İsmail Kahraman – Köylülerin Tarım Bakanı’ndan İsteği

Korona virüsü salgını ile tarım, ziraat, hayvancılık ve çevre korunmasının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Sokağa çıkma yasakları başladığında, insanların nasıl bakkal, manav, pazar yerleri ve fırınlara saldırdığını, açlık korkusunun insanları ne kadar endişeye sevk ettiğini dehşetle gördük.

Son 40 yıldır köy hayatı, tarım, ziraat ve hayvancılık ihmal edildi. Köylüye önem verilmedi, köyler boşaldı. Tarım ürünleri ve etin ithal edilerek, yerli üretimin ihmal edilmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu gördük.

Korona vebası salgını başladığında insanların büyük kentlerden, çok sevdikleri İstanbul’dan nasıl köylere akın ettiğini, köylere gitmek için nasıl çaba sarf ettiğini görmek hem üzücü ve hem de çok düşündürücü. Vakit geçirmeden, ihmal ettiğimiz ata, dede memleketi köyler ve ecdat mirası bağ, bahçe ve tarlalar bakımlı hale gelmeli, yıkılan evler tamir edilmeli. 

Köy hayatı, tarım ve hayvancılığın yeniden cazibe haline gelmesi için devlet yönetimi ve özellikle Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli’ye tarihi görev düşüyor. Tarım ve Orman Bakanı Sn. Bekir Pakdemirli, tarım bölgesi olan Manisa ilimizden olması önemli.  Sayın Bakan’ın, köylülerin feryadına kulak vereceğine inanıyoruz.

Sayın Bakana, sanayi bölgesi olmasına rağmen tarım, hayvancılık ve sanayinin ortak yapıldığı Gebze bölgesindeki köylerde tarım ve hayvancılık yapan köylülerin isteğini iletmek istiyorum.  Önce, ulusal basında yer alan bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gebze Tepeköy’de köpekler, üç buzağı ve 30 tavuğu telef etti   

GEBZE (Kocaeli), (DHA) KOCAELİ´nin Gebze ilçesinde, sokak köpekleri, Mustafa Karateke´ye ait buzağılar ile tavuklara saldırdı. 3 buzağı yaralandı, 30 tavuk telef oldu. Gebze Tepeköy Mahallesi´nde hayvancılıkla geçimini sağlayan Mustafa Karateke, bölgedeki başıboş köpeklerin aç kalmaları nedeniyle hayvanlarına saldırdığını söyledi. Karateke, köpeklerin saldırısında 3 buzağının yaralandığını, 30 tavuğun telef olduğunu belirtti. Meranın hayvancılık için uygun hale getirilmesini ve önlem alınmasını isteyen Mustafa Karateke, “Meralarda otlayan 130 büyükbaş hayvanım var. Başıboş köpekler buzağılarıma saldırdı, 3 buzağı yaralandı, 30 tavuk telef oldu. Hayvancılık yapan Yörükleriz. Mera, hayvancılık yapan Yörükler için düzenlenerek, hayvancılık yapmamıza imkan sağlansın” dedi.

(Kaynak DHA-Genel Türkiye-Kocaeli / Gebze Mesut )

……..

Gebzeli Köylülerin Tarım Bakanı’ndan isteği

Hayvancılık yapan Gebzeli Yörüklerin buzağıları, köpeklerin saldırısına uğradı.

Gebze Sığırlık Merası’nda, yüz yıllardan beri Yörüklerin geleceğini sürdüren ailelerden birisi olan Mustafa Karateke, başı boş köpeklerden şikayetçi.

Üç buzağısı ve 30 tavuğu köpekler tarafından telef edilip öldürülen Mustafa Karateke şunları söyledi;

Biz 600 yıldan beri Gebze, Denizli ve Tepeköy Bölgesi yakınlarında Sığırlık Merası’nda hayvancılık yapan Yörükleriz. 10 yıl önce, Tepekö’ye geldik. Burada çocuklarımla hayvancılık yapıyoruz. Nesli devlet tarafından korunan ve meralarda otlayan 130 baş sığırım var.  Bölgemizdeki bazı fabrika sahiplerinin başı boş köpekleri buzağılarımıza saldırdı. Üç buzağımız yaralandı, biri öldü. 30 tavuğumuz, başı boş köpekler tarafından öldürüldü.

Biz Yörüğüz, başka bir işimiz ve gelirimiz yok. Atalarımızın Yörük geleneğini burada yaşatıyoruz. Devletimiz, Sığırlık Merası bölgesinde bizlere 2 dönüm yer verdi, devletimize teşekkür ediyoruz.  Nesli tükenmekte olan, gece gündüz merada yaşayan ve kışın eksi 35 derecelik soğukta bile yaşayan, nesli koruma altına alınan sığırlarımızı meralarda otlatıp sütünü satıyoruz. Hayvancılığı devam ettirmek için bankadan kredi aldım.

