek

SAKARYA NEHRİ’NDEN KURULUŞ VE KURTULUŞ TARİHİMİZ AKAR

Sakarya Nehri’ni, Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü’yle tanırız. Bir de Kurtuluş Savaşı’mızın en önemli dönüş noktası olan, Sakarya Meydan Muharebesi ile hatırlarız.

Sakarya Nehri, aslında Selçuklu tarihinde Osmanlı’nın kuruluş yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli kilometre taşı olmuş, zaferler tarihimizde adını Sakarya Meydan Muharebesi ile altın harflerle yazdırmış bir nehir.

Sakarya’dan sadece su akmaz. Yazımın başında da vurguladığım gibi Sakarya’dan kuruluş ve kurtuluş tarihimiz akar. Sakarya Nehri bilinmeden, Sakarya Havzası gezilmeden, Sakarya Nehri’nin doğduğu dağlar, yaylalar, ovalar gezilmeden kuruluş ve kurtuluş tarihimiz anlaşılmaz.

30 yıl önce genç bir gazeteci olarak, Eskişehir Çifteler’de Sakarya Nehri’nin kaynağını görüp kana kana su içtiğimde Sakarya Nehri’ne âşık olmuştum.

30 yıldır Sakarya Nehri’nin bütün kollarını, doğduğu yerleri, Sakarya Nehri Havzası’nda yaşanan tarihi, yerinde araştırıp belgeselleştirmeye çalışıyorum. 3 ay önce Sakarya Nehri’nin doğduğu Sakarya Meydan Muharebelerinin yaşandığı Ankara’nın Haymana ve Polatlı ilçelerinde araştırma yapıp, belgesel çekmiştim. Bayramın 3. günü, Afyon bölgesine giderek yine Sakarya Nehri Havzası’ndaki Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebelerinin yapıldığı mekânı, Afyon, Kütahya ve Eskişehir bölgelerinde belgeseller çekip araştırma yapma imkânım oldu. Bir kez daha gördüm ve anladım ki Sakarya Nehri’nden bir kuruluş ve kurtuluş tarihi akmakta ve bu savaşlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluş tarihine beşiklik etmiştir. Ayrıca, Osmanlı Devleti de yine, Sakarya Nehri Havzası’ndaki Eskişehir ve Bilecik bölgesinde kurulmuştur. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü şiirini yazmasında Sakarya Nehri ilham kaynağı olmuştur.

Sakarya Nehri’ne sahip çıkmak, kuruluş ve kurtuluş tarihimize sahip çıkmaktır. Kültür ve medeniyet coğrafyası bilinmeden, tarih anlaşılmaz. Tarihi coğrafyamızda ırmakların, nehirlerin, dağ ve ovaların ayrı bir anlamı vardır.

Dünya coğrafyasını gezdiğimizde, her medeniyetin kültür ve tarihinin sindiği ırmaklar, dağlar, yaylalar çıkar karşınıza. Ünlü şair ve düşünür Yahya Kemal Beyatlı, “Türkün gönlünde dağ varsa balkan, nehir varsa Tuna’dır” diyerek bizlere coğrafyamızın hakikatini yansıtmaktadır. Osmanlı coğrafyasının sınır çizgisini tarihçiler, Nil Nehri’nden Tuna nehrine diye tanımlarlar. Tuna Nehri’nin Osmanlı tarihindeki yeri çok farklıdır. Bu konuda ilginç ve ayrıntılı bilgilere ulaşmak isteyen meraklı okurlarım, hazırlamış olduğum ”TUNADAN BİR TARİH AKAR” kitap ve belgeselle Tuna Nehri’nin gördüğü Almanya’dan, Karadeniz’e döküldüğü Ukrayna’ya kadar birçok coğrafyanın bilgisini elde edebilirler.

www.devrialem.tv ve www.iktav.com sitemizden belgeselimizi izleyebilir ve kitabımızın ayrıntılı bilgilerini buradan okuyabilirsiniz.

Belediye Başkanları Başarılı Mı?

Zaman hızla geçiyor, erken genel seçimin tartışıldığı bu dönemde, yerel seçimler üzerinden yıllar geçti. Başkanlar üçüncü yılına girdiler.

