Azerbaycan’da yaşanan son olaylar arifesinde Kocaeli’de tarihi toplantı

Önemli günde anlamlı plaket aldığımız Kocaeli Azerbaycan Haydar Aliyev Kültür Evi Derneği’nce hayata geçirilen “Asılsız Ermeni İftiralarına Açıklık Getirme Projesi’yle 1915 Ermeni iddialarının asılsızlığı ile Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve Hocalı’da yaptıklarını dünyaya aktarmak için başlattığı proje kapsamın da düzenlenen toplantıda konuşma yaparak Azerbaycan’da çektiğim belgeseller ile ilgili bilgi verdim.

MİLLETVEKİLİ İLYAS ŞEKER KONUŞTU

Kocaeli Azerbaycan. Derneğinin Toplantısında. Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker’in yaptığı konuşmayı Gebze Gazetesi http://www.gebzegazetesi.com olarak toplantı salonun dan canlı olarak yayınladık.

AZERBAYCAN İLE İLGİLİ SON MAKALEM

45 yıllık gazetecilik ve belgeselcilik hayatımızda birçok kez can Azerbaycan’a gittim. Azerbaycan ile ilgili birçok araştırma yazısı yazdım, belgesel çektim ve TV programlarında Azerbaycan ile ilgili önemli çalışmalar yaptım. Azerbaycan ile ilgili bir ay önce Gazete Gebze’de belgeselcinin not defterin de yazdığım makale

https://www.gazetegebze.com.tr/makale/amp/1332

AZERBAYCAN DERNEĞİ’NDEN ANLAMLI PLAKET

Azerbaycan ilke ilgili yaptığım belgesel çalışmaları ve araştırmalardan dolayı Kocaeli Azerbaycan Derneği başkanı Bilal Dündar tarafından Devri Alem belgesel TV programı olarak şahsınıza plaket verildi. Dernek Başkanı Azerbaycan’ın kültür hayatı ve tanıtılmasına katkılarınızdan dolayı teşekkür etti.

Yük konseyinin daveti ile gittiğimiz Azerbaycan ile ilgili çektiğimiz belgesellerden biri

Kocaeli Azerbaycan derneğinin cumartesi günü İzmit’te düzenlediği toplantı ile ilgili basında yer alan haber

https://www.kocaeligazetesi.com.tr/haber/5514122/dundar-21-asrin-ne-sekilde-sonuclanacagi-turk-dunyasi-belirleyecektir?preview=1

GEBZE GAZETESİ SAVAŞ ALANINI DAN CANLI YAYIN

Azerbaycan’ın Ermenistan Karşı Yaptığı Taarruz Abonesi olduğumuz Anadolu Ajansı tarafından savaş alanından yapılan canlı yayını Gebze gazetesinden okurlarımızla paylaştık

…….

Azerbaycan Türkleriyle Azerbaycan’dan göçerek başta Türkiye olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerine yerleşen Azerbaycan Türkeri’nin sosyal, kültürel, ekonomik, siyasi, eğitim, öğretim meseleleri konusunda çalışmak üzere kurulmuş bulunan Kocaeli Azerbaycan Haydar Aliyev Kültür Evi Derneği’nin Türkiye Cumhuriyeti İç İşleri Bakanlığı’na hazırlayıp sunduğu “Asılsız Ermeni İftiralarına Açıklık Getirme Projesi” tanıtımı dün derneğin SEKA Park Kültür Alanı’ndaki Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile gerçekleşti. Dernek Başkanı Bilâl Dündar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen basın toplantısında, dernek yönetiminin yanı sıra Proje Koordinatörü Alptekin Cevherli de hazır bulundu.

“KAMUOYU OLUŞTURULMASI HEDEFLENİYOR”

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Haydar Aliyev Kültür Evi Derneği Başkanı Bilal Dündar, “Başta Kocaeli’nde yaşayan 2 milyondan fazla insanı hedef alan proje tamamlandığında, Türkiye’nin en çok mağdur edildiği asılsız Ermeni soykırımı iddialarına karşın ses getirilmesi ve kamuoyu oluşturulması hedefleniyor. Proje kapsamında 1915 öncesinde ve sonrasında ve Karabağ’ın Ermeni kuvvetlerince işgali esnasında Türklere yönelik yaptıkları katliamların kamuoyuna anlatılması amaçlanıyor.

“KÜLTÜR ALIŞVERİŞİ OLMUŞTUR”

Selçuklu ve Osmanlı idarelerinde asırlarca birlikte yaşayan Türkler ve Ermeniler arasında kültür alışverişi olmuştur. Şehir hayatında aynı ya da farklı mahallelerde iç içe oturan “hemşehri” halklar birbirlerinin inanç, anlayış, dil ve folklorunu aldıkları gibi, köylerde de ortak yaşayış pratikleri geliştirmişlerdir. Ermenileri Türk hâkim unsurun tesiri altına girmeye iten etkenlerin başında, onların Bizans idaresinden ve Rumlardan gördükleri baskı ve katliamlara karşılık, Türk yönetiminin ve halkının saygılı ve müsamahakâr tutumu gelmektedir. Ayrıca Osmanlı ve Selçuklulardan idari, ticari ve sosyal bakımdan elde ettikleri imkânlar ve imtiyazlar da bu etkileşimi kolaylaştırmıştır.

“TÜRKÇE HATIRLARI VARLIĞINI KORUMAKTADIR”

İki toplumun kültürel ortaklığı, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan doğal bir iletişim aracı olan dil konusunda da açıkça görülmektedir. Türkçede Ermeniceden alınmış 800’ün üzerinde kelime bulunurken, Türkçeden Ermeniceye 4.000’den fazla kelime geçmiştir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinden Batı’ya göçmüş çok sayıda Ermeni ailenin soyadında bir meslek (Kuyumcuyan), bir durum (Kardeşyan) veya memleket (Maraşlıyan) gibi Türkçe hatıraları varlığını korumaktadır.

“ÜST KADEMELERDE GÖREVLER VERİLDİ”

Ermeniler, Anadolu’da yaşadıkları zaman içerisinde hiçbir zaman bağımsız olamamışlar, mütemadiyen himaye altında yaşamışlar ve karşılığında da vergi ödemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, kendilerine, devletin üst kademelerinde birçok görevler verilmiştir. Ancak, özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren emperyalist devletlerin teşvik ve tahrikleriyle, memleket içerisinde karışıklıklar çıkarmaya başlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı sırasında ise devlete isyan ederek sivil Müslüman halkı katletmeye başlamışlardır.

“GENÇLERE ANLATILMASI AMAÇLANDI”

Osmanlı yönetimi de 27 Mayıs 1915 tarihinde çıkarmış olduğu Tehcir Kanunu ile Ermenileri güvenli bölgelere göç ettirmiştir. Ermeniler ise tehcir sırasında güya yüz binlerce Ermeni’nin soykırıma uğradığını iddia etmektedirler. Hâlbuki gerçek bunun tamamen aksini ortaya koymaktadır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yapılan kazılarda Müslüman Türklere ait çok sayıda toplu mezarlar ortaya çıkarılmıştır. Bu mezarlar Ermenilerin değil, Türklerin soykırıma uğradığının en açık delillerindendir. O halde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki,  Sözde Ermeni soykırım iddialarının gerçekle hiçbir ilgisi yoktur. Soykırıma uğrayanlar Ermeniler değil, Türkler olmuştur. İşte bu gerçeklerin özellikle gençlere, Türk ve dünya kamuoyuna proje sayesinde en objektif şekilde internet, sosyal medya, kısa filmler, konferanslar ve kitaplar yoluyla anlatılması amaçlanmıştır.” dedi.

Bu kapsamda;

1. Türk ve dünya kamuoyuna kurulacak internet sitesi vasıtasıyla İngilizce ve Türkçe olarak asılsız Ermeni iddialarına yanıt verilmesi.

2. Kurulacak sosyal medya hesaplarıyla Türkiye’nin tezlerinin duyurulması ve geleceğimizin gençlere aktarılması.

3. Ermeni çetelerin Anadolu’da yaptığı katliamları gösteren sergiler yapılması.

4. Ermeni çetelerin ve Ermenistan’ın yaptığı katliamları anlatan (İngilizce, Rusça ve Türkçe) kısa filmler yapılması ve çeşitli mecralarda ve sosyal medya üzerinden yayınlanması.

5. Ermeni ordusunun ve çetelerinin yaptıkları katliamları konu alan, belge ve bilgilerin de değerlendirileceği bir konferans tertiplenmesi.

6. 31 Aralık’ta geleneksel olarak kutlanan Dayanışma Günü çerçevesinde Azerbaycan ve Türkiye’nin dayanışmasını konu alan bir şölen düzenlenmesi.

7. Ermeni çetelerinin yaptığı katliamları anlatan (İngilizce ve Türkçe) kitapların basılması ve dağıtılması.

8. Dernek Merkezi’nde bulunan kütüphanenin zenginleştirilmesi ve daha işler hale gelerek modernize edilmesi

9. Dernek Merkezi’nde bulunan Soykırım Müzesi’nin zenginleştirilmesi ve daha işler hale gelerek modernize edilmesi gerçekleştirilecektir.

Vefa unutmamak ve hatırlamaktır

İlim öğrenip bilgisinden yararlandığımız hocalara vefa insanlık borcudur. Unutmak ve hatırlamamak en büyük vefasızlıktır. Vefalı olmak insan olmanın bir gereğidir ve insani görevdir. Bugün kendisinden kültür ve statiği değerler adına önemli bilgi öğrendiğim merhum Haluk Dursun’a vefa borcumu ödeme adına çalışmalar yapmaktayım.

