Ülkemiz ve Dünyamız Çöl Olmasın Belgesellerimiz Büyük İlgi Görüyor

Araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni, İKTAV Belgesel Yayıncılık www.iktav.com  olarak sosyal sorumluluk projeleri yapmaya devam ediyoruz.

İklim değişikliği, kuraklık ve çölleşme ülkemiz ve tüm dünyayi tehdit ediyor.

Orman Bakanlığı başta olmak üzere resmî ve özel kurumlarla yaptığımız işbirliği ile üç yıl önce çektiğimiz ‘Dünyamız ve Ülkemiz Çöl Olmasın’ adı ile hazırladığımız Devri Alem www.devrialem.tv belgesel programımız ulusal ve bölgesel TV kanallarında yayınlanıyor.
Ülkemiz ve Dünyamız Çöl Olmasın belgesellerimizi bu linkten de izleyebilirsiniz.

Dünyamız Çöl Olmasın

Ülkemiz Çöl Olmasın Belgedelimiz

TGRT  Belgesel TV’de Çölleşme ile Mücadele Belgeselimiz Yayınlanıyor 

An itibari ile (22 Ocak 2021 ) TGRT Belgesel TV’de, 3 yıl önce Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv olarak Orman Bakanlığı ile çektiğimiz Çölleşme ve Erozyonla Mücadele belgeselimiz yayınlanıyor. 

Dünyanın bir çok ülkesi ve Türkiye genelinde çektiğimiz Devri Alem Belgesel TV programımız bir çok ulusal ve bölgesel TV kanalında yıllardan beri yayınlanmakta, beğeni ile izleniyor.
15 yıldan beri Devri Alem Belgesel Programı her sabah saat 7’de TGRT Belgesel TV’de yayınlanmaya devam ediyor. Programın tekrarı gece saat 3’te yayınlanıyor.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com olarak canlı yayında, belgesel görüntülerini sizlere sunduk. Aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

***
Ormanlarımız Çölleşme ve Kuraklığı Önlüyor 

Ormanlarımızın  kıymetini çok iyi bilmek gerekiyor. Ormanlar ülkemizin çok büyük zenginlik kaynağı. Daha küçük yaşlarda en büyük hayalim orman mühendisi olmaktı. Orman mühendisi olamasamda ormanlara ilgim devam ediyor. Ormanlar ve ağaçlarla ilgilenmeyi, sosyal sorumluluk  olarak görmekteyim. Her yıl en az  yaşım kadar meyve ve ağaç fidanı dikmekteyim. İnşallah bu yıl Mart ayı sonuna kadar en az 61 ağaç ve meyve fidanı dikeceğim. Daha şimdiden 20 civarında diktim bile…

Orman Bakanlığımızın Tarihi 

Osmanlı döneminde 1839 yılında kurulan, Orman Teşkilatı 180 yaşında. Orman ve ormancılık benim çocukluk aşkım. Yeşil ve ormanları ile ünlü Giresun’da dünyaya geldiğim için, hep orman mühendisi olmak istedim.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devletimizin en köklü teşkilatlarından birisi olan Orman Teşkilatı ile 2 yıl önce çok önemli ve kalıcı bir kültür hizmetine imza attık. Belgesel çekiminde bazı yerleri Orman Genel Müdürlüğü’nün helikopteri ile havadan belgesel çekme imkanımız oldu.

Orman Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü’nün öncülüğünde, “Ülkemiz çöl olmasın” belgeseli çekerek ulusal ve bölgesel TV kanallarına göndererek, ülkemize vefa borcumuzu azda olsa ödemeye çalıştım. Ormancılık teşkilatının 180. yılını kutluyor, ormanlarımız çöl olmasın belgeselini sizlerle paylaşıyorum:

ORMAN TEŞKİLATIMIZ 180 YAŞINDA

Orman Genel Müdürlüğü’nün Web sitesinde yer alan tarihi bilgiyi sizlerle paylaşıyorum:

Devletin ormancılık konusunu sistemli olarak ele alması Tanzimat Fermanı ile başlamış olup, 1839 yılında ormancılık hizmetlerinin takibi için Ticaret Nezaretine bağlı bir “Orman Müdürlüğü “ kurulmuştur. Fransa’dan getirilen ormancılık uzmanlarının yardımıyla 1857 yılında Orman Fakültesinin öğretime açılması, Orman Müdürlüğünün etkinliğini artırmıştır. Ülkemizde teknik ve ekonomik ormancılık tatbikatına güç kazandıracak elemanların yetiştirilmesine başlangıç teşkil eden 1857 yılından bu yana, günün ve şartların dikte ettirdiği değişik kanunnameler, fetvalar, buyrultular, nizamname ve talimatnameler çıkarılmıştır. Cumhuriyet döneminde 1920-1923 yılları arasında ormancılık işleri, İktisat Vekaletine bağlı bir Genel Müdürlükle yürütülmeye devam edilmiştir. Bu ara bazı kanun ve kararlar çıkarılarak uygulanmaya konulmuştur.

Atatürk’ün 1922 yılı Meclis açılış konuşmalarındaki: “Gerek ziraat ve gerek memleketin servet ve sıhhati umumiyesi noktası nazarından ehemmiyeti muhakkak olan ormanlarımızdaki asri tedbir ile hüsnühalde bulundurmak, tevsi etmek ve azami faide temin eylemek esas düsturlarımızdan biridir” sözleri, ormancılık hizmetlerimizin gelişmesinde büyük bir esas teşkil etmiştir.
Orman Genel Müdürlüğü 1937 yılında çıkarılan 3204 sayılı kanunla hükmü şahsiyete haiz katma bütçeli bir idare olarak kurulmuştur. Aynı yıl yürürlüğe giren 3116 sayılı Orman Kanunu ile bugünkü modern ormancılığımızın temeli atılmıştır. Bugün yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu ise 1956 yılında çıkarılmıştır. 1950-1960 yılları arasında orman suçlarının affını sağlayan ve dolayısıyla orman tahribine hız kazandıran dört af kanunu çıkarılmıştır.

Ormanların korunması Anayasal Hüküm altına alınmıştır. Bu Anayasal hükümler özetle, devlet ormanlarının mülkiyetinin devir olunamayacağı, kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacağını, devlet ormanlarının kanuna göre devletçe yönetilip işletileceğini; ormanların korunması için ormanlar içinde veya bitişiğinde yaşayan halkın kalkındırılması, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde devletle bu halkın işbirliği yapmasını sağlayıcı tedbirler alınması hüküm altına alınmaktadır.

Orman Genel Müdürlüğü 1937 yılından itibaren taşrada da teşkilatlanmasını sürdürerek önceleri Çevirge Müdürlükleri kurmuş, bu kuruluşlar Döner Sermayeli Revir Amirliklerine dönüşmüş ve bu amirlikler de 1945 yılından itibaren Devlet Orman İşletmeleri adını almıştır. Devlet orman işletmelerinin sayısının artması sonucu 1951 yılından itibaren orman başmüdürlükleri kurulmaya başlanmış ve devlet orman işletmeleri bu başmüdürlüklere bağlanmıştır. (Kaynak: Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com)

Sanayi ve Teknoloji Bakanı’na Sanayi Müzesi Mektubu

 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, önceki gün Kocaeli’ye geldi ve açıklamalar yaptı. Her fırsatta Kocaeli’ye gelen ve kendi deyimi ile ikinci evim dediği Kocaeli’ye, sanayi müzesi kurulması ile ilgili isteğimizi açık mektup halinde kendisine iletmek istiyorum.

Gerçekten, Kocaeli’ye sanayi müzesi kurulması çok önemli bir hizmet olacak. Daha önce sanayi fuarının bulunduğu fuar alanına böyle bir sanayi ve teknoloji müzesi çok önemli hizmet olacak.

Daha önce Kocaelili bakan olan ve ilk Bilim Teknoloji ve Sanayi Bakanlarından olan Nihat Ergün ve Fikri Işık’a hem yüzlerine karşı ve hem de gazetemizden yazdığımız sanayi tarihi müzesi ile ilgili yazılardan derlediğimiz bir bölümü sizlerle paylaşıyorum.

Devri Alem Belgesel TV Programı olarak hazırladığımız Kocaeli Sanayi Tarihi belgeselimizi hep birlikte bir kere daha izleyelim;

***

Sanayi Tarihimizde Kocaeli

Osmanlı’dan, Cumhuriyet’e sanayi tarihimizde Kocaeli’nin çok önemli bir yeri var. Osmanlı’da sanayileşme hareketi ilk kez Kocaeli bölgesinde oluştu. Osmanlı arşiv belgeleri incelendiğinde ilk kâğıt fabrikasının 1700’lü yıllarda Kocaeli’ye bağlı Yalova’da kurulduğu bilinmekte. Osmanlı’nın ilk donanma üssü ve tersane 1300’lü yıllarda Karamürsel’de kuruldu. Yine 1840’larda ilk özel teşebbüs ile kurulan sanayi kuruluşu Gebze’nin Hereke nahiyesindeki kumaş ve dokuma fabrikasıdır. Türkiye’de ilk çimento fabrikası ise yine 1910’lu yıllarda Gebze – Eskihisar ve Darıca Aslan Çimento Fabrikası’dır.

Cumhuriyet döneminde Kocaeli bölgesinde hızlı sanayileşme hareketi gerçekleştirilmiş, yine Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kâğıt fabrikası 1934 yılında İzmit’te kurulmaya başlanmıştır. Gebze bölgesinde sanayileşme 1950’li yılların sonunda hareketlenmiş günümüze kadar hızla gelişerek devam etmiştir. Bugün Gebze ve Kocaeli bölgesi Türkiye’nin sanayi üssüdür, bilim ve teknoloji merkezidir. Türkiye’nin ilk Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanları da Kocaeli Milletvekillerinden Sayın Nihat Ergün ve Fikri Işık olarak tarihe geçmiştir.