46 yıllık gazeteci ve belgeselci olarak, bana göre en zor meslek insan idare etmek. Belediye başkanlarının işi gerçekten çok zor. İnsanları idare etmek, mutlu etmek ve hizmet yapmak gerçekten çok zor.

Birçok belediye başkanı tanıdım, birçoğunun anılarını dinlediğimde de şaşırdım.

Belediye başkanlığı gerçekten ömür törpüsü, keşke tüm belediye başkanlarımız hatıralarını yazıp, geleceğe bilgi, belge bırakıp, deneyimlerini gelecek başkanlarla paylaşsalar.

Kocaeli siyasetinin duayen ismi, geçmiş dönem Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ile başkanlığa veda ederken yaptığımız söyleşide hatıralarınızı yazdınız mı? soruma keşke yazsaydım diyerek, hayatında ilk kez keşke dediğini söylemişti. Bende kendisine şimdiden itibaren yazın demiştim. Bana göre bütün siyasiler hatıralarını yazmalıdır,  tıpkı Kemal Sunal’ın Deli Kaymakam filmindeki hatıralarını yazdığı gibi.

Kocaeli Halkı Mutlu mu?

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, başkanlık seçim sloganında amacımız Kocaeli halkını mutlu etmek sloganı ile yola çıktı.

‘Mutlu Şehir Kocaeli’ sözü çok güzel, mutluluk çok önemli. Herkes mutlu olmak için çalışıyor ancak insanlara sorduğunuzda hayatlarından memnun değil, mutsuzlar.

Herkesin beklentisi çok yüksek. Hiç kimse kendinden daha aşağıya bakmıyor. Hiç kimse elindeki ile yetinmiyor. Gözümüzü hırs bürümüş. En acısı, insanlar üretmeden kazanmak, çalışmadan geçinmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Her şeyi devletten bekliyoruz.

Böyle bir ortamda mutlu insan bulmak çok zor. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Bey, gerçekten kendine çok zor bir hedef koymuş.

Geçtiğimiz günlerde Gebze’de yaptığı konuşmada yine mutluluktan söz etti. Sayın Başkanın konuşmasından kısa not özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

VATANDAŞIMIZI MUTLU ETMEK İÇİN ELİMİZDEN GELENİ YAPACAĞIZ

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın Gebze Belediyesi tarafından açılan Güzide Sosyal Tesislerinin açılış töreninde yaptığı konuşmada Gebze Hünkar Çayırı ve Kışla Millet Bahçesi ile ilgili önemli bir konuşma yaptı. Başkan Büyükakın, ‘Kocaeli halkını mutlu etmeyi hedefliyoruz.’ Dedi.

Başkan Büyükakın’ın açıklamalarında şunları söyledi;

“…Öncelikle sizlerle böyle güzel bir mekanın açılışında bir arada olmak keyif aldığımı belirtmek isterim. Gebze tarihiyle çok güzel bir yer, her geçen gün Gebze’mizin daha da güzelleşmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Hem ilçe belediyemiz hem de büyükşehir belediyemiz Gebze’nin her tarafında çalışmalarını sürdürüyor. Bu tür mekanlar özellikle sosyal yaşamın güzelleşmesi için önem arz ediyor.  Geçtiğimiz günlerde burada parkta oturan emeklilerimizin de çay içmek için bir yer isteği olmuştu. İnşallah Zinnur Başkanımız da çok yakın bir sürede o hizmeti bu parkın içinde gerçekleştirecek. Gebzeli hemşerilerimize hizmet üretmeye vatandaşımızın azami derecede mutlu olması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

ŞEHRİN HER NOKTASINA DOKUNMAYA ÇALIŞIYORUZ

Metro inşaatımız sesleri duyuyorsunuz hızlı bir şekilde devam ediyor. İnşallah 2023 yılında Gebze ve OSB arası hizmete alınmış olacak. Metro bittiğinde günde 55 bin araç trafikten çekilmiş olacak. Büyük bir heyecanla takip ettiğimiz bir başka projemiz de Hünkar Çayırı mevki. Burayla ilgili çalışmalarda tamamlandığında tarihi dokusuyla Gebze’ye renk katan bir yer halini alacak. Bunun yanında Ballı Kayaları çalışıyoruz, trafikle ilgili cadde düzenlemeleri yapıyoruz. Yani gece gündüz demeden bu şehrin her noktasına dokunmaya çalışıyoruz. Tek amacımız sizlerden aldığımız emaneti en iyi şekilde hizmete dönüştürmek sizlere daha iyi hizmet edebilmek. Bu Güzide merkezimizin Gebze’mize hayırlı olmasını diliyor ve emeği geçenleri tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

*** 

İnsan Nasıl Mutlu Olur?

