Kanal 7 TV’de Gebze ve Dilovası Tanıtılacak

Gündüz Gece programında, Gebze’nin tanıtılacağı programa gazeteci ve belgeselci olarak destek olup rehberlik yaptık.

Cumartesi günü saat 11:20’de yayınlanacak programın tanıtım fragmanı linkini sizlerle paylaşıyorum.

Gebze Gazetesi’nde Yayınlanan Haber

KANAL 7 televizyonunun sevilen programlarından Gündüz Gece programı için Gebze, Darıca ve Dilovası bölgelerinde çekimler yapıldı. Program çekimine gazeteci ve belgeselci olarak İsmail Kahraman da katkı sundu.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=37495

KANAL 7 televizyonunun sevilen programlarından Gündüz Gece programı için Gebze, Darıca ve Dilovası bölgelerinde çekimler yapıldı. Program çekimine gazeteci ve belgeselci olarak İsmail Kahraman da katkı sundu. Zeynep Tor’un yapımcılığını üstlendiği, sanatçı Kürşat Taner Biçici’nin sunuculuğunu yaptığı programda, İsmail Kahraman gazeteci ve belgeselci olarak bölge tarihi ile ilgili bilgiler verdi. Programın ilk bölümünde Gebze Ticaret Odası’nın uzun süre mücadele ederek coğrafi işaretini aldığı Bayram Çöreği ile ilgili geniş bir bölüm yayınlanacak. 19 Haziran 2021 Cumartesi günü, saat 11.20’de yayınlanacak programda Dilovası Demirciler Köyü’nde bölgemizin yemek kültürü de tanıtılacak.

***

Baba Ocağı ve Babalar Günü

Babalar Günü’nü kutlarken, baba vasiyeti ve nasihatini unutmuyorum…

Korona vebası salgınına rağmen geçtiğimiz günlerde baba memleketimi ziyaret etme fırsatım oldu.

Ata, dede mezarlarının bulunduğu mezarlıkta Fatiha okuyup, baba ocağını ziyaret edip, Sılayı Rahim yaptım.

Dünyanın birçok ülkesinde haziran ayının 3. pazar günü Babalar Günü olarak kutlanıyor.  Baba ve annelere bir gün değil 365 gün bile az, bizim kültürümüzde baba ve annelere büyük değer verilmekte. Kur’an’da anne ve babaya öf demek bile yasaklamakta.

Ben Babalar Günü’nü, daha önce baba memleketim Giresun’un Espiye ilçesi Soğukpınar beldesi Dikmen Mahallesi Bayramoğlu nahiyesinde baba ocağını ziyaret ederek kutladım.

Babalar Günü’nü, babam merhum Mustafa, annem merhum Emine ve benim okumama vesile olan ana vekilim merhum Kandaz Kızı Fadime Halamla geçirdiğimiz o güzel günleri düşünerek, babalar günü öncesinde geçtiğimiz haftalarda kutladım.

***

Karadeniz’i vatan yapan Oğuz Türklerinin Çepni Boyu Hacı Emir Bayramlıbeyliği ile ilgili  www.devrialem.tv  olarak araştırmalar yapıp, Doğu Karadeniz’in vatan olmasında büyük rolü olan dünya markası Türk Fındığı ile ilgili  www.iktav.com  olarak tarih ve kültür araştırmaları yapıp, daha önce belgesel çekimleri yapmıştım. Haziran ayı başında Vatan ve Orman belgeseli çekimleri için Ordu ve Giresun bölgesindeydim.

Geçtiğimiz yıl 100 yaşında vefat eden, hayatının son günlerinde bile evlatlarını düşünen, kardeşler olarak birlik ve beraberlik içinde olmamızı isteyen, köy ve yayladaki evlerimizin her yıl ocaklarını tüttürüp baba ve dede yadigarı fındık bahçelerine bakmamızı, fındık ocaklarını kurutmamamızı vasiyet eden Şerefoğlu Sarıkamış Gazisi Mustafa kızı anam Emine’nin kucağını unutmuyorum. Memleket dediğim köyümde baba, ana ve hala ile geçen o güzel çocukluk yıllarını düşünüyorum.

Ata, dede mezarlarını ziyaret edip köy ve yayladaki mezarları başında Fatiha okumak çok güzel bir duygu.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1106&t=makale

Baba Vasiyeti ve Nasihati

13 yaşına kadar birlikte çocukluk yıllarımı geçirdiğim okumak üzere köyden ayrılsam da her yıl eğitim gördüğüm büyük şehirlerden köye gelip hasret giderdiğim, büyük dedem Kandaz Hasan Ağa ve Küçük dedem Birinci Dünya Harbi Şehidi İbrahim’in diktiği fındık bahçelerinde babam, anam ve halam fındık toplarken onlardan öğrendiğim bilgileri, okumamı, yapıcı olup yıkıcı olmamamı isteyip vasiyet etmeleri halen kulaklarımda çınlıyor.

Halasız geçen 24 ve babasız geçen 12 ve anasız geçen 2 yılın ardından duygu dolu anlar yaşıyorum.

Babalar Günü’nü bir gün değil, yılın 365 gününü babalar günü olarak kabul edip, 3 evlat sahibi bir baba ve 2 torun sahibi dede olarak tüm babaların Babalar Günü’nü kutluyorum.

Hayatta olan babalara hayırlı sağlıklı günler diliyorum, ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyor, ruhlarına Fatiha okumaya davet ediyorum. El Fatiha…

***

Vefalı Arkadaş Ziyareti

Devri Alem Belgesel Programı ve İKTAV Kütüphanemize Karabük Safranbolu’dan önemli bir ziyaretçimiz geldi.

Uydudan dünyaya yayın yapan Karabük Bizim Radyo ve TV’nin sahibi Osman Çetinkaya Gebze’de www.iktav.com İKTAV Araştırma Merkezi Kütüphanemizi ve Devri Alem Belgesel Program merkezimizi ziyaret ederek, bizlerle program çekimi yaptı.

20 yıldan beri dostluk ve arkadaşlığımız devam eden, uzun süredir Devri Alem Belgesel TV Programlarımızın da yayınlandığın BRTV televizyonu sahiplerinden Osman Çetinkaya meslektaşıma nazik ziyareti için çok teşekkür eder, başarılar dilerim.

BRTV’nin sahibi Osman Çetinkaya’nın ziyareti ile ilgili yaptığımız canlı yayın.

Babalar Günü ve baba olmak!

Babalar Gününü kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde, sadece baba değil iki torun sahibi dede olarak babalarla ilgili bir yazı kaleme almak istiyorum.

Baba üzerine ne kadar yazı yazılıp konuşmalar yapılsa azdır. Babanın değerini ve kıymetini insanlar baba olduğu zaman ve bir de babalarını kaybettiği zaman anlar. Babalar ailenin temel direği, varlık nedenidir. Baba gücün simgesi, neslin devamıdır. Babalar nasihat verir, ders verir, babalar evlatları için örnektir, kol kanattır, değim yerinde ise her şeydir. Babaları hayatta olanlar babalarının değerini bilmez ve anlayamazlar. Babalar ebedi âleme gittikten sonra eyvah derler ve iş işten geçmiş olur. Baba ile ilgili ne söylense az. Geçtiğimiz günlerde okunmuş kitap satan bir satıcıdan satın aldığım ‘Tarih Boyunca Babaların Çocuklara Öğütleri’ adlı Mustafa Turan imzalı kitap, gerçekten muhteşem. Kitapta peygamberlerin, ünlü düşünürlerin, yazarların, fikir adamlarının ve dünyaca tanınan edebiyatçıların çocuklarına yaptığı öğütler yer almakta. Kitabı bir çırpıda okuyup incelediğimde ne kadar güzel yazılmış bir baş ucu kitabı olduğunu anladım. Onlardan bir iki nasihati burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

ÜNLÜLERİN OĞULLARINA NASİHATI

‘Hz Ali’nin ‘Ey oğul yalancı ile arkadaş olmaktan sakın, o sana uzağı yakın, yakını da uzak gösterir’, Şair Nabi’nin ‘Ey oğul İnsanda bir dil iki kulak vardır, öyleyse sende bir söyle iki sus, sözünü kısa tut ki inci ve mercan gibi değerli olsun’ sözlerine ilaveten Türk dil bilgini Kaşgarlı Mahmut’un oğluna yaptığı şu nasihat çok önemli Kaşgarlı Mahmut’u dinliyoruz, “ Oğlum ananın babanın sözünü işittiğinde reddetme, mal baht bulduğunda buldum delisi olma, haddini aşma, sözün özünü hep bilginler söyler, bilginlere yakın dur, akıllı kişi öğüt kabul edendir” ne kadar güzel nasihatler. Bugün bile geçerliliğini koruyan bu nasihatler evlatlara yol göstermekte, ışık olmaktadır.