NEDEN SANAYİ MÜZEMİZ YOK?

Tarihi geçmişi bu kadar eski olan Kocaeli ve Gebze bölgesinde sanayi müzesi kurulması ile ilgili yıllardan beri haberler yazmakta ve televizyon belgesel programları hazırlamaktayım. Belgeselci olarak dünyanın birçok bölgesini gezdiğimde birçok ülkede değişik müzeler görmekte, bu müzelerin bir örneğinin ilimiz ve ilçemizde olmamasından üzüntü duymaktayım.

Gebze Teknik Üniversitesi ile Gebze Ticaret Odası bu konuda çalışma yapmış ve sanayi müzesi kurulması ile ilgili şu bilgileri yazmıştık ancak bu sadece yazılarda kaldı.

“…Sanayi Müzesi  Gebze Ticaret Odası ve Gebze Teknik Üniversitesi iş birliği ile Gebze bölgesinde hayat bulacak. Gebze Sanayi Müzesi’nin kurulması ile ilgili ciddi çalışmalar yapılıyor. Bu konuda bizde gazeteci ve belgeselci olarak projeye katkı sunmaya çalışıyoruz. Gebze Sanayi Tarihi Müzesi ile ilgili gerek Osmanlı arşivlerinde yer alan belgeler, gerekse Gebze basınında 50-60 yıl önce yer alan haber kupürlerini derleyerek geçmişe ışık tutmaya çalışıyorum.  Tarihi değere sahip fotoğraflar toplayarak Gebze bölgesinin nasıl sanayileştiğinin arşivini oluşturuyorum. Topladığımız bu arşivleri gerek bir kitap gerekse bir belgesel haline getirerek kubbede hoş seda bırakmak arzusundayım. Keşke bu konuda birçok gazeteci, akademisyen ve araştırmacı çalışmalar yapsa.

Maalesef tarih araştırmacılığı ve arşivcilik konusunda çok gerilerdeyiz. Buda geçmişle bağımızı kopartmaktadır. Sadece devlet kurumları değil, özel kuruluşların bile müzeleri bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda belgesel çekmek üzere gittiğim Kore’de Posco Firmasının müzesini gezdiğimde oldukça etkilendim. Kore Modeli ve Posco’nun başarısı bir araştırma yazısı ve belgesel hazırladım. Bu belgesel oldukça ilgi uyandırdı. Geçtiğimiz günlerde Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nın Basın ve Medya bölümünden emekli olan Ünal Savaş adlı bir izleyicimiz Posco ile Ereğli Demir Çelik Fabrikası arasındaki bağlantıları, Posco’nun nasıl başarılı olduğunu, Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nın neden geri kaldığı konusunda birçok önemli bilgi ve belge gönderdi. Ayrıca Kore Modeli ve Posco’nun başarısı belgeselimizi de birçok ilgiliyle Youtube üzerinden paylaştığını bildirdi. İsterseniz Youtube üzerinde yer alan belgeselimizin görüntülerini birlikte, https://www.youtube.com/watch?v=DcLFhg5HIfU adresindeki linkten izleyelim.

***

Sanayi Bakanı Kocaeli’de

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank önceki gün Kocaeli’de yaptığı konuşmalarında; “Ford Otosan tarafından Başiskele Belediyemize hediye edilen hizmet araçlarının teslim töreni vesilesiyle sizlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyuyor, Hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum.

Türkiye’nin Her Yanında Üretim ve Yatırım Gündemi Yoğun Şekilde Devam Ediyor

İki günlük Mersin, Adana, Gaziantep ve Kilis’e uzanan yoğun programlarımızın ardından bugün Kocaeli’ndeyiz. Tabi Kocaeli bizim adeta ikinci evimiz. Çünkü Türkiye sanayisinin kalbi burada atıyor. Bu yüzden farklı vesilelerle yolumuz sürekli Kocaeli’ne düşüyor. Ama hamdolsun sadece Kocaeli değil Türkiye’nin her yanında üretim ve yatırım gündemi yoğun şekilde devam ediyor.

Adana’da petro kimya ve enerji, Mersin’de nükleer santral, Kilis’te yeni OSB projelerinde geldiğimiz son aşamaları bizzat yerinde değerlendirdik. Ben gittiğim her yerde şunu çok net görüyorum. Türkiye üreterek büyümenin tadını aldı. Bu yüzden ülkemizin dört bir köşesinden yeni yatırım haberleri peş peşe geliyor. Güçlü sanayi alt yapımız, çalışkan iş gücümüz, tedarik zincirlerindeki avantajlı konumumuz dünyanın her yanından yatırımcılar için Türkiye’yi cazip kılıyor. İşte bugün aslında bunun güzel bir örneği için Kocaeli’ndeyiz.

Ford Otosan, bulunduğu şehre daha fazla katkı sağlama şuuruyla Başiskele Belediye’mize 71 hizmet aracı hibe ediyor. Ancak bu sosyal sorumluluk projesi çok daha büyük bir anlamı ihtiva ediyor. Bu bağış Ford Otosan’ın ülkemizde yapacağı yeni yatırımın ilk kazanımlarından biri. Bildiğiniz gibi otomotiv sektörünün lider üreticilerinden olan Ford Otosan, “Gelecek Nesil Ticari Araç ve Batarya Üretimine ilişkin Başiskele’de yeni yatırım kararı aldı. Yaklaşık 2 Milyar Euro tutarındaki bu yatırım ülkemiz ekonomisine çok önemli bir ilave katma değer sağlayacak. Araç üretim kapasitesini yıllık 210 bin adet artıracak, 3 bin kişiye doğrudan istihdam oluşturacak. Tabi tedarik zincirleri vasıtasıyla on binden fazla ilave istihdama da katkı sağlayacak. Yeni kurulacak tesiste sadece konvansiyonel araç üretimi yapılmayacak. Dünyadaki trendlere uygun olarak tam elektrikli araçlar ve bunların bataryaları da burada üretilecek. Yani bu yatırım, ülkemizin elektrikli araç üretiminde önemli bir merkez olmasına da katkı sağlayacak.

Sektörün Geleceğini; Yazılım ve Yapay Zeka Teknolojileri Belirleyecek

Tüm üretilen araçlarda yerlilik oranını %75’e çıkaracaklarını belirten Bakan Varank; Tabi konu otomotiv olunca, Türkiye’nin Otomobili ile bağlantılı olarak inşa etmekte olduğumuz yeni nesil mobil araçlar ekosistemine değinmeden geçmek olmaz. Sektörle sıkı iş birliği içinde hazırladığımız, yakında yayınlayacağımız “Mobilite Araç ve Teknolojileri Yol Haritası”nda kendimize somut ve iddialı hedefler koyduk. Bunların birkaçına kısaca değinmek istiyorum. Tüm modlarda üretilen araçlarda; yani otomobilden lokomotife, ticari araçlardan gemilere yerlilik oranlarını %75’e çıkaracağız. 2030 yılında; elektrikli, bağlantılı ve otonom hafif ve ağır ticari araç üretiminde Avrupa’da lider ve dünyada ilk 5’te olmayı hedefliyoruz. Batarya modül, paketleme ve hücre yatırımlarıyla, ülkemizi Batarya Üretim Merkezlerinden biri yapmak istiyoruz. Alt teknolojilerin geliştirilmesi de üzerinde hassasiyetle durduğumuz bir başka husus. Bu manada; elektrik-elektronik sektöründe üretim yapan yetkin şirketlerimizin, otomotiv sektörüne üretim yapmasını destekleyeceğiz. Elektrik motoru, inverter, yerleşik şarj cihazları, termal yönetimi ve kompresör gibi kritik bileşenlerde üretim yapan bir ekosistemi oluşturmanın peşindeyiz. Sektörün geleceğini; yazılım ve yapay zeka teknolojileri belirleyecek. Türkiye bu fırsat penceresinden en iyi şekilde faydalanabilecek entelektüel sermayeye sahip. Siber güvenlik, sürüş güvenliği ve sürücü davranışlarının modellenmesi yazılımları başta olmak üzere, bağlantılı ve otonom araç yazılımları geliştirip, bunların ihracatını yapan ilk 10 ülke arasına girmek istiyoruz. Belirttiğim gibi yakın zamanda yol haritamızı kamuoyuyla paylaşacağız. Elbette bu gelişmelerden Türkiye’de yerleşik tüm markalar faydalanacak, bu ekosistem içinde üretim yapmakla uluslararası pazarlardaki rekabet güçlerini artıracaklar.

İKTAV Araştırma Merkezi Kütüphanemize Önemli Ziyaret

Basın Tarihi ve Kocaeli Kitapları Sergi’miz büyük ilgi görüyor.

Dilovası Kaymakamı ve Milli Eğitim Müdürü, İKTAV Belgesel Yayıncılık kütüphanemizi   http://www.iktav.com ziyaret ederek, Dilovası ilçesi hakkında geniş bir söyleşi yaptık.

Dilovası Kaymakamı Sayın Mustafa Asım Alkan ve Milli Eğitim Müdürü Sayın Murat Balay, şahsımızda tüm gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü’nü ve Basın Onur Günü’nü tebrik ettiler.

Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürü, İKTAV Araştırma Merkezi Kütüphanemizde açtığımız, Kocaeli Basın Tarihi Fotoğrafları ve Kocaeli kitapları sergisini de gezerek, kütüphanemiz hakkında kendilerine bilgi sunduk.