Dünyada en zor meslek, insan idare etmek ve insanı mutlu etmektir.

Sayın Başkanında ifade ettiği gibi 81 ilin bir yansıması olan kozmopolit bir Kocaeli’yi yönetmek ve insanlarını mutlu etmek çok daha zor.

Kocaeli’de yaşayan 2 milyona yakın insanın farklı istek ve beklentileri var.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ilk akademisyen, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde yetişmiş, vali olarak devlet tecrübesi yaşamış ve daha sonra çalıştığı belediyesine seçilmiş bir yönetici.

Kocaeli halkının, doğal olarak Başkan Büyükakın’dan büyük hizmet beklentisi var.

Tahir Başkan’ın gerçekten işi zor. Tahir Bey’in başarısı Kocaeli’nin başarısı olacak. İstek ve arzumuz, Sayın Başkanın başarılı olması ve insanları mutlu etmesi.

Belediye başkanları 2,5 yılı tamamladı, son yarı dönemlerine girdiler.

Başkanlar, başarılı olup olmadıklarını analiz edip, öz eleştiri yapmalı.

Zaman hızla geçiyor…

Göz açıp kapayıncaya kadar 5 yıl biter.

***

Hünkar Çayırı Güreşleri, Fatih Bilim ve Teknoloji Festivaline dönmeli.

Gebze Belediyesi’nin düzenlediği 26. Geleneksel Hünkar Çayırı Yağlı Güreşleri 18 Eylül Cumartesi günü saat 10:00’da Fatih’in Otağı Hünkar Çayırı’nda düzenlenecek.

Gebze Belediyesi bize de davetiye gönderdi.

Hünkar Çayırı’ndaki pehlivanlık güreşlerinin kapsamı genişletilmeli. Güreşler kapsamında bilim ve teknoloji etkinlikleri de düzenlenmeli.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın bilim, teknoloji, edebiyat ve sanattaki hayatı, güreşler kapsamında ön plana çıkartılıp, Fatih’in hayatı gençlere rol model olarak anlatılmalı.

Birçok TV kanalında yayınlanan Devri Alem Belgesel programı www.devrialem.tv olarak hazırladığımız Fatih’in Gençlere Rol Model Hayatı belgeselimizin linkini sizlerle paylaşıyorum.

Hünkar Çayırı Güreşleri ile ilgili Gebze Belediyesi tarafından yapılan açıklamayı sizlerle paylaşıyorum;

Gebze Belediyesi’nin gelenekselleşen Hünkar Çayırı Yağlı Güreşleri bu yıl da Kırkpınar’ın başpehlivanlarını ağırlayacak. 18 Eylül Cumartesi günü 10:00’da başlayacak müsabakalarda başpehlivanlar şampiyonluk için kıran kırana mücadele edecek. Bu yılki Hünkar Çayırı Yağlı Güreşleri’ne güreş severlerin yakından tanıdığı başpehlivanlar Ali Gürbüz, Fatih Atlı, Recep Kara, Şaban Yılmaz, İsmail Koç, Faruk Akkoyun ve Orhan Okulu katılacak. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz tüm Gebzelileri Hünkar Çayırında gerçekleşecek Hünkar Çayırı Yağlı Güreşleri’ndeki kıran kırana geçecek mücadeleleri izlemeye davet etti.

Sakarya Zaferi Şehitlerine Devlet Vefası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Polatlı Dua Tepe’de tarihi bir konuşma yaptı. Bu konuşma ile ilk kez Sakarya Zaferi törenlerine cumhurbaşkanı katılmış oldu.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yılında şehit ve gaziler, devlet töreni ile anıldı.  Törenlere ilk kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’da katıldı.