***

Babamın Vasiyet ve Nasihati

Benim babamın bana en büyük vasiyet ve nasihati dürüstlük ve doğruluktan ayrılmamak oldu. Çok çalışmak, vatana millete hayırlı evlat olmamı istedikten sonra adeta kulağımda küpe olan ve hiç unutmadığım şu tarihi nasihat ve vasiyetini sizlerle paylaşıyorum; “Oğlum, gazetecisin. Yazı ve haberlerinde çok dikkatli olmalısın. Yıkıcı olmamalısın yapıcı olmalısın. Allah seni yapıcı etsin, yıkıcı etmesin. Bir de gazeteci olarak çok düşmanın olur. Sakın düşmanına adaletsizlik yapma, insanın düşmanının olması büyük zenginliktir. Herkesin düşmanı olmaz. Ancak büyük adamların düşmanı olur. Düşmanlarına da saygılı ol ve onlara düşmanlık yapma. Taş atana ekmek at. Düşmanlık yapana dostluk eli uzat.” İşte benim babamın bana nasihati…

Baba sevgisi ile ilgili neler yazmıştım?

Bugüne kadar bu köşede değişik tarihlerde baba sevgisi ile ilgili birçok yazı kaleme aldım. Rahmetli babam Mustafa Kahraman’ın 3 Ocak 2009 yılında vefat etmesi üzerine kaleme aldığım yazıların bir kısmını ve baba sevgisi ile yazdıklarımın bir bölümü, aşağıda yer almakta. Siz değerli okurlarımdan da baba sevgisi ve babaya vefa ile ilgili yazı ve yorumlarınızı bekliyorum.

***

Babasız geçen yılların ardından

(3 Ocak 2010 Gebze Gazetesi)

Babalarımız en önemli değerlerimizdendir. Babalarımız hayatta iken, kıymetini yeteri kadar anlamayız. Zaman zaman da üzeriz. Babalar öldükten sonra kıymetleri anlaşılır. Her ne kadar yeteri kadar hakkını teslim edemesek de babalar ailenin direğidir. Babalar sadece ailenin direği değil her şeydir. Analarımız kadar gündemde olmasa da baba olmak çok büyük sorumluluk ister. Baba olmak şefkat ve sevgi ister. Babalarımız çok kıymetli varlıklardır. Babalarımızın kıymetini ancak babalarımızı kaybedince anlarız. Babalarımızın kıymetini bilelim. Babamla geçirdiğim çocukluk yılları daha dün gibi hatırımda. Babamın sırtında saatler süren yayla yolculuğu. Babamla ilk gittiğim şehir gezisi.  Beni sevip okşaması. Sigara içtiğim için kızıp dövmesi. Babamla geçirdiğim daha nice hatıralar.

Evet, babamı kaybedeli bir yıl oldu. Babasız bir yıl benim için çok zor oldu. Babamın yokluğunu annemle gidermeye, onda o şefkati bulmaya çalıştım. 90 yaşındaki annemi ziyaret ederek baba hasretimi dindirmeye çalışıyorum. Her geziden sonra eve gitmeden anamın elini öpmeye gidip özlem gideriyorum. Hafta sonları küçük oğlum Emirhan’ın elinden tutarak babamın ve halamın kabrine giderek Fatiha okuyup onsuz geçen ayların ne kadar zor olduğunu tekrar tekrar anlıyorum. Babamı bir yıl önce kaybettiğimizde, yine bir yurtdışı gezisine çıkmıştım. Daha doğrusu Filistin´e yardım için Gazze’ye gitmiştim Gazze sınır kapısında bombalar altındayken haber gelmiş, apar topar Türkiye´ye dönerek babamın cenaze namazına son anda katılmıştım. Dün babamın vefatının birinci yılı münasebetiyle Kur’an ve mevlit okutarak bir kez daha acısının hiçbir zaman bitmeyeceğini anladık. Bir yıl önce babamı kaybettiğimde baba olmanın ne anlama geldiğini daha iyi anlamıştım. Babamla yaşadığımız hatıralar gözümde canlanmıştı. Yaz tatillerini babamla birlikte köylerde ve yaylalarda geçirerek hayat tecrübesinden yararlanıp, babamla belgesel çekmiştim. Bütün yaptıklarımız film şeridi gibi gözümün önünden geçmişti.

Siz değerli okurlarım, babanızın kıymetini bilin babalarınızın hayatını kameraya kaydederek gelecek nesillere belgesel görüntüsünü aktarın.

***

(Babasız geçen bir yılın ardından- 3 Ocak 2010 Gebze Gazetesi)

BABALAR GÜNÜ İLK NE ZAMAN KUTLANDI?

Dünyayı sömüren kapitalist düzen, tüketimi teşvik etmek için neredeyse yılın 365 gününe bir şey uydurarak, insanların maddi ve manevi sömürülmesini gerçekleştirmiş. Anneler günü, sevgililer günü daha bilmem ne günü ve şimdide babalar günü adı altında tüketim teşvik ediliyor ve dolaylı olarak babaların cebinden paralar uçuyor ve yine baba mağdur oluyor. Babalar gününün ne zaman kutlandığını Vikipedia kaynaklarından aldığım bilgiyle sizlerle paylaşıyorum. Bir Amerikan iç savaşı gazisinin kızı olan Sonora Smart Dodd, Anneler Günü gibi babaların da bir günü olması gerektiğini düşünmekteydi. Dodd’un babası annelerinin yokluğunda altı çocuğunu tek başına büyütmüştü. Babasının doğum günü olan 5 Haziran’ın Babalar Günü ilan edilmesi için çalışmalara başlamış ama bu çalışmalar o tarihe yetişemeyerek kutlamalar haziran ayının üçüncü pazar gününe ertelenmiştir. Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910’da Washington’un Spokane şehrinde kutlanmıştır.[1] 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge kutlamaları desteklemiş; ama resmi olarak Babalar Günü ilan etmemiştir.[3] 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar Günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamıştır. 1972 yılındaysa Başkan Richard Nixon’ın imzasıyla Babalar Günü yasal olarak ABD’de resmi tatil ilan edilmiştir. Katolikler ise Babalar Günü olarak farklı bir tarihi kutlarlar. Onlar bu kutlamayı dini açıdan ele alıp Hıristiyanlık peygamberi İsa’nın babası anısına, mart ayının 19. gününü St. Joseph Günü adı altında babalarına armağan etmektedirler. Bazı ülkelerde bu kutlamalar dini özelliklerinin dışına çıkmıştır. Sonuç olarak zararı yok, yılda bir kez de hatırlansa babalar çok güzel. Aslında babaları yılda bir kez değil sürekli hatırlamak hal ve hatırına sormak, vefat ettiyse mezarı başına gidip onu hayırla yâd etmek dua etmek gerekiyor. Bugün sadece bir baba değil bir dede olarak da tüm baba ve dedelerin ellerinden öpüyor. Tüm baba ve dedeleri saygıyla anıyor vefat edenlere Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan Şuşa’da

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in daveti ile Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Azerbaycan’ın kültür başkenti, Karabağ Savaşlarının önemli merkezi Şuşa’ya gitmesi çok önemli. Bugün bu konuyu makale konusu yapmak istiyorum.

Önce Şuşa ile ilgili kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Şuşe Neden Önemli?

Şuşa, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde yer alan bir şehir. Azerbaycan’ın kültür başkenti. Şuşa Rayonu’nun idarî merkezi olan yerleşim, 1992’de Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından işgal edildi ve hiçbir ülke tarafından tanınmayan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti’nin de facto yönetimi altına girdi. 8 Kasım 2020’de ise şehir Şuşa Muharebesi sonucunda Azerbaycan kuvvetlerince ele geçirildi ve 28 yıllık fiili yönetim son buldu.

Şuşa’da anlamlı tören

Cumhurbaşkanı Erdoğan, resmi ziyarette bulunduğu Azerbaycan’ın Şuşa şehrinde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından resmi törenle karşılandı.