Kütüphanemiz Kültür Bakanlığı’na Kayıtlı

İKTAV Araştırma Merkezi Kütüphanemiz, 46 yıllık gazetecilik ve belgesel arşivimizin yer aldığı çok sayıda kitap, dergi, belgesel, TV Programı fotoğraf ve belge arşivinden oluşmakta. Kültür Bakanlığı Kütüphaneler Genel Müdürlüğü ve Kocaeli Valiliği olurları ile Özel Araştırma Merkezi Kütüphanesi olarak kuruldu ve Gebze Tatlıkuyu Mahallesi’nde kendine ait binada hizmet veriyor.

Başta akademik çalışma yapan akademisyenler olmak üzere, yüksek lisans ve doktora tezi hazırlayan öğrenciler ilgi gösteriyor. TRT tarafından kütüphanemiz ile ilgili yapılan haberi sizlerle paylaşıyorum.

Kitap Hediye Ettik

Günün anısına Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürüne, yazdığımız kitaplardan hediye edip, kendileri ile Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv olarak Dilovası üzerine belgesel söyleşi yaptık.

***

İKTAV Kütüphanesi Açılış Töreni

Araştırmacı Gazeteci ve Belgeselci İsmail Kahraman’ın 46 yıllık birikiminden oluşan, Kocaeli’nin ilk özel Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi İKTAV’ın resmi bir törenle açılışını gerçekleştirmiştik. Geçtiğimiz yıllarda yapılan açılışa, Gebze Kaymakamı ve Kocaeli Kültür Müdürlüğü yetkilileri katılmıştı. Açılış töreni ile ilgili belgesel videoyu sizlerle paylaşıyorum.

KOCAELİ’NİN İLK ÖZEL ARAŞTIRMA KÜTÜPHANESİ

Kocaeli’nin ilk Özel Araştırma Merkezi Kütüphanesi İKTAV Kütüphanesi, Kocaeli Valiliği’nin 26.07.2018 tarih ve E628866 sayılı olurları ile kurulan Özel İlim Kültür Tarih ve Teknoloji Araştırma Merkezi İKTAV Araştırma Kütüphanesi, kültürel çalışmalar yapmaktadır. İKTAV Belgesel Yayıncılık, Devri Alem Belgesel Programı ve Gebze Gazetesi iş birliği ile tarih ve kültür hizmeti yapmakta. Kütüphanemiz, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na da kayıtlı bulunmaktadır

***

İKTAV Hakkında Genel Bilgi

Resmî internet sayfamızda, İKTAV Kütüphanesi ile ilgili şu bilgiler yer alıyor.

“…Tarih nedir? Ve tarihten ne anlamamız gerekiyor? Sorusuyla yazıma başlamak istiyorum. Tarihle ilgili birçok şey söylenebilir. Herkes farklı şeyler anlayıp ve anlatabilir. Ancak tarih sadece geçmiş değil ve gelecektir. Tarih, bir milletin aynası ve varlık sebebidir. Otuz beş yıllık gazetecilik hayatımda beni en çok keyiflendiren tarih ve kültür araştırmaları ile ilgili belgesel, haber, çalışmalarım oldu.

Otuz beş yıllık gazetecilik hayatımda yazdığım tüm haber ve yazıları içeren otuz yıllık gazete arşivimizin tüm sayılarını, tek tek ciltleyerek adeta Gebze’nin 30 yıllık geçmişinin bilgi ve belgelerini arşivlemiş olduk. Kendimi bildiğim 45 yıl içerisinde satın aldığım kitaplar bilgi ve belge dokümanları tek tek tasnif ederek binlerce kitap ve dokümanın yer aldığı büyük bir kütüphane oluşturduk.

Kütüphanemizde yer alan, kitap ve belgelerin tek tek tasnifini Gebze’nin yetiştirdiği değerli akademisyenlerden Alper İsmail Biçer, üzerinde ciddi çalışma yaparak kütüphanemizde araştırmacıların bilgisine sundu. İlim Kültür ve Tarih Araştırmaları Merkezi adıyla 100 metrekare yer üzerinde araştırmacıların çalışma yapacağı kütüphanemiz, şu an açık olup halkın ve kitapseverlerin hizmetine sunulmuştur.

Ayrıca, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) kütüphanemiz sanal ortama da taşınarak isteyenler, sanal ortam üzerinden kütüphanemiz yayınlarından yararlanma imkânına sahip olacak. Bu yönden çalışmalarımız sürüyor.

BİNLERCE BELGESEL ARŞİVİ

Kütüphanemizde sadece gazete, kitap arşivi değil Türkiye’nin birçok ili, dünyanın 75 ülkesi ile ilgili çektiğimiz belgesel görüntüler, topladığımız belge ve bilgiler ile video ve fotoğrafları arşivleyerek önemli kültür çalışmasına öncülük etmeye çalıştık. Bugün bu arşivlerimizin tanzim ve tasnifi devam ediyor. Belgesellerin arşiv listesini önümüzdeki günlerde araştırmacıların bilgisine sunacağız.

KOCAELİ’NİN KÜLTÜR HAFIZASI

Belgesel Yayıncılık Devr-i Alem Belgesel TV Programı ve Gebze Gazetesi bünyesinde faaliyet gösteren İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi, Kocaeli ve ilçeleri ile ilgili yayınlanan birçok kitap ve dokümanı toplayarak arşivledi. Kocaeli’nin adeta kültür hafızası olan kitap ve dokümanlar İKTAV kütüphanesinde araştırmacıların istifadesine sunuldu.

Kocaeli ve başta Gebze olmak üzere, bütün ilçelerle ilgili 30 yıldır araştırma ve çalışma yaparak topladığımız kitaplar ve dokümanlar Kocaeli’nin kültür hayatında da büyük bir boşluğu doldurdu. İKTAV kütüphanesinde en çok Gebze ve İzmit bölgesi ile ilgili kitap ve döküman yer alıyor.

İKTAV Kütüphanesi’ndeki KOCAELİ bölgesi ile ilgili yer alan kitap ve dokümanlar içerisinde Gebze, İzmit, Darıca, Dilovası, Çayırova, Körfez, Derince, Gölcük, Kartepe, Başiskele, Karamürsel ve Kandıra ilçeleri ile ilgili çok önemli kitap, bilgi ve döküman yer alıyor.

Tarih ve kültür araştırmalarının çok önemli bir hizmet olduğuna inandığımız için bu zor meşakkatli görevi yaptığımıza inanıyoruz. Bu konuda çalışmalarımız daha da genişleyecek, gelecekte bu çalışmayı bir vakıf haline getirerek İlim ve Kültür Araştırma Merkezi İKTAV’ı köklü bir kuruluş haline getireceğiz. Dünyada en büyük zenginlik bilgiye sahip olmak. Bilginin kaynağı da kitap ve kütüphanelerde. İKTAV Kütüphanesi, tüm araştırmacılarımızın hizmetinde. Keşke herkes bu tür kültürel çalışmalar yaparak kubbede hoş seda bırakabilseler. (Kaynak: www.iktav.com)

Millî Mücadelede Kocaeli Bölgesi

Kurtuluş Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında Kocaeli bölgesi çok önemli görevler yaptı. Kurtuluş Savaşı’na büyük katkısı olan Kocaeli bölgesinin kamuoyunda fazla yer almaması büyük eksiklik…

16 Ocak Basın Onur Günü ile ilgili ulusal basında fazla haber yer almadı. Kocaeli bölgesi gerek Yahya Kaptan ve gerekse de Basın Onur Günü’ne tam anlamı ile sahip çıkıp, konuyu Türkiye gündemine taşımadı. Biz gazeteci ve belgeselci olarak araştırma yapıp, haber yapmaya devam ediyoruz.

Kocaeli Kültür Müdürlüğü tarafından bizimle yapılan söyleşi birçok kişi tarafından izlendi programla ilgili lingi bir kez daha paylaşıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/gundem/kocaeli-il-kultur-ve-turizm-mudurlugunden-milli-mucadele-ve-yahya-kaptan-programi-h34970.html

***

Kültür Bakanı Kurtulmuş’a, ‘Kurtuluş Savaşında Kocaeli’ raporu verdik

3 yıl önce Kocaeli’ye gelen Önder’in toplantısına katılıp gençlere konuşma yapan dönemin Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş, gençlerin ilim, irfan, hakikat ve aksiyon sahibi olmasını istedi.

Konferanstan sonra Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş ile görüşme yaparak, Kocaeli’nin Kurtuluş Savaşındaki yeri, Servetiye Cephesi, Ali Fuat Paşa ve Geyve’de yaşanan olaylar, Kocaeli Grup Komutanlığı’nın Kurtuluş Savaşı ve Afyon cephesindeki başarısının yer aldığı bilgi notunu bir rapor halinde kendisine verdim.

Yuvacık yakınlarındaki Servetiye Köyü’nde Türk askeri ve milis gücü Kurtuluş Savaşı’nda destanlar yazmıştı.

Kocaeli Başiskele Servetiye Cephesi Hakkında Genel Bilgi

Millî mücadeleye 145 gönüllü ile katılan ve 8 bin Yunan askerine karşı destan yazan Servetiye Cephesi’ne, hak ettiği değer verilmedi. Sadece köy içine bir anıt yapıldı, şehit mezarları Yuvacık’a getirildi.

İstiklal Savaşı’nın sürdüğü günlerde, mahallî unsurlar canlarını dişlerine takıp direnirler ki, bunlardan biri de Milis Teğmen Mustafa’nın emrinde toplanan Servetiye Cephesidir. Çile, vefa ve sadakat adına çok şey yaşanır, bunlar anlatılmaktadır kulaktan kulağa.

