24 Kasım Öğretmenler Günü ve İlkokul Anılarımız

Her öğretmenler günü kutlanırken, ilkokul anılarımı hatırlar, okula ilk başladığım günler sinema şeridi gibi gözümün önüne gelir. Öğretmenlerimi düşünür duygulanırım.

Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ün, Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ni kabul ettiği  24 Kasım günü Öğretmenler Günü olarak kutlanmakta ve etkinlikler yapılmakta. 1980 askeri darbe lideri Kenan Evren’in talimatı ile 1981 yılından beri kutlamaktadır.

Öğretmenler Günü‘nde, bizlere okuma ve yazmayı öğreten düşünce varlığımızın mimarları olan öğretmenlerimizi sevgi ve saygı ile anıyor,  öğretmenlik mesleğinin ne kadar önemli olduğunu   bir kez daha hatırlıyoruz.
İnsanlar, tarihin ilk çağlarından beri eğitim ve öğretime ihtiyaç duymuşlardır. Bu eğitim ve öğretimi yerine getirenler ise öğretmenlerdir.

Öğretmenler de tıpkı arkadaşlarımız gibi çeşit çeşittir: kimine hayran olurken kimindende çocuk aklımızla korkarız. Ama hepsinden mutlaka öğreniriz: envai çeşit bilgiyi, kendimizi ifade etmeyi, açık fikirliliği, direnmeyi… Ama en önemlisi; öğrenmeyi öğreniriz öğretmenlerimizden.

Öğretmen adı nereden geliyor?

“Öğretmen“in kaynağı olan Türkçe “öğrenmek” fiili neredeyse atomlarına ayrışabiliyor. Bu fiilin Eski Türkçe‘de “düşünmek” anlamına gelen “ö-mek” fiilinden gelip gelmediği konusunda kamplaşma mevcut. Fakat “ög” kelimesinin “akıl, zihin” anlamına geldiği konusunda kaynaklarımız hemfikir. “Ög” aynı zamanda “anne” anlamındayken “öge” kelimesi “yaşlı, bilgin kişi” anlamında kullanılmış.
“Öğüt” kelimesi verilen aklı anlatırken, “ögür” kelimesi “hayvan sürüsü“nü ifade etmiş. Neden derseniz, ilk anlamı “akılla kavramak” olan “öğrenmek“, aynı zamanda “alışmak“, “evcilleşmek” demek olduğundan.
Biz insanlar için de öğrenmenin büyük bir bölümü “alışmak“tan ibaret. Mesela bir çalgı veya dil öğrenirken, verileri tekrarlama sayesinde içselleştirdikçe, yeni ve karmaşıklarına yer açarız.
“Öğrenmeyi öğrenmek” de aslında bir nevi “öğrenmeye alışmak” değil mi? Bizleri merak etmeye, sorgulamaya ve öğrenmeye alıştırarak, topluma ve bizlere en büyük iyiliği etmiş tüm öğretmenlerimizin bir kez daha öğretmenler gününü kutluyor, ebediyete intikal edenleri rahmetle anıyor, hayatta olanlara sağlık ve mutluluklar diliyoruz.

***

İlkokul Yılları ve Çocukluk anılarımız 

24 Kasım Öğretmenler Günü ve ilkokul anılarımız ile ilgili daha önce kaleme aldığım yazıyı sizlerle paylaşıyorum.
Bugün öğretmenler günü kutlanıyor, öğretmenler gününde kendimize bir iyilik yapalım ve çocukluk ve ilk okula başladığımız günlere zaman tünelinde bir yolculuk yapalım ve lisede okuyan oğlum Ahmet Emirhan’la her fırsatta Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi’ne gider, okulumu çocukluk yıllarımın geçtiği yerleri gösterir, belgesel çekimi yaparız. Oğlumla birlikte http://www.devrialem.tv olarak çektiğimiz belgeseli Avrasya Gazeteciler Derneği http://www.agrt.net. kültür hizmeti olarak TV kanallarına gönderdiğimiz belgeseli, Öğretmenler Günü dolayısı ile sizlerlede paylaşıyoruz.
https://www.youtube.com/watch?v=o4gaHklvQ3A

Köy Hatıralarım ve İlkokul Öğretmenlerim 

Köyüme gittiğimde  çocukluk yıllarım, ilkokul hatıralarım gözümün önüne gelir. İlkokul yıllarındaki yaşadığımız o heyecan adeta bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçer. İlkokulda ilk öğretmenlerim, biz öğrencileri ile ilgilenen dertlerimize derman olan, yetişmemiz için ellerinden geleni yapan  bize rol model olan öğretmenler…

Liseye giden oğlum Ahmet Emirhan, ilkokula giden torunum Asım Eymen ve ana okuluna giden  torunum İsmail Arvas’a fırsat  buldukça okul hatıralarımı anlattım. İlk okula nasıl başladığımı  ilk okul öğretmenlerimizin bizim için  yaptıklarını söylerim. Başta ilkokul öğretmenlerim olmak üzere kendilerinden ilim öğrendiğim tüm öğretmen ve hocalarımı saygı minnet ve şükranla anıyor, ilk okul hatıralarımı sizlerle paylaşıyorum.