Erdoğan, 28 yıl sonra Ermenistan işgalinden kurtarılan Dağlık Karabağ’ın sembol şehri Şuşa’yı ziyaret etti. Erdoğan için Şuşa Valiliği’nde karşılama töreni düzenlendi. Aliyev, Erdoğan’ı makam aracından inişinde karşıladı. Erdoğan ve Aliyev’in tören alanındaki yerlerini almasının ardından iki ülke milli marşları çalındı. Aliyev ile tören kıtasını denetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, askerleri selamladı.

Aliyev ve Erdoğan, karşılamanın ardından baş başa görüşmeye geçti. Erdoğan ve Aliyev, görüşmeden sonra anlaşmaların imza törenine katılarak ve ortak basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aliyev, baş başa görüşmenin ardından iki ülke arasındaki anlaşmaları imzaladı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Türkiye ile Azerbaycan arasında imzalanan “Müttefiklik Sözleşmesi”nde 100 yıl önce imzalanan Kars Anlaşması’na atıfta bulunulduğunu bildirdi.

İmza töreninin ardından iki lider basın toplantısı düzenledi.

Aliyev, ”Azerbaycan halkı adına aziz kardeşimi Azerbaycan’da selamlamak istiyorum” dedi. Aliyev, konuşmasında ”İmzalanan Şuşa beyannamesi yeni iş birliklerimizin teminatıdır.  Bundan sonra da birbirimizin yanında olacağız. Şuşa Beyannamesi savunma sanayisi ve nakliyede karşılıklı yardımı içeriyor. Tüm Azerbaycan halkı ve dünyanın gözü buradadır. Azerbaycan’da bu sabırsızlıkla bekleniyordu. Şuşa’da dalgalanan Azerbaycan ve Türkiye bayrakları bizim beraberliğimizi gösteriyor. Türkiye’nin desteğini unutmayacağız. Karabağ muharebesi sonrası Ermenistan diz çöktü. Türkiye – Azerbaycan birliği ebedidir.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, iki ülke arasında “Şuşa Beyannamesi”ni imzaladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmasında şunları söyledi:

Bugün farklı bir heyecanın içindeyiz. Daha önce vermiş olduğumuz sözümüzü yerine getirmiş oluyoruz. 44 günlük savaşın ardından Karabağ sahiplerinin eline geçmiş oldu. Ermeni mezaliminden kurtulmuş oldu. Kardeşim fon olarak basın toplantısında anlamlı bir yer seçmiş oluyor. Bir yanda Valilik binası bir yanda Ermenilerin yerle yeksan etmek üzere oldukları bir bina. Kahraman Azerbaycan ordusunun Karabağ zaferinin sevincini geçtiğimiz yılın 10 Aralık günü Bakü’de paylaşmıştık. O gün yine bambaşka bir coşku vardı. 6 ay sonra bu defa kadim şehir Şuşa’da kendisiyle birlikte olmaktan memnuniyet duyuyorum. Şuşa’dan vereceğimiz mesajların çok önemli olduğuna inanıyorum. Altyapıda yoğun çalışmalar yapılıyor. Yollar yapılıyor, yüksek gerilim hatları inşa ediliyor, susuz olan bölge suya kavuşuyor. İnşallah en kısa zamanda bölge havalimanlarına da kavuşacak. Havalimanlarına da kavuştuktan sonra buralara geliş – gidişler artacak. Turizmde bölge inanıyorum ki ciddi bir sıçramayı yaşayacak. Karabağ eski ihtişamına yeniden kavuşacaktır, bundan hiç şüphem yok. Türkiye olarak yeniden inşa faaliyetlerinde de kardeşlerimize her türlü katkıyı veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. En kısa sürede evlerine dönmelerini beklediğimiz Azeri kardeşlerimiz için de her türlü çabayı göstereceğiz. Değerli kardeşimin özel çalışmaları var.

ŞUŞA BEYANNAMESİ’NDE ŞU İFADELER YER ALDI

Taraflar, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin daha da genişletilmesi ve derinleştirilmesi perspektiflerini her yönüyle inceleyerek beyan eder.

Azerbaycan, Ermenistan’ın 30 yıl süren saldırısına son verilmesi, işgal edilmiş toprakların kurtarılmasında Türkiye’nin desteğine yüksek değer vermektedir.

Taraflar, işgalden kurtarılan topraklarda Türkiye-Rusya Ortak Merkezi’nin faaliyetlerine Türkiye’nin katkısının önemli rol oynadığına vurgu yapar.

Taraflar, bölgesel ve küresel güvenlik ve istikrar meselelerinin çözümlenmesi yönünde ortak çaba gösterirler.

Taraflardan herhangi birinin bağımsızlığına veya toprak bütünlüğüne üçüncü bir devletçe tehdit ve saldırı halinde taraflar birbirine gerekli yardımı yapacak.

Taraflar, iki devlet arasında geliştirilen ve onların çıkarlarına uygun askeri-siyasi iş birliğinin üçüncü devletlere karşı olmadığını belirtirler.

Taraflar özellikle terör, organize suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, yasa dışı göçe karşı mücadelede ortak çaba ve iş birliğini genişletecek.

Şuşa Beyannamesi’nde Ermenistan’ın Türkiye’ye karşı asılsız iddialarının, tarihin çarpıtılması girişimlerinin bölgede barış ve istikrara zarar verdiği vurgulandı.

Şuşa Beyannamesi’nde Türkiye ve Azerbaycan’ı birleştiren Zengezur koridorunun açılması ve Nahçıvan-Kars demir yolunun, ilişkilerin yoğunlaştırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Şuşa Beyannamesi’nde tarafların Güvenlik Konseylerinin milli güvenlik konularında düzenli olarak ortak toplantılar yapacağı bildirildi.

Türkiye NATO’ya Nasıl Girdi…?

NATO zirvesinin konuşulup tartışıldığı bu günlerde, bizde NATO tarihi ile ilgili bir yazı kaleme almak istedik.

Kore’de belgesel çeken ve birçok Kore gazisi ile belgesel söyleşiler yapan gazeteci ve belgeselci olarak, Kore Savaşları hep ilgimi çekti.

Kore’nin Pusan kentinde yüzlerce şehit olmuş Türk askerinin bulunduğu mezarlıkta yaşadığım duygulu anları hiç unutmuyorum.

Kore’nin başkenti Seul’de Kore Savaşları müzesinde gördüklerim belge ve bilgiler karşısında başka bir üzüntü yaşadım, neden Türkiye’de bir Kore Savaşları Müzesi olmadığını sorguladım.

Türkiye Kore Savaşlarına katıldığı için NATO’ya girdi

14 Mayıs 1950’deki genel seçimlerin üzerinden 1 ay 11 gün geçmişti ki 25 Haziran 1950’de Kore Savaşı patlak verdi. Başbakan Menderes 11 Temmuz günü yapılan meclis toplantısının ardından askeri şura topladı.

18 Temmuz 1950’de Cumhurbaşkanı Celal Bayar başkanlığında, Başbakan Adnan Menderes, Milli Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının katılımıyla Yalova’da bir toplantı yapıldı. Toplantının sonunda “orduda kuvvetlerimizin takviyesi ve geliştirilmesi için alınması gerekli tedbirleri müzakere edilmiştir.” Denildi. 18 Temmuz 1950’de Yalova’da yapılan toplantıda genel kanıya göre Kore’ye asker gönderme kararının alındığı düşünülmekteydi.

Türkiye’nin asker gönderme kararı almasından birkaç gün önce İstanbul’da bulunan Washington Büyükelçisi Feridun Cemal Erkin’e Cumhurbaşkanı’nın görüşmek istediği bildirildi. Elçi talimat gereği Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın yanına vardığında, Başbakan Adnan Menderes ve Meclis Başkanı Refik Koraltan’ın da orada olduğunu gördü. Başbakan; o gün sabah, Birleşmiş Milletler Anlaşması gereğince, dünya barış örgütünün karşı koymakla görevli olduğu, ancak aynı anlaşmanın ihdasını öngördüğü milletlerarası polis kuvveti henüz teşkil edilmemiş olduğundan, barışa bağlı üyelerin gönderecekleri askeri birliklerle saldırıya mukabele etmek zorunluluğu doğduğu ve bu maksatla, Kore’de düşmana karşı dövüşen Amerikan ordusuna yardım etme kararı aldığını yazar, Akademisyen Bülent Akkaya ve Menderes hükümeti Kore’ye asker gönderir.

***

NATO NEDİR?

Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı anlamına gelen (North Atlantic Treaty Organization) kelimelerinin kısaltılmışı ve bu adla anılan antlaşmadır. 1949′ da Birleşik Amerika ile şu devletler arasında imzalanmıştır: Kanada, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Danimarka, İtalya ve Portekiz. Bunlara 1951’de Türkiye ve Yunanistan, 1954’te de Batı Almanya katılmıştır. Böylece üye sayısı 15’e çıkmıştır.

Antlaşmayı imzalayan devletler, «Milletlerin demokrasi ilkeleri ile fert hürriyetlerini ve hukukun hükümranlığı üzerine kurulu hürriyetlerini, ortak miraslarını, uygarlıklarını korumaya,» karar verdiklerini bildirmişlerdir. Bu antlaşma devletlerden birine, ya da birkaçına yöneltilecek silahlı bir tecavüze karşı üyelerinin yalnız karşılıklı yardımlaşmada bulunmayı taahhüt ettikleri bir savunma paktı değil, çok daha kuvvetli ve geniş bir sözleşmedir.

Antlaşmaya göre 20 yıl üyelik yapan bir devlet, isterse NATO’dan çekilebilir. NATO’ya üye olmak isteyen devletlerin durumu İncelendikten sonra, uygun görülürse üyeliğe alınır. Şimdiye kadar sadece Fransa, NATO’nun askeri teşkilatından ayrılmış, bu yüzden Paris’te bulunan NATO Avrupa Ordusu Genel Karargahı, Belçika’ya taşınmıştır, üye devletlerde de ayrıca NATO karargahı vardır. Türkiye’deki NATO karargahı İzmir’dedir.

***

NATO NASIL KURULDU?

2. Dünya Savaşı’nın ardından, gelişmeye başlayan teknoloji, çeşitli silahlar ve özellikle kitle imha silahlarının, birtakım ülkelerin tekelinde bulunması, yaşanılan savaş tecrübeleri, milletlerin dünya üzerinde tek başına var olabilmelerini olanaksız kılmaya başladı. Bu nedenle, milli menfaatleri benzer yönde olan büyük devletler, belli noktalarda buluşarak, dayanışma ve iş birliği yapmak zorunda kaldı. Bu doğrultuda bir araya gelen on iki ülke, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesi çerçevesinde hazırlanan, toplam 16 maddelik antlaşmayı 4 Nisan 1948 tarihinde, ABD’nin Washington Şehri’nde imzaladı. İmzalanan antlaşma onaylanarak 24 Ağustos 1949 tarihinde yürürlüğe girdi.

Başlangıçta Birleşik Krallık, Belçika, Kanada, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, Amerika Birleşik Devletleri’nin bir araya gelmesiyle oluşturulan Pakt, daha sonra Yunanistan ve Türkiye’nin katılımıyla daha geniş bir hal aldı. Türkiye ve Yunanistan’ın ardından Almanya, daha sonra sırasıyla İspanya’nın katılımı ile üye ülke sayısı 16’ya çıktı.

NATO ÜYESİ ÜLKELER HANGİLERİ?

12 NATO üyesi ülke, NATO’ya 4 Nisan 1949 tarihinde kurucu üyeler olarak katılan ülkelerdir. Fransa NATO’nun askeri kolundan 1966 yılında ayrılmış olmasına rağmen, 2009 yılında geri dönmüştür. Danimarka’nın üyeliği, Faroe Adaları ile Grönland’ı kapsamaktadır. Üye ülkeler arasında yer alan İzlanda’nın, askeri ordusu bulunmamaktadır.

4 Nisan 1949 – Birleşik Krallık– Belçika– Kanada– Danimarka– Fransa– İzlanda– İtalya– Lüksemburg– Hollanda– Norveç– Portekiz– Amerika Birleşik Devletleri Yunanistan 1974 yılında Türkiye’nin düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra, NATO’nun askeri kanadından çekilmiş olmasına rağmen, 1980 yılında geri döndü.

18 Şubat 1952– Türkiye– Yunanistan

9 Mayıs 1955– Almanya

 30 Mayıs 1982– İspanya

 12 Mart 1999– Çek Cumhuriyeti– Macaristan– Polonya

29 Mart 2004– Bulgaristan– Estonya– Letonya– Romanya– Litvanya– Slovenya– Slovakya

1 Nisan 2009– Hırvatistan – Arnavutluk

TÜRKİYE, NATO’YA NE ZAMAN ÜYE OLDU?

1950’de Adnan Menderes hükümeti döneminde TBMM kararıyla Kore Savaşı’na Birleşmiş Milletler komutası altında ABD ve Güney Kore’nin yanında çarpışmak üzere asker gönderilmiş ve böylece NATO üyeliği konusundaki niyetini uluslararası arenaya göstermiştir. Kore savaşında verilen şehitler dönemin muhalefet lideri İsmet İnönü ve partisi CHP tarafından NATO üyeliği için yapılan bir taviz olarak adlandırılmıştır.

Başlangıçta 12 devletin iştirakiyle akdedilmiş olan Kuzey Atlantik Antlaşmasına Londra’da 17 Ekim 1951 tarihinde düzenlenen bir Protokol ile Türkiye ve Yunanistan’ın da katılımları onaylanmış, Türkiye 18 Şubat 1952’de yine Fuat Köprülü’nün dışişleri bakanlığını yaptığı Adnan Menderes hükümeti döneminde NATO’ya resmen üye olmuştur. (Kaynak: Gazete Vatan)

Evet Türkiye NATO’ya girmesek için çok ağır bedel ödedi. Türk Kore ortak yapım olan Ayla filmini bir kez daha izlemenizi tavsiye ederek, Kore şehit ve gazilerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyorum.

Dünya Çevre Günü ve Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili 5 Yıl Önce Ne Yazdık…?

Gazetecilik ve belgeselcilik hayatımda en çok çevre, doğa, sağlık ve tarihi eserler ile ilgili yazılar yazıp, belgesel çektim.

Son haftalarda Türkiye ve dünya gündemine gelen Marmara Denizi’ndeki çevre katliamı ile ilgili yazılar yazıp, canlı yayınlar yapıyoruz.

Bugün burada, daha önce yazdığım yazıların özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Dünya Çevre Günü ve Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili 5 yıl önce ve 5 yıl sonra yazdığım yazıları paylaşacağım.

***

Dünya Çevre Gününü ile ilgili 5 yıl önce yazdığım yazı

Çevre felaketlerine neden seyirci kalıyoruz?

Dünya Çevre Günü, 1972 yılında İsveç’te toplanan Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş, 1974 yılından beri kutlanmakta.

Her yıl 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kutlanır, törenler yapılır, demeçler verilir, haberler yapılır ve sonra her şeyi unuturuz…

Bölgemizden ve Türkiye’den kısa bir çevre raporu vermek istiyorum.

Anadolu çölleşiyor, çevre ve yeşil katliamı sürüyor. Irmaklardan zehir akıyor, iklim değişti. Kışın yazı, yazın kışı yaşıyoruz. Doğal hayat ölüyor…

En acı örnek, Sakarya Nehri suları… Nehre atılan atıklar yüzünden Sakarya Nehri kuruyor, balçık ve çamur akıyor. Balık ölümleri hat safhada, Sakarya Nehri’ndeki çevre felaketini belgeselleştirerek tarihe not düştüm.

Diğer nehir ve göllerimizde, Sakarya gibi zehir akıyor. Sapanca Gölü sürekli kirleniyor.  Hereke’deki tarihi Ulupınar, koruma altına alınacağı günü bekliyor.

Türkiye’nin 7. tabiat parkı Gebze Ballıkaya Vadisi can çekişiyor. Devletin ilgili kurumları karşı çıkmalarına rağmen iktidar ve muhalefet meclis üyeleri, 5 Haziran Dünya Çevre Günü Haftasında, Mermerciler Sanayi Bölgesine imar izni vererek, Ballıkayalar’ın idam fermanını imzaladı.

Dilovası’nda korkunç çevre felaketleri yaşanıyor. Dilovası, zehir ve kömür tozu soluyor. Dilderesi zehir akıyor. Sit alanı olması gereken Adatepe’de çevre katliamı yaşanıyor.

Eskihisar Çamlığı ve Kale adeta sahipsiz, korunup ve bakımlı hale geleceği günü bekliyor.

Bayramoğlu Yarımadası kaderine terk edilmiş. Fatih’in emaneti Hünkar Çayırı, ranta kurban gidiyor.