Konu ile görüşlerini aldığımız Mustafa Karal: ‘’Kocaeli Yuvacık’a bağlı Servetiye Köyü, 93 harbinden sonra Abdülhamid Han’ın azınlıkları dengelesinler diye Rize’den getirttiği ailelerle kurulmuş. Yüce Sultan’ın bu tedbirine ister feraset ister keramet diyelim ama beklenen başkaldırı gerçekleşiyor. 1919-20 yıllarında İngilizler 40 parça donanmayla geliyor ve Kocaeli halkını silahsızlandırmak için tersanede 30 Türk’ü kurşuna diziyorlar. Bir miktar ilerliyor ama Servetiye Köyü’ne geldiklerinde beklenmedik bir savunmayla karşılaşıyorlar. Aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da olduğu 145 kişi İngiliz komutasındaki 8 bin Yunan askerine geçit vermiyor. Düşman Pamukova ve Kütahya’ya geçemiyor, harekât yarım kalıyor. Biz bunları dedelerimizden öğrendik ama İngilizler bu gerçeği saklıyor. Aramızda teşkil ettiğimiz tiyatro grubu ile oyuna döktük ve gençlere anlattık. Allah nasip ederse sinema filmi de yapılacak” dedi.

Dönemin Bakanı Numan Kurtulmuş’tan Kültür Bakanlığı’nın bölgede araştırma yapıp, tarihi gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması için araştırma yapılmasını istemiştik. Makam ve mevkiler gelip geçici, biz gazetecilik ve belgeselcilik mesleğimizin bize verdiği görev doğrultusunda, gerçekleri gün yüzüne çıkartmak ve bilinmeyeni öğrenmek için çalışıp, çabalamaya devam edeceğiz. Geriye dönüp baktığımda, kendi yaptığım çalışmalar ve araştırmalardan dolayı gurur duyuyorum. Keşke herkes, görevi gereği üzerine düşen sorumluluğu yerine getirebilse, geleceğimize bilgi ve belge bırakabilsek…

Ayrıntılı haber ve yazılar için;

www.gebzegazetesi.com

Kültür Adamları ve Kültür Coğrafyamız

Kültür; ilim, irfan, tarih, bilgi ve geleceğimizdir. Kültür adamları ve kültür coğrafyamıza sahip çıkmalıyız.

Bugün sizlere bir kültür adamı ile kültür coğrafyamızla ilgili bilgiler yazmak istiyorum.

Kitaplarla geçen bir ömür

İnsan ömrü gelip geçiyor. Birçok insanla karşılaşıyoruz. Yaptığı çalışmalar ve eserleriyle kubbede hoş sedalar bırakan insanlarımız var. Bazıları konuşur, laf üretir, projeler yapar, hayaller kurar ama onları bir türlü uygulama safhasına koyamaz. Başladığı işi bitiremez, her şeyi, düşüncede ve projede kalır. Bazıları da kurdukları hayali ve ürettikleri projeleri uygularlar.

Dün, İKTAV Belgesel Yayıncılık Kütüphanemiz ve Devri Alem Belgesel Programı stüdyomuzda önemli bir ziyaretçimiz vardı. Bu ziyaretçimiz, Başbakanlık Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlük görevinden emekli, hayatını tarih ve kültür araştırmalarına adayan sadece proje üretip, konuşan değil, projelerini uygulamaya koyan da bir isim… İhsan Işık…

İhsan Bey, tam anlamıyla bir kültür adamı. Tarih ve kültür araştırmacısı… Hazırladığı ilk Biyografya ansiklopedisini, İKTAV Belgesel Yayıncılık Kütüphanesine de hediye etti. Kütüphanemizi ve Devri Alem Belgesel Programı arşivimizi gezdi. Arşivdeki bilgi ve dokümanlar üzerinde incelemeler yaptı, başarılar diledi.

 İhsan Bey’in çok büyük hayalleri var. Tür-İslam Medeniyeti ile ilgili önemli projeleri, Türk Dünyası Yazalar ve Gazeteciler Biyografisi, İslam Ülkeleri Ünlüler Biyografisi için çalışmalar yapan İhsan Bey’in, laf değil önemli projelere imza attığını da görüyoruz. Bunlardan birisi de biyografya.net… Kendi, sahasında önemli bir çalışma. Kendisini kutluyor ve başarılar diliyorum.

İHSAN IŞIK KİMDİR?

Şair ve yazar, ansiklopedist, filolog, emekli bürokrat, Başbakanlık eski danışmanı, SHÇEK eski Genel Müdürü. 4 Mayıs 1952’de Diyarbakır’da doğdu. Çocuk kitaplarında Savaş Yüce imzasını kullandı. Sümerbank dokuma ustabaşısı Salih Işık ile terzi Fikriye Işık’ın (Güzel) ilk oğullarıdır. Diyarbakır Gazi İlkokulu (1964) ile Diyarbakır İmam Hatip Okulu’nu (1970) bitirerek ilk ve ortaöğrenimini doğduğu kentte tamamladı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1976) mezunudur.

İhsan Işık, 1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte, Diyarbakır İmam Hatip Okulu adına aylık edebiyat ve sanat gazetesi “Özlem”i çıkardı. 1969-70 döneminde Diyarbakır İmam-Hatip Okulunu bitirdiğinde hiçbir üniversite imam-hatip okulu mezunlarının kaydını yapmıyordu. Bu nedenle 1970-71’de iki yıl İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nde okudu. Ancak ideali edebiyat öğretmeni olduğundan, 1972’de Erzurum Atatürk Üniversitesi meslek lisesi mezunlarını almaya başlayınca, oldukça yüksek bir puanla Erzurum Edebiyat Fakültesine girdi ve 1976’da bu fakülteden mezun oldu. İhsan Işık, Erzurum’da eğitimini sürdürmek için Ahmet Polat’ın sahipliğini yaptığı Hürsöz Gazetesi’nde yazı işleri müdürlüğü yapmış, fakülte kantininde İstanbul’dan getirdiği kitapları satarak eğitim masraflarını karşılamıştı.

1976 yılından itibaren yerleştiği İstanbul’da İş ve İşçi Bulma Kurumunda memurluk; Çatalca, Şişli, Üsküdar Akşam, Üsküdar Cumhuriyet ve Burhan Felek, Küçükyalı Kadir Has liselerinde edebiyat öğretmenliği, özel bir kuruluşta basın danışmanlığı, Akabe Yayınevi ve Mavera dergisi yönetmenliği, reklâm ajansı yöneticiliği, Ünlem Yayınları sahipliği ve yöneticiliği (1990-95), İstanbul Büyükşehir Belediyesi İETT Genel Müdürlüğü basın danışmanlığı (1995-96) görevlerinde bulundu.

1996’da Ankara’ya yerleşerek Başbakanlık (Devlet Bakanı) Danışmanı (1996), Başbakanlık SHÇEK Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı (1996-98) olarak görev aldı. 1997 yılının Başbakanlık tarafından “Sokak Çocuklarına Şefkat Yılı” olarak ilan edilmesine öncülük etti. 1998’de kendi isteğiyle emekliye ayrıldı.

İhsan Işık, 2001’de Ankara’da Elvan Yayınlarını kurdu. YÖK kararıyla 1990 yılında, Türk Filoloğu unvanını aldı. Türkiye Yazarlar Birliği (iki dönem genel başkan yardımcısı), İLESAM (iki dönem genel başkan) ve Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi oldu. Arkadaşlarıyla birlikte Kültürel Araştırmalar Merkezini (KAM) kurdu, kapanıncaya kadar başkanlığını üstlendi.

İhsan Işık, Ekim 2017 sonuna kadar çalışmalarını Ankara’da yazarlık ve yayıncılık yaparak sürdürdü. Halen Gebze’de ikamet etmektedir. İlk yazı ve şiirlerini Diyarbakır yerel gazetelerinden Yeni Şark Postası, Mücadele (1965-69) ve Milli Hakimiyet (1970-71) ile İstanbul gazetelerinden Babıali’de Sabah (1969), arkadaşlarıyla çıkardığı aylık Özlem (Diyarbakır, 1969-70, 8 sayı) gazetelerinde yayımlamıştı.

İhsan Işık, 2006 yılında, yazar biyografisi alanında 26 yıl süren çalışmalarının ana gövdesini 10 cilt halinde, “Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi” adıyla yayımladı. Daha sonra 11. cildi de çıkan bu eseri, kendi alanında Türkiye tarihi boyunca yapılmış en kapsamlı çalışma olup, ek ciltlerle genişletilmeye çalışılmaktadır. (Kaynak Gebze Gazetesi )

***

Kültür Coğrafyamızda Rodos

Bu kez yolumuz uzaklara değil. Kıtalar ve okyanuslar aşmayacağız. Ancak, gözden ve gönülden çok ıraklarda, yanı başımızda Ege’de ve On iki Ada’da unuttuğumuz ve kaderine terk ettiğimiz binlerce Türk’ün yaşadığı Rodos ve İstanköy adalarına gideceğiz.

İslam medeniyeti ile peygamber efendimizden hemen sonra, 672 yılında, Emeviler’in İslam medeniyetini Kıbrıs’tan sonra buraya getirmesiyle tanışmıştır. Buralar için atfedilen “On iki Ada” tabiri Türkler ve Osmanlılar zamanında, idaresinde uygulamış oldukları özel bir sistem olan “12 üyeli mahalli meclis” sisteminden ortaya çıkarak, oradan da batı dillerine geçerek yerleşen ve ardından da Türkçe’ ye çevrilerek “On iki Ada” olarak kullanılmıştır.

Hristiyanlıktaki 12 sembol rakamından türeyen ve Havarilerden Mülhem bir düzenin 12 olmasına kadar giderek çokluk ifadesini içeren 12 adalar, isminin çağrıştırdığı gibi 12 adet ada yoktur. Sadece büyük olanları saydığımızda 14 ada, büyüklü küçüklü hepsini saydığımızda 20’den fazla ada ve adacık vardır. Uzun lafın kısası buradaki 12 sayısı adaların sayısı değil,”12 üyeli meclisle yönetilen adalar, 12’li adalar” anlamında kullanılmaktadır.