Sakarya Zaferi Neden Önemli?

Polatlı ve Haymana topraklarında çok geniş bir alanda yapılmıştı. Zaferler tarihimizin en uzun süreli ve en geniş alanda yapılan meydan muharebelerinden birisi olan Sakarya Meydan Muharebesi, 22 gün 22 gece sürmüştü.

Avrasya Gazeteciler Derneği www.avrasyagazetecilerdernegi.com  olarak İçişleri Bakanlığı STK Genel Müdürlüğü ile 4 yıl önce yaptığımız sosyal sorumluluk projesi www.sakaryazaferi.com ve Gordion’un Düğümü Sakarya Meydan Muharebesi belgeselimizi sizlerle paylaşıyoruz.

Dua Tepe’de Devlet Töreni

Sakarya Zaferi’nin 13 Eylül 1921 günü ilan edildiği Ankara Polatlı Dua Tepe’deki törenlere katılan Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın yaptığı konuşmaların linklerini sizlerle paylaşıyoruz.

Törende yapılan konuşmanın videosu

Konuşma Metni

https://www.tccb.gov.tr/konusmalar/353/130478/sakarya-zaferi-nin-100-yili-kutlama-programi-nda-yaptiklari-konusma

Anadolu Ajansı Haberi

https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/cumhurbaskani-erdogan-sakarya-zaferinin-100-yil-donumu-kutlama-programina-katildi

Sakarya Zaferi Tanıtım Merkezi ile Haymana’da 42. Gönüllü Giresun Alayı Komutanı Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Anıtı, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından açıldı.

Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü kültür hizmeti olarak hazırladığımız Tarihin Dönüm Noktası Sakarya Meydan Muharebesi belgeselinin linkini sizlerle paylaşıyorum.

Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan ile ilgili Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv olarak hazırladığımız belgeselin tanıtım fragmanını sizlerle paylaşıyorum.

Sakarya Zaferi’nin 100. yıldönümü ile ilgili bugün sosyal medya sayfamda yaptığım paylaşımlar.

***

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Sakarya Zaferi ile ilgili konuşmanın tam metnini sizlerle paylaşıyorum.

Aziz Milletim,

Ankara’nın Saygıdeğer Güzel İnsanları,

Kıymetli Misafirler,

Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün burada Polatlı Duatepe’de Sakarya Zaferimizin 100. Yılı’nı kutlamak üzere bir aradayız. Sakarya Zaferi’nin kazanıldığı 1921 yılı herhangi bir savaşın değil Anadolu’daki bin yıllık varlığımızın da dönüm noktalarından biridir.

Temmuz ayında Sakarya’nın doğusuna çekilmek zorunda kalan ordumuz, milletimizin var gücüyle donatması ve başına da Meclisin Başkomutan olarak görevlendirdiği Gazi Mustafa Kemal’in geçmesi sayesinde 1 ay içerisinde toparlanıp düşmanı yeniden Sakarya’nın batısına atmıştır. Milli mücadelenin en kritik safhasında kazanılan bu zaferle başkentimizi tehdit eden düşman saldırısının önüne geçilmiştir. Top seslerinin artık Ulus’tan duyulmaya başlandığı bir süreçte kahraman ordumuz adeta düşmana dur diyerek istiklalle sonuçlanacak Büyük Taarruz’un müjdesini bu bölgede vermiştir. Çaldağı’nda, Beştepe’de, Karlıtepe’de, Duatepe’de, Mangal Dağı’nda “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” diye başlayan İstiklal Marşı’mıza ilham veren kahramanlarımız Polatlı-Haymana hattında verdikleri büyük mücadele ile isimlerini tarihe cesaretleri ve kanlarıyla kazımışlardır. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh, bütün vatandır.” anlayışıyla yürütülen bu savaşta vatanın her karışını kanlarının son damlasına kadar koruma kararıyla cephede yerini alan askerlerimiz zafer kesinleşene kadar aynı azimle mücadele etmiştir.