Kocaeli Körfez Hereke doğumlu  Kültür Bakan Yardımcısı Görev Şehidi  Kültürel kalkınmanın mimarlarından  merhum  Prof. Dr. Haluk Dursun hocayı mezarı  başında dualarla anıp, ruhu  için Fatiha okuyarak vefa
borcumuzu ödemeye çalıştık.
Kaza sonucu vefat ettiği Van’ın Erciş ilçesinden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından getirilen toprak Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başkan vekili Yaşar Çakmak tarafından Hereke’deki mezarına bırakılıp Haluk
Dursun Hocanın anısına çınar fidanı dikildi.
Anma toplantısı ile ilgili Anadolu Ajansı tarafından medya kuruluşlarına geçilen haberi sizlerle paylaşıyorum.
https://www.haberler.com/amp/prof-dr-dursun-un-kaza-yaptigi-alandan-alinan-13626616-haberi/

Prof. Dr. Dursun’un kaza yaptığı alandan alınan toprak Kocaeli’deki mezarına bırakıldı

Van’ın Erciş ilçesinde, geçen yıl trafik kazasında hayatını kaybeden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un anısına yaptırılan hatıra anıtından alınan toprak, Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki mezarına bırakıldı. Van’ın Erciş ilçesinde, geçen yıl trafik kazasında hayatını kaybeden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un anısına yaptırılan hatıra anıtından alınan toprak, Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki mezarına bırakıldı.Kocaeli Büyükşehir Belediyesi görevlilerince Erciş’teki hatıra anıtından alınan toprak, Dursun’un mezarının bulunduğu Hereke’ye getirildi.Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Yaşar Çakmak tarafından okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından dua edildi. Çakmak, araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni İsmail Kahraman ve diğer ilgililer, Dursun’un mezarına getirilen toprağı döktü.Mezarlıkta Dursun anısına da bir çınar fidanı dikildi.”Haluk hoca, bir ilim adamıydı, fikir adamıydı, aksiyon adamıydı”Çakmak, AA muhabirine, Dursun’un hem çalışmalarıyla hem de kalemiyle ülkeye katkı sağladığını söyledi.Dursun’un kitaplarını okuduğunu, televizyon programlarını takip ettiğini ifade eden Çakmak, “Kendisi İstanbul aşığıydı. Şansı da yaver gitmiş ki İstanbul’da saraylarda görev yaptı, son olarak Kültür ve Turizm Bakan Yardımcılığı yaptı. Haluk hoca, bir ilim adamıydı, fikir adamıydı, aksiyon adamıydı. Allah nasip etti, bildiği güzellikleri hizmete dönüştürme imkanı da buldu. Ne mutlu, Haluk hoca, görevi başındayken, hizmet aşkıyla seyahatteyken vefat etti. Haluk hocayı gençlere aktarmamız lazım. Haluk Dursun hoca gençlerimize gösterebileceğimiz değerli bir rol modeldi.” diye konuştu.Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Dursun, geçen yıl Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla Muş’un Malazgirt ilçesinde düzenlenen programın ardından Bitlis’ten Van’a gelirken içinde bulunduğu aracın Erciş ilçesine bağlı Bayraklı Mahallesi’nde devrilmesi sonucu hayatını kaybetmiş, kazada 3 kişi de yaralanmıştı.

(Kaynak Anadolu Ajansı)

MEZARINDAN ALINAN TOPRAK KAZANIN OLDUĞU YERE  BIRAKILMIŞTI 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin girişimi ile Körfez Hereke’de Haluk Dursun’un mezarından alınan toprak daha  önce Van’ın Erciş ilçesinde kazanın  meydana geldiği  yere bırakılmıştı.

https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/prof-dr-dursunun-mezarindan-alinan-toprak-vanda-kaza-yaptigi-alana-birakildi/1952623

ANADOLU AJANSI’NIN HABER METNİ

Van’ın Erciş ilçesinde, geçen yıl trafik kazasında hayatını kaybeden Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un Koceli’deki mezarından alınan toprak, ilçede anısına yaptırılan hatıra anıtının bulunduğu alana bırakıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi görevlilerince, Hereke beldesindeki mezarından alınan toprak, Dursun’un hayatını kaybettiği Bayraklı Mahallesi’ne getirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Koordinatörü Lokman Ceyhan, Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun Vefa Grubu Başkanı Hikmet İrven ve diğer görevliler, Dursun için yaptırılan hatıra anıtının çevresindeki 6 çınar ağacının bulunduğu yere dualar eşliğinde toprağı döktü. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat Koordinatörü Ceyhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçede Prof. Dr. Dursun’un anısına güzel bir anıt yapıldığını belirtti. Dursun’un kabrinin Kocaeli Hareke’de olduğunu aktaran Ceyhan, “Hareke’deki kabrinden toprak getirdik ve buradaki anıtın çevresine dikilen çınar ağaçlarının altlarına döktük. Kabri ile burası arasında manevi bir bağ kurmak istedik. Buradaki anıtından da toprak alıp mezarına götürüp dökeceğiz. Bu şekilde hocamızın adını yaşatmış olacağız inşallah.” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun Vefa Grubu Başkanı İrven de anlamlı bir gün yaşadıklarını dile getirerek, “Bu toprağı gönderen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Sayın Tahir Büyükakın’a çok teşekkür ediyoruz. Bu toprağı büyük bir manevi haz ile diktiğimiz çınar ağaçlarının diplerine döktük. Buradan ailesine ve Haluk Dursun gönüllülerine tekrar baş sağlığı diliyorum. Cenabı Allah rahmet eylesin” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Dursun, geçen yıl Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü dolayısıyla Muş’un Malazgirt ilçesinde düzenlenen programın ardından Bitlis’ten Van’a gelirken içinde bulunduğu aracın Erciş ilçesine bağlı Bayraklı Mahallesi’nde devrilmesi sonucu hayatını kaybetmiş, kazada 3 kişi de yaralanmıştı. (Kaynak Anadolu Ajansı)

Giresun’da Sel Felaketi ve Kafkas Cephesi Harşit Savunması

Dünya pandemi  salgını ile mücadele ediyor. İnsanlık görünmez korona mikrobuna karşı 3. Dünya savaşı veriyor. İklimler değişti. Yağmur, kar, sel, heyelan ve rüzgar felaketleri yaşıyoruz. Giresun’da yaşanan sel felaketi sonrası Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan tarafından  Giresun’daki dere yatakları ile ilgili kum ve çakıl ocaklarını kapatma kararına rağmen kum ve çakıl alındığı iddiaları üzücü. Espiye Kızılkaya dağlarındaki çevre  doğa ve tarih katliamı sürmesi hem üzücü ve hem de düşündürücü.

Devri âlem belgesel programı olarak çocukluk yıllarımın geçtiği, ata, dede memleketime sahip çıkmaya devam ediyorum. Sosyal medyam, Devri alem TV ve Gebze Gazetesi olarak Giresun Harşit ırmağı üzerinde yaptığım canlı yayını 60 binden fazla kişi izledi. Bu  canlı yayın videosunu sizlerle paylaşıyorum.

Yaptığımız bu canlı yayın büyük ilgi gördü. Yüzlerce kişi paylaştı. Yapılan bir yorumda Harşit Savunmasının küçük görülmesi üzerine yaptığım yorum büyük ilgi gördü. Ankara Giresun Platformu  bilgi notumuzu paylaştı.

ANKARA GİRESUN PLATFORMU

Saygıdeğer Hemşerilerim Herkese Hayırlı akşamlar, Selamlar Saygılar. Çanakkale zaferinin kazanılmasında çok büyük etkisi olan, Kafkas Cephesi ve Harşit Savunmasını ( Dedelerimizin üstün mücadele ve savunma örneği gösterdiği) gündemde tutmalı ve gelecek kuşaklara aktarmalıyız. Bu konu da çok önemli çalışmalar yapan araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni İsmail Kahraman tarafından  hazırlanan bilgi notunu sizlerle  paylaşıyoruz.

TRT’de Kafkas Cephesi Beyaz Savaş Belgeseli çekilmesine öncülük ve danışmanlık yapan Sn İsmail Kahraman Bey’e teşekkür ederiz  Ahmet Temur / Ankara. Giresun Platformu

Saygıdeğer arkadaşlar

Birinci dünya Harbi, Kafkas Cephesi, Harşit Savunmasını gündemde tutmalı ve küçümsemeye yönelik yapılan çalışmalara mani olmalıyız.

Kafkas Cephesi Tirebolu Harşit Vadisi’nden Gümüşhane, Erzincan, Bingöl, Muş, Bitlis’e kadar 500 km uzunluğunda olup çok gelmiş bir alanı kapsamaktadır.  Rusya da Bolşevik ihtilali 1917 Ekim ayında oldu. Ruslar, Harşit’e aylar önce gelmişlerdi. Çekilmeleri 1918 yılı Şubat ayında başladı. Harşit’te 16 aylık bir mücadele ve destansı bir direniş söz konusu olmuştur. Bu konu da uzun çalışma ve araştırmalar sonucu belgesel çekimleri yapılmıştır.

Kafkas Cephesi Harşit savunmasını  küçümseyenlere; Harşit savunması çok önemli  olduğunu hatırlatmalıyız. 16 aylık ölüm kalım mücadelesi verilmiş. Harşit ırmağı ceset akmış. Keşke bu cepheyi en iyi şekilde anlayabilsek. Askerlerimiz  fındık yiyerek Kafkas cephesini savundular.