Burası, batıdan yükselen güneş adası Rodos. Dünyanın 7 Harikası’ndan bir olan Kolossos heykelinin olduğu yer. Cihan İmparatoru Fatih Sultan Mehmet’in fethetmek için büyük çaba sarf ettiği ancak Mesih Paşa’nın başarısızlığı ile fethedilemeyen Rodos ancak, kapıları 1522 yılında Muhteşem Süleyman yani Kanuni Sultan Süleyman tarafından açılan Rodos.

Ve açıp, göz gezdirdiğimizde tarihin muhteşem sayfalarını, Türklere ait 3 adet ait vakıf, içinde 900 cilt el yazması kaynak kitabın bulunduğu bir kütüphanesi, 3 adet hamam, 12 adet abidevi, Osmanlı çeşme, bir kadiri tekkesi ve çoğu sultanların namaz kıldığı 28 adet cami ve daha birçok türbe, sahil, tarih ve maneviyat kokan sokaklar, Osmanlı vakıf çarşıları, yamaçlar, müzeler ve mezarları ile gönül bahçemizde acı, keder ve sitemin adı olan RODOS…

Korona Vebası Kurban Almaya Devam Ediyor

Dünyayı tehdit eden veba salgını can almaya, canımızı yakmaya devam ediyor. Son olarak iki kurban daha verdik. Kendilerini yakınen tanıdığım, iki özel ve güzel insanı kaybettik.

Gebze Gazetesi’ni yayınlamaya başladığım yıllarda tanıdım, birlikte çalışma yaptım… 37 yıllık gazeteci arkadaşım, kardeşim, çalışma arkadaşım Şakir Şükrü Erdöl aramızdan ayrıldı, ebediyete gitti…

Şakir kardeşimin acısı tazeliğini korurken, ikinci bir ölüm acısı ile sarsıldım. Çocukluk yıllarımda Ali Dayı diye tanımış, ilk kez oyuncak çata pat tabancasını ondan almıştım. Benim Ali Dayı olarak tanıdığım Ali Sarıkaya’nın vefat haberi ile yıkıldım.

Gerek Ali Dayı ve gerekse Şakir kardeşim ile ilgili sosyal medyada yer alan bir yazı kaleme aldım. O yazıları, sizlerle gazetemdeki köşemden de paylaşıyorum.

***

Ali Dayı Hakka Yürüdü

Acı ve üzücü ölüm haberleri, arka arkaya geliyor.

Köyümüz, canlı şahitlerinden birini daha kaybetti.

İkinci Dünya Savaşı’nın yokluk günlerinde doğmuştu…

Çocukluk ve gençlik yılları zor ve  sıkıntılı geçmişti.

İş, aş ve ekmek parası için Almanya’ya gitmişti.

Çocukluğumdan beri ben ona hep Ali Dayı derdim.

Rahmetli Halam’la Ali Dayı’nın tarlasını sürerdik.

Öküzlerle mısır tarlasını ektiğimiz çocukluk günleri…

Çocukluk arkadaşım, oğlu Ahmet’le geçen yıllar…

Ali Dayı köyünü ve memleketini hiç unutmamıştı.

Giresun Espiye Dikmen Köyü’nden Ali Dayı vefat etti.

Acı haberi duyunca Ali Dayı ile hatıraları hatırladım…

Ali Dayı, hayır  yapan iyi ve yardım seven bir insandı.

Almanya’dan, biz  çocuklara hediyeler getirirdi.

Ceğe oğlu Ali Dayı’ya Allah cc rahmet diliyorum.

Fiyet yengem ve çocuklarına başsağlığı diliyorum.

Köyümüz tarihi, bir çınarı ve değerini daha kaybetti.

Ali Dayı ile ilgili hatırlarımı özel bir yazı  yazarak sizlerle paylaşacağım.

***

Ali Sarıkaya Giresun’da toprağa verildi

Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi’nden Davut Oğullarından (Ceg Alisi) Ali Sarıkaya’nın cenazesi 17.01.2021 Pazar günü Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi Cami’inde  kılınacak cenaze namazından sonra aynı yerde, aile mezarlığında toprağa verilecek. Kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

***

Şakir Şükrü Erdölün Ardından

Bir güzel vefalı insan, adam gibi adamdı…

Sözünü dudaktan, gözünü budaktan sakınmazdı.

Gebze Gazetesi’ni kurduğumuz 37 yıl önce tanıdım.

Ağabey kardeş ilişkilerimiz, hep devam etti.

Gençlerle ilgili dert edinip, gençlik üzerine yazdı.

Ah gençlik… Vah Gençlik… Yazısı hep konuşuldu.

Gazetemizin ilk emektarlarından Şakir Şükrü Erdöl, mübarek Cuma günü ebediyete yürüdü.  Koronavirüs vebası salgını, güzel kardeşimizi aramızdan aldı. Şakir kardeşim, seni unutmayacağız. Makamın cennet olsun, Allah cc senden razı olsun.  Seni, yine senin sosyal medyada yaptığın son paylaşımlarınla ebediyetle uğurluyoruz.

Erdöl Gebze’de Toprağa Verildi

Cenazesi Cumartesi günü Gebze Mezarlığı’nda kılınan cenaze namazından sonra, toprağa verildi.

Gebze Gazetesi’nde yayınlanan haberi sizlerle paylaşıyorum

Korona vebası salgını Gebze`nin bir değerini aramızdan aldı. Gebze’mizin sevilen simalarından, gazetemizin de bir dönem spor sorumluluğunu yapan, İYİ Parti Çayırova İlçe Sekreteri Şakir Şükrü Erdöl, yakalandığı Covid-19 hastalığına yenik düşerek bugün sabah saatlerinde hayata gözlerini yumdu. Kısa bir süre önce ailesi ile birlikte virüse yakalanan merhum Erdöl, bir süre hastanede tedavi gördüğü sırada durumu ağırlaşarak yoğun bakıma alınmıştı. Plazma nakli yapılması beklenen merhum Şakir Şükrü Erdöl’ün tedaviye cevap veremeyerek hayata gözlerini yumduğu öğrenildi. Gazete Gebze olarak, eski mesai arkadaşımız, kardeşimiz Şakir Şükrü Erdöl’e Allah’tan rahmet, kederli ailesi, sevenlerine ve tüm Gebzelilere başsağlığı diliyoruz.

http://www.gebzegazetesi.com/gundem/korona-vebasi-salgini-gebzenin-bir-degerini-aramizdan-aldi-h35086.html

Başkan Tahir Büyükakın’a Basın İlan Kurumu Teşekkürü

1961 yılında kurulan Basın İlan Kurumu, Türk basın ve medya tarihinde önemli yeri olan bir kurumdur.

Öncelikle bu kurumun Darıca Bayramoğlu tesislerinin, yok olup gitmesini önleyen ve sahip çıkan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’a teşekkür ederek yazıma başlıyorum.

Basın İlan Kurumu’nu, Gebze’de gazeteciliğe başladığım 1982 yılından beri yakından takip eden birisi olarak birçok yazı ve haber yazdım, belgesel TV programı çektim, bu yazılarımdan bir bölümünün linkini sizlerle paylaşmak istiyorum.

https://belgeselciismailkahraman.wordpress.com/2012/10/03/basin-ilan-kurumu-ile-ilgili-neler-yazdim/

BİK Genel Kurulu Üyeliği Yaptım

2002 ve 2006 yılları arasında Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’nda Anadolu gazete sahiplerinin oyları ile seçilmiş üye olarak, genel kurul üyeliği yaptım.
Gerek Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü ve gerekse Darıca Bayramoğlu Sosyal Tesisleri ile ilgili görüş, öneri ve şikayetlerimi en yetkili kişilere ilettim.
Gazetecilik görevini yapmış birisi olarak, Basın İlan Kurumu Bayramoğlu Tesisleri’nin her geçen gün nasıl yok olduğunu yakından takip eden, canlı şahidi olarak belgeselleştiren, gazeteci olarak görevini yapmanın huzuru içindeyim.

Basın İlan Kurumu Bayramoğlu Tesisleri, geçmiş dönemin BİK Genel Müdürlerinden Mehmet Atalay döneminde yok olmaya başladı. Hiç ihtiyaç olmadığı halde inşaat lobisi para kazansın diye, Basın İlan Kurumu Bayramoğlu Tesisleri beton yığını haline getirildi. Güzel ahşap binalar yıkıldı, Basın İlan Kurumu’nun parası beton binalara gömülüp, adeta borç batağına sokuldu.
Son yıllarda yapılan tesis, tümü ile kapatılıp özel bir kişinin eline geçti. Milli servet olan binalar çürümeye terk edildi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına bağlı olan Basın İlan Kurumu’nun resmî tabelası indirilip, özel şahıs tabelası asıldı.

Basın İlan Kurumu Bayramoğlu Tesisleri ile ilgili, kendisi de Gebze’de okuyan ailesi halen Darıca’da oturan başta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Sayın Fahrettin Altun, Başkan Yardımcısı Mustafa Malkoç, milletvekilleri ve diğer yetkililere Bayramoğlu tesislerini duyurmaya çalıştık.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’a geçtiğimiz aylarda Basın İlan Kurumu ile ilgili görüş ve düşüncelerimizi paylaştığımda, Büyükşehir olarak Basın İlan Kurumu Tesisleri’ni Büyükşehir Belediyesi olarak devir alacakları müjdesini vermişti.

BİK Bayramoğlu Tesisleri ile ilgili Gazete Gebze’de 14 Ocak 2021 günü önemli bir haber yayınlandı. Söz konusu haberi sizlerle paylaşıyor, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Bey’e Basın İlan Kurumu tesislerine sahip çıktığı için teşekkür ediyoruz.
Basın İlan Kurumu Bayramoğlu Tesisleri ile ilgili bundan sonra yaşanacak tüm gelişmeleri yakından takip ederek, yazmaya ve belgeselleştirmeye devam edeceğim.