Tarım ve Orman Bakanı’mız Sayın Bekir Pakdemirli’den beklentimiz bizlere sahip çıkması, hayvancılık ve Yörüklük kültürümüzü yaşatıp, devlete yük olmadan huzur içinde bu bölgede yaşamak.

Köpek sahipleri köpeklerine baksınlar. Sığırlık Merası’nı hayvancılık yapacak Yörükler için düzenleyip, rahat hayvancılık yapmamıza imkan sağlasınlar.’’  Dedi.

Gebze Sığırlık Merası, Osmanlı’nın kuruluş yıllarında bölgeye getirilip yerleştirilen ve Gebze Hünkar Çayırı’nda toplanıp sefere çıkan ordunun et ve süt ihtiyacını karşılayan Yörüklerindi.

Halen, Gebze Sığırlık Merası’nda yaz-kış dağda yaşayan Yörükler, hayvancılık yapmaya ve Yörük Kültürü’nü yaşatmaya devam ediyor.

Bu kültürün yaşaması için Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi destek oluyor, kendilerine teşekkür ediyoruz.

Sanayi bölgesi olarak bilinen Gebze’de Yörük Kültürü’nün, tarım ve hayvancılığın yaşaması çok önemli. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanı Sn. Bekir Pakdemirli bölgeye önem verip, meralar ve köy hayatını geliştirmeli. Sığırlık Merası, tarihi misyonuna kavuşup burada hayvancılık yapacak Yörükler teşvik edilip, desteklenmeli.

Sığırlık Merası ile ilgili hazırladığımız belgeseli, Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir Pakdemirli’nin bilgi ve ilgisine sunuyoruz.

Kutsal topraklar da Belgeselcilik anılarım

 Kutsal topraklar Mekke ve Medine’de 20 yıl önce çektiğim belgeseller halen ulusal ve bölgesel TV kanallarında yayınlanmaya devam ediyor.

 Bugün tarihler 12 Mayıs 2020, korona virüsü vebası salgını altında mübarek Ramazanı Şerif’i idrak ediyoruz. Tarihi günler, aylar yaşıyoruz. Camiler kapalı, 7 haftadır cuma namazı kılınamıyor. Umre için kutsal topraklara gidilmiyor. Hac farizası bile, yapılmama durumu ile karşı karşıya. İki milyara yakın dünya Müslümanları büyük üzüntü içinde, gönlümüz mahzun, kalbimiz kırık, üzüntü içindeyiz.

Gazeteci ve belgeselci olarak kutsal topraklara ilk kez 1998 yılında gitmiştim. Daha sonra 2000 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daveti ile belgeselci olarak gidip, belgesel çekimleri yapmıştım. Daha sonra birkaç kez gidip belgesel çekimlerimi sürdürdüm.  Bugün, bu hatıralarla yaşıyoruz.

Her şeyin başı sağlık, ‘’evde hayat var’’ deyip evde kalalım. Bu mübarek günlerde hep birlikte Allah cc dualar edip, niyazda bulunalım, insanlığa karşı Üçüncü Dünya Savaşı açan korona virüsünden insanlığı kurtarıp, devlet ve milletimizi korusun.

Daha önce Gebze Gazetesi’nde, ‘’Belgeselcinin Not Defteri’’nde yayınlanan İsmail Kahraman’ın Kaleminden Kutsal Topraklarda Osmanlı Medeniyeti Belgeseli yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Devr-i Alem’den Hicaz Belgeseli

Araştırmacı Gazeteci İsmail Kahraman 1998,2000 ve son olarak 9-17 Mayıs 2008 tarihlerinde, Hayat Tur’un daveti ile kutsal topraklara giderek araştırma yapıp, TV belgeseli çekti. Kutsal topraklar Mekke ve Medine’de İslam tarihi için önemli olan yerlerin belgesel çekimlerini yaptı.  Cidde’de Osmanlı izlerini araştırdı.  İsmail Kahraman’ın kalem ve kamerasından Kutsal Topraklar ve Osmanlı’nın Hicaz coğrafyası…

Belgesel Çekmek Üzere Kutsal Topraklardayım

Devr-i Alem ve Belgesel Yayıncılık olarak medeniyet tarihimizi araştırmak üzere kültür coğrafyasındaki gezimiz devam ediyor. Şimdiki durağımız, Hayat Tour’un davetlisi olarak Osmanlı’nın Hicaz eyaleti oldu.

İlk kez 1998 yılında bir grup akademisyenle kutsal topraklara giderek belgesel çekmeye başlamıştım. Daha sonra da Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın davetlisi olarak bir grup gazeteci ile kutsal topraklara gitmenin mutluluğunu yaşadım.