50 yıl önce Anadolu’da eğitim 

1968-69 eğitim öğretim yılında 8 yaşında bugün Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi’nin Dikmen Mahallesi’ndeki okulda ilkokula başlamıştım. Ancak ailenin maddi durumundan dolayı, ablam eğitim tamamlamış ve ben onun önlüğü, yakalığını giyerek okula gitmiştim. Zayıf ve uzun bir çocuk, sınıfın ortasında diğer çocuklara nazaran hemen göze çarpıyordu. 
Öğretmen neden okula bir yıl geç geldiğimi sorunca, arkadaşlarım ‘hocam bu okuma yazmasını biliyor’ demişlerdi. O  gün  okulda öğretmenler kurulu toplanıp, beni sınava tabi tutarak okuyup yazdığım anlaşılınca, öğleden sonra ikinci sınıftan devam etmeme karar verilmişti. 

Ceviz ağacının altında kitap beklediğim günler 

Ailemin maddi imkansızlığımdan dolayı bir yıl okula geç gitmem beni üzmüş, her akşam ablamın yolunu, okul yolundaki ceviz ağacının altında bekleyerek okul kütüphanesinden kitap getirmesini beklemiştim. O birer okuma kitabı getirmiş, o evde ders çalışırken de ben okuma yazma öğrenmiştim. Okula gitmeden önce  ablamın yardımı. Ve kendi kendi çabamla okur-yazar olmuştum. 
Okul maratonumuz böyle başlamıştı. İkinci, üçüncü ve dördüncü sınıfları o gün Dikmen Köyü’nde, beşinci sınıfı ise köyümüzün karşısındaki nispeten mahallemize biraz daha yakın olan Kuz köyünde ilkokulu bitirmiştim. 
Her gün okula giderken, naylon gübre torbasından dikilen çantaya okul kitaplarımızı yerleştirip, içerisine de bir parça mısır ekmeği de koyarak, okulda yakacağımız odunu da evimizden okula götürmek suretiyle, yağmurda, karda, çamurda her gün 45 dakika yaya yürüyerek dört yıl boyunca okula gidip gelmiş, öğle yemeklerimiz bir parça mısır ekmeği olmuştu. 

70’li Yılların Türkiyesi 

Bu şartlarda ilkokulu bitirmiş, ilkokulu tamamlayarak yatılı eğitim için Espiye’ye gelmiştik. İlkokul yıllarımız başlı başına hatıralarla dolu. O yıllar ülkenin sıkıntılı ve karışık yıllarıydı.  Memleket meselesi ile ilgilenen 68 kuşağının  mücadeleleri , siyasi istikrarsızlık ve askerlerin 71 muhtırası,   gençlerimiz ve öğrencilerin gizli bir el tarafından sağcı, solcu diye ikiye bölünüp bir birine düşürüldüğü yıllar, üzücü olaylar…

Bugünün çocukları çok şanslı

Türkiye’nin her yerinde eğitim ve öğretim sürekli gelişti. Taşımalı eğitim, okullarda öğle yemekleri, kitapların parasız olması, köy okulları ile şehir okulları arasındaki farkın kalkması, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteriyor. 

Bizim çocukluk yıllarımızda ortaokulu okumak büyük bir hayaldi. Şehirde evi olanlar yada kalacak bir yurt bulanlar ancak ortaokul okuyabiliyordu. Köyde hayatını zor geçindiren ailelerin şehirde çocuk okutmaları gerçekten imkansızdı. Bu yüzden birçok genç ilkokuldan sonra eğitimine devam edemiyordu. Üniversitede okumak ise tamamen hayaldi. 

Anadolu insanı, evladını ortaokulda ve lisede okutma imkanı bulamazken, o dönemin beyaz Türkleri fakirlik edebiyatı yaparak ülkeye düzen vermek isteyenlerin çocukları Amerika’da, İngiltere’de ve Almanya’da okuyorlardı. Türkiye’deki normal üniversitelerin ötesinde çocuklarını seçkin kolejlerde okutanlar, halkın vergisi ile en iyi üniversitede okuyup devleti yöneten yöneticiler yıllarca Anadolu insanı köylünün çocuğunun lisede ve üniversitede okumalarına imkân tanımamışlardı. Bu Türkiye’nin ve insanımızın büyük bir kaybıydı. 