Sakarya Meydan Muharebesi 1 yıl sonra 30 Ağustos Zaferi’yle taçlanmış, 9 Eylül’de düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle de nihai amacına ulaşmıştır. Düşman Sakarya’dan geriye doğru çekilirken önüne çıkan her yeri ve her şeyi yakıp yıkarak, yüz kızartıcı nice katliama imza atarak gerçek yüzünü de göstermiştir.

Alagöz’de Sakarya Savaşı’nı bizzat yöneten İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal başta olmak üzere milli mücadelenin zaferle sonuçlanmasında emeği geçen tüm komutanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyorum.

Şimdi diyorum ki; gelin hep birlikte bütün şehitlerimizin ruhlarına birer Fatiha okuyalım.

Sakarya Zaferi tıpkı Malazgirt gibi, tıpkı Bursa’nın, Edirne’nin, İstanbul’un fethi gibi, tıpkı bir tarafta Viyana kapılarını, diğer tarafta Kızıldeniz’i kucaklayan şanlı tarihimizin önemli yapraklarından biridir. Gazi Mustafa Kemal’in Sakarya Melhame-i Kübrası, yani bir çeşit kıyamet savaşı diye isimlendirdiği bu büyük zaferi Nazım Hikmet şöyle tasvir ediyor:

“Sonra 23 Ağustos: Sakarya Melhame-i Kübrâsı ki devamı 13 Eylül gününe kadardır. Bizim kırk bin piyademiz, dört bin beş yüz atlımız, düşmanın seksen sekiz bin piyadesi, üç yüz topu vardır. Harp meydanının kuzey yanı Sakarya ve dağlardır. Keskin ve dik yamaçlarıyla ve kireçli toprakları ve kayalarında tek başlarına birbirinden uzak haşin ve münzevi çam ağaçlarıyla Abdülselâm Dağı, Gökler Dağı, dağlar. Ve Sakarya’dan bu havalide yalnız, çatal tırnaklı karacalar su içmektedir. Ankara suyunun döküldüğü yerden Eskişehir kuzeybatısına kadar Sakarya mecrası uçurumlar içinden geçmektedir. Güneyde ve güneydoğuda yapraksız ve hazin geniş ve uzun ve insana bıraktığı hiçbir şeye acımadan ölmek arzusu veren Cihanbeyli Ovası: çöl… Bu çölün, bu dağların, bu nehrin ve bizim önümüzde yirmi iki gün ve gece fasılasız dövüşüp düşman ordusu ric’ata mecbur kaldı.”

Necip Fazıl Kısakürek üstadımız da biliyorsunuz Sakarya Türküsü’nde bu zaferin nasıl bir ruhla kazanıldığını, milletimiz için, vatanımız için nasıl bir mana taşıdığını şöyle anlatıyor:

“Ey Sakarya kim demiş suya vurulmaz perçin

Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur

Sırtına Sakarya’nın Türk tarihi vurulur

Eyvah eyvah Sakaryam sana mı düştü bu yük

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük”

İşte bunun için milli mücadelemizin adeta son kalesi olan Polatlı-Haymana hattında kazanılan bu zaferin hikâyesini nesilden nesle aktararak İstiklal Harbimizi hangi şartlarda ve ne büyük fedakârlıklarla kazandırdığımızı unutturmamalıyız.

Sakarya Savaşı’nın yaşandığı Polatlı ve Haymana’da hâlihazırda 7 anıt şehitliğimiz bulunuyor. Ayrıca, bu zaferin kazanıldığı bölgeyi ne yaptık, tarihi milli park ilan ederek kapsamlı bir ihya çalışması başlattık. Yaptığımız restorasyon çalışmalarıyla çarpışmaların yaşandığı bölgeleri alt ve üst yapı tesisleri, ziyaretçi merkezleri, müzelerle donatarak tarih hafızamıza kazandırdık. Bu kapsamda yapılan Sakarya Meydan Muharebesi ve Türk Tarihi Tanıtım Merkezi ile Haymana Ziyaret Merkezi ve Şehit Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Şehitliği’nin açılışını da biraz sonra canlı bağlantıyla gerçekleştireceğiz. Tüm bu eserlerin gelecek nesillere verdiğimiz mücadelelerin ve kazandığımız zaferlerin en doğru şekilde anlatılması bakımından önemli görevler ifa edeceğine inanıyorum.