Kafkas Cephesinde Osmanlı ordusu Rusların Kazak Özbek Türkmen Kırgızlardan oluşan Türkistan alayları ile çarpıştık. Acı ama gerçek, Ruslar Türkü, Türk’e kırdırdı.

Harşit köprüsünde canlı yayını yapan Giresun Espiyeli 45 yıllık gazeteci ve belgeselci olarak araştırmam devam ediyor. Sizlerdende bilgi ve belge bekliyorum. Bir Çanakkale bir Harşit geçilmedi sözü boşuna söylenmemiş. Bu bilgileri sizlerle paylaşan bir şehit torunu olarak  Kafkas Cephesi ile ilgili araştırma  yapanlara  sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

http://www.ismailkahraman.net

HARŞİT VADİSİNİ KORUMA KARARI ALINDI

Yıllardan beri verdiğimiz mücadele sel felaketinden sonra uygulamaya başlandı. Dere yataklarındaki çevre katliamına son verilmesi için Cumhurbaşkanı talimat verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ”Tüm kum çakıl ocakları kapatılacak” talimatını ilk uygulayan Giresun İl Özel İdaresi oldu. Harşıt Çayı’nda 4,Gelevera deresinde 2, Yağlıdere’de 2 kum çakıl ocağı kapatılacak.

CUMHURBAŞKANI SN ERDOĞAN’IN  GİRESUN KONUŞMASI

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/121981/-devlet-ve-millet-olarak-el-ele-verip-dunyanin-kadim-isleyisine-uygun-sekilde-sehirlerimizi-gelistirecegiz-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasını Gebze Gazetesi olarak canlı yayınladık.

DERE YATAKLARINDAKİ  KUM ÇAKIL OCAKLARI KAPATILIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dere yataklarındaki tüm kum çakıl ocakları kapatılacak talimatına ilk uyan Giresun İl Özel İdaresi oldu. Harşit Vadisinde kum çakıl ocağı bulunan İl Özel İdaresinin burayı kapattığı öğrenildi. Harşıt Çayı üzerinde Özel İdarenin dışında tamamı Giresunluların işlettiği 4 kişiye da ait kum çakıl ocağı bulunuyor. Alınan bilgilere göre Espiye Gelevera deresi üzerinde 2, Yağlıdere deresi üzerinde de 2 olmak üzere 4 tane daha kum çakıl ocağı bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatının ardından harekete geçen Giresun İl Özel İdaresi bu dere yatakları üzerinde bulunan kum çakıl ocakları işletmelerinin sahiplerine dün itibarı ile yazı göndererek faaliyetlerini sonlandırmalarını istedi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dereli’de yaptığı konuşmasında”“Harşıt Çayı Vadisi’ndeki tüm kum ve çakıl ocakları kapatılacak, derelere yapılacak müdahaleler mutlak kontrol altına alınacaktır. Aksu Deresi Yağlıdere Gelevera deresi ve Harşıt Çayı vadisinde Dünya Bankası kredisi ile entegre havza projesi hazırlanacak ve uygulanacaktır. Yaraları sarmak, afetin izlerini ortadan kaldırmak için her türlü tedbiri aldık, yatırımları planladık, çalışmalara başladık” demişti.(haber kaynağı yeşil giredun )

SEL FELAKETİ SONRASI TARİHİ KARAR

Giresun Harşit ve Gelevera deresindeki çevre ve doğa katliamı ile ilgili Gebze Gazetesi’nden belgeselcinin not defterinde daha önce yazdığım makalelerimin linklerini paylaşıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=26993

https://www.gazetegebze.com.tr/makale/amp/981

http://www.sanalbasin.com/gelevera-deresi-cevre-katliamindan-kurtarilmali-24645559/

http://www.sanalbasin.com/tarihi-pangal-selalesi-ve-gelevera-deresi-yok-olmasin-28099304

Evet uzun süredir gazeteci ve belgeselci olarak verdiğimiz mücadelenin başarı ile sonuç vermesi bizleri mutlu ediyor. Kum ve çakıl lobisi başta Giresun Harşit ırmağı olmak üzere Gelevera, Yağlıdere ve Dereli korunuyor. Doğa ve çevre katliamı son buldu.

Vefatının 110. yıl dönümünde Osman Hamdi Bey Kimdir?

Osman Hamdi Bey Türkiye’nin ve Gebze’nin önemli bir değeri. 40 yıllık gazetecilik ve belgeselcilik mesleğimde Osman Hamdi Bey ile ilgili birçok araştırma yaparak, makaleler kaleme alıp belgeseller çektik. Bugün bu belgeseller halen televizyon kanallarında ve internet sayfalarında yayınlanmakta.

Dünya üzerinde büyük bir saygınlığa sahip olan Osman Hamdi Bey’in çizdiği tablolar bugün halen rekor fiyatlardan alıcı bulunuyor. Eskihisar’da konağı bulunan Osman Hamdi Bey aslında bölgemizin de önemli bir marka değeri. Fakat, maalesef biz böylesine güçlü bir markayı değerlendiremiyoruz. Bugün Gebze’de Osman Hamdi Bey’in ismiyle uluslararası sempozyumlar, resim sergileri düzenlenebilir. Gebze Osman Hamdi Bey’in ismiyle düzenlenecek etkinliklerle sanayi kenti olmasının yanı sıra bir sanat şehri haline de getirilebilir.

Böylesine önemli bir değere sahip olan Gebze’nin böylesine önemli bir fırsatı değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.

OSMAN HAMDİ BEY KİMDİR?

1842-1910 yılları arasında yaşamış olan Osman Hamdi Bey, Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşamış bir devlet adamı olmasının yanı sıra, önemli bir entelektüel, sanat uzmanı ve ressamdır. Osman Hamdi Bey aynı zamanda arkeolog kimliği ile birlikte Türk Müzeciliğinin kurucusu olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey, Osmanlı İmparatorluğu’nun yetiştirdiği en önemli ressam, müzeci ve arkeologdur.

Sadrazam İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu olan Osman Hamdi Bey , Güzel Sanatlar Akademisi (Sanayi-i Nefise Mektep-i Alisi) ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kurmuştur. Hukuk eğitimi alması için Paris’e gittiği sırada hukuk yerine resim ve de arkeoloji eğitimi almayı tercih etmiştir.

Osman Hamdi Bey İstanbul’a döndükten sonra devletin farklı kademelerinde görev yaptıktan sonra1881’de Müze-i Hümayun Müdürlüğüne atanmıştır. Eserlerin yurtdışına götürülmesini yasaklayan alanında bir devrim sayılabilecek Asar-ı Antika Nizamnamesini (1883) hazırlamıştır.

İlk bilimsel Türk kazıları onunla başlamıştır. Nemrut Dağlağına ve Saydam’da arkeolojik kazılar gerçekleştirmiştir.(Sayda ‘da yaptığı kazılarda, İskender’in Lahdini gün yüzüne çıkarmıştır.)

Osman Hamdi Bey bütün bu uğraşlarının yanında resim çalışmalarını da ihmal etmemiştir. ”Kur’an Okuyan Hoca”, ”Silah Taciri “, “Feraceli Kadınlar” ve dünyaca ünlü olan “Kaplumbağa Terbiyecisi” en önemli eserleri arasındadır.

1910 yılında İstanbul’da vefat etmiş ve Gebze Eski Hisar’a defnedilmiştir.

OSMAN HAMDİ BEY MÜZE EVİ

Osman Hamdi Bey’in yaşamının son yıllarında özellikle yaz aylarını geçirdiği iki katlı yapı günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Yapımında yurtdışından malzemelerinde kullanıldığı yapının planlarını Osman Hamdi Bey hazırlamıştır. Geleneksel Türk evlerinden farklı bir tarzda inşa edilen yapının, Fransız mimarisinden etkilenmiş olduğu görülmektedir.(kaynak Kocaeli Valiliği resmî internet Sayfası )

ESKİHİSAR OSMAN  HAMDİ BEY MÜZESİ’NİN HİKAYESİ

Osman Hamdi Bey Kocaeli Gebze Eskihisar’ı, babasının Gebze’ deki konağından tanımıştır. 1884 yılında köyün batı sahiline köşkünü, resimhanesini, kayıkhane ve müştemilatını inşa ederek 26 yıl yazlarını burada geçirmiştir.

Giriş katının ahşap kapılarının tablalarına 1901-1903 yıllarında yaptığı çok güzel çiçek resimlerinin her biri bugünkü tablolarının değeri düzeyindedir.

Köşk 1. Cihan Harbinde karargah komutanına tahsis edilmiş, İsmet Paşa (İnönü) İstiklal Harbi’ne giderken birkaç gün burada kalmış, 1933 yılında Atatürk, köşkü ve bahçeyi ziyaret etmiştir.

1945 yılında resimhanede yangın çıkmış, ahşap üst kat yanmıştır.

Koru ve binalar 1966 yılında tescil edilmiş, 1982 yılında müze binası, müştemilatı ve arsası Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nce kamulaştırılmıştır.

Müzelerimizin kurucusuna layık bir müze yapılabilmesi için rölöve ve uygulama projeleri Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından hazırlanmış.

OSMAN HAMDİ BEY KİMDİR?