Zaman içinde dış güçler ve yerli işbirlikçiler planlar yaptı. Her dönemin tuzak ve oynu farklı oldu. Gençlerimiz üzerinde gizli ve sinsi oyunlar oynandı. Gençlerimizi düşmanlardan korumak için çok iyi yetiştirmeliyiz. Milli ve manevi tarih ve kültür bilinci ile yetiştirmeliyiz.  Sanal oyun tuzaklarından korumalı vatan, millet ve  aile sevgisi aşılayacak öğretmen ve biz ailelere büyük ve zor bir görev düşüyor.
Görevini gerçek anlamda yapan tüm öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyor,  sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum.(Kaynak: Kişisel sosyal medya sayfam)

Belgesel Tadında Kocaeli’den Singapur’a Devri Alem

 Koronavirüs pandemisi dünya insanlığını tehdit ediyor.  Tüm dünya ülkeleri koronaya karşı üçüncü dünya savaşı veriyor. Bizler, bu acı ve sıkıntılı günlere canlı şahitlik yapıyoruz, bu veba salgını bütün hayatınızı etkiledi. Gerçekten çok büyük sorunlar yaşanıyor.

Korona vebasının en çok mağdurları çocuklar, gençler ve yaşlı insanlarımız. 65 yaş üstü yaşlılarımız ile  20 yaş altı gençler ve çocuklarımız evlerden çıkamıyorlar. Onların yaşadıkları ev hapsi günleri ve yaşadıkları sıkıntılar başlı başına araştırma ve bilimsel tez konusu.

Pandemi ve korona vebası günlerinde bizde yaşadığımız bölgeden ve işyerimizden zorunlu olmadan çıkmadan, gazetecilik ve belgeselcilik çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçmiş dönemlerde çektiğimiz belgesel ham görüntü arşivimizden, yeni belgeseller üretip kültür hizmeti yapmaya devam ediyoruz. 
Pandemi ve korona vebası salgını günlerinde birçok belgesel ve kültür hizmeti gerçekleştirdik.
Singapur’da İslam Medeniyeti belgeselimizi izlediniz mi ?
https://youtu.be/GdRpUdSVcPY

***

İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi İKTAV Belgesel Yayıncılık http://www.iktav.com olarak Uzakdoğu Asya’nın en uç noktası olan Singapur’da çektiğimiz belgeselimizin birinci bölümü yayınlandı. 
Singapur’da İslam medeniyeti, Osmanlı Singapur ilişkililerinin tarihi,  Abdülhamit Han tarafından Osmanlı’nın Singapur’a görevlendirdiği ilk başkonsolos Ataullah Efendi’nin hayatı ile ilgili Devri Alem Belgesel Programı http://www.devrialem.com  adı ile hazırladığımız belgesel başta TGRT Belgesel TV olmak üzere birçok TV kanalında yayınlanacak.

***

Kocaeli Fatih’i Akçakoca Gazi 

Kocaeli olarak il ve ilçelerimizin marka değerlerini tanıtmak içinde elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Kocaeli Fatihi Akçakoca Gazi ile ilgili daha önce gerek sosyal medya ve gerekse Gebze Gazetesi http://www.gebzegazetesi.com da yer alan makalemi sizlerle paylaşıyorum.
Marmara Bölgesi Fatihi; Kocaeli, Düzce, Akçakoca ve Sakarya Kocaali’ye adını veren Akçakoca  Gazi’nin Kandıra Babatepe’deki anıt mezarı ziyaretçi bekliyor.

Vefa Borcumuzu Ödemeliyiz 

Orhan Gazi döneminde Kocaeli, Sakarya, Düzce ve Yalova bölgesini fetheden,  adını Akçakoca Gazi’den alan Kocaeli’de yaşayanlar bile Akçakoca Gazi’nin Kandıra Baba Tepe’deki mezarını bilmiyor. Geçtiğimiz yıllarda, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Akçakoca Gazi adına düzenlenen uluslararası Akçakoca Gazi Sempozyumuna bizde, Akçakoca Gazi Döneminde Gebze Bölgesi adı ile bir bildiri hazırlayıp sunmuştuk. Kocaeli bölgesinde birçok devlet yöneticisi ve insanlarımız Akçakoca’nın kim olduğunu bile bilmiyor. Sakarya TV ve Devri Alem TV olarak,  Akçakoca’nın anıt mezarının bulunduğu Kocaeli Kandıra Baba Tepe’den yaptığımız canlı yayın programının linkini sizlerle paylaşıyoruz. Akçakoca Gazi ile ilgili hazırladığımız belgesel TV programını,  Avrasya Gazeteciler Derneği  www.agrt.net aracılığı ile bir çok TV kanalına, kültür hizmeti olarak göndereceğiz.
https://www.youtube.com/watch?v=8yx4aTKi8GU