Değerli Dostlar,

Sakarya Zaferi’nin akabinde Ankara’da faaliyet gösteren Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti uluslararası alanda milletin asıl temsilcisi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu durum sahada verilen mücadelenin diplomasi alanına da taşınmasını sağlamıştır. İzmir’in kurtuluşunun ardından vatan topraklarının kalan kısımlarında da kontrolü sağlayan Ankara Hükümeti, bilahare Osmanlı’yı siyasi ve ekonomik olarak boğan zihniyetle mücadeleye girişmiştir. Bir tarafında Sevr dayatması, diğer tarafında Misak-i Milli iradesi olan bu çetin mücadele Lozan Anlaşması’yla sonuçlanmıştır.

Anadolu’dan tamamen sökülüp atılmak istenen Türk milleti dişiyle tırnağıyla, tüm gövdesi ve ruhuyla verdiği milli mücadelesini kurduğu Cumhuriyetle yeni bir başlangıç haline getirmiştir. Bin yıllık vatanımız Anadolu’daki üçüncü büyük devletimiz Türkiye Cumhuriyeti yaşadığımız onca badirelere, uğradığımız onca saldırılara rağmen 100. yılının eşiğine kadar gelmiştir.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük kalkınma heyecanı, daha sonra yerini taklitçi ve teslimiyetçi bir zihniyete bırakmıştır. Çok partili siyasi hayata geçişle birlikte vesayetin sinsi oyunlarına ve darbelerin yol açtığı hasarlara rağmen milletimiz demokrasi ve kalkınma istikametinde ısrarcı bir tutum ortaya koymuştur. Geçtiğimiz dönemde ülkemizin nispi bir istikrar ve güven ikliminde ne büyük başarılara imza atabileceğini hep birlikte ispat ettik. Milli iradenin gücünün önünde ne vesayetin ne sosyal mühendislik hesaplarının, ne terör örgütlerinin, ne darbelerin duramayacağı gerçeğini cümle âleme gösterdik.

Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023’e endekslendiğimiz hedeflerimiz aslında tıpkı milli mücadelemizin kendisi gibi küresel senaryolara karşı bir başkaldırıydı. Türkiye’nin kendi verdikleri rollerin dışına çıkmasını istemeyenlere alın terimizle ve yeri geldiğinde kanımızla istiklaline ve istikbaline sahip çıkan bir ülke olduğumuz gerçeğini kabul ettirdik.

Bazıları hala 2023 hedeflerimizi sıradan bir orta-uzun vadeli kalkınma programı sanmaya devam ediyor. Hâlbuki biz bu iradeyi ortaya koyarak Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve cesur makas değişikliğini gerçekleştirdik. Demokrasi ve kalkınma standartlarımızı dünyanın en ileri ülkeleri seviyesine çıkartarak asırlardır kuşatma altında tutulan medeniyet, tarih ve kültür ufkumuzu tekrar açmayı başardık.

Bir yandan eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, sanayiden spora her alanda asırlık ihmallerin telafisini gerçekleştirdik. Diğer yandan hak, hukuk, adalet, özgürlük alanlarında milletimizin uzunca bir süredir yaşadığı mağduriyetleri giderecek adımları da attık. Böylece ülkemizi dünyanın yaşadığı büyük dönüşümleri vaktini ve enerjisini kendi iç mücadeleleri ile heba eden bir komundan, her alanda potansiyelini en üst seviyede kullanabilen bir yere geldik.

Evlatlarımıza işte bu güçlü altyapının üzerinde 2053 vizyonunu inşa edecekleri bir miras bırakmanın gayreti içindeyiz. Elbette bu noktaya öyle kolay gelmedik. Son iki asırda yaşadığımız ne badire varsa hepsinin de benzerleri önümüze çıkartıldı. Dikkatimizi hedeflerimizden uzaklaştırmak için dört tarafımızdan çekiştirir, taciz edildik, tecvit edildik. Hamdolsun tüm bu engelleri Allah’ın yardımı ve milletimizin desteği ile aşarak bugün bulduğumuz yere ulaştık.