Dünya Çevre Günü kutlanırken her geçen gün çevre felaketleri yaşanıyor, bizde hep birlikte seyrediyoruz.

Vakit geçmeden, çevreye sahip çıkıp koruyalım…

Torunlarımızdan emanet olarak aldığımız çevreye ihanet etmeden, torunlarımıza bırakalım.

Çevremizi koruyalım, tabiatı sevelim…

***

Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili 4 yıl önce Ne yazmıştık?

Tarihi değerlerimiz ve doğal güzelliklerimizi koruyup gelecek kuşaklara aktarmamız gerekiyor.

Tabiat parklarımızı koruyup doğal güzelliklerimizi gençlerimize tanıtmak için çalışmalar yapmamız gerekiyor.

Türkiye’nin önemli tabiat parkları arasında yer alan Gebze Ballıkayalar Tabiat Parkı ile Kandıra Uzunkum Tabiat Parkı muhteşem güzelliği ile ziyaretçilerine göz ve gönül ziyafeti sunuyor.

Doğa, tarih, kültür ve çevre bilincine sahip olmak, her şeye sahip olmaktır.

Unutmayalım ki çevre ve doğa atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan emanet aldığımız değerlerdir.

***

Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili 4 yıl sonra ne yazdık?

5 Haziran Dünya Çevre Günün haftasının kutlandığı bu günlerde Kocaeli Milletvekilleri, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanına Ballıkayalar Tabiat Parkı Mektubu.

Türkiye’nin en çok tanınan Gebze Ballıkayalar Tabiat Parkında büyük bir çevre felaketi yaşanıyor.

Gebze ve Büyükşehir Belediyeleri, sorumluluk alanı içinde olan Kocaeli’nin tarih ve kültür turizminde marka değeri olan Ballıkayalar Tabiat Parkı’nda asırlık çınar ağaçları kuruyor. Bazı çınar ağaçları kesilmiş durumda.

Ballıkayalar Tabiat Parkı’nın suyu sürekli azalıyor. Su kirli akıyor, tabiat parkında yaban hayatı her geçen gün yok oluyor.

Ballıkayalar Tabiat Parkının 40 yıldır canlı şahidi, gazeteci ve belgeselci olarak başta Kocaeli Milletvekilleri, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanını kamuoyu adına Ballıkayalar’a davet ederek, Ballıkayalar’ın sahip çıkılarak, korunmasını istiyorum.

Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com ve Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv  olarak yıllar önce çektiğim belgesel görüntülerini yetkililerin bilgisine sunuyor, bugünkü Ballıkayalar ile karşılaştırılmasını istiyorum.

Tarih, kültür ve doğal değerlerimize sahip çıkıp, korumak her şeye sahip olmaktır.

Tarih ve kültürümüze sahip çıkalım…

Tabiatı koruyup, geleceğe emanet edelim.

Gebze bölgesinin çevre ve su kirliliği ile ilgili yıllardan beri gazeteci ve belgeselci olarak çalışmalar yapıyoruz. 1990 yılında, 31 yıl önce Muallimköy ve Dilderesi’nde yaşanan su kirliliği ile ilgili TRT muhabiri olarak yayınlanmasına öncülük ettiğim, 31 yıl önceki TRT programını birlikte izleyelim.

Ballıkayalar Tabiat Parkı ile ilgili görsel haber

https://m.facebook.com/BelgeselYayin/videos/ball%C4%B1kayalar-tabiat-park%C4%B1/1500875056674913/

https://m.facebook.com/gebzeningazetesi/videos/4756981914342794/

Denizi Kirliliği Belgeseli Çekiyoruz

Darıca sahillerinde deniz kirliliği ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com kurucusu ve Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv  yönetmeni, araştırmacı gazeteci ve bölgenin 46 yıllık canlı şahidi olarak belgesel çekip geleceğe bilgi ve belge bırakıyoruz. Darıca balıkçı barınağından, balıkçı motoru ile denize açılıp canlı yayın yaparak, balıkçılarla söyleşiler yapıp bilgi aldık.

https://fb.watch/62aiDVpK7T/

Marmara Denizi’nde Çevre Katliamı

Darıca sahillerinden, 10 Mayıs 2021 günü yaptığımız diğer canlı yayın linklerini sizlerle paylaşıyoruz.

https://fb.watch/626z8rgkOd/

***

Eskihisar Sahillerindeki Deniz Kirliği Canlı Yayında

Gebze Gazetesi ve Devri Alem Belgesel Programı olarak, Gebze Eskihisar’dan canlı yayın yapıp muhtar ve Su Ürünleri Başkanı ile konuştuk.

Denizdeki kirlilik ile ilgili Gebze Gazetesi sosyal medya sayfasında yer alan haberi sizlerle paylaşıyorum.

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki çevre felaketi ile ilgili Gebze Eskihisar sahilleri ve denizden yaptığımız canlı yayında gazetemizin kurucusu ve belgesel yönetmeni İsmail Kahraman, Eskihisar Mahallesi Muhtarı ile deniz üzerinde söyleşi yaptı.

12 Haziran 2021 günü Eskihisar Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı ve Kocaeli Su Ürünleri Birliği Başkanı Ali Sarı ile Eskihisar Muhtarı Tayfun Bey, Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  ve Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv  canlı yayınında önemli açıklamalar yaptı.

Kocaeli Gebze Eskihisar sahilleri ve denizden yaptığımız canlı yayını sizlerle paylaşıyoruz.

https://fb.watch/64nZLoXOP5/

Deniz Kirliliği Uluslararası Gündemde

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nde yaşanan deniz salyası ile ilgili gazetemiz ve Devri Alem Programına önemli açıklamalar yapan Kocaeli Su Ürünleri Birliği Başkanı Ali Sarı, El Cezire televizyonunu bölgeye davet ettiklerini, televizyonun Eskihisar’dan canlı yayın yaptığını ve konunun dünya gündemine de geldiğini söyleyerek, haberin linkini bizimle paylaştı.

https://mediaview.aljazeera.com/video/SiIRtjCYLp

***

Deniz Kirliliği ile İlgili Sanayiciler Ne Dedi?

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki deniz salyası kirliliği ile ilgili Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Dursun Çetin ile belgesel söyleşi yaptık.

OSB Başkanı Çetin, Organize Sanayi Bölgesi olarak çevreye büyük önem verdiklerini, arıtma tesislerinin tam kapasite ile çalıştığını açıklayarak deniz kirliliği ile ilgili herkesin üzerine düşen görevi yapmasını istedi. Denizin, plansız şekilde yapılan çarpık sanayi ve evsel atıklar ile kirlendiği üzerinde durdu.

Marmara Denizi’nde Çevre Felaketi

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  ve Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv  olarak hazırladığımız belgeseli, önümüzdeki haftalarda ulusal ve bölgesel TV kanalları ile sosyal medya üzerinden yayınlayarak gelecek kuşaklara bilgi ve belge bırakacağız.

31 yıl önce TRT muhabiri olarak, deniz ve su kirliliği ile ilgili hazırlanmasına öncülük ettiğimiz belgesel programının linkini sizlerle paylaşıyorum.

Araştırmacı Gazeteci ve Devri Alem Belgesel Programı olarak deniz kirliği ile ilgili sanayicilerin yanında, ilgili yetkili ve belediye başkanları ile belgesel söyleşilerimiz devam ediyor.

Deniz kirliği ile ilgili yaptığımız çekimlerden bazıları.

Deniz Kirliliğinin Belgeselini Çekiyoruz

 İzmit Körfezi’nde başlayıp, tüm Marmara’ya yayılan deniz salyası çevre felaketi ile ilgili Sarıcalı balıkçıları ve Organize Sanayi Bölgesi Başkanları ile belgesel söyleşiler yaptım.

Sarıcalı balıkçıların feryat ve tepkilerini, balıkçı barınağı ve denizde dinleyip belgesel kaydı yaptım.

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nde yaşanan kirlilik gerçekten büyük bir felaket. Bu çevre felaketine karşı herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Bu çevre felaketi karşısında siyasi ve ekonomik tartışma yapmadan çözüm üretip, kirliliğin diğer denizlere yayılmasını önlemek için çalışma yapılmalı.

İzmit Körfezi ve Marmara Denizi’nde daha önce bu büyüklükte bir kirlilik yaşanmamıştı.

Bölgede 40 yıldan fazla gazetecilik ve belgeselcilik yapıyorum, böyle bir şey görmedim.