Temmuz 98 yılında, 1 haftalık umre ibadeti, 5-19 Mart 2000 tarihlerinde hac ibadeti için mukaddes topraklara gittiğimde, kelimelerle ifade edemeyeceğim muhteşem bir duygu ve heyecana kapılmıştım. Keşke yıllar önce İslam’ın 5 şartından birisi olan mali ve bedeni ibadeti yerine getirseydim diye hayıflanmaktan kendimi alamamıştım. Türkiye’de bazı yanlış anlamalar yüzünden insanlarımızın büyük bir kısmının hac ve umre ibadetini ihmal ettiğini üzülerek görmekteyiz.

Hac ve umre ibadeti ile ilgili Türkiye’de çok yanlış düşünceler var. Hacca gidenler elini eteğini dünyadan çekmeli, ticaret yapmamalı. Umreden önce hacca gidilmeli. Umreye giden aynı yıl hac borcunu ödemeli gibi düşünceler yüzünden, ülkemizde üzülerek söylemek gerekirse hac farizası ihmal edilmiş, insanlarımız bu ibadeti yapmayı sürekli geciktirmişler.  Dünyanın dört bir tarafından mukaddes topraklara gelen hacılar içinde en yaşlı ve en hastalıklı hacılar Türkiye’den gelmekte, ileri yaşlarda hacca giden insanlarımız hastalanarak hac farizasını gereği gibi yerine getirememekte.

2000 Yılında 3 Milyon Kişi Hacı Olmuştu

2000 yılında, 3 Milyon kişinin hacı olduğu dönemde kutsal topraklarda belgesel çekme imkânı bulmuştum. Şimdi aradan 8 yıl geçti ve Hayat Tour’un davetlisi olarak tekrar kutsal topraklara gittim.

İslamiyet’in 5 temel farzından birisi olan hac ibadeti için, her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden milyonlarca Müslüman Mekke ve Medine’ye giderek aynı safta ibadet ediyor. Milyarlarca Müslüman’ın kıblegahı olan Kabe, hac ibadetinin yerine getirildiği mahşeri andıran Arafat Ovası, Kur’an’ın ilk ayetlerinin indirildiği Nur Dağı ve son peygamber Hz. Muhammed’in mezarının bulunduğu nurlu Medine şehri.

Anadolu Yayıncılar Birliği Genel Başkanı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2000 yılı hac organizasyonu ile 5-19 Mart 2000 tarihlerinde kutsal topraklara giderek gazeteci olarak Mekke ve Medine’de önemli araştırmalar yapmıştım.

Sene 2008 Türkiye’de tanınan emekli Gebze Vaizi Sadettin Karataş ve emekli Gebze İmam-Hatip ve Fahri Vaizi İhsan Aktaş’ın rehberliğinde yaptığımız umre yolculuğunda Mekke, Medine, Cidde ve Taif kentlerinde belgesel çekimi yaptım.

Ben, bir yandan kutsal umre görevimi yerine getirirken bir yandan da İslam tarihi ve bu bölgedeki Osmanlı tarihi ile ilgili araştırmalar yapıp belgesel çekimleri yaptım.

Kutsal topraklarda, merkezi Cidde’de bulunan İslam Konferansı Teşkilatı (İKT)’nin merkezini ziyaret ederek genel sekreter Sayın Ekmelettin İhsanoğlu ile röportaj yaptım.

Ayrıca yine İKT bünyesinde Uluslararası İslami Haber Ajansı’nın (IINA) Türk Genel Müdürü ile röportaj yapma imkânı buldum. (Kaynak Gebze Gazetesi)

Evet 22 yıl önce başlayıp, çektiğim Hicaz ve Osmanlı Belgeseli ile ilgili anılarımı bugün sizlerle paylaştım.

Korona Virüsü dolayısı ile aylardır evlerden çıkamıyoruz. Geçmiş anılarımızla yeniden o güzel günleri yaşıyoruz. Korona günleri geçecek, güzel günler yeniden gelecek, umutluyuz…

İsmail Kahraman – 10 Mayıs Yaşlılar Bayramı İlan edilsin 

Yaşlı der, gelip geçeriz.

Onlar atalarımız, dedelerimizdir.
Onlar baba, ana, hala, teyze, ebelerimizdir.
Onlar korona virüsü vebasının mağdurları.
Onlar hayatın çilesi çekmiş, tecrübe abideleri.
Onlar hayat okulu mezunu, bilge insanlar.
Onlar tarihin canlı şahidi, asırlık çınarlar.
Onlar hayattayken değeri bilinmeyenler.
Onlar öldükten sonra değeri anlaşılanlar.
Onlar atalarımız, varlık sebeplerimizdir.
Onlar, kısaca gelecekte nöbeti bize devredecek, bizde onlar gibi bir gün yaşlı olup elimiz ve ayağımız tutmadığımızda, hasta olup yattığımızda çok iyi anlayacağımız ata, dede ve analarımız.
Onları anladığımızda vakit çok geç olacak. Keşke onları daha iyi anlasaydık, diyeceğimiz yaşlılar için 10 Mayıs tarihi bir gündü.