Kültür Bakanlığına Tarihi Görev

Başta Kültür  ve Turizim Bakanlığı ve Valilerimize büyük görev düşüyor. Kent kültür bilinci kampanyaları başlatılmalı. Öğrenciler ve bölge halkı, yaşadıkları yerin kültür, tarih ve turizm değerlerini bilmelidir.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın İbrahim Karaosmanoğlu ile yaptığımız bir söyleşide, Kocaeli halkının yüzde 85’inin Kocaeli’yi tanıyıp bilmediğini söylemişti.

Akçakoca Gazi Kimdir?

Akçakoca Bey Anıt Mezarı – Kocaeli Kandıra Baba Tepe’de bulunuyor.
1234-1328 yıllarında yaşayan Kocaeli Fatihi Akçakoca Bey, 1308 yılına kadar Ereğli’den Karasu’ya kadar olan bölgeyi, 1308 yılından 1326 yılına kadar Ayan Gölü kuzeyinde Akova, Akçaköy, Kandıra İzmit (o tarihte Nikomedia) yakınlarındaki Kaymas, Çayırköy’e kadar yerleri zapt ederek Osmanlı Devleti sınırları içinde katar. İzmit üzerine son kez akın yapacağı sırada, çadırını kurmuş bulunduğu Kandıra yakınlarındaki Babatepe’de (94 yaşında) 1328’de ölür. Vasiyeti gereği Ertuğrul Gazi gibi otağının bulunduğu tepeye gömülür. Sonradan adına ve anısına saygı nişanesi olmak üzere devletine kattığı bu yöreye ”KOCAELİ” denir. Anıt Mezarı Kandıra İlçesi Babadağ mevkiindedir.
Kocaeli başta olmak üzere Sakarya, Kocaali  ve Düzce Akçakoca’ya adını veren Orhangazi’nin  komutanı Akçakoca Gazi’yi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

***

Marka Kent Kocaeli Belgeseli 
Dünyanın neresine gidersek gidelim, yaşadığımız kültür arşivini hiç ihmal etmiyor, Kocaeli’nin tarih ve kültür değerlerini tanıtmaya deva    m ediyoruz.
İlimizin tarih, kültür ve turizmde marka değerlerini tanıttığımız Marka Kent Kocaeli belgeselimizi sizlerle paylaşıyorum.
https://m.youtube.com/watch?v=HEjGFldWoyw

İnsan Onuruna Yaraşır Yaşlılık Hayatı Sürmek

 İnsan, en değerli ve şerefli varlıktır.

İnsanı yaşatmalıyız ki dünya yaşasın.

Korona vebası insanlık için büyük bir bela. Veba salgını en çok yaşlı insanlarımızı etkiledi.  Gazeteci ve belgeselci olarak, yaşlı insanlarımızın korona günlerinde çektiği sıkıntı  ve sorunları her fırsatta gündeme getiriyorum. Bu sorunlara devlet ve millet işbirliği ile çare arayıp çözüm üretmeliyiz.

Geçtiğimiz gün, Gebze Mevlana Mahallesi’nde açılan “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Barınma ve Konaklama Merkezi”nin vatandaşlara hizmet vermeye başladığına dair basın açıklamasını okuyunca, yaşlı insanlarımız adına sevindim.

Gebze bölgesinde çok sayıda bakıma muhtaç, evlerinde tek başına yaşayan yaşlılarımız bulunuyor.

Son korona önlemleri çerçevesinde de yaşlılarımız yine evlerde. Gazeteci ve belgeselci olarak yaşlılara yönelik bir araştırma yaptım, birçok yaşlı insanımız evlerinde tek  başına yaşıyor.  

Evlatları ve yakınları tarafından korona bahanesi ile unutulmaya terk edilen yaşlılarımızın sıkıntısına bir nebze olsun bu bakım evi ile çözüm bulan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Tahir Büyükakın’a yaşlı insanlarımız adına teşekkür etmek istiyorum.

Gebze Bölgesi İçin Yetersiz 

Gebze bölgesinin nüfusu bir milyonu çoktan geçti. Keşke dört ilçede, ayrı ayrı bu tür bakım merkezleri açılsa. Sadece Büyükşehir değil ilçe belediyeleride buna benzer bakım evleri açarak yaşlı insanlarımıza hizmet verebilseler.