1842 yılında İstanbul’da doğdu. 1860’da hukuk öğrenimi için Paris’e gitti. Hukuk öğreniminin yanı sıra o dönemim ünlü ressamlarının atölyelerinde çıraklık yaparak iyi de bir resim eğitimi aldı. 1869 yılında Bağdat Yabancı İşler Müdürlüğü’ne atandı. 1871’de İstanbul’a geri dönünce sarayda çalıştı. 1881’de Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi)’a atandı. Bu görevi ile Türk müzeciliğinin parlak dönemleri başladı. 1883 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’ni ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kurdu ve müdürlüklerini üstlendi. 1884’te o güne kadar hiç gündeme gelmemiş olan ve çokça kayıp verilmiş olunan bir zaafı, antik eserlerin yurt dışına çıkarılmasını yasaklayan Asr-ı Atîka Nizamnâmesini çıkarttırarak yürürlüğe soktu. Osman Hamdi Bey, Nemrut Dağı, Lagina ve Sayda’da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Sayda’da yaptığı kazılarda bulduğu, arkeoloji dünyasının başyapıtlarından sayılan, aralarında İskender Lahiti’nin de bulunduğu bir takım antik eserler çıkardı. Burada bulunan eserler bugün Osman Hamdi Bey’in bulmuş olduğu birçok eser gibi, kendisinin temellerini attırdığı İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

BAZI ÖNEMLİ ESERLERİ

Kahve Ocağı (1879)

Haremden (1880)

İki Müzisyen Kız (1880)

Kuran okuyan Kız (1880)

Çarşaflanan Kadınlar (1880)

Vazo Yerleştiren Kız (1881)

Gebze’den Manzara (1881)

Çekik Gözlü Kız-Tevfika (1882)

Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız I

Türbe Ziyaretinde İki Genç Kız II (1890)

Feraceli Kadınlar (1904)

Pembe Başlıklı Kız (1904)

Kaplumbağa Terbiyecisi (1906)

Mimozalı Kadın (1906)

Şehzade Türbesinde Derviş (1908)

Silah Taciri (1908)

Beyaz Entarili Kız (1908)

Sarı Kurdeleli Kız (1909)

Kaplumbağa terbiyecisi

Leylak Toplayan Kız

DÜNYACA ÜNLÜ KAPLUMBAĞA TERBİYECİSİ

Kaplumbağa Terbiyecisi”Kaplumbağa Terbiyecisi”, Osman Hamdi’nin en ilgi çeken ve özgün eserlerinden birisidir. 1906 tarihli eser, özellikle “Lale Devri”ndeki “Sadabad Eğlenceleri”nde geceleri bahçelerin aydınlatılması için kaplumbağaların sırtlarına mumlar dikilerek serbest bırakıldıkları bilgisi bir ipucu olabilir. Yani Osmanlı’nın devlet düzeninde “kaplumbağalar” da “kapıkulları” arasında yer almışlardır.

Bu arada birkaç Osmanlı kurumunun (Sanay-i Nefise, Asar-ı Atika Müzesi, Duyun-u Umumiye, vb.) en üst düzeyinde yönetici olan Hamdi Bey’in kendi iş yapma alışkanlığı/tarzı ile astlarının yaklaşımlarına ilişkin bir allegori akla gelmektedir. Osman Hamdi’nin kendisi olan “Terbiyeci” elinde neyi, boynunda maşası sırtında “keşkül-ü fıkarası” (dervişane bir tevekkülü akla getirmektedir. Hafif öne eğilmiş olarak yapraklarını yiyen üç kaplumbağaya nezaret etmektedir.

Arkada kalan iki kaplumbağa ise yemeğe yanaşmaya çalışmaktadır. Osman Hamdi Bey’in mesai arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanabilir bir resim bu… Önemli olan, alçaktaki tek ışık kaynağından gelen ışıkla aydınlanan resmin, öğelerinin ilgiyi konuya odaklayan bir yalınlık ve kurgu ile her tür gereksiz ayrıntının ayıklandığı çok başarılı bir bir başyapıt olmasıdır.

Uzun süre işadamı Erol Aksoy’un koleksiyonunda bulunan tablo Erol Aksoy’un varlıklarına TMSF’nin el koymasıyla geçici süre devlete geçmiştir. Eser Aralık 2004’de açık arttırmaya çıkarıldı. Türk resim sanatının en yüksek bedeline çıkan fiyatla Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı kuruluşu Pera Sanat Müzesi açık arttırmayı kazandı. Tablo bugün Suna Kıraç-İnan Kıraç Vakfı Pera Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.

Evet, Uluslararası sanat camiasında tabloları büyük değer gören en saygın ve önemli ressamlar arasında ilk sıralarda ismi anılan Türk Ressam Osman Hamdi Bey’in bizlere bıraktığı mirasın değerini bilmeliyiz. Bugün Osman Hamdi Bey’e ait olan Eskihisar’da ki konağın durumu içler acısı durumda.

Bu konuyla alakalı gerek Kocaeli Valiliği, gerek Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Bakanlığı gerekli adımları atarak buraya hak ettiği o değeri vermesi gerekiyor. Osman Hamdi Bey markasını Gebze’de uluslararası programlarla daha çok anmalıyız. Gebze’yi bu vesileyle uluslararası sanat camiasında da bilinen, takip edilen bir kent haline dönüştürebiliriz.

TGRT Haber TV Ve İhlas Haber Ajansı’na Dilovası Teşekkürü

Dilovası halkının ve tüm mahalle muhtarlarının ortak tepkisi ile Nuh Çimento’nun taşocağı açma ve kapasite artırımına karşı başlattığı tepki ve haklı şikayetleri giderek büyürken kamuoyundan da destek görüyor.

Dilovası halkına, en önemli desteği İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber TV verdi. İhlas Haber Ajansı bizzat, muhtarların Çerkeşli Köyü’nde yaptığı ortak açıklamayı haber yaparak ulusal basına servis etti ve geniş olarak yayınlandı. TGRT Haber TV’de bu önemli habere geniş yer verip ana haber bültenlerinde yayınladı. Söz konusu haberin linkini sizlerle paylaşıyoruz;

TGRT Belgesel TV’de yayınlanan Dilovası Belgeselimiz

Devri Alem Belgesel TV olarak, Dilovası ile ilgili uzun araştırmalar sonucu hazırladığımız belgeselimiz birçok kez TGRT Belgesel TV’de yayınlandı. Söz konusu belgeselimizi sizlerle paylaşıyoruz;

***

İhlas Haber Ajansı’nın Haberi

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Nuh Çimento’ya ait taş ocağının sürekli genişleyerek çevreyi adeta talan etmesi ve yerleşim alanına yaklaşık 1 kilometre kadar uzaklıkta bulunan alanda genişlemek için başlattığı çalışmalar ilçede bulunan mahalle muhtarlarını harekete geçirdi. Bir araya gelerek genişleme kararının durdurulması için imza toplayan mahalle muhtarları, kurulması planlanan tesisin bir ilçenin sağlığını tehlikeye atacağını ifade ettiler.

Nuh Çimento’nun o kararı bir ilçeyi ayağa kaldırdı

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan Nuh Çimento fabrikasına ait Dilovası ilçesi Çerkeşli Mahallesi’ne yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta bulunan taş ocağının genişletilmesi için firma tarafından karar alındı. Firmanın girişimleri sonrasında konu ile ilgili ÇED toplantısı düzenlendi. Toplaya katılan vatandaşlar, tesisin sağlıkları için tehlike oluşturduğunu ve planlamaların iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Salonda çıkan tartışma sonrasında ÇED toplantısı iptal edildi. ÇED toplantısının ardından, Dilovası ilçesinde bulunan 12 mahallenin muhtarları bir araya gelerek, Nuh Çimento’ya ait taş ocağının genişletilmesi için alınan kararların iptal edilmesi için imza topladı. 12 mahalle muhtarının imzalarının bulunduğu ve taş ocağının genişletme isteğinin ret edilmesinin istendiği dilekçeler Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıklara gönderilecek. İlçenin kuzey doğu yönünde 500 dönüm genişletilmesi planlanan taş ocağından yükselecek tozların bölgede hakim olan rüzgarın etkisi ile ilçede yaşayan 51 bin kişinin sağlığını tehlikeye atacağını söyleyen mahalle muhtarları, taş ocaklarının bölgede genişletilme çabalarının yetkililer tarafından durdurulması için çağrıda bulundular.

“Biz artık temiz havada yaşam sürmek istiyoruz”

İnsan sağlığının korunması için bölgede bulunan Kömürcüler Organize Sanayi Bölgesinin kaldırılması için çalışma başlatılırken, taş ocağının genişletilmesine tepki gösteren Çerkeşli Mahallesi Muhtarı Aytaç Erdem, “Aşağı yukarı 700 yıllık bir geçmişe sahip olan mahalledeyiz. Arkamızda görmüş olduğunuz taş ocakları ve Kömürcüler OSB gerçekten halk sağlığını tehdit eden tesisler. Bizler istiyoruz ki bölgemizde, Dilovası’nda sağlıklı yaşayalım. Bu talep bizim en doğal hakkımız. O yüzden de diyoruz ki artık yeter. Hakim rüzgarlar tarafından taş ocaklarının tozları ve kömür tozları Dilovası’nı tehdit ediyor. Bu nereye kadar devam edecek. Halkımız gerçekten sağlık sorunları ile iç içe. Biz artık temiz havada yaşam sürmek istiyoruz. Bu arkamda görmüş olduğunuz taş ocakları hakim rüzgarların geldiği yönde olan mahallemizin kuzey doğusuna yayılmak istiyor. Burada 500 dönüm kadar alana taş ocağının genişlemesi durumu söz konusu. Buraya yayıldığında hakim rüzgarlarla birlikte benim mahallem başta olmak üzere Tavşancıl, Dilovası bölgesine tozlar uçarak gidecek. Burada çok büyük sıkıntılar yaşanacak. Biz istiyoruz ki bu problemler olmasın, insanlar sağlıklı şekilde yaşasınlar. Biz insanların sağlıklı yaşamasını, Dilovası’nın gelişmesini istiyoruz” dedi.