Korona Virüsünün Mağduru Yaşlılar İçin Bayram Olsun


50 gündür korona virüsü vebasının mağdurları, evlerde hapsolan yaşlılarımız 10 Mayıs 2020 günü sokaklara çıktılar. Bizde gazeteci ve belgeselci olarak onların bu mutlu ve güzel anını belgeselleştirmek için sokaklardaydık.

50 gün sonra sokaklara çıkan yaşlılarımızın mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Günler sonra sokağa çıkmanın, özgürlüğün, havanın, güneşin tadına vararak bayram ediyor, Ramazan Bayramı’nı erken yaşıyoruz diyorlardı. 

Gebze Çamlık Parkı’nda, çam ağaçlarının altında çimlere oturmuş, ağaçlara dayanmış, banklara oturup birbiri ile sohbet eden yaşlıların bir isteği var. 10 Mayıs ‘Yaşlılar Bayramı’ ilan edilsin, bizden sonraki yaşlılar bizim hayatımızdan ders alsın diyerek, Aile ve Çalışma Bakanı Sayın Zehra Zümrüt Selçuk Hanım’dan bayram isteklerini yerine getirmesini bekliyorlar.

Ülkemizde her yıl 18-24 Mart tarihleri Yaşlılar Haftası olarak kutlanıyor. Amacı çok güzel olan fakat uygulanışı ve gündelik hayata aktarılışı açısından sorunlar taşıyan bir konudur bu. Yaşlılar Haftası’nın amacı onlara değer verdiğimizi göstermek, gençlerimize vefayı, saygıyı aşılamak ve unutulan değerlerimize sahip çıkmanın haftasıdır. Bu amaçları yılın diğer günlerinde de uygulayabilmek için daha çok bilinçlenmemiz gerekiyor.

En kıymetli değerimiz olan yaşlılarımız için 10 Mayıs Yaşlılar Bayramı ilan edilirse, o günün yaşlılarımız için ne anlama geldiği asla unutulmayacaktır. Günlerce evlerine kapanan yaşlı insanlarımız 10 Mayıs tarihinde 4 saatlik bir izinle sokağa çıkabildiler ve müthiş bir sevinçle, bir çocuk edasıyla sokaklarda yürüyebildiler. Bu 4 saatlik bir izin onlar için bir bayram havasında geçti. Tarihte yaşanan bu günün unutulmaması ve hafızalarımıza kazınması için 10 Mayıs Yaşlılar Bayramı ilan edilsin diyor ve Gebze Çamlık Parkı’nda, Gebze Gazetesi ve Devr-i Alem Belgesel Programı olarak yaptığımız canlı yayınla sizleri baş başa bırakıyorum.
https://www.facebook.com/belgeselciismail/videos/1666806306807303?d=n&sfns=mo

Gebze’nin Canlı Şahidi İle Sohbet


İlk olarak telefonda birkaç kez görüşüp sohbet ettiğim değerli kültür adamı, Gebze’nin canlı şahidi Ressam Sedat Alkan ile parkta buluşup sohbet ettik. Sosyal mesafeye dikkat ederek, kendisinden korona vebası salgını ile ilgili resim çizmesini istedim.
85 yaşındaki Ressam ve Sanatkâr Sedat Alkan’ın, söze ‘’Sokakları, güneşi, çiçekleri ve sizin kütüphaneyi çok özledim’’ diyerek başlaması beni çok duygulandırdı. Kendisi ile parkta söyleşi yaptık. Korona günlerini ve daha önce Devr-i Alem Belgesel Programı olarak çektiğimiz belgeselleri konuştuk. Ağzımızda maskeler, aramızda sosyal mesafe ile Sedat Bey bizler için kütüphanesinden çok değerli bilgiler getirmiş.


Gebze’nin canlı şahidi Sedat Alkan ile daha önce yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşıyorum. İnşallah o günler yeniden gelir, iyi ki Sedat Bey’le daha önce bu söyleşiyi gerçekleştirmişiz, hep birlikte izleyelim.
https://m.youtube.com/watch?v=Hx2gl2hHznI

Gebze Sokaklarında Canlı Yayın


Gebze Gazetesi ve Devr-i Alem Belgesel Programı olarak 10 Mayıs 2020 günü cadde ve sokaklarda canlı yayın yaptık.
Tarihler 10 Mayıs 2020, korona virüsünden en çok mağdur olan tarihin canlı şahitleri, bilgi birikim sahibi yaşlı çınarlarımız ilk kez sokağa çıktı. Bizde gazeteci ve belgeselci olarak yaşlı çınarlarımızın sokağa çıkma anına Gebze Gazetesi olarak canlı şahitlik yaptık.