Nüfusumuz hızla yaşlanıyor, yaşlılara yönelik hizmet sadece devlet kurumlarına değil, hayırsever vatandaşlara da düşüyor. Hemşeri dernekleri, yaşlılara  yönelik çalışmalar yapmalı. 
Hayatlarını devlet, millet ve evlatları için geçirmiş insanlarımızın, insan onuruna yaraşır yaşlılık hayatı sürmesi çok önemli. Yaşlılarına sahip çıkmayan toplumun geleceği çok sıkıntılı olacak.
Örnek bir çalışma yaparak yaşlılara yönelik hizmet yapan Büyükşehir Belediyesi’nden umarım diğer kurumlarımızda örnek alır. Büyükşehir Belediyesi tarafından, yaşlı bakımevi ile ilgili yapılan yazılı basın açıklanasını sizlerle paylaşıyorum.

***

Büyükşehir Belediyesi Basın Açıklaması

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın talimatıyla Gebze’de kurulan Barınma ve Konaklama Merkezi hizmet vermeye başladı. “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Barınma ve Konaklama Merkezi”

Dilovası, Darıca ve Çayırova’da ki vatandaşlara hizmet veriyor.

7 GÜN 24 SAAT HİZMET

Şehirde kimsenin aç ve açıkta kalmaması için gayret gösteren Büyükşehir Belediyesi sıcak bir aşa, sıcak bir yuvaya hasret kalan vatandaşların ihtiyacını Barınma ve Konaklama Merkezleri ile sağlıyor. Bu kapsamda Gebze ilçesi Mevlana Mahallesinde kurulan yeni merkez 7 gün 24 saat hizmet vermeye başladı. Merkezde toplamda 58 kişi kalabiliyor.

TÜM HİZMETLER ÜCRETSİZ

Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler Şube Müdürlüğüne bağlı Barınma ve Konaklama Merkezi, Kocaeli’nde bulunan ihtiyaç sahibi kişiler, engelliler, yaşlılar, afet sonrası konaklama ihtiyacı olan aileler, hasta ve refakatçilerine de hizmet verecek. Yılın 12 ayında hizmet veren merkezde üç öğün yemek, temizlik ve sağlık hizmetleri ücretsiz bir şekilde sunuluyor. Konforlu ev sisteminde bulunan asansörlü merkezin her katında mutfak, wc ve banyo bulunuyor.

Evet gerçekten güzel ve önemli bir hizmet. Bu hizmeti gerçekleştiren Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Tahir Büyükakın’a Gebze kamuoyu adına teşekkür ediyor, siz değerli okurlarımdan yaşlılara yönelik görüş ve önerilerinizi bekliyorum.

Yaşlı insanlarımız, insanlık onuru ile nasıl yaşayabilirler? Devlet ve millet olarak bu konuda neler yapabiliriz?

Yaşlılarına sahip çıkmayanlar, geleceklerine sahip çıkamaz. Unutmayalım, bir gün bizde elden ayaktan düşerek yaşlanacağız. Yaşlılar, bizim her şeyimiz ve geleceğimiz.

Gebze ile Malazgirt Kardeşliğine Akademik Destek

Gebze Belediyesi ile Malazgirt Belediyesi arasında kardeşlik protokolünün imzalanmasından sonra akademik anlamda da kardeşlik protokolü imzalandı.

Kocaeli Muşlular Derneği’nin öncülüğünde, Gebze Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde  Gebze ve Malazgirt  arasında 1071 Malazgirt Meydan Muharebesi anısına başlatılan işbirliği ve kültürel çalışmalar büyük ilgi görüyor. 
Muş Malazgirt ilçesi ile Kocaeli Gebze arasında kardeşlik ve dostluk köprüsü her geçen gün güçleniyor.

Gebze Teknik Üniversitesi(GTÜ) ile Muş Alparslan Üniversitesi arasında iş birliğine yönelik yapılan görüşmeler hakkında detaylı bilgi  veren yetkililer, işbirliğinin gelişerek devam edeceğini açıkladı.
GTÜ’den yapılan açıklamada önemli bilgiler verildi ve basın açıklamasını bugünkü yazımda  sizlerle paylaşıyor, birçok kurum ve kuruluşun kardeşlik köprüsüne destek olmasını istiyoruz. 

***

GTÜ ile MŞÜ Arasında Akademik İş Birliği 

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Rektörü Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan’ın Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ile 21 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmede alınan kararla, Hayvancılıkta ve Yükseköğretimde Dijital Dönüşüm çalışmaları kapsamında pilot devlet üniversitesi olan Muş Alpaslan Üniversitesi ile Türkiye’deki 10 araştırma üniversitesinden biri olan Gebze Teknik Üniversitesi arasında akademik iş birliği yapılmasına yönelik çalışmalar başladı.  