***

Gazete Gebze’de BİK Bayramoğlu Tesisleri ile ilgili yer alan haber 

Bayramoğlu Tatil Köyü Büyükşehir’e

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Bayramoğlu Basın İlan Kurumu Tatil Köyü’nün Büyükşehir Belediyesi’ne devri için BİK’na başvurduklarını belirtti.
Kocaeli Büyükşehir Başkanı Tahir Büyükakın, önceki gün Dünya Gazetesi Gebze Temsilcilisi Sabiha Toprak’ı ziyaretinde, basın mensuplarının tesisin yeniden gazetecilere kazandırılması çağrılarına kayıtsız kalamadıklarını söyleyerek, tesisi satın alarak bünyelerine katmak için BİK’na müracaatlarını yaptıklarının, tesisin işletilmesi ve tekrar basın mensuplarının hizmetine açılması için kolları sıvadıklarının müjdesini verdi.

BİK’İN 53 YILLIK TATİL KÖYÜ

Basın İlan Kurumu’nun (BİK) 1968’de Darıca’da 45 dönümlük arazi üzerinde, basın mensuplarının tatil yapmalarına imkan sağlamak için bir tatil köyü açmıştı. Marmara Bölgesi’nde ve Türkiye’nin diğer illerinde görev yapan gazeteci ve basın mensupları için ulaşımı çok rahat olan bu tesis, gazetecilerin dinlenmeleri ve eğlenmeleri için fırsat sunmaktaydı. BİK kendi bünyesinde işlettiği ve büyük ilgi gören bu tesis, daha sonra el değiştirdi ve işletmesi özel bir şahsa verilmiş daha sonra Yeşilay’ın bu tesisi istediği haberleri gelmişti. Bu sebepten ötürü, tesiste gazetecilere verilen hizmet durdurulmuş, tesis sıradan bir işletme haline gelmişti.  Kocaeli’nde görev yapan basın mensupları, her fırsatta tesisten yararlanamadıklarını gündeme getirerek, tesisin tekrar gazetecilerin hizmetine açılmasını istiyorlardı.

BÜYÜKŞEHİRİN ANTİKKAPI İLE TECRÜBESİ VAR

Şu ana kadar Kocaeli Büyükşehir iştiraki olan Antikkapı A.Ş ile bölgede birçok tesisi işleten KBB, Basın İlan Kurumu Tatil Köyü’nün işletmesini alması halinde bu tesisi Türkiye’nin örnek ve cazibe merkezi bir tesis haline getireceği belirtiliyor. Tesis, yemek, içmek, spor tesisleri, kongreler ve organizasyonlara ev sahipliği yaparak hiç şüphesiz eskisi gibi Türkiye’nin dört bir yanından gelen gazetecileri ağırlamaya ve Kocaeli’nin tanıtım ve ekonomisine katkı sağlayacak. (Kaynak: Gazete Gebze)

Amerika’nın Parçalanma Sürecine Canlı Şahitlik Yapıyoruz

Yıllardan beri dünyayı ve özellikle İslam coğrafyasında savaşlar çıkartan ülkeleri parçalayıp, Müslümanları terörist ilan eden Amerika’nın, son seçimlerle parçalanma sürecine girdiğine canlı şahitlik ediyoruz.

Amerika tarihi iç savaşlar, işgaller, kan ve göz yaşı ile dolu.  ABD’nin; Kızılderili yerli halkı nasıl yok ettiği, Afrikalı Müslümanları nasıl köleleştirdiği, siyah zencileri insan yerine koymadığı, İslam ülkeleri ve Müslümanlara yaptığı katliamlar, insanlık tarihine insanlık suçu ve kara leke olarak geçti.

ABD’de Son Yaşananlar

Başkanlık seçimi sonrası Amerika’da yaşananların sıradan olaylar olmadığını, gelecek yıllarda daha iyi görüp anlayacağız.

Gazeteci ve belgeselci olarak Amerika’ya gidip araştırmalar yapan ve belgesel çekerken gördüklerim ve yaşadıklarım, Amerika’nın insanları ve ülkeleri sömürerek ayakta kaldığına şahitlik yaptım.

Korona vebası salgını, Amerika’nın ne kadar aciz ve güçsüz olduğunu da gösterdi. Görünmez mikrop korona Amerika’ya diz çökertti, güç ve itibarını yok etti.

ABD’de Sonun Başlangıcı, Başkanlık Seçimleri

Amerika’da seçim sonrası yaşananları kısaca hatırlayalım. ABD Kongresi yeni başkanı resmi olarak onaylamak için toplanırken, Trump destekçileri başkent Washington DC’de “Çalmayı Durdur” mitinginde bir araya geldi. Binlerce Trump destekçisinin katıldığı mitingin ardından göstericiler kongre binasına girdi.

Kongre binası önündeki ilk polis bariyerlerini aşmayı başaran göstericiler, “ABD Trump’ı istiyoruz”, “Biz kazandık”, “Özgürlük” ve “Çalmayı bırakın” sloganları atarak, kongre binasına girdi.

Güvenlik güçlerinin tüm çabalarına rağmen göstericiler ikinci polis barikatını da aşmayı başardı. Polis ekipleri göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve cop kullandı.

ABD basınında yer alan haberlere göre, Kongre binası çevresinde çıkan olayların ardından binanın kilit altına alındığı belirtildi. Protestocuların kongre binası kapılarına vurdukları bildirildi. Olaylarda 6 kişi öldü yüzlerce kişi yaralandı birçok gösterici göz altına alındı.

ABD’de başlayan isyan, tüm ABD eyaletlerine yayıldı. Olaylar değişik şekilde devam ediyor.

***

Trump Azil Edildi

ABD Başkanı Donald Trump’ın görevden alınması için Demokratların yanı sıra  10 Cumhuriyetçi Kongre üyesi de lehte oy kullandı. Bu sonuçla Trump, hakkında iki kez azil kararı alınan ilk ABD Başkanı olarak tarihe geçti.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Donald Trump’ın azledilmesi yolunda karar çıktığını resmen duyurdu. Meclis 232’ye karşı 197 oyla Trump’ın 6 Ocak’taki olaylarda “isyana teşvik” rolü üstlendiğini kabul etti ve görevden alınması gerektiğine hükmetti.

Yıllardan beri dünyayı ateşe veren ABD, ilk kez kendi gerçeği ile yüz yüze geldi. ABD yüzünden zulme uğrayan Müslümanların ahı yerde kalmadı.

Bu makaleyi yazarken, İslam ülkelerini işgal eden ABD askerlerinin yerlerde sürünen ve beton üzerinde uyuyan perişan halini gösteren fotoğrafları dünya medyasın da boy boy yer alıyordu.

ABD’de yaşananlarla ilgili birçok yazı kaleme aldım. Daha önce Gebze Gazetesi’nde www.gebzegazetesi.com da Belgeselci’nin Not Defteri köşesinde yer alan makalemi sizlerle paylaşıyorum.

***

Amerika’nın İnsanlık ve Savaş Suçu Raporu

İslam Ülkelerinde ABD Soykırımı

http://www.gebzegazetesi.com/amerikanin-insanlik-ve-savas-sucu-raporu-makale,4054.html

Amerika’nın, İranlı bir komutanı Irak’ta öldürmesi ile başlayan tartışma, farklı şekilde konuşuluyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Yapılan yorumlar farklı şekilde devam ederken, 40 yıl önce Amerika’nın Saddam’ı İran’a saldırtıp milyonlarca Müslümanın öldürülmesine sebep olmasını, kullanımı bitince ise Saddam’ı yok edip Irak’ı yakıp yıkmasını hatırladım. Keşke bu yaşananlardan ders alabilseydik.

Tarihten Ders ve İbret Almalıyız

Tarihten ders ve ibret alınmazsa tekrar etmeye devam eder. Bugün Amerika ve Rusya, Ortadoğu dediğimiz İslam ülkelerinde petrol ve doğal gaz uğruna insanları öldürmeye devam ediyor. Hep birlikte tüm Müslümanlar tarihten ders ve ibret alarak Amerika, Rusya ve İsrail’e dur demeli.

Amerika’nın, İranlı komutanı öldürmesi yeni bir savaşın fitilini ateşledi. Yine yakılıp yıkılacak olan İslam ülkeleri ve öldürülecekler de garipler olacak. Kazananlar ise Yahudi lobisi ve silah tüccarları sevinecektir.

Amerika’nın İnsanlık Suçu Raporu

Değişik kaynaklardan derleyerek bugün sizlerle paylaşacağım Amerika’nın insanlık suçu raporu;

1980-1988 İRAN– IRAK SAVAŞI’nda Yaklaşık 700 bin insan ölmüştür. ABD, Fransa, İngiltere ve SSCB’nin kışkırttığı ve silah sattığı bu savaşta ABD, Saddam Hüseyin’i destekledi. 1994 Senato raporuna göre, 1985 – 1989 arası ABD, lisanslı biyolojik ve kimyasal silahlarını Irak’a gönderdi. Bu silahlar Saddam tarafından İran’a ve Kürtlere karşı kullanıldı.

1983 LÜBNAN KATLİAMI: Lübnan iç savaşı sırasında 1983 yılının Eylül ayında Lübnan’da 14.000 deniz piyadesi binlerce kişiyi katletti.

1991 IRAK’IN İŞGALİ

1991 yılında Sovyetler Birliğinin çökmesiyle, ABD kendisini yeryüzünün en büyük gücü olarak görmeye başladı. Sovyetler yıkıldığından bu yana kendisini süper güç olarak lanse eden ABD, müttefikleri ile birlikte bütün dünyaya gerçek terörün ne olduğunu gösterdi. İslam ülkelerinin başlarında olan yöneticilerin tamamını kendisine bağladı.