Ana Caddelerden Canlı Yayınlar Yaptık


10 Mayıs günü tesadüfen, Gebze’ye huzur evi yaptıracak olan hayırsever iş insanı Muzaffer Altıntaş ile karşılaşıp huzur evi yapılması ile ilgili söyleşi yaptık.

Bu güzel tesadüfte Muzaffer Bey, ‘’1956’dan beri Gebze’ye hizmet ediyorum, ölene kadar da hizmetlerime devam edeceğim. Devletimizin yardımları ile yaptıracağım huzur evi için Sayın Valimden yerin tahsis edilmesini bekliyorum.’’ Açıklamalarında bulundu.


Sizleri Gebze sokakları ve muzaffer Altıntaş’la yaptığımız belgesel söyleşi ile baş başa bırakıyorum.

İsmail Kahraman – Kutsal Topraklarda Belgeselcilik ve Gazetecilik Anılarım

 Kutsal topraklar Mekke ve Medine’de 20 yıl önce çektiğim belgeseller halen ulusal ve bölgesel TV kanallarında yayınlanmaya devam ediyor.

 Bugün tarihler 12 Mayıs 2020, korona virüsü vebası salgını altında mübarek Ramazanı Şerif’i idrak ediyoruz. Tarihi günler, aylar yaşıyoruz. Camiler kapalı, 7 haftadır cuma namazı kılınamıyor. Umre için kutsal topraklara gidilmiyor. Hac farizası bile, yapılmama durumu ile karşı karşıya. İki milyara yakın dünya Müslümanları büyük üzüntü içinde, gönlümüz mahzun, kalbimiz kırık, üzüntü içindeyiz.

Gazeteci ve belgeselci olarak kutsal topraklara ilk kez 1998 yılında gitmiştim. Daha sonra 2000 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daveti ile belgeselci olarak gidip, belgesel çekimleri yapmıştım. Daha sonra birkaç kez gidip belgesel çekimlerimi sürdürdüm.  Bugün, bu hatıralarla yaşıyoruz.

Her şeyin başı sağlık, ‘’evde hayat var’’ deyip evde kalalım. Bu mübarek günlerde hep birlikte Allah cc dualar edip, niyazda bulunalım, insanlığa karşı Üçüncü Dünya Savaşı açan korona virüsünden insanlığı kurtarıp, devlet ve milletimizi korusun.

Daha önce Gebze Gazetesi’nde, ‘’Belgeselcinin Not Defteri’’nde yayınlanan İsmail Kahraman’ın Kaleminden Kutsal Topraklarda Osmanlı Medeniyeti Belgeseli yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Devr-i Alem’den Hicaz Belgeseli

Araştırmacı Gazeteci İsmail Kahraman 1998,2000 ve son olarak 9-17 Mayıs 2008 tarihlerinde, Hayat Tur’un daveti ile kutsal topraklara giderek araştırma yapıp, TV belgeseli çekti. Kutsal topraklar Mekke ve Medine’de İslam tarihi için önemli olan yerlerin belgesel çekimlerini yaptı.  Cidde’de Osmanlı izlerini araştırdı.  İsmail Kahraman’ın kalem ve kamerasından Kutsal Topraklar ve Osmanlı’nın Hicaz coğrafyası…

Belgesel Çekmek Üzere Kutsal Topraklardayım

Devr-i Alem ve Belgesel Yayıncılık olarak medeniyet tarihimizi araştırmak üzere kültür coğrafyasındaki gezimiz devam ediyor. Şimdiki durağımız, Hayat Tour’un davetlisi olarak Osmanlı’nın Hicaz eyaleti oldu.

İlk kez 1998 yılında bir grup akademisyenle kutsal topraklara giderek belgesel çekmeye başlamıştım. Daha sonra da Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’nın davetlisi olarak bir grup gazeteci ile kutsal topraklara gitmenin mutluluğunu yaşadım.

Temmuz 98 yılında, 1 haftalık umre ibadeti, 5-19 Mart 2000 tarihlerinde hac ibadeti için mukaddes topraklara gittiğimde, kelimelerle ifade edemeyeceğim muhteşem bir duygu ve heyecana kapılmıştım. Keşke yıllar önce İslam’ın 5 şartından birisi olan mali ve bedeni ibadeti yerine getirseydim diye hayıflanmaktan kendimi alamamıştım. Türkiye’de bazı yanlış anlamalar yüzünden insanlarımızın büyük bir kısmının hac ve umre ibadetini ihmal ettiğini üzülerek görmekteyiz.