İki rektörün Ankara’da yapmış olduğu görüşmenin ve sonrasında yürütülen çalışmaların ilk meyvelerinden biri, MŞÜ’den bir heyetin GTÜ’ye yapmış olduğu ziyaret oldu. İş birliği kapsamında MŞÜ Rektör Yardımcısı ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Karadağ ile Uygulamalı Bilimler Fakültesi Hayvansal Üretim ve Teknolojileri Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Onur Şahin,GTÜ laboratuvarlarında incelemelerde bulundu. Yapılan incelemelerde özellikle tarım sahasında müşterek adımlar atılması kararlaştırıldı. İncelemeler sırasında GTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Laboratuvarları, Biyoteknoloji Enstitüsü Laboratuvarları ile Biyoteknoloji Enstitüsü AR-GE serasında ortak bilimsel çalışmaların yapılabilmesi için görüş alışverişinde bulunuldu. GTÜ Senato Salonu’nda yapılan toplantıda GTÜ Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Işıl Kurnaz, Enstitü Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ümit Barış Kutman, Biyoteknoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Damla Arısan ve Biyoteknoloji Enstitüsü Öğr. Üyesi Dr. Bahar Yıldız Kutman yer aldı.Toplantının sonucunda Bitki ve Hayvan Biyoteknolojisi, Topraksız Tarım, Bitki Fizyolojisi, Biyoteknoloji laboratuvarında üretilen maddelerin (Zn + Se + I) tarım arazilerinde üretimi yapılan tahıllar ve yem bitkileri denemelerine uygulanarak kalite parametreleri, yem bitkilerinin hayvanlara yedirilerek hayvan sağlığı bakımından et, süt ve kandaki parametrelere bakılması konusunda görüş birliğine varıldı.  

GTÜ ile kurulan ilk bağlantının hayırlı neticelere vesile olmasını umduğunu ifade eden MŞÜ Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. İlk ziyaretlerin ardından ilerleyen günlerde GTÜ ile daha farklı alanlara da yayılan projeler geliştirileceğini belirten Rektör Polat; “Mikrobiyoloji, mikrobiyoloji ve genetik, bilgisayar, inşaat ve makine mühendislikleri, fizik, kimya gibi Gebze Teknik Üniversitesinin güçlü olduğu alanlarda ortak çalışmalar yapılması için yeni ziyaretler yapılmasını da planlıyoruz. İkili iş birliği çalışmalarımızın farklı alanlarda gelişerek büyüyeceğini umuyorum. Vermiş olduğu desteklerden ve öğretim üyelerimize göstermiş olduğu misafirperverlikten dolayı Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan’a ve mesai arkadaşlarına içten teşekkür ediyorum.”  ifadesinde bulundu. 

Yapılan ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren GTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan, Muş Alparslan Üniversitesini kardeş üniversite olarak gördüklerini söyledi. Rektör Aslan, Gebze ve Malazgirt arasında akdedilen kardeş ilçeler protokolüne vermiş olduğu katkılardan, Malazgirtli gençlerin ortak bir proje eşliğinde Gebze’de farklı iş kollarında eğitilmesine yönelik sivil alanda yürütmüş olduğu çalışmalardan ve Gebze Teknik Üniversitesi ile akademik alanda ortak çalışmalar yapma irade ve isteğinden dolayı Rektör Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat’a teşekkürlerini iletti.  

Daha önce Uluslararası Üniversiteler Konseyi heyeti ile Muş ve Malazgirt’e ziyaretlerde bulunduğunu, bu yılki Malazgirt kutlamaları kapsamında Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz riyasetinde kalabalık bir heyetin Muş Alparslan Üniversitesi mihmandarlığında Muş, Malazgirt ve civar illeri ziyaret ettiğini, hem kendisinin hem de Gebze’den gelen diğer ekiplerin Muş’tan çok güzel duygularla ayrıldığını da hatırlatan Prof. Dr. Muhammed Hasan Aslan, en kısa zamanda Muş’u tekrar ziyaret etmek istediğini ifade etti. 

Evet her iki üniversite arasında kardeşlik ve işbirliği protokolünün imzalanması çok önemli. İki eğitim kurumumuza kamuoyu adına teşekkür eder, başarılar dilerim.

Diyanet İşleri Başkanı, Vakıflar Genel Müdürü ve Kültür Bakanı Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’ne sahip çıkmalı

Bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkmalıyız. Tarihin canlı şahidi kültür eserlerimizi korumalıyız. Vakıf medeniyetimizi çok iyi bilerek, geleceğe emanet etmeliyiz.