İlk kez, deniz salyası felaketini 2 ay önce gördüğümde konuyu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden değerli arkadaşım Hasan Aydınlık Bey’e telefonla bildirmiştim.

Eskihisar önlerinde yaşanan deniz salyasının bulunduğu bölgeye hemen deniz uçağını gönderen Hasan Bey, daha sonra yaşananların deniz salyası olduğunu söylemişti. İlk kez bu konu halkında bilgi sahibi oluyordum…

Daha sonra deniz salyası bilindiği gibi yoğunlaştı, arttı. İzmit Körfezi’nde yaşananlar, ulusal ve bölgesel basına konu oldu ve diğer Marmara Denizi sahillerine dağıldı ve çevre felaketi haline geldi.

Bölgede uzun yıllardır gazetecilik ve belgeselcilik yapan birisi olarak bizde üzerimize düşeni yaparak, deniz salyası ile ilgili araştırmalar yapmakta, belgesel çekerek geleceğe bilgi ve belge bırakmaktayız.

Deniz salyası felaketi ile ilgili 10 Mayıs 2021 günü Darıca sahillerine gidip belgesel çektim, balıkçı teknesi ile denize açıldım. Balıkçılarla konuştum, deniz sahilinden ve denizden canlı yayınlar yaptım.

Denizden Canlı Yayın

Darıca sahillerinde deniz kirliliği ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com kurucusu ve Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv  yönetmeni ve araştırmacı gazeteci, bölgenin 46 yıllık canlı şahidi olarak belgesel çekip geleceğe bilgi ve belge bırakıyoruz. Darıca balıkçı barınağından balıkçı motoru ile denize açılıp canlı yayın yaparak, balıkçılarla söyleşiler yapıp bilgi aldık.

50 yıldır, Darıca’da balıkçılık yapan Ergin Ailesi, abi kardeş ve oğulları ile birlikte Darıca’dan denize açıldık. Kendileri ile hem belgesel çektik hem de canlı yayın yaptık.

Ergin Ailesi çok önemli bilgiler verdi. Kendileri ile deniz üzerinde, Gebze Gazetesi ve Devri Alem Belgesel Programı olarak yaptığımız canlı yayını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ergin Ailesinin deniz salyası felaketi ile ilgili verdikleri bilgiler hem devlet yetkilileri hem de bilim insanları için önemli.

Ergin Ailesinin anlattıklarını, devletin ilgili kurumları dikkate almalı ve hemen harekete geçerek denetim çalışması başlatmalı.

https://fb.watch/62aiDVpK7T/

Marmara Denizi’nde Çevre Katliamının Belgesi

Darıca sahillerinden bugün 10 Mayıs 2021 günü yaptığımız canlı yayınların linklerinde gerçekten çok önemli bilgiler yer alıyor…

Uzun yıllar deniz ile ilgilenen ve son 6 yıldır Darıca’da olan Okan Osman Ayık, deniz kirliği ile ilgili bilgi veriyor ve önlem alınmasını istiyor.

Darıca sahilinden yaptığımız canlı yayınların linkleri

https://fb.watch/626z8rgkOd/

Organize Sanayi Bölgesi Başkanları ile Belgesel Söyleşi

İzmit Körfezi’nden başlayıp Marmara Denizi’ne yayılan çevre felaketi deniz salyası ile ilgili Gebze Kocaeli bölgesindeki Organize Sanayi Bölgesi Başkanları ile de Gebze Gazetesi ve Devri Alem Belgesel TV programı olarak, söyleşiler yapmaya başladık.

Gebze Plastikçiler OSB Başkanı ve Güzeller OSB Başkanları ile yaptığımız söyleşileri sizlerle yarın geniş bir makalede paylaşmak istiyorum.

Ulusal ve bölgesel birçok TV kanalında yayımlanan, yapım ve yönetmenliğini yaptığım Devri Alem Belgesel programı olarak deniz kirliliği ile ilgili belgesel çekimlerimizi sürdürüyoruz.

Denizlerde yaşanan kirlilik ile ilgili elinde ve arşivinde bilgi, belge ve görüntü olanların bizlerle  belgeselciismail@gmail.com  mail adresinden paylaşmasını istiyorum.

Çevre Bakanı’nın Açıkladığı Marmara Denizi Eylem Planı

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki kirlilikle ilgili Çevre Bakanı Murat Kurum’un açıkladığı, abonesi olduğum Anadolu Ajansı’nda yer alan Acil Eylem Planını bugün sizlerle paylaşmak istiyorum.

Eylem Planı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un imzasıyla ilgili bakanlık, valilik ve belediyelere “Marmara Denizi Eylem Planı”nın uygulanmasına ilişkin genelge gönderildi.

Marmara Denizi’ndeki müsilajın tamamen temizlenmesi için 7/24 esasıyla acil müdahale çalışması başlıyor.

Genelgede, Marmara Denizi’nde son günlerde sıcaklık, deniz suyundaki durağanlık ve azot-fosfor bolluğuna bağlı ortaya çıkan ve Marmara Denizi’nde doğal yaşamı etkileyen afet niteliğinde müsilaj kirliliğinin görülmeye başlandığı anımsatıldı.

Söz konusu kirliliğin giderilmesi amacıyla Bakanlık koordinasyonunda Marmara Denizi havzasında yer alan valilikler, yerel yönetimler, ilgili kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum kuruluşları ve akademisyenlerin katılımıyla hazırlanan Marmara Denizi Eylem Planı’nın 6 Haziran’da kamuoyu ile paylaşıldığı hatırlatılan genelgede, şu ifadelere yer verildi:

“Söz konusu müsilajdan kaynaklanan kirliliğin 7 gün 24 saat esaslı çalışılarak deniz ortamından giderilmesi, toplanması ve yönetimine ilişkin 8 Haziran 2021 tarihinde en büyük deniz temizliği seferberliği başlatılacaktır. Bu çerçevede, Marmara Denizi’ne kıyısı olan valiliklerin koordinasyonunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı tüm merkez, bağlı ve taşra teşkilatları, büyükşehir belediyeleri, il ve ilçe belediyeleri ve katı atık belediye birlikleri, sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlarca bu çalışmanın başlatılması ve tamamlanıncaya kadar koordineli şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Tüm çalışmaların izlenmesi, kontrolü ve denetimi Bakanlığımızca yürütülecektir. Bu kapsamda bakan yardımcısı başkanlığında İstanbul’da Koordinasyon ve Bilgilendirme Merkezi oluşturulacaktır.”

Koordinasyon ve Bilgilendirme Merkezi’nde Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü temsilcileri ile Marmara Denizi’ne kıyısı bulunan illerin çevre ve şehircilik il müdürlüklerinden çevreden sorumlu şube müdürü veya teknik personel görevlendirileceği bildirilen genelgede şunlar kaydedildi:

“Merkezin sekretaryası Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından yapılacaktır. İl bazında yapılan ve yapılacak çalışmaların yürütülmesi ve koordinasyonun sağlanması için valiliklerde valinin başkanlığında koordinasyon merkezi oluşturulacaktır. Koordinasyon merkezinin sekretarya hizmetleri, çevre ve şehircilik il müdürlüklerince yürütülecektir. Bu çalışmada Marmara Denizi Eylem Planı’nda öngörülen eylemlerle ilgili tüm kurum, kuruluşlar ve taşra teşkilatları ile yerel yönetimler personel, makine, ekipman ve benzeri bütün imkanlarıyla çalışmalara destek verecektir. Bununla birlikte, büyükşehir belediyeleri, il ve ilçe belediyeleri ve katı atık belediye birlikleri ayrıca denizden toplanan müsilaj ve atıkların taşınması ve bertaraf tesislerinde yönetimi konusunda gerekli tüm çalışmaları yürüteceklerdir.” (Kaynak: Anadolu Ajansı)

Evet Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki kirlik ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  ve Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv  olarak deniz ve çevre kirliği ile ilgili haber, makale, belgesel ve TV programları hazırlamaya, ilgili ve yetkililerle görüşmeye devam ederek, geleceğe bilgi ve belge bırakmayı sürdüreceğiz.

Marmara Denizi Temizlenebilecek mi…?

İzmit Körfezi ve Marmara Denizi’ndeki deniz salyası kirliliğine karşı temizlik seferberliği başlatıldı.

Hafta sonu Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un Kocaeli’de düzenlediği toplantıya burada geniş yerdik.