Hac ve umre ibadeti ile ilgili Türkiye’de çok yanlış düşünceler var. Hacca gidenler elini eteğini dünyadan çekmeli, ticaret yapmamalı. Umreden önce hacca gidilmeli. Umreye giden aynı yıl hac borcunu ödemeli gibi düşünceler yüzünden, ülkemizde üzülerek söylemek gerekirse hac farizası ihmal edilmiş, insanlarımız bu ibadeti yapmayı sürekli geciktirmişler.  Dünyanın dört bir tarafından mukaddes topraklara gelen hacılar içinde en yaşlı ve en hastalıklı hacılar Türkiye’den gelmekte, ileri yaşlarda hacca giden insanlarımız hastalanarak hac farizasını gereği gibi yerine getirememekte.

2000 Yılında 3 Milyon Kişi Hacı Olmuştu

2000 yılında, 3 Milyon kişinin hacı olduğu dönemde kutsal topraklarda belgesel çekme imkânı bulmuştum. Şimdi aradan 8 yıl geçti ve Hayat Tour’un davetlisi olarak tekrar kutsal topraklara gittim.

İslamiyet’in 5 temel farzından birisi olan hac ibadeti için, her yıl dünyanın çeşitli ülkelerinden milyonlarca Müslüman Mekke ve Medine’ye giderek aynı safta ibadet ediyor. Milyarlarca Müslüman’ın kıblegahı olan Kabe, hac ibadetinin yerine getirildiği mahşeri andıran Arafat Ovası, Kur’an’ın ilk ayetlerinin indirildiği Nur Dağı ve son peygamber Hz. Muhammed’in mezarının bulunduğu nurlu Medine şehri.

Anadolu Yayıncılar Birliği Genel Başkanı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2000 yılı hac organizasyonu ile 5-19 Mart 2000 tarihlerinde kutsal topraklara giderek gazeteci olarak Mekke ve Medine’de önemli araştırmalar yapmıştım.

Sene 2008 Türkiye’de tanınan emekli Gebze Vaizi Sadettin Karataş ve emekli Gebze İmam-Hatip ve Fahri Vaizi İhsan Aktaş’ın rehberliğinde yaptığımız umre yolculuğunda Mekke, Medine, Cidde ve Taif kentlerinde belgesel çekimi yaptım.

Ben, bir yandan kutsal umre görevimi yerine getirirken bir yandan da İslam tarihi ve bu bölgedeki Osmanlı tarihi ile ilgili araştırmalar yapıp belgesel çekimleri yaptım.

Kutsal topraklarda, merkezi Cidde’de bulunan İslam Konferansı Teşkilatı (İKT)’nin merkezini ziyaret ederek genel sekreter Sayın Ekmelettin İhsanoğlu ile röportaj yaptım.

Ayrıca yine İKT bünyesinde Uluslararası İslami Haber Ajansı’nın (IINA) Türk Genel Müdürü ile röportaj yapma imkânı buldum. (Kaynak Gebze Gazetesi)

Evet 22 yıl önce başlayıp, çektiğim Hicaz ve Osmanlı Belgeseli ile ilgili anılarımı bugün sizlerle paylaştım.

Korona Virüsü dolayısı ile aylardır evlerden çıkamıyoruz. Geçmiş anılarımızla yeniden o güzel günleri yaşıyoruz. Korona günleri geçecek, güzel günler yeniden gelecek, umutluyuz…

Kurtuluş Savaşı’nın Canlı Şahidi İstiklal Yolu

Yollar; tarih, kültür ve medeniyettir.

Yollar, zaferlerimizin canlı şahididir.

Safranbolu’dan İnebolu’ya,

İpekyolu’ndan İstiklal Yolu’na,

Zaferler tarihimizin dönüm noktasıdır.

Devri Alem Belgesel görüntüleri ile tarihe not düştük. Bir günde hazırladığımız belgesel, ilk kez BRTV televizyonunda dün gece yayınlandı ve büyük ilgi gördü.

Okumaya devam et “Kurtuluş Savaşı’nın Canlı Şahidi İstiklal Yolu”

Dünyada ve Türkiye’de Korona Virüsü Tehdidi ve Alınan Önlemler

Salgına karşı önlemlerimizi alalım, moralimizi bozmayalım

Dünya ülkeleri büyük bir tehdit ve tehlike altında. İlk defa Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Korona (COVID-19) virüsüne dair son dakika gelişmeleri her geçen gün gelmeye devam ediyor. 6 kıtada 74 ülkeye yayılan virüs nedeni ile vaka sayıları artmaya devam ediyor. Bugün itibari ile dünya genelinde 169 binin üzerinde kişiye bulaşan korona virüsü vakasında 6 bin 513 can kaybı yaşandı. Türkiye’de ise vaka sayısı 18’e yükseldi. Türkiye, devlet ve millet olarak korana virüsüne karşı geniş çaplı önlemler alıyor. Herkes, uzmanlar ve devlet yetkililerinin açıklamasına önem vermelidir.