Kocaeli Gebze’nin çok önemli tarih ve kültür mirası, Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin yüzlerce yıllık tarihine canlı şahitlik yapan kültür mirasımızdır. 
Gebze’yi Gebze yapan ve Gebze’nin bugünkü bilim, teknoloji, sanayi, tarih, kültür ve turizm şehiri olmasında çok önemli rolü olan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfı’na öncelikle biz Gebzeliler sahip çıkmalıyız. 
Çoban Mustafa Paşa ile ilgili Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen uluslarası sempozyumda sunduğum bildirinin bir kısmını bir kez daha sizlerle paylaşıyor, başta Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Erbaş, Kültür Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy ve Vakıflar Genel Müdürü Sayın Burhan Ersoy olmak üzere tüm ilgili ve yetkilileri Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’ne sahip çıkıp, korumaya, külliye ve vakıfla ilgili araştırma yapıp, işgal edilmiş vakıf mallarını kurtarmaya davet ediyorum.

***

GEBZE’NİN KENTLEŞME SÜRECİN’DE ÇOBAN MUSTAFA PAŞA KÜLLİYESİ VE VAKFI’NIN ÖNEMİ

Örnek bir devlet ve vakıf adamı Çoban Mustafa Paşa’nın hayatı ve eserleri…
Çoban Mustafa Paşa, Fatih tarafından Osmanlı Enderun Mektepleri’ne alınmış ve devlet hizmetine kazandırılmış çok önemli bir devlet adamı. Fatih’ten sonra 31 yıl hükümdarlık yapan 2. Beyazıt döneminde birçok devlet hizmetinde bulunmuş, Yavuz Sultan Selimin kızı ile evlenerek saraya damat olmuş, Kanuni Döneminden Başbakan yardımcısı olarak orduların başkomutanı unvanına sahip olmuş, 4 Padişah döneminde yaşayıp 75 yıla yakın ömrünü devlet hizmetinde geçirmiş, kurduğu vakıflar ile sadece Gebze bölgesin’de değil, Türkiye’nin bir çok yerinde ve ayrıca Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Macaristan, Bosna, Arnavutluk. Rodos, Mısır ve Hicaz coğrafyasında yaptığı vakıf eserleri ile bugün bile hizmetlerine devam eden vakıf kurarak malını mülkünü insanlığın hizmetine tahsis eden örnek bir devlet adamıdır.

Gebze Çoban Mustafa Paşa Külliyesi

Gebze’nin kalbi, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nde atar. Külliye, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa’nın emriyle 16. yüzyılda Mimar Sinan’a yaptırılmış.
Türk süsleme sanatının tüm özelliklerine sahip bu tarihi şehir minyatürü; camii, medrese, ker- vansaray, paşa odaları, hankah, bimarhane, han, hamam, imarethane, kütüphane, su kuyusu, şadırvan ve türbe gibi her biri eşsiz yapılar topluluğundan oluşmakta. Külliyenin Güney kapısı üzerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın tuğrası göze çarpmaktadır.
Tek kubbeli haremi, beş bölümlü son cemaat yeri ve minaresiyle camii, külliyenin tam ortasında ve Gebze’ye hakim merkezi bir mevkide yer almakta… Bu caminin mihrap ve duvarları kufi yazılarla süslenerek renk ve düzeni görkemli Türk çinileri ile sağlanmıştır.