“Buranın tozu toprağı Dilovası’nın üzerine gidiyor”

Bölgede genişleyecek taş ocağının rüzgarların etkisi ile ağır metal ve zararlı bölgenin yerleşim alanlarına taşınacağını ifade eden Gebze Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Numan Akdoğan, “Hemen arkamızda gördüğünüz alan yıllardan beri kazındı. Buranın tozu toprağı Dilovası’nın üzerine gidiyor. Şu an bunun arka kısmına doğru çok büyük alanda taş kırma tesisi planlanıyor. Şu anda benim saçlarımdan da görebiliyorsunuz rüzgar oradan geliyor. Bu rüzgar burada yaşayan 51 bin insanın ciğerlerine bu mikron boyutundaki parçacıkları götürüyor. Biz sigara paketlerinin üzerine ‘Öldürür içmeyin’ diye yazı basıyoruz. Hiçbir sigara paketi bu ilanlar olmadan satılamaz. Ama Dilovası halkını göz göre göre hasta ediyoruz. Bu parçacıklar ciğerlere yapışıyor. Ağır metaller, topraktaki zararlı maddeler uçuşarak ciğerlerimize doluşuyor. Buradaki halk her gün onlarca sigara içmiş kadar ciğerleri zarar görüyor. Devletlerin amaçlarından bir tanesi halkın can güvenliğini, mal güvenliğini, ırzını, şerefini korumaktır. Bütün anayasalarda bu yazar Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasında da halkın can, malı güvence altına alınmıştır. Burada Dilovası halkının canı tehdit altına girmektedir. Üniversitedeki araştırmalara girmiş kadar burada çok büyük bir sağlık sorunu, çevre sorunu vardır. Bu azaltılmaya çalışırken yeni problemlerinin çıkartılması bu bölgenin halkının sağlığını hiçe saymak demektir. Devlet yetkililerimizden rica ediyoruz, bu girişi durdurmalarını arzu ediyoruz” diye konuştu.

“Nuh Çimento Taş Ocaklarının vermiş olduğu zararlar göz ardı edilemez”

Dilovası ilçesi Turgut Özal Mahallesi Muhtarı Vacip Mengübeti ise, yetkililere seslenerek, “Bizler temiz bir hava soluyabilmek için ciddi anlamda mücadeleler veriyoruz. En doğal hakkımız olan temiz havamızı soluyabilmek için bizler daha ne kadar sesimizi duyurmaya çalışacağız. Bunun çabasını veriyoruz. Kömürcüler OSB’nin ve Nuh Çimento Taş Ocaklarının vermiş olduğu zararlar göz ardı edilemez. Yetkililer lütfen sesimizi duyun, bizlerin sesine kulak verin” şeklinde konuştu. (Kaynak: İhlas Haber Ajansı/ Muhabirler: Murat Kanber- Enes Altun)

***

Evet, birçok medya kuruluşu Dilovası halkının şikayetine duyarsız kalırken, İhlas Haber Ajansı bizzat konuyu yakından takip ederek Dilovası halkının ve muhtarların şikayetlerini gündeme getirdi. İhlas Haber Ajansı’nın hazırlayarak ulusal basına servis ettiği ve TGRT Haber TV’de de yayınlanan bu haber sayesinde Dilovası halkı sesini duyurabilmiş oldu. Halk sağlığını etkileyen böyle bir konuya diğer medya kuruluşlarının da duyarlı davranmasını arzu ediyoruz ve bu konunun takipçisi olarak kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğiz. TGRT Haber TV ve İhlas Haber Ajansı’na çok teşekkür ederim.

Suriye’de Savaş Öncesi Çekilen Son Belgesel

 Belgeselcilik, her bakımdan çok önemli. Bilgi ve belgeler en değerli kültür ve sanat ürünüdür. Belgeseller, tarihin ölümsüz canlı şahitleridir.

45 yıllık gazetecilik hayatımın son 30 yılı belgeselcilik ile geçiyor. Bilgi ve belgeyi devlet ve milletimizin yararına kullanmayı kutsal bir borç biliyorum.

Pandemi günlerinde, belgeselciliğin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmış oldu.

Her gün, TGRT Belgesel TV’de sabah 7’de yayınlanan ve tekrarı gece 3’te olan, Devri Alem Belgesel Programımızda dün sabah Suriye belgeselimiz yayınlandı.

www.devrialem.tv olarak 12 yıl önce Suriye’de çektiğimiz Şam’dan Halep’e Suriye’de Osmanlı Medeniyeti belgeselimiz, en son Suriye’de çekilen Türk Belgeseli olma özelliğine sahip.

Bugün, Suriye’de yıllardan beri yaşanan iç savaş yüzünden milyonlarca insan ölüp, yaralanıp yerinden yurdundan oldu.

Suriye ‘de bugün milyonlarca insan savaş yüzünden kan ağlıyor.

Suriye halkı bütün dünyanın gözü önünde insanlık dramı yaşıyor.

İnsanlık, Suriye’de yaşananlardan ders ve ibret almıyor, kan ve göz yaşı devam ediyor.

Suriye’de her şey yıkılıp yok oldu. Bir medeniyet ve kültür yakılıp yıkıldı… 

İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi  www.iktav.com kütüphanemizde bulunan Suriye ile ilgili belgesel ve fotoğraf arşivlerimizi, tarih ve Kültür araştırmacıların hizmetine açmayı bir görev kabul ettik. Arşivlerimiz, Suriye ile ilgili araştırma yapacak herkese açık.

Suriye ilgili birçok yazı yazdım. Onlardan birisi, Suriye’de savaş suçu olan kimyasal bombalar atılması. Konuyla ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com da yer alan makalemi sizlerle paylaşıyorum

***

Suriyeliler Kimyasal Bombalarla Öldürülüyor

Kimyasal silah kullanmak yasaktır, savaş ve insanlık suçudur. Dünyanın gözü önünde bir kez daha Esed rejimi İdlib’te kimyasal silahla, Türkiye’nin yanı başında çoğu çocuk, yüzden fazla insanı katletti. Dünya suskun, vicdanlar kararmış, İslam Dünyası kendi sorunları ile uğraşıyor, Müslüman zenginler zevk-i sefa içinde.

 Suriyeli bir göçmen görsem, Suriye’de bir bomba patlasa belgesel çekmek için iki kez gidip geldiğim Şam, Halep, Hama, Humus ve Busra gözümün önüne gelir, rejimin baskısı olsa da Suriyeliler hallerinden memnundu.

Bugün Suriye kan ağlıyor. Vicdanlar sessiz. Türkiye’nin sahip çıktığı kadar diğer İslam ülkeleri de Suriye’ye sahip çıksa, Suriye’de kan dururdu. Suriye iç savaşının çıktığı ilk günlerde http://www.gebzegazetesi.com da “3.Dünya savaşı mı çıkıyor?” başlığı ile araştırma yazısı kaleme almıştım. Acı ama gerçek, Kimyasal silahlarla Suriye’de çocuklar öldürülürken, Ortadoğu’yu kana boğan Amerika’nın yeni lideri, Beyaz Saray’da Mısır’ın darbeci lideri Sisi’yi ağırlayıp övgüler söylemekteydi.

Suçlu ve sorumlu, İslam dünyası. Nerede Müslüman ülkeler ve zengin İslam devletleri liderleri. Gezilere onlarca uçak ve yüzlerce araba ile giden liderler… Suriye’de yaşananlara sadece Türkiye tepki koyup tavır alıyor.

İslam Dünyası Nerede?

Milyonlarca göçmene kucak açıp, zalime dur diyor İslam dünyası ve Müslümanların 100 yıl önceki halini bir de Mehmet Akif’ten dinleyelim, değişen bir şey var mı siz karar verin:

Müslümanlık nerde, Bizden geçmiş insanlık bile

Alem aldatmaksa maksat, Aldanan yok nafile

Kaç hakiki Müslüman gördümse hepsi makberdedir

Bilmem amma Müslümanlık galiba göklerdedir

Vali Yavuz ve Başkan Büyükakın, Nuh Çimento Taş Ocağına Dur Demeli

 Dilovası Çerkeşli ve Tavşancıl bölgesini tehdit eden ve TOKİ tarafından Köseler Köyü’ne yapılan, binlerce toplu konutu toz altında bırakacağı açıklanan taş ve mıcır ocağı genişleyecek… Bölge ile ilgili muhtarlar harekete geçti.

12 mahalle muhtarı tarafından, Çerkeşli Köyü’nde yapılan basın açıklaması kamuoyunda büyük yankı yaptı.

İhlas Haber Ajansı tarafından yapılan habere, ulusal basın da geniş yer verdi.

Muhtarlar, devlet yetkililerini göreve davet ederek, Nuh Çimento’nun ocak genişleteceği alanda Kocaeli Valisi Seddar Yavuz ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın inceleme yapmasını istiyor.