Okumaya devam et “Dünyada ve Türkiye’de Korona Virüsü Tehdidi ve Alınan Önlemler”

İstiklal Yolu belgesel çekimi için Karabük ve Kastamonu bölgesinde araştırma yapıyoruz

Kurtuluş Savaşı ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin http://www.sakaryazaferi.com’un kazanılmasında çok büyük hizmet veren Şerife Bacı’lar gibi sayısız kahraman kadınların cepheye silah taşıdığı, tarihimize İstiklal Yolu olarak geçen İnebolu Küre Dağları, Kastamonu Ilgaz Dağları, Çankırı ve Ankara’dan Polatlı ve Haymana bölgesine kadar gelen 344 km uzunluğundaki yol ile ilgili belgesel çekimleri kapsamında Karabük ve Kastamonu bölgesine geldik. Misafirperverliklerinden dolayı Bizim Radyo ve TV’nin sahipleri değerli arkadaşlarım Mehmet ve Osman Çetinkaya kardeşlere çok teşekkür ederim.

Okumaya devam et “İstiklal Yolu belgesel çekimi için Karabük ve Kastamonu bölgesinde araştırma yapıyoruz”

Hacıemiroğulları Beyliği ile ilgili anlamlı ve önemli bir program

 İstanbul’da uydudan yayın yapan Fuat Kuş’un sahibi olduğu Mavi Karadeniz TV, İKTAV www.iktav.com Araştırma Merkezi ve kütüphanemizde Emiroğulları Beyliği ile ilgili TV programı çekti.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nin tarihinde çok önemli yeri olan erken dönem Anadolu Beylikleri arasında yer alan Hacıemiroğulları Beyliği ile ilgili anlamlı ve önemli bir program çekimi daha gerçekleştirdik.
Gebzeli iş adamı Ömer Emiroğlu Bey’in girişimi ile Gebze’ye gelen Mavi Karadeniz TV’nin sevilen program yapımcılarından Ertan Yıldız’ın sunuculuğunda tarihi açıklamak yaptık. Ömer Bey ve Mavi Karadeniz TV’ye teşekkür ederim.


Giresun Fatihi Hacı Emir Süleyman Bey Belgeselimiz
https://youtu.be/g2daJ5j0fII
 

Çepni Türkleri ve Hacıemiroğulları Beşiği
https://m.youtube.com/watch?v=Q_3irZ6EDN0

Daha önce bu konuda yazmış olduğum makaleyi sizlerle paylaşıyorum.

BAYRAMLI VE HACIEMİROĞULLARI BEYLİKLERİNİ ARAŞTIRIYORUZ

Ordu, Giresun ve Trabzon bölgesinin fethini gerçekleştiren, 700 yıllık tarihi geçmişe sahip Bayramlı Beyliği ve Hacıemiroğulları Beyliği’ne başkentlik yapmış, Ordu Mesudiye’de belgesel çekimi yaparak Kültür ve medeniyet tarihimize vefa borcumuzu ödemeye çalıştık. Bayramlı Beyliği ve Hacıemiroğulları tarihini araştırmak üzere Ordu tarih ve kültür adamları, çok değerli vefalı arkadaşlar Muzaffer Günay, Haydar Yıldırım, İsmail Temel ve Nuri Kahraman’la Ordu’dan yola çıkıp Mesudiye’ye geldik. Mesudiye şehir merkezindeki belgesel çekimi ve araştırmalarımızı tamamlayarak Bayramlı Beyliği’nin Merkezi Kaleköy’de tarihi Bayram Bey kalesinde çekimler yaptık. Tarihi Kale Köy’de 600 yıllık mezar taşı, Bayram ve Hacıemiroğullarına ait kümbetler, tarihi cami ve saray kalıntılarının belgesel görüntülerini çekip, aziz ecdadımıza vefa borcumuzu ödemeye çalıştık.

TARİHİN CANLI ŞAHİDİ HAMİDİYE

Osmanlı döneminde adı Hamidiye olan Ordu Mesudiye ilçesi çok önemli tarihi olaylara sahne olmuş. Ordu Mesudiye’de 700 yıl önce kurulan ve Doğu Karadeniz Bölgesi’ni fetheden Fatih’in, Trabzon’u fethetmesine yardımcı olan Bayramlı ve Hacıemiroğulları Beyliği’nin Merkezi Ordu Mesudiye’deki Kale Köy’de bulunan Tarihi Bayramlı Beyliği’ne ev sahipliği yapan Mesudiye ilçesindeki Abdülhamit döneminde yapılan hükümet binasının önünden canlı yayın yaparak tarihe not düştük.