Küresel siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma sancıları yaşadığı bir dönemde Türkiye olarak sahip olduğumuz imkânlardan aldığımız güçle, yönümüzü hep geleceğe dönüp istikametimizi belirleyerek oraya doğru yürüyoruz. Terör tehditlerinden, bölgesel krizleri, küresel ısınma ve çevre felaketleri gibi yeni önceliklere kadar her alanda kendimizi olumlu yönde ayrıştırarak hedeflerimize doğru yürümeyi sürdürüyoruz.

Bir süredir ardı ardına 100. yıllarının kutlamalarını yaptığımız milli mücadelemizin sembol adımlarının her birini geçmişin muhasebesinin yapılması ve geleceğin istikametinin belirlenmesi bakımından önemli vesileler olarak görüyoruz. Hiç şüphesiz bu adımların zirvesini hiç endişe etmeden 29 Ekim 2023’te vasıl olacağımız Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılı oluşturuyor. Rabbimden milletimize daha nice 100 yıllarını kutlayacağı büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelesini başarıyla neticelendirmeyi nasip elemesini diliyorum.

Değerli Misafirler,

Bugün dünyada tarih, köken, inanç ve kültür bakımından bütünlüğü olmayan, devlet geçmişi birkaç asrı bulmayan, heybesinde sömürgecilikten katliamlara kadar nice ayıbı gizleyen pek çok ülke vardır. Sahip oldukları güvenlik ve refah iklimiyle tüm bu eksikliklerini kapatmaya çalışanların gerçekten çetin sınamalarla karşı karşıya kaldıklarında nasıl lime lime döküldüklerini beraberce takip ediyoruz; inanın dökülüyorlar, ayakta duracakları mecalleri yok. Türkiye’nin yaşadığı saldırıların, maruz kaldığı gizli-açık ayak oyunlarının içinden geçtiği imtihanların sadece birini bile kaldıramayacak ülkeler var. Salgından tabii afetlere kadar son dönemde yaşanan her olağanüstü durum bu tabloyu daha da belirgin hale getiriyor. Hamdolsun biz milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine sahip çıkması, arkamızdaki binlerce yıllık devlet geleneğinin gücü, yüz milyonlarca mazlum ve mağdurun duası sayesinde dimdik ayaktayız. Bilhassa son dönemde yaşadıklarımızın ardından artık kendimize daha çok güveniyor, geleceğimize daha umutla bakıyoruz. 2023’e yaklaştıkça bu güven ve umut zeminini bozmaya yönelik tacizlerin artması, doğru istikamette gittiğimizin işaretidir. Ve Cumhur İttifakı olarak geleceğimize daha özgüvenle yürüyoruz, daha özgünle de inşallah bunu başaracağımıza inanıyoruz.

Milletimiz milli mücadele günlerinden bu yana sahip olduğu o derin irfan hasretiyle tercihini hep ülkesi ve kendisi için doğru olandan yana kullanmıştır.

Kardeşlerim,

Bizim için esas olan, milletimizin iradesidir. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmayı hedefleyen mücadelemizin başarıya ulaşması için son nefesimize kadar çalışacağız. Onun için, tek millet, tek vatan, tek devlet ve tek bayrak. Malazgirt’ten bu yana kazandığımız hiçbir zafer gibi bunun da kolay olmayacağını biliyoruz. Dışarıdan ve içeriden pek çok engeli aşarak bugünlere nasıl geldiysek, inşallah menzile de o şekilde ulaşacağız, bunun için de bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.

Bu duygularla bir kez daha Sakarya Meydan Muharebesi’nde canlarını ortaya koyan gazilerimize, bu uğurda bir gül bahçesine girercesine toprağa düşen şehitlerimize, hatıralarını asla unutmayacağımız kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum.

Ordularımızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’i ve bu zaferin kazanılmasında emeği geçen herkesi şükranla anıyorum. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası mücadelemize ilham veren ecdadın tüm sembol isimlerinin her birini minnetle yâd ediyorum. Hepinize sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum, kalın sağlıcakla.

(Kaynak: Cumhurbaşkanlığı resmî internet sayfası)