Dilovası Muhtarlar Derneği tarafından yapılan açıklama ve muhtarların şikayetlerinin yer aldığı haber linklerini sizlerle paylaşıyorum.

https://www.ozgurkocaeli.com.tr/video/5449563/nuh-cimentonun-o-karari-bir-ilceyi-ayaga-kaldirdi

https://www.kocaelibarisgazetesi.com/haber/amp/132346

https://m.haberturk.com/kocaeli-haberleri-amp/80868334-nuh-cimentonun-o-karari-bir-ilceyi-ayaga-kaldirdi12-mahalle-muhtari-nuh-cimantoya-ait-tas

***

Muhtarların Şikâyeti İle İlgili Gebze Gazetesi’nde Yer Alan Haberimiz

Muhtarlar, Nuh Çimento’yu Cumhurbaşkanı’na Şikâyet Edecek

‘’Ölmek İstemiyoruz’’

Dilovası Muhtarlar Derneği Başkanı ve Çerkeşli Mahallesi Muhtarı Aytaç Erdem başkanlığında, bölgedeki mahalle muhtarları Çerkeşli’de bir basın toplantısı düzenleyerek Nuh Çimento fabrikasını protesto ettiler.

Nuh Çimento fabrikasının yeni kireç ocağı açmasına karşı tepkiler devam ediyor. Çevre yerleşkelerin muhtarları bir araya gelerek bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda muhtarlar şikâyetlerini açıklayarak yetkililerin Nuh Çimento’ya dur demesini istedi. Basın toplantısına; Dilovası Çerkeşli doğumlu Gebze Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.  Dr.  Numan Akdoğan, Dilovası Belediyesi Muhtarlıklar Müdürü Mehmet Turak, Dilovası Muhtarlar Derneği Başkanı ve Çerkeşli Mahallesi Muhtarı Aytaç Erdem, Demirciler Mahallesi Muhtarı Şahin Kot, Fatih Mahallesi Muhtarı Şeref Düzgün, Diliskesi Mahallesi Muhtarı Mehmet Özay, Tavşancıl Mahallesi Muhtarı Kenan Keleş, Köseler Mahallesi Muhtarı Selami Toklar, Mimarsinan Mahallesi Muhtarı Alaattin Durmuş, Orhangazi Mahallesi Muhtarı Ebubekir Özavcı, Kayapınar Mahallesi Muhtarı Mehmet Kara, Turgut Özal Mahallesi Muhtarı Vacip Mengübeti  katıldılar.

“Taş ocakları kabul edilemez”

Dilovası Muhtarlar Derneği Başkanı ve Çerkeşli Muhtarı Aytaç Erdem toplantıda basın bildirisi okudu. Bildiride şu ifadeler yer aldı; 

“İlçemizde 9 adet liman 6 adet OSB bulunmaktadır. Bizler sanayiye de sanayiciye de karşı değiliz. Güçlü bir Türkiye için hepsi lazım gelmektedir. Ama sağlıklı bir toplum da lazım gelmektedir. Onun için bizler burada yaşayan toplumun sözcüleri olarak toplumun sağlıklı yaşaması için elimizden geleni yapacağız. Çevre ve şehircilik bakanımız burada bulunan kömürcüler OSB’nin kaldırılacağının müjdesini verdi. Yerine 1500 tane TOKİ konutu yapacağını söyledi. Bunlar yapılırken taş ocaklarının gelmesi ve genişletilmesi kabul edilemez.”

“Halkın tepkisiyle toplantı iptal oldu”

Toplantıda Dilovası muhtarlarının Nuh Çimento’yu başta Cumhurbaşkanı olmak üzere devlet yetkililerine şikâyet ettikleri dilekçe gündeme geldi. Dilekçenin içeriğinde ise şu ifadeler yer alıyor;

“KONU: Nuh Çimento A.Ş.’nin Yerleşim Yerlerine Yakın Yeni Tesis Projesi Hk.

Nuh Çimento A.Ş.’nin Dilovası’nın Çerkeşli, Köseler, Tepecik ve Tavşancıl mahallelerine çok yakın bir mevkide yeni bir sahada kırma, eleme ve yıkama tesisi kapasite artışı projesi düzenlediği anlaşılmaktadır. Bu amaçla, 10.09.2020 tarihinde Dilovası sakinlerine yeterli bilgilendirme yapılmadan bir Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) toplantısı yapılmak istenmiştir. Ancak zaten çevre sorunlarıyla yıllardır mağdur olan Dilovası halkının haklı tepkileriyle toplantı iptal edilmiştir.

“Nuh Çimento halk sağlığını tehdit ediyor”

Şu an altı farklı organize sanayi bölgesine (OSB) ev sahipliği yapan Dilovası ilçesi sınırlarında birçok sanayi kuruluşu üretim yapmaktadır. Kamu kurumlarımızın denetimi ve halkımızın duyarlılığıyla bunların bir kısmının çevreye verdiği zararların önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda, Dilovası halkının sağlığı için artık çok büyük tehdit hâline gelen Kömürcüler OSB’nin ve Çöp Arıtma Tesisi’nin kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu konudaki hassasiyetleri ve destekleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Dilovası Kaymakamlığı ve Dilovası Belediyesi gibi kamu kuruluşlarımızın yanı sıra, sivil toplum örgütlerimize ve halkımıza müteşekkiriz. Nuh Çimento A.Ş.’nin Dilovası’ndaki yerleşim yerlerine çok yakın bir konumda ve çok geniş bir yeşil alanda kapasite artırımına gitmek istemesi Dilovası halkının sağlığını tehdit eden bir gelişmedir.

“Dilovalılar maske ile yaşamak istemiyor”

Söz konusu bölge yerleşim yerlerine çok yakın olduğu gibi Dilovası’na hâkim yüksek bir mevkidir. Dolayısıyla planlanan tesisteki tozların, parçacıkların Dilovası’nın her yerine yayılacağı ve insanların bu kirli havayı solumak zorunda kalacağı çok açıktır. Dilovası halkı bu acı tecrübeyi Kömürcüler OSB ile yaşamış ve maalesef hâlâ yaşamaya devam etmektedir. Bu durumun insan sağlığına olumsuz etkisi bilimsel çalışmalara ve araştırma raporlarına konu olmuştur. Dilovası halkı hayatının sonuna kadar maske ile yaşamak istememektedir. Bu sebeple, Dilovası halkının sağlığını tehdit eden söz konusu projenin önlenmesi için Dilovası Kaymakamlığı’nın Kocaeli Valiliği ve ilgili kurumlar nezdinde girişimlerde bulunmasının çok faydalı olacağını düşünüyoruz.”

Prof. Dr. Numan Akdoğan, basın toplantısında Gebze Gazetesi’nin canlı yayına katıldı. Aşağıdaki linke tıklayarak yayını izleyebilirsiniz.

İhlas Haber Ajansı’nın ulusal basına servis ettiği haberin linkini sizlerle paylaşıyorum;

https://www.iha.com.tr/haber-nuh-cimentonun-o-karari-bir-ilceyi-ayaga-kaldirdi-866837/

İçinden zaferler tarihimiz akan nehir Sakarya!

Kültür ve medeniyet coğrafyası bilinmeden, tarih anlaşılmaz. Tarihi coğrafyamızda ırmakların, nehirlerin, dağ ve ovaların ayrı bir anlamı vardır.

Dünya coğrafyasını gezdiğimizde, her medeniyetin kültür ve tarihinin sindiği ırmaklar, dağlar, yaylalar çıkar karşınıza. Ünlü şair ve düşünür Yahya Kemal Beyatlı, “Türkün gönlünde dağ varsa balkan, nehir varsa Tuna’dır” diyerek bizlere coğrafyamızın hakikatini yansıtmaktadır. Osmanlı coğrafyasının sınır çizgisini tarihçiler, Nil Nehri’nden Tuna nehrine diye tanımlarlar. Tuna Nehri’nin Osmanlı tarihindeki yeri çok farklıdır. Bu konuda ilginç ve ayrıntılı bilgilere ulaşmak isteyen meraklı okurlarım, hazırlamış olduğum ”TUNADAN BİR TARİH AKAR” kitap ve belgeselle Tuna Nehri’nin gördüğü Almanya’dan, Karadeniz’e döküldüğü Ukrayna’ya kadar birçok coğrafyanın bilgisini elde edebilirler.

www.devrialem.tv ve www.iktav.com sitemizden belgeselimizi izleyebilir ve kitabımızın ayrıntılı bilgilerini buradan okuyabilirsiniz.

Sakarya Nehri’nden Canlı Yayın

Her zaman ve her fırsatta Gebze Gazetesi ve Devri Alem TV olarak birçok bölgeden canlı yayınlar yapıyoruz.

Sakarya Zaferi’nin 99. yıl dönümü etkinliklerine katılmak üzere Polatlı ve Haymanaya giderken bir kez daha Sakarya nehri ile ilgili belgesel çekme ve araştırma yapma imkanımız oldu.

Sakarya Nehri gerçekten çok önemli. Gazeteci ve belgeselci olarak 15 gün içinde Yeşil Irmak, Kızıl Irmak ve Sakarya Nehirlerinde belgesel çekip, canlı yayınlar yapma imkan ve fırsatına sahip oldum.