1991 yılında ABD, Kuveyt’in işgali üzerine Irak’a girdi. 6 haftada 85 bin ton bomba atıldı. Ürdün Kızılay’ına göre savaşta 113 bin sivil Iraklı öldü. 1991’den 1998’e kadar ise, kötü beslenme ve hastalık nedeniyle yarısından fazlası çocuk olmak üzere 1 milyonun üzerinde Iraklı hayatını kaybetti.1991 yılında Birinci Körfez Savaşı olarak adlandırılan savaşta Irak’ı işgal ederken çok sayıda katliama da imza attı. Bunlardan biri de binlerce sivilin katledildiği ve tarihe “ölüm otoyolu katliamı” olarak geçen saldırı oldu. ABD ordusu tarafından çok ağır bir bombardımana tabi tutulan otoyol üzerindeki binlerce araç, içindeki insanlarla birlikte yanarak kül oldu.

1992-1995 BOSNA HERSEK KATLİAMI

Amerikan askerleri NATO operasyonu çerçevesinde Balkanlar’a müdahale etti ve Yugoslavya’nın bölünmesinden sonra ortaya çıkan etnik çatışmaların bir parçası oldu. 1992’den 1995’e kadar süren “Bosna Savaşı” boyunca tarihte eşine ender rastlanan katliamlar yapıldı ve 250.000’in üzerinde Müslüman Boşnak, Sırplar tarafından BM ve tüm dünyanın gözleri önünde öldürüldü.

2001 AFGANİSTAN İŞGALİ

CIA tarafından eğitilen ve örgütlenen Usame bin Ladin’in, 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Beyaz Saray’ı hedef alan saldırılarından sonra Amerika Afganistan’ı işgal etti. 2001 yılında El Kaide’nin saldırısına karşılık olarak Amerika, bu işgal sırasında Afganistan’da 150 bin sivilin ölmesine neden oldu.

2003 IRAK İŞGALİ

ABD, 2003 yılının Mart ayında, kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesiyle Irak’a savaş ilan etti. Bir milyondan fazla Iraklının katledildiği ve 4.7 milyon Iraklının evini terk etmek zorunda kaldığı bu ikinci Körfez Savaşı’na ABD, “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” adını verdi. Savaş sonrasında da gerekçe gösterilen kitle imha silahlarından hiçbir eser bulunamadı. (Kaynak: Gebze Gazetesi)

Vali Sayın Seddar Yavuz’a Huzur Evi Teşekkürü

Yaşlı insanlarımız, korona vebası salgınında en çok mağdur olan büyüklerimiz… Salgın, onları en verimli günlerinde aramızdan tek tek aldı, almaya da devam ediyor.

Aylardan beri yaşlı insanlarımız evlerde hapishane hayatı yaşıyor. Gazeteci ve belgeselci olarak korona vebası günlerinde bilgi birikim sahibi yaşlı insanların çektiği sıkıntı ve çileyi yerinde görüp belgeselleştiriyorum.

Yaşlılara vefa borcumuzu ödemek, onların son dönemlerinde rahat ve huzurlu olmalarını sağlamak için Gebze’ye huzur evi yapılması ile ilgili birçok yazı ve makale kaleme aldım.

Geçtiğimiz hafta vefat eden, hayırsever iş insanı merhum Muzaffer Altıntaş’ın 30 yıldır hayalim dediği Gebze’ye huzur evi yapma isteğini kamuoyu gündemine getirdim.

Gebze’ye huzur evi yapılması konusunda Valimiz Sayın Seddar Yavuz, aylardan beri yakından ilgilendi ve bizzat kendisi ve görevlendirdiği vali yardımcısı aracılığı ile Gebze Huzur Evi yeri için önceki gün Kocaeli Valiliği’nde tarihi bir toplantı gerçekleştirildi ve huzur evi konusunda somut bir adım atıldı. Sayın valimize Gebze kamuoyu adına huzur evi için teşekkür ediyor, değerli bir yaşlı şairimiz tarafından yaşlılar adına yazdığı vefa şiirini sizlerle paylaşıyoruz.

***

Bilgi ve tecrübe abidesi, korona vebası mağduru yaşlı büyüklerimiz, devlet ve milletten şiirle vefa bekliyor. Vefa şiirini birlikte okuyalım.

VEFA…

Aranan meziyettir insanda vefa

Vefasızlık çektirir insana cefa

At’ta, it’te bulunsa olurdu sefa

Neredesin ey vefa görünmüyorsun.

Görünmek şöyle dursun, bilinmiyorsun.

Mutlaka bulunurdun aşkta, sevgide

İsmin anılırdı sena, övgüde.

Vefasızlık yeterdi şahsı yergide

Sırra kadem bastın görünmüyorsun.

Unutturuldun bize, bilinmiyorsun.

Adın Fatih’te bir semt, orada mısın?

Bardaktaki boza’da, şıra’da mısın?

Göçtün mü yoksa hala burada mısın?

Gelişin acep beyhude mi beklendi?

Dört harfinin sonuna T mi eklendi?

Adnan Büyüksoy

***

Vali Başkanlığında Huzur Evi Toplantısı

Gebze’ye huzur evi yapılması ile ilgili, salı günü Vali Sayın Seddar Yavuz başkanlığında tarihi toplantı gerçekleşti.

Kocaeli Valimiz Sayın Seddar Yavuz Bey başkanlığında Valilikte devlet, millet iş birliği ile Gebze bölgesine huzur evi yapılması ile ilgili çok önemli koordinasyon toplantısında konu geniş çaplı görüşülüp yer tespiti yapıldı.

Gebze, Darıca, Dilovası ve Çayırova bölgesine hizmet verecek huzur evi konusunda yakından ilgilenen Sayın Valimizin, toplantı ile ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım;

***

Gebze’ye huzur evi yapılması ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com olarak birçok yazı ve makale yazdım, canlı yayınlar yaptık. O yazılarımdan birini sizlerle paylaşıyorum.

YAŞLILARIMIZ İÇİN NE YAPIYORUZ?

Acı ama gerçek, yaşlı insanlarımız sahipsiz. Onlar bizim babalarımız, analarımız, dedelerimiz ve büyüklerimizdir. Bir zamanlar onlar güçlü ve kuvvetli olarak bizler için fedakârlık göstermişlerdi. Bugünün yaşlıları ailesi, çocukları ve ülkesi için canlarını dişine takan büyüklerimizdi. Onlar şimdi yaşlandığı için adeta bir kenara atıldılar… Unutmayalım ki bir gün bizde yaşlanacağız. Yaşlılarımız için yapacağımız birçok şey var. Yaşlılar, vefa ve sevgiyi en çok hak edenler. Elimizi vicdanımıza koyup, düşünmeliyiz bugün yaşlılarımız için ne yapıyoruz?

Çağımızın en büyük tehlikesi, yaşlı insanlara sahip çıkılamaması. Dünya nüfusunun hızla yaşlandığı ve yaşlılara sahip çıkılmaması yüzünden, yaşlılar büyük sıkıntı ve mağduriyet içinde hayatlarını geçirdikleri acı bir gerçek. Türkiye’de de nüfus hızla yaşlanıyor.

BİZDE YAŞLANACAĞIZ

Yaşlılık, ilgiye, şefkate ve sevgiye en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemlerdir. Yaşlılık hayatımızın çok önemli bir noktası. Bugün aklımızın ucundan geçmese de bir gün bizlerde yaşlanacağız. Elimiz, ayağımız tutmayacak. Gözlerimizin feri azalacak. Belimiz kamburlaşacak. Şöyle geriye doğru oturup, başımızı iki elimizin arasına alıp yaşlılarımıza ne kadar sahip çıkıp çıkmadığımızın muhasebesini yapalım. Yaşlılarımıza karşı gerekli ilgiyi gösterip göstermediğimizi kendi kedimize sorup öz eleştiri yapalım.

YAŞLILARIMIZ ÇOK ÖNEMLİ

Aslında yaşlılar çok önemli ve değerli varlıklarımızdır. Dün ile bugün arasında köprü, kuran kültürümüzü ve değerlerimizi yeni nesillere aktaran en değerli varlıklarımızın başında yaşlılar gelmekte. Yaşlıların huzurlu yaşamaları için ciddi çalışmalar içine girmeliyiz. Yaşlılarımızın bölgemiz içinde bulunduğu en büyük eksikliklerin başında huzur evleri geliyor. Önümüzdeki dönem içerisinde inşallah bu eksiklik giderilir. Bu konuda yetkisi olan herkesi göreve davet ediyoruz. Yazımı Atatürk’ün yaşlılar ile ilgili olarak söylediği sözle tamamlamak istiyorum. Unutmadan, yaşlıların huzurlu ortamlarda yaşamalarını sağlamak için çalışmalar yapmalıyız.  Unutmayalım ki bir gün bizde yaşlanacağız. Elimiz titreyecek… Dizimizin gücü zayıflayacak… Gözümüzün feri sönecek…. Belimiz bükülecek… Ağrılar ve sızılarımız artacak… Dert ve kederlerimizle baş başa kalacağız… Sevdiklerimiz yüzümüze bakmayacak… Servetimizi bile   yemekten aciz olacağız…

Yaşlanmadan yaşlılara sahip çıkalım… (www.gebzegazetesi.com)

16 Ocak Basın Onur Günü Kocaeli Genelinde Kutlanmalı

10 Ocak Çalışan Gazeteciler günü ile ilgili yazdığım yazılar büyük ilgi gördü. Bugün de 16 Ocak Basın Onur Günü ile ilgili bir yazı kaleme almak istiyorum.

Basın tarihinde çok önemli yeri olan 16 Ocak Basın Onur Günü ile ilgili Kocaeli bölgesindeki resmi kurumlar da etkinlikler yapmalı.

Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yılı olan 2021 yılı, devletimiz tarafından İstiklal Marşı yılı ilan edildi. Bu açıdan 16 Ocak Basın Onur Günü, Kocaeli bölgesinde ve ilçelerde pandemi önlemleri alınarak farklı etkinliklerle kutlanmalı.

Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu Basını

Türk basın tarihinde Anadolu basınının Milli Mücadele’nin başarıya ulaşması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna en büyük katkıyı yapmıştır.

Kuvvay-i Milliye’yi Anadolu basını desteklemiş, Sivas Kongresi’nin toplanmasında bizzat Atatürk tarafından İrade-i Milliye yani bugünkü ifadesiyle Ulus Gazetesi yayın hayatına sokulmuş, Mehmet Akif ve Eşref Edip tarafından Sebül-ür Reşat dergisi yayınlanmıştır.

Anadolu basını, Kurtuluş Savaşı’nı desteklerken İstanbul gazeteleri mandacılığı savunuyordu. Bugün de Anadolu gazeteleri milletin ve devletin yanında onur mücadelesi veriyor.

Basın Tarihinde 16 Ocak

Basın tarihinde Gebze ve Kocaeli’ye baktığımızda Atatürk Cumhuriyet’in ilanından 9 ay önce 16 Ocak 1923’te ilk basın toplantısını İzmit’te düzenleyerek Cumhuriyet’in ilanı ile ilgili önemli bilgiler vermiştir. Bir anlamda, bu basın toplantısıyla Cumhuriyet’in temelleri Kocaeli’de atılmıştı.

Basın tarihimizde Gebze’nin ayrı bir yeri vardır. Gebze’de ilk gazete 1953 yılında Gebze’nin Sesi adıyla Emin Polat tarafından çıkartılmıştır. Hayri Macar’dan Ragıp Demirkol’a Şükrü Bülbül’den Ramazan Arslan’a birçok gazeteci Gebze’de hoş sedalar bırakarak gelip geçmiştir.

Önemli olan hoş sedalar bırakmaktır. Genç gazeteci arkadaşlarıma tavsiyem, eforlarını birbirlerine harcamak yerine basın mesleğinin vefasız olmadığını göstermeleri ve basın tarihi ile ilgili araştırma yapmalarıdır. Biz kendi mesleğimize ve kendimize büyük vefasızlık yapıyoruz. Vefasızlık yapanlar vefasızlığa uğrayacaktır.

Atatürk ve Basın Tarihinde Kocaeli

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladıktan hemen sonra 16 Ocak Kocaeli basın tarihi için çok önemlidir. 16 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili ilk basın toplantısını İzmit’te düzenledi. 30 yıldır Gebze’de gazetecilik yapıyoruz. Kocaeli’nin tarihine ışık tutan ilk belgesel TV programını 1999 yılında biz hazırlayarak, 16 Ocak Basın Onur Günü’ne ayrı bir önem verdik.

Kocaeli Belgeselini birçok TV kanalında yayınlatarak Kocaeli’ye ve tarihimize karşı vefa borcumuzu ödemeye çalıştık. Keşke bizim gibi daha birçok kurum ve kuruluşu belgeseller hazırlayarak TV kanallarına dağıtsalardı. Bir gazeteci ve belgeselci olarak görevimi yapmanın huzuru içinde olduğum Kocaeli belgeselinin senaryo metninden bir bölümü 16 Ocak Basın Onur günü vesilesi ile sizlerle paylaşıyorum.

***

Kocaeli Belgeselinin Senaryo Metninden Bir Bölüm…

…” Kurtuluş Savaşı’nın sona ermesinden sonra Gazi Mustafa Kemal, İzmit’i ziyaret etti. 13 Haziran 1922 günü Kocaeli sancağına gelen başkumandan önce Adapazarı’nı ziyaret etti ve 17 Haziran günü öğleden sonra binlerce kişi tarafından İzmit’e uğurlandı. İzmit istasyonunda kendisini askeri ve mülki erkân ile coşkulu bir topluluk karşıladı. 16 Ocak 1923 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk; Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ile ilgili ilk basın toplantısını İzmit’te düzenleyerek Cumhuriyetin ilanı ile ilgili önemli açıklamalar yaptı…

Kocaeli´nin tarihinde sıkıntı ve kara günlerde yaşandı. Tarih boyunca düşkünlere kucak açtı, mazlumlara barınak, göç edenlere vatan, sürgüne uğrayanlara sığınak oldu. Tarihe 93 harbi ve Rus bozgunu olarak geçen Balkan ve Kafkas harbinde Rumeli’den sürülen binlerce aile Kocaeli bölgesine yerleştirildi. Karadeniz’de Rus işgali sırasında Rum ve Ermeni zulmünden kaçan on binlerce Karadenizli Kocaeli bölgesinde yeniden yurt yuva kurdu. Karadeniz ve Rumeli kökenli kaç aile dede ve ninelerinin göç sırasında yaşadığı katliam ve zulümden haberi var. İşgallerde ve göç yollarında şehit olanları rahmet ve şükranla anıyoruz…

93 harbinde Kocaeli’ne göç edenlerin peşini sıkıntılar bırakmıyordu. Eli silah tutan vatanperver Kocaelililer Balkanlar, Çanakkale, Yemen, Kafkasya ve Milli Kurtuluş Savaşı’nda cephelerde düşmana karşı yiğitçe savaşırken, Kocaelili gözü yaşlı analar, bağrı yanık eşler ve öksüz çocuklar; yıllarca şehit haberi ve gazi yolu bekledi. 7 düvele karşı yapılan 1. cihan harbinde Kocaeli binlerce gencini şehit ve esir verdi.

***

 Kurtuluş savaşında Kocaeli

Kurtuluş Savaşı öncesi 20 Kasım 1918’de İzmit, İngilizler tarafından işgal edildi.27 Ekim 1920’de de şehir, Yunanlıların işgaline uğradı. İşgalci Yunan askerleri Kocaeli bölgesindeki yerli Rum ve Ermeni işbirlikçilerle Türkleri katledip birçok köy ve mahalleyi yakmaya ve yağmalamaya başladı. Yağma ve katliam 27–28 Haziran 1921 gecesi doruk noktasına ulaştı.28 Haziran sabahı sadece İzmit merkezinde 312 kişiyi katlederek şehri ateşe verip yaktılar…

Yunan askerlerinden destek alan yerli Rum ve Ermeni çeteleri yıllarca birlikte yaşadığı savunmasız ve sahipsiz Türklere karşı terör estirmeye devam ediyordu. Gölcük, Karamürsel-Gebze ve Körfez ilçesinde savunmasız binlerce kişiyi katleden Rumlar insanları camilere doldurup diri diri yaktılar. Rum ve Ermeni çetelerinin bu zulmünden kaç gencimizin haberi var…? Yaşanan katliam ve zulmü bile araştırmıyoruz. Kaç şehit ve esir verildiğinden haberimiz bile yok…Şehit torunları bu tarihi gerçekleri araştırıp kamuoyuna açıklamalı… Gençlerimiz milli kültür ve tarih bilincine sahip olmalı…

Kocaeli, Mustafa Kemal Atatürk´ün öncülüğünde Anadolu’da başlayan Milli Kurtuluş Savaşı ile 28 Haziran 1921 tarihinde işgalden kurtarıldı. 11 Şubat 1922´de İzmit sancağı iken, Kocaeli Sancağı oldu. Her yıl 28 Haziran’da İzmit’te kurtuluş şenlikleri düzenlenerek şehitlerimiz rahmet ve şükranla anılıyor…

***

Atatürk’ün, Tarihi Kocaeli Gezileri…

…”Kocaeli’nin batısındaki askeri birlikleri denetlemek maksadıyla, 16 Haziran 1922 günü (Geyve)´ye gelen Mustafa Kemal Paşa, geceyi burada geçirdikten sonra, 17 Haziran 1922 günü bir süreden beri Adapazarı Askerlik Şubesi Başkanı Baha Beyin evinde misafir olan annesi Zübeyde Hanımefendi ile buluşarak hasret giderir. O geceyi annesiyle birlikte geçiren Mustafa Kemal Paşa, müteakiben kendisiyle mülakat yapmak isteyen Fransız Edibi Claude Farrere´i kabul etmek üzere 18 Haziran 1922 trenle İzmit´e hareket eder.

Tarihi günlerinden birini yaşayan İzmitliler Mustafa Kemal Paşa’yı İzmit İstasyonu’nda misli görülmemiş bir tezahüratla karşılarlar. Mustafa Kemal Paşanın İzmit´e gelişlerini ve İzmit´ten uğurlanışlarını saati saatine izleyen Kocaeli Gazetesi, 20 Haziran 1922 tarihli nüshasında bu olayı röportaj şeklinde bütün yurda duyurmuş bulunmaktadır.

Milli Mücadele yıllarında Pierre Loti ile birlikte Avrupa Basınında Türkiye´nin Siyasal Haklarını savundu ve Kurtuluş savaşını destekledi. Kurtuluş savaşını müteakiben ATATÜRK´ten bir mülakat talep eden Claude Farrere 18 Haziran 1922 tarihinde İzmit´te Atatürk´le buluştu.”….(Kocaeli Gazetesi, 20 Haziran 1922)

Evet, Kocaeli’nin tarihine ışık tutan ilk belgesel TV programını 1999 yılında biz hazırladık.   Kocaeli Belgeselini birçok TV kanalında yayınlatarak Kocaeli’ye ve tarihimize karşı vefa borcumuzu ödemeye çalıştık. Keşke bizim gibi daha birçok kurum ve kuruluşu belgeseller hazırlayarak TV kanallarına dağıtsalardı.

Biz görevimizi yapmanın huzuru içindeyiz. Görevini yapmayanlar utansın…