Bugün de Kocaeli Valiliği’nin düzenlediği denizi temizleme kampanyasına yer vermek istiyorum.

Öncelikle hem Sayın Bakan ve hem de Sayın Vali tarafından, denizin kirletilmesini önlemek için çalışma yapılmalı.

Acı ama gerçek bir konuyu burada gündeme getirmek istiyorum. Halen İzmit Körfezi Sahillerinde bazı dereler, İzmit Körfezi’ne çöp ve atık taşıyor. Bazı bölgelerdeki evsel ve sanayi atıklarının denize arıtılmadan atıldığı endişesini yaşıyorum. Bu konuda Çevre Bakanlığı, Valilik ve Belediyeler geniş çaplı bir araştırma yapmalı.

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi nasıl kirletildi?

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nin kirliliği ile ilgili yıllardan beri mücadele ediyoruz. Gazeteci ve belgeselci olarak çok sayıda haber, makale ve belgesel TV programları hazırladım. 1990 yılında TRT tarafından çekilen programla ilgili 6 yıl önce hazırladığım TV programını sizlerle bir kez daha paylaşmak istiyorum.

***

Kocaeli Valiliği tarafından deniz temizliği ile ilgili basın açıklaması

Kocaeli Valisi Seddar Yavuz’unda konuşma yaptığı Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki temizlik kampanyası ile ilgili Kocaeli Valiliği resmî internet sitesinde yer alan haber, görsel ve  açıklamanın linki.

http://www.kocaeli.gov.tr/marmara-denizinde-buyuk-temizlik-baslatildi

***

Bakan ve Validen Deniz Kirliği ile İlgili Basın Açıklaması

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum’un katılımlarıyla Marmara Denizi’ne kıyısı olan ve 7 ili kapsayan Büyük Deniz Temizliği Seferberliği için Caddebostan Sahili’nde düzenlenen törene Vali Seddar Yavuz VKS yöntemiyle bağlanarak Kocaeli’deki temizlik seferberliğini Tütünçiftlik sahilinden başlattı.

Marmara Denizi’nde 2 aydır etkisini gösteren, deniz canlıları için de tehlike oluşturan müsilaj için geçtiğimiz pazar günü ilimizi teşrif eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum, 8 Haziranı seferberlik günü olarak ilan etmişti. Seferberlik kapsamında Marmara Denizine kıyısı olan bütün il ve ilçelerde en büyük deniz temizliği seferberliği çalışmalarına başlandı.

İlimizde Vali Yavuz’un katılımlarıyla başlatılan temizleme programına; Vali Yarımcısı Dursun Balaban, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yaşar Çakmak, Körfez Kaymakamı Gürsoy Osman Bilgin, Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet Kırılmaz, Kocaeli Liman Başkanı Murat Akpınar, Derince Gümrük Müdürü Mehmet Sağlam, Kurum Müdürleri, Oda Başkanları, STK temsilcileri, dalgıçlar, sporcular, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Tek Yürek Olmak İçin Buradayız

Yapılacak temizlik hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Kurum: “Caddebostan Sahili’nde Marmara için hep birlikteyiz. Marmara Denizi’ne kıyısı olan 7 ilimizde, yaklaşık 25 milyon vatandaşımızı doğrudan ilgilendiren müsilaj sorununa karşı birlik olmak, tek yürek olmak için buradayız. Sanatçılarımız, sporcularımız burada. Hocalarımız, öğrenci kardeşlerimiz burada. Yine derneklerimiz, vakıflarımız, belediyelerimiz burada. İstanbul, hepimizin sevdası. Marmara, bütün dünyanın göz bebeği. Bu yüzden bütün Türkiye’nin kalbi, yüreği burada. İstanbul’da, Marmara’da. Bugün hepimiz, tek yürek, tek ses olduk. Hep birlikte ‘Marmara Hepimizin’ diyoruz. Bugün; balıklarımızı, tüm deniz canlılarımızı, bütün bir ekolojik yaşamı tehdit eden, müsilaj problemini ortadan kaldırmak için, Türkiye’nin en büyük deniz temizliği hareketini hep birlikte başlatıyoruz. Ben bu vesileyle; Marmara bölgesinde yaşayan 25 milyon vatandaşımıza, çevre gönüllülerimize, doğaseverlerimize, Marmara sevdalılarına, İstanbul sevdalılarına, ekranları başında bizleri izleyen, on binlerce destek mesajı gönderen vatandaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.” dedi.

Amacımız Çocuklarımıza Güzel Bir Dünya ve Ülke Bırakmak

Sayın Kurum, “Dünya, son 200 yılda, insanlık tarihi boyunca görülmemiş olaylara, büyük değişimlere şahitlik ediyor. Bu değişimlerin başında da, 90’larla beraber tırmanan ve bütün insanlığı tehdit eden, küresel iklim krizi geliyor. Tüm dünya, bugün küresel iklim değişikliğinin getirdiği birçok sorunla boğuşuyor. Doğamız, çevremiz, denizlerimiz, tüm doğal yaşam alanlarımız bizi adeta yardıma çağırıyor. Bize düşen mesuliyet, son derece açık ve net; 200 yıldır bütün bir insanlık olarak, doğadan aldığımız borcu, doğamıza geri ödemektir. Bu küresel krize, afetlere ve deniz kirliliğine karşı bir seferberlik ruhuyla hareket etmek durumundayız. Çevre yatırımlarımızla, yeşil projelerimizle, çevre koruma tesislerimizle çocuklarımıza güzel bir dünya ve ülke bırakmak. Bugün tüm şehirlerimizde; milletimizi bu anlamda heyecanlandıran yaptığımız projelerimiz var, doğayla buluşturan millet bahçelerinden doğa koruma projelerine; Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi ve Sıfır Atık Mavi hareketinden modern atıksu arıtma tesislerine; bisiklet yollarından ekolojik koridorlara kadar on binlerce yeni çevre yatırımını geliştiriyor, milletimizin ve doğamızın emrine sunuyoruz, sunacağız”

Seferberliğimizle Marmara Denizimizi En Hızlı Şekilde Temizleyeceğiz

Sayın Kurum: “İşte bugün de; milli bir mesele olan bu güzel seferberliğimizle, inşallah Marmara denizimizi en hızlı şekilde temizleyecek; en duru, en saf, en berrak haline hep birlikte yeniden kavuşturacağız. Müsilaj sorununun çıktığı ilk andan itibaren titizlikle takip ettik. 300 uzman ekibimizle 91 noktada izleme noktası belirlerdik ve hem karada hem de denizde tüm atıksu ve katı atık tesislerinde, kirlilik kaynaklarında toplam 430 denetim yaptık. ODTÜ Bilim gemimizle suyun altında ve üstünde 100 farklı noktadan numuneler aldık. Sayısı gerçekten son yıllarda ender gördüğümüz 700’ü aşan bilim insanı, kurum temsilcisi, STK ve belediye yetkilisinin iştirak ettiği çok en geniş katılımlı çalıştayımızı gerçekleştirdik. Önceki gün, yine hep birlikte Kocaeli’de Marmara Belediyeler Birliği’nin ev sahipliğinde, Marmara Bölgesi’ndeki 7 ilin vali ve belediye başkanlarıyla birlikte son toplantımızı yaptık ve nihai kararlarımızı aldık. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve Haliç’i, Marmara’yı, Boğazı koruma ve temizleme tecrübesiyle hazırladığımız; Marmara Denizi Koruma Eylem Planımızı, kısa, orta ve uzun vadede atacağımız 22 büyük adımı, milletimizle paylaştık. Deniz temizliğine ilişkin genelgemizi Marmara Bölgesi’ndeki 7 ilimize gönderdik. Marmara Denizi için koordinasyon ve bilim kurulumuzu bu hafta oluşturacağız. Bu süreci valilerimiz, belediyelerimizle birlikte, bilim insanlarımızla, üniversitelerimizle, sivil toplum örgütlerimizle, vatandaşlarımızla birlikte ortak bir akılla yöneteceğiz. Yine, stratejik planımızı 3 ay içerisinde hazırlayacağız”

2 aydır süren operasyonları 7 gün 24 saat aralıksız sürdüreceğiz diyen Bakan Kurum: “Marmara’ya kıyısı olan 7 ilimiz ve ilçelerimizle aynı anda, Türkiye’nin En Büyük Deniz Temizliği Hareketi’ni başlatıyoruz. 12 bin yıldır sırtında uzak diyarlardan gelen nice gemilere ev sahipliği yapan, vira bismillah diyerek denize açılan heyamola sesleriyle yelken açanlara göğsünden tonlarca rızk çıkarmış, milyonlarca insana ekmek, milyonlarcasına iş sunmuş; usanmamış, Adalar’ı göğsünde saklamış, sevenleri buluşturmuş, şairlerin, seyyahların ilham kaynağı, İstanbul’un fethinin şahidi olmuş; Çanakkale ve İstanbul Boğazı’nı beslemiş, Mavi Vatan’ın kolyesi, Karadeniz, Akdeniz ve Ege’nin küçük kardeşi Marmara Denizi’ni kurtaracağız, Marmara Denizi’ni kaderine terk etmeyeceğiz” dedi.