Türkiye topraklarından doğan ve yine kendi topraklarımızdan denize dökülen bu üç nehirden en önemlisi Sakarya, zaferler tarihimizle anılmakta ve Sakarya Meydan Muharebesi’ne ev sahipliği yapmaktadır.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin 99. yıl dönümü dolayısıyla Sakarya Meydan Muharebesi’nin yapıldığı Polatlı ve Haymana’ya giderken Sakarya Nehri’nin en güzel manzarasına sahip, Bilecik Osmaneli’nden canlı yayındayız.

Gebze Gazetesi sosyal medya hesabından yaptığımız canlı yayını sizlerle paylaşıyor, Sakarya Nehri ile ilgili görüş, öneri ve yorumlarınızı bekliyoruz.

SAKARYA NEHRİ’NDEN KURULUŞ VE KURTULUŞ TARİHİMİZ AKAR

Sakarya Nehri’ni, Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü’yle tanırız. Bir de Kurtuluş Savaşı’mızın en önemli dönüş noktası olan, Sakarya Meydan Muharebesi ile hatırlarız.

Sakarya Nehri, aslında Selçuklu tarihinde Osmanlı’nın kuruluş yıllarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli kilometre taşı olmuş, zaferler tarihimizde adını Sakarya Meydan Muharebesi ile altın harflerle yazdırmış bir nehir.

Sakarya’dan sadece su akmaz. Yazımın başında da vurguladığım gibi Sakarya’dan kuruluş ve kurtuluş tarihimiz akar. Sakarya Nehri bilinmeden, Sakarya Havzası gezilmeden, Sakarya Nehri’nin doğduğu dağlar, yaylalar, ovalar gezilmeden kuruluş ve kurtuluş tarihimiz anlaşılmaz.

30 yıl önce genç bir gazeteci olarak, Eskişehir Çifteler’de Sakarya Nehri’nin kaynağını görüp kana kana su içtiğimde Sakarya Nehri’ne âşık olmuştum.

30 yıldır Sakarya Nehri’nin bütün kollarını, doğduğu yerleri, Sakarya Nehri Havzası’nda yaşanan tarihi, yerinde araştırıp belgeselleştirmeye çalışıyorum. 3 ay önce Sakarya Nehri’nin doğduğu Sakarya Meydan Muharebelerinin yaşandığı Ankara’nın Haymana ve Polatlı ilçelerinde araştırma yapıp, belgesel çekmiştim. Bayramın 3. günü, Afyon bölgesine giderek yine Sakarya Nehri Havzası’ndaki Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebelerinin yapıldığı mekânı, Afyon, Kütahya ve Eskişehir bölgelerinde belgeseller çekip araştırma yapma imkânım oldu. Bir kez daha gördüm ve anladım ki Sakarya Nehri’nden bir kuruluş ve kurtuluş tarihi akmakta ve bu savaşlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluş tarihine beşiklik etmiştir. Ayrıca, Osmanlı Devleti de yine, Sakarya Nehri Havzası’ndaki Eskişehir ve Bilecik bölgesinde kurulmuştur. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in Sakarya Türküsü şiirini yazmasında Sakarya Nehri ilham kaynağı olmuştur.

SAKARYA NEHRİ HAVZASI’NDA ÇEVRE KATLİAMI

Bilecik’in Osmaneli ilçesi, başlı başına yazı ve araştırma konusu. Bunu ayrı bir yazıda dile getirmek istiyorum.

Adını Kurtuluş Savaşı’nın önemli komutanlarından, Ali Fuat Paşa’dan alan “Ali Fuat Paşa” bölgesindeki Geyve-Pamukova yakınlarında, Sakarya Nehri’nin en güzel yeri Doğançay’da Devr-i Alem Programı’nı izleyen birçok insanla tanışıyor, bilgiler alıyoruz. Bölgenin tarihi Doğançay İstasyonu çevresindeki, Sakarya Nehri’ne hayat veren Doğançay’ı adeta bir tablo gibi muhteşem yapan asırlık çınar ağaçları kurumaya başlamış. Onlarca çınar kuruyor, diğer çınarlarda kurumaya yüz tutmuş. Bu çevre katliamına dur demeliyiz. Sakarya Nehri’nin değerlerine sahip çıkmalıyız.

Belgesel Haber Ajansı olarak bu katliamı canlı yayınla, başta Tarım Orman Bakanlığı’na ve Çevre ve Şehircilik Bakanı’mız başta olmak üzere tüm yetkililere duyurmaya çalıştık. Canlı videoyu, Belgesel Haber Ajansı Facebook hesabımızdaki, https://www.facebook.com/belgeselhaberajansi/?fref=ts linkinden izleyebilirsiniz. Sakarya Nehri’ne sahip çıkmak, kuruluş ve kurtuluş tarihimize sahip çıkmaktır. Ve sizleri Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya Türküsü şiiriyle baş başa bırakıyorum.

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;

Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;

Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,

Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.

Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,

Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?

Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!

Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!

Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.

Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;

Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.

                                                      Necip Fazıl Kısakürek

Sakarya Zaferi’nin 99. Yıl Dönümünü Polatlı’da Belgesel Çekerek Kutladık

 Zaferler tarihimizin dönüm noktası olan, tarihe en uzun süreli meydan muharebesi olarak geçen Sakarya Meydan Muharebesi’nin 99. yıl dönümü törenleri için Ankara’nın Polatlı ilçesinde belgesel çekimi yaptık. Pandemi önlemleri alınarak yapılan törenleri takip edip, şehitlikler ve müzeleri gezdik.

Düzenlenen törende sabah, Sakarya Merkez Şehitliği’ne çelenkler konuldu. Polatlı Meydanı’nda da resmî tören yapıldı. Basın meslek kuruluşlarımızın önemli temsilcileri, Şakir Gürer ve Cesurhan Taş Bey arkadaşlarımla gün boyu birlikte olduk.

Polatlı Tanıtım Merkezi Başkanı Emekli Albay Kadim Koç Bey’in rehberliğinde şehitlikleri ziyaret ettik. Milli Parklar 9. Bölge Müdürü Erdem Karaağaç Bey’in rehberliğinde Dua Tepe ve Kartal Tepe Ziyaretçi Merkezi’ni gezerek bilgiler alıp Sakarya Köyü’nde, Kadın Kahramanlar Müzesi’nde belgesel çekimleri yaptık. Çektiğimiz belgeselleri ulusal ve bölgesel TV kanallarına göndereceğiz.

Kartal Tepe’de Gebze Gazetesi ve Devri Alem TV Programı olarak canlı yayın yaptık;

SAKARYA ZAFERİ VE ÖNEMİ

Millî Mücadele, Birinci Dünya Savaşı’nın bir devamı ve bu savaşı sonuçlandıran muharebeler dizisi olarak görülmektedir. Bu muharebeler dizisinden biri olan Sakarya Meydan Muharebesi, Millî Mücadele’nin kaderini değiştirmiş ve bütün dünyaya yeni bir Türk Devleti’nin kurulduğunu kabul ettirmiştir.

Sakarya Meydan Muharebesi’ni önemli kılan diğer bir husus da yıllardır topraklarını savunmaya çalışan bir milletin varını yoğunu ortaya koyarak, işgal kuvvetlerine karşı savunmayı bırakarak taarruza başlamasıdır.

Ankara’ya bağlı Polatlı ve Haymana ilçeleri dâhilinde ve civarında yaşanan bu tarihi olayın geçtiği coğrafya, her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Yaklaşık 60 kilometrelik bir cephe üzerinde, 23 Ağustos 1921’de başlayıp 13 Eylül günü sona eren harp tarihinin bilinen en uzun Meydan Muharebesi olan Sakarya Meydan Muharebesi sadece fiziksel izlerden ibaret değildir. Aynı zamanda Türk insanı için bir hafıza deposu, duygusal ve kültürel yenilenme mekânı görevini de yerine getirmektedir.

Gebze Gazetesi’nde daha önce yazdığım makalenin linkini sizlerle paylaşıyorum;

http://www.gebzegazetesi.com/sakarya-meydan-muharebesi-nerede-ve-ne-zaman-yapildi-makale,2727.html

Sakarya Meydan Muharebesi nerede ve ne zaman yapıldı?

Malazgirt Meydan Muharebesi’nden Sakarya Zaferine

1071 Malazgirt Meydan Muharebesi’nden Viyana kapılarına gidilmiş, 13 Eylül 1921 Sakarya Zaferi’ne birçok zafer kazanılıp destanlar yazılmış.

Milli Kurtuluş Savaşı’mızın başlangıcı olan 22 gün 22 gece sürerek tarihin en büyük meydan muharebeleri arasında yer alan, 1683 yılında Viyana’da başlayan geri çekilme ve toprak kaybının 238 yıl sonra durdurulup, karşı taarruza geçtiğimiz savaş olan Mustafa Kemal Paşa’nın “Kanlı göl” anlamına gelen Melhame-i Kübra diyerek, “Hattı müdafa yok, sathı müdafaa” var sözü ile top yekûn Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştı. Ordumuzu coşturmak için 12 Mart 1921 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Marşı’nın Mehmet Akif’e yazdırılıp kabul edildiği savaş olan, Türkiye’nin birçok bölgesinden kadınlar, yaşlılar, gençler ve öğrencilerden oluşan gönüllü alaylar kurulup düşmanla çarpıştığı Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos 1921 yılında Ankara, Haymana ve Polatlı’da başlayıp, 13 Eylül1921 yılında sona eren İngiliz ve tüm Haçlı aleminin destekleri ile Anadolu’yu işgale gelen Yunan Ordusu’nun yenildiği savaştır. Sakarya Zaferi’nden bir yıl sonra 30 Ağustos’ta Büyük Taarruz, Başkomutanlık, Afyonkarahisar ve Kütahya Dumlupınar Meydan Muharebesi kazanılmış, 9 Eylül 1921 yılında Yunanlılar İzmir’den denize dökülmüştü…

Tüm arkadaşlarımı bu önemli etkinliğimize davet ederken binlerce şehit, esir, kayıp ve gazimizin olduğu şehitleri anmak üzere Polatlı Dua Tepe’den herkesi şehitler için Fatiha okumaya çağırıyorum. Tüm şehitlerimizin ruhları için El Fatiha…

***

Sakarya Zaferi ile ilgili 2 Yıl Önce Yazdığımız Makale

Sakarya Zaferinin 97. Yıl Dönümü Törenlerini Canlı Yayınladık

www.devrialem.tv  ve www.sakarya.tv’nin başarısı

Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan 22 gün 22 gece süren Ankara Polatlı ve Haymana’da 13 Eylül 1921 yılında gerçekleşen, en uzun süren meydan muharebesi olarak tarihe geçen Sakarya Meydan Muharebesi’nin 97. yıl dönümü törenlerini www.devrialem.tv ve www.sakarya.tv olarak ortak yayınla Polatlı’dan canlı yayınladık.