BAYRAMLI VE HACIEMİROĞULLARI BEYLİKLERİ HAKKINDA BİLGİLER

Hacıemiroğulları, daha önce Türk toprakları olan Tokat’ın Kuzeyi ve Mesudiye ile, kendilerinin Türk topraklarına kattığı Ordu, Giresun, Samsun’un Doğusu ve Trabzon’un Batısında hüküm sürmüş, Orta Karadeniz Bölgesi’nin büyük bir bölümünü Türk vatanı yapmış ikinci dönem Türk Beyliği’dir. Bu beylik, Türkmenleri ağırlıklı olarak Selçukluların bölgeyi fetih için sınır boyuna yerleştirdiği Oğuzların Çepni Boyu’na mensuptur. Tarihî kaynaklarda ismi Bayramoğulları Beyliği ya da Hacıemiroğulları Beyliği olarak geçmektedir. Bu ikili adlandırmaya sebep olan düşünce, beyliğin kurucusunun tam olarak belirlenememesinden kaynaklanmaktadır. Beylik, bazı kaynaklara göre Bayram Bey, bazılarına göre Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey tarafından kurulmuştur. Hakkında derli toplu herhangi bir kaynak yoktur. İlgili bilgiler; çevre beyliklerin kısmen yazılmış tarihleri Trabzon Devleti saray tarihinin kaydedilen bölümleri, Trabzon (Giresun) ve Ordu ili tahrir defterleri, günümüze ulaşabilen tarihî eserler ve sözlü rivayetlerden elde edilebilmektedir. Son derece sınırlı olan bilgiler, bu beylik hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmamızı engellemektedir.

HACIEMİROĞULLARI BEYLİĞİ’NİN KURULUŞU

Hacı Emir Oğulları, köken bakımından Danişmendlilere dayanmaktadır.  Danişmendliler, Malazgirt Savaşı’ndan (1071) hemen sonra tarih sahnesinde yer alan; Sivas, Tokat, Amasya, Çorum, Yozgat, Kayseri, Malatya, Gümüşhane ve yörelerinde hâkimiyetini sürdüren birinci dönem Anadolu Türk beyliklerindendir. Ağırlıklı olarak Orta Anadolu’da yerleşmiş olmakla beraber Türkiye’nin Kuzeyi’nde de mücadeleler vermişlerdir. Bu bölgede etkili olabilmek için başkentlerini Sivas’tan Niksar’a taşımışlardır. Danişmend Gazi tarafından bazı yörelerde Karadeniz sahillerine yaklaşılmış, zaman zaman da geri çekilmek zorunda kalınmıştır. Danişmendliler, Mesudiye’nin 6 Km Kuzey-Doğusu’nda bir sınır kalesi yapıp yöredeki sınırları bu kale vasıtasıyla kontrol etmekte idiler. Anadolu Selçukluları, 1178 yılında bu beyliğin varlığına son vermiştir. Dânişmend topraklarında yaşayan Çepnilerin bir bölümü Selçuklular tarafından Çanakkale ve Balıkesir civarında iskân ettirilmiştir. Burada iskân ettirilenler daha sonra Karasıoğulları Beyliği’ni kurmuştur. Danişmendliler’in Orta Karadeniz Bölgesi’ndeki mirasçıları olan Çepni Türkmenleri, bu yörede iki beylik kurmuştur. Bunların biri Danişmenliler’in de merkezi olan Niksar’da kurulan Taceddinoğulları Beyliği diğeri ise merkezi Danişmendliler’in sınır kalesinin bulunduğu Mesudiye Kaleköy’de teşkilatlanan Hacıemiroğulları Beyliği’dir. Hacıemiroğulları Beyliği’nden önce Orta Karadeniz Bölgesi, Hacıemiroğulları Beyliği’nin kurulup fethedildiği Orta Karadeniz Bölgesi ile ilgili bilgilerimiz M.Ö. IV yüzyıla kadar inmektedir. M.Ö. 400’de şimdiki Ordu ilimizin ismi Kotyora olarak kaydedilmiştir. Bu ismin hangi tarihte bu şehre verildiği belli değildir. Ancak M.Ö. 400’den önceleri de şehrin bu isimle bilindiği anlaşılmaktadır. Bu isim büyük bir ihtimalle kot (kut) yorası (yöresi) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş olmalıdır. M.S. I. yüzyılda Plinius bu şehri yine aynı isimle kaydetmiştir. Ordu’nun eski adının Kotyora olması, bu bölgede daha önce Turan kökenli Kut Kavmi’nin yaşadığını ortaya koymaktadır. Kaynaklardan çıkan sonuca göre Hacıemiroğulları Beyliği’nden önce Orta Karadeniz Bölgesi’nde, araştırmacıların iddia ettiği gibi Helenler değil Peçenek Türkleri yaşamakta idi.

http://www.ordu.gov.tr/vali-yavuz-haciemirogullari-beyligin…