Vali Yavuz, ’12 İlçemizde Temizlik Çalışmaları Sürüyor’

Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum tarafından İstanbul Caddebostan Sahili’nde başlatılan temizlik seferberliği törenine video konferansla bağlanarak konuşan Vali Seddar Yavuz, eylem planını derhal uygulamaya koyduk, çalışıyoruz diyerek başladığı sözlerine şunları ekledi: “Toplumun bütün kesimleriyle bugün beraberiz. Dalgıçlarımız şu an temizlik yapıyor ve 12 ilçemizde de şuanda öğrencilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız sahillerde temizlik yapıyor ve bilinçlendirmelerimize devam ediyoruz. Diğer taraftan özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımızın bu konuyla ilgili atmış olduğu önemli adımlarla birlikte ciddi bir kapasite sahibiyiz. 24 aracımız denizde müsilaj çalışmalarına devam ediyor, ayrıca emir ve talimatlarınızla gerekli hazırlıklara başladık, acil eylem planı hazırlıklarına da süratle devam ediyoruz. Bu çevre felaketini hep beraber, birlikte çalışarak en güzel şekilde sonuçlandıracağımıza dair inancımızı bir kez daha ifade ediyorum. Sizlerin önderliğinde ve liderliğinde inşallah daha güzel bir Marmara’da birlikte oluruz. Bilim, teknoloji ve sanayi üssü Kocaeli’den sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.” dedi.

Konuşmaların ardından Marmara Denizi’ne kıyısı olan ve 7 ili kapsayan Büyük Deniz Temizliği Seferberliği başlatıldı.

Vali Yavuz, katılımcılarla beraber yapılan çalışmaları inceleyerek bilgi aldı. Mücadelede kullanılan araçları da inceleyen Vali Yavuz, çalışanların hal hatırlarını sorup kolaylıklar dileyerek Körfez’den çıkartılan çöpleri de inceledi

Tekne, deniz süpürgeleri ve dalgıçlar yardımıyla toplanarak vidanjörle çekilen müsilaj ve çeşitli atıklar, ilimizdeki arıtma tesisine götürülerek uygun şekilde bertaraf edilmeye başlandı.

(Kaynak: Valilik Basın Açıklaması)

Marmara Denizi Nasıl Kirletildi?

31 yıl önce TRT’de yayınlanan program, Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nin nasıl kirletildiğini gösteriyor.

Zaman hızla geçiyor, Gebze’de 40 yıldan fazla gazetecilik ve belgeselcilik yapmaya devam ediyoruz.

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’nin nasıl kirlendiğini gösteren ve TRT tarafından 1990 yılında Gebze Muallimköy bölgesinde çekilen belgesele TRT Gebze muhabiri olarak öncülük etmiştim.

O yıllarda özel TV kanalları yoktu. 31 yıl önce program, TRT 2’de yayınlandığında büyük yankı yapmıştı. TRT’de 31 yıl önce yayınlanan programla ilgili özet görüntüler, denizlerimizin yıllar önce nasıl kirletilmeye başladığının açık bir belgesi.

Benim de genç bir gazeteci ve belgeselci olarak konuşma yaptığım, 31 yıl önce Muallimköy ve Dilovası’nda yaşanan su ve deniz kirliğinin belgesel görüntülerini sizlerle paylaşıyorum.

***

Bakan ve Başkan Acil Eylem Planı Açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum başkanlığında Kocaeli’de yapılan Marmara Denizi Acil Eylem Planı ile ilgili Marmara Belediyeler Birliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın yaptığı açıklamalar, deniz kirliğinin gerçek boyutunu gösteriyor.

***

Marmara Denizi’ndeki çevre felaketi ile ilgili Bakan ve Başkan ne dedi?

Marmara Denizi ve İzmit Körfezi’ndeki çevre felaketi ve deniz kirliliği ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Kocaeli’de düzenlenen toplantıdan sonra Acil Eylem Planını açıkladı.

https://fb.watch/5_gYAIvCQO/

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın açıklaması;

https://fb.watch/5_hU3IU5IN/

Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan Basın Açıklaması

Kocaeli’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Acil Eylem Planını değerlendiren Başkan Büyükakın, planın uygulanmasıyla Marmara’nın temizleneceğini söyledi ve 22 maddelik eylem planını değerlendirdi.

Marmara Belediyeler Birliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, 22 maddelik acil eylem planını değerlendirdi. Başkan Büyükakın, “Bu planın uygulanmasıyla Marmara Denizi’ni bu müsilaj (deniz salyası) meselesinden kurtarırız” dedi.

“KİRLİLİĞİN NEDENİ AZOT VE FOSFOR FAZLALIĞI”

CNN Türk’ten Sema Akbulut’un sorularını yanıtlayarak eylem planı sürecini anlatan Başkan Büyükakın, “Online toplantılarda daha çok akademisyenlerin sunumları dinlendi. Neler yapılacağına dair akademik bakış açısı ele alındı. Toplantılardaki ortak görüş azot ve fosforun fazlalığı oldu. Azot ve fosfor kirliliğinin azaltılmasına odaklanalım dedik” diye konuştu.

“ERKEN TEDBİRLER ALACAĞIZ”

Azot ve fosforun artmasının sebepleri aktaran Başkan Büyükakın, “Bunun bir kısmı evsel nitelikli, kullanılmış atık su deşarjının denize yapılması. Eskiden, ‘Tık suları bir ön arıtmadan geçirir, fiziksel atıkları toplar ve derin deniz deşarjları yapan kanallara verirsek buradan Karadeniz’e gider’ denmiş. Şimdi ise azot, fosfor ve karbonun azaltılmasıyla Marmara Denizi’nin temizleneceği görüşü ağırlık kazandı. 5 yılda Marmara Denizi’nin oksijen oranı normale dönecek. Erken tedbirler alacağız” ifadelerini kullandı.

“YAPMAMIZ GEREKEN İLERİ ARTIMA SİSTEMLERİ KURMAK”

22 maddelik eylem planının başında arıtma tesislerinde ileri arıtma teknikleri kullanılmaya başlanacağının geldiğine dikkat çeken Başkan Büyükakın, “Şu anda Marmara Denizine atık su deşarjının yüzde 53’ü sadece ön arıtma. Azotu, fosforu ve karbonu almadan bu suları denize salıyoruz. Yapmamız gereken ileri arıtma sistemleri kurmak ve ileri arıtmadan geçmeyen hiçbir suyu Marmara Denizi’ne vermemek” şeklinde konuştu.

“SANAYİ TESİSLERİ, OSB’DE ÖNLEMLER ARTIRILACAK”

Sanayi tesisleri ve OSB’lerde de önlemlerin arttırılacağına değinen Başkan Büyükakın, “OSB’lerin de atıkları var. Oralarda da arıtma tesisleri var. Onların da kontrollü ve denize deşarj kriterleri dikkate alınmalı. Marmara Denizi özel bir koruma alanı olarak düşünülecek. Marmara Denizi’ne deşarj standartları belli olacak. Hatta geri kazanım yoluyla bu suların kullanılması ve denize deşarjının yapılmaması sağlanacak” ifadelerini kullandı.

MARMARA UZUN VADEDE TERTEMİZ DENİZE DÖNÜŞECEK

Tarım ve hayvancılıktan kaynaklanan kirliliğe vurgu yapan Büyükakın, “Eğer doğru gübreleme teknikleri uygulamazsanız, yüzeysel sularda da salma sulama yönetmelerini uygularsanız azot ve fosfor nehirler yoluyla denizlere geliyor. Bu da oksijen azalmasına neden oluyor. Acil eylem planı ile ekosistemin çeşitlendiği balık zenginliğin artığı tertemiz bir deniz haline dönüştürürüz” diye konuştu.