Avrasya Gazeteciler Derneği. www.agrt.net’in organizasyonu ile Polatlı’ya giderek törenlerin yapıldığı tüm alanlardan; benim sunum ve anlatımlarım, Şaban Mergül’ün kamera ve görüntü yönetmenliğinde törenlerin tümü canlı olarak yayınlanıp kayıt altına alındı.

Sabah saat 9’da Polatlı Tarihi Sakarya Şehitliği’nde başlayan canlı yayın, Polatlı Kent Meydanı Atatürk Anıtı önündeki konuşmalarla devam etti. Savaşların yapıldığı Kartal Tepe Beştepeler’de canlı yayınlar gerçekleştirip ardından devlet törenlerinin yapıldığı Dua Tepe’ye geçtik. Dua Tepe’deki Tarım Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park Müdürlüğü tarafından düzenlenen devlet törenlerinde yapılan konuşma, etkinlikler www.devrialem.tv ve www.sakarya.tv’de tümü ile canlı olarak yayınlandı.

Yapılan canlı yayınlar, önümüzdeki günlerde belgesel haline getirilerek telif ücreti alınmadan Avrasya Gazeteciler Deneği www.agrt.net tarafından tüm medya kuruluşlarına Belgesel TV programı olarak gönderilecek. Hazırlanan belgesellerin, araştırmacılar ve akademisyenlere kaynak teşkil etmesi için www.sakaryazaferi.com sitesinde yayınlanacak.

Canlı yayın linklerini sizlerle paylaşıyor, izleyip görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaşmanızı istiyoruz.

Polatlı’da Kıyameti Yaşadık

Her şey bir anda oldu. Bir anda bir toz bulutu dalgalar halinde bize yaklaştı. Sonrası korkunç, uğultulu sesler, rüzgarla gelen toz ve kum fırtınası… Karanlık çöktü, göz gözü görmez oldu. Etrafı aydınlatan hayat kaynağımız Güneş, bir anda kaybolup gitti. Kendimizi karanlık bir gece de bulduk…

12 Eylül 2020 Cumartesi günü Gebze’den Sakarya Meydan Muharebesi’nin 99. yıl dönümü ve şehitleri anmak ve belgesel çekmek üzere Ankara Polatlı’ya gidiyoruz.

Eskişehir Ankara Yolu üzeri Polatlı yakınlarında, Oğlakçı mevkiinde yakalandığımız kum fırtınası bize küçük kıyameti yaşattı. Yaşadığım bu olay bana bir kez daha 1999 depremini hatırlattı.

Kendini çok güçlü, kuvvetli gören insanlar olarak ne kadar aciz olduğumuzu anladım. İnsanoğlu olarak keşke bu tür felaketlerden ders ve ibret alabilsek.

Güçlükle, kendimizi yol üzerindeki bir tesise zor attık. Saniye saniye yaşadığımız bu felaketi Gebze Gazetesi http://www.gebzegazetesi.com olarak canlı yayında paylaştık. Toz bulutu görüş mesafesini azalttı, ağaçlar köklerinden söküldü, yağmur, şimşek ve gök gürültüsü karşısında ne yapacağımızı bilemeden fırtınan geçmesini bekledik. Allah bu tür bela ve felaketlerden insanlığı korusun.

Her şey Allah cc takdiri ancak insanlar olarak doğaya ve çevreye verdiğimiz zararın faturasını ödüyoruz. Sera gazı ve dünyanın betonlaşması, cam giydirme binalar, su kaynaklarının kurutulması, yeşilin yok edilmesi yüzünden iklimler değişti. Bilim adamlarının geleceğe yönelik tahminleri korkutucu…

CNN Türk’te anlattı: Ankara’da kum fırtınası neden oldu?

Ankara’nın Polatlı ve Haymana ilçelerinde etkili olan kum fırtınası hayatı felç etti. Bir anda gökyüzünü kaplayan toz bulutu nedeniyle vatandaşlar büyük panik yaşadı. Kum fırtınası Ankara merkezde de etkili oldu. CNN Türk Meteoroloji Editörü Bünyamin Sürmeli, meydana gelen kum fırtınası ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Meteoroloji Uzmanı Bünyamin Sürmeli’den Önemli Açıklama

”Fırtınaları bu seviyede yaşamamız artık bizim anormal normalimiz haline gelmeye başladı. Akdeniz’de nasıl hortumlar arttıysa, rüzgarlar da kuvvetleniyor. İç Anadolu hortum oluşabilen, fırtınaların oluşabildiği bir coğrafya. Dolayısıyla bu tür ani rüzgarlar, ani basınç dalgaları meydana gelebiliyor. Bu kum fırtınasını oluşturan muhtemelen şundan olabilir; uzunca bir süredir yağış yok.” dedi.

https://m.hurriyet.com.tr/galeri-ankara-polatlida-kum-firtinasi-41609886

Felakete Basın Geniş Yer Verdi

Kum Felaketi ile İlgili Basında Yer Alan Haberler

Ankara Valiliği, fırtına uyarısı yaptı, basında geniş yer verildi;

https://www.hurriyet.com.tr/amp/gundem/ankarada-firtina-agaclari-devirdi-41440949

***

Polatlı Fırtınası ve Giresun Sel Felaketinden Ders ve İbret Alınmalı

Giresun sel felaketi ile ilgili Gebze Gazetesi’nde yazdığımız yazı ve araştırma;

Yıllardan beri verdiğimiz mücadele, sel felaketinden sonra uygulamaya başlandı.

Dere Yataklarındaki Çevre Katliamına Son

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘’Tüm kum çakıl ocakları kapatılacak” talimatını ilk uygulayan Giresun İl Özel İdaresi oldu. Harşit Çayı’nda 4, Gelevera Deresi’nde 2, Yağlıdere’de 2 kum çakıl ocağı kapatılacak.

Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın Konuşması

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/121981/-devlet-ve-millet-olarak-el-ele-verip-dunyanin-kadim-isleyisine-uygun-sekilde-sehirlerimizi-gelistirecegiz-

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Konuşmasının Canlı Yayını

DERE YATAKLARINDAKİ KUM ÇAKIL OCAKLARI KAPATILIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘dere yataklarındaki tüm kum, çakıl ocakları kapatılacak’ talimatına ilk uyan Giresun İl Özel İdaresi oldu. Harşit Vadisi’nde kum, çakıl ocağı bulunan İl Özel İdaresinin burayı kapattığı öğrenildi. Harşit Çayı üzerinde, Özel İdarenin dışında tamamı Giresunluların işlettiği 4 kişiye ait kum, çakıl ocağı bulunuyor. Alınan bilgilere göre Espiye Gelevera Deresi üzerinde 2, Yağlıdere Deresi üzerinde de 2 olmak üzere 4 tane daha kum çakıl ocağı bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatının ardından harekete geçen Giresun İl Özel İdaresi bu dere yatakları üzerinde bulunan kum, çakıl ocakları işletmelerinin sahiplerine dün itibarı ile yazı göndererek faaliyetlerini sonlandırmalarını istedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dereli’de yaptığı konuşmasında, “Harşit Çayı Vadisi’ndeki tüm kum ve çakıl ocakları kapatılacak, derelere yapılacak müdahaleler mutlak kontrol altına alınacaktır. Aksu Deresi, Yağlıdere, Gelevera Deresi ve Harşit Çayı vadisinde Dünya Bankası kredisi ile entegre havza projesi hazırlanacak ve uygulanacaktır. Yaraları sarmak, afetin izlerini ortadan kaldırmak için her türlü tedbiri aldık, yatırımları planladık, çalışmalara başladık.” demişti. (Haber kaynağı: Yeşil Giresun)

Sel Felaketi Sonrası Tarihi Karar

Giresun; Harşit ve Gelevera Deresi’ndeki çevre ve doğa katliamı ile ilgili Gebze Gazetesi’nde yer alan Belgeselcinin Not Defteri isimli köşemde, daha önce yazdığım makalelerimin linklerini sizlerle paylaşıyorum;

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=26993

https://www.gazetegebze.com.tr/makale/amp/981

http://www.sanalbasin.com/gelevera-deresi-cevre-katliamindan-kurtarilmali-24645559/

http://www.sanalbasin.com/tarihi-pangal-selalesi-ve-gelevera-deresi-yok-olmasin-28099304