Türbe, caminin kıble tarafında, külliyenin diğer yapılarından bir bahçe duvarı ile ayrılan hazire avlusundadır.  Çoban Mustafa Paşa 1529 yılında vefat edince Gebze’de yaptırdığı Külliye’nin içinde yer alan bu türbeye defnedilmiş. Çoban Mustafa Paşa, Mısır ve Rodos’ta valilik yapmış, İstanbul ve Bulgaristan’ın birer semtine adını bırakmış. Çaldıran Seferi dönüşü vezirliğe yük- seltilmiş. Yavuz Sultan Selim’in kızı Hafiza Sultan ile evlenen Çoban Mustafa Paşa, Kanuni’ye de vezirlik yapmıştır.
Rumeli Beylerbeyliği de yapan Çoban Mustafa Paşa, onlarca vakıf eseri yaptırarak insanların hizmetine tahsis etmesi ile ünlüdür. Hakkında bir çok hikaye ve efsaneler anlatılan örnek bir devlet adamı olarak tanınıyor…
Türbe, dış görünümüyle klasik Osmanlı Türbeleri’nin güzel bir örneğidir. Sekizgen planlı, giriş kısmı tamamıyla mermerlerle kaplıdır.
Külliye’nin avlusuna batıda, kuzeyde ve güneyde olmak üzere üç kapıdan giriliyor.
Külliye’nin batı tarafındaki giriş kapısının üstüne inşa edilmiş kütüphane, araştırmacılar için çok önemli bir yapıydı.
Kütüphane’nin sol tarafında paşa odaları, sağ tarafında da imarethane bulunuyor. Paşa adaları yüksek rütbeli kişilerin misafir edildiği bölüm. İmarethane, külliyenin mutfağı ve yemekhanesidir.
Kuzey kapıdan girince Kervansaray karşımıza çıkıyor. Kervansaray sağda ve solda olmak üzere iki bölümden oluşuyor, Kervansaraya Deve Doğum Hanları’ da deniyor.
Tekke bir diğer adıyla hankah, Kervansarayın hizasında külliyenin kuzeydoğu köşesinde re- vaklı bir avlu etrafında U planlı bir yapı, hankah 12 derviş odası var ve semahaneden oluşmakta…
Medrese, Hankah’ın hemen karşısında bulunan Külliyenin güney kapısının sağında yer alıyor. Zembilli Ali Efendi’nin ders verdiği bu medreseden bir çok ilim adamı yetişmiş. Duvarla çevrili bir bahçesi bulunan medreseye külliyenin dışından bir kapıdan giriliyor. Medrese üç tarafı revaklarla çevrili, avlu etrafında 17 odadan oluşuyor. Bir de mescidi olan medrese Osmanlı döneminde yüksek öğrenim yaptırılan bir okul düzeyindeyimiş.
Gebze Bölgesi’nin tarih, kültür ve turizm değerleri içerisinde Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin çok önemli yeri vardır. Çoban Mustafa Paşa’nın yüzlerce yıl önce kurduğu ve içerisinde birbirinden kıymetli çok değerli yazma eserlerinde bulunduğu Gebze Çoban Mustafa Paşa Kütüphanesi 1940’lı yıllarda yağmalanmış, vakfettiği araziler, dükkânlar, han ve hamam ise kişilerin mülkiyetine geçmiş.
Çoban Mustafa Paşa Gebze’nin kentleşmesinde çok önemli yere sahip. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze şehrinin kurulmasının temel taşı olmuş, yüzlerce yıldır Gebze Bölgesi Mustafa Paşa Külliyesi etrafında büyüyerek genişlemiş. Mustafa Paşa Külliyesi, külliye mimarisi içerisinde her bakımdan önemli özelliklere sahip muhteşem bir eserdir.
Gebze bölgesi bugün bir milyona yakın nüfusu, binlerce sanayi kuruluşu ile Gebze’nin sanayi, ticaret, kültür ve turizm merkezi olmasında Çoban Mustafa Paşa’nın önemi çok büyüktür.
Gebze’nin kentleşme sürecinde, Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfı’nın önemli katkısı olmuştur. Biz bu yazımızı da çeşitli kaynaklardan derlediğimiz bilgi ve belgelerin ışığı altında araştırmalar yaparak hazırladık. Devr-i  Alem Belgesel TV Programı olarak Çoban Mustafa Paşa’nın valilik, paşalık ve beylerbeyliği yaptığı ülkeler ve bölgelerde belgesel görüntüler çekerek bir çok tv kanalında yayınladık. Kocaeli Büyükşehir belediyesi tarafından düzenlenen “ULUSLARARASI ÇOBAN MUSTAFA PAŞA ve KOCAELİ TARİHİ – KÜLTÜRÜ SEMPOZYU- MU – IV “ için hazırladığımız bildiride bu belge ve bilgilere yer verdik. (Kaynak: Devi Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv arşivi ve  www.gebzegazetesi.com ve www.iktav.com  Kütüphanesi İktav Belgesel Yayincilik arşivi)

***

Evet Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’ne Gebze olarak yeteri kadar sahip çıkmadık. Bugün bu muhteşem külliyenin bir çok bölümü kapalı, bazı bölümler yıpranıyor. Külliyenin bahçesine belediye tarafından yapılmış geniş çadır ve cami  kapısı girişindeki  branda caminin muhteşem mimarisine gölge düşürüyor.
Asırlar önce yapılan cami tuvaletleri  bugünkü ihtiyaca cevap vermiyor. Üstelik tuvaletlerinin ücretli olması, camiye ve Çoban Mustafa Paşa Vakfı’na yakışmıyor.  Birçok tarihi camilerde olduğu gibi Kocaeli Büyükşehir ve Gebze Belediyelerinin  cami tuvaleti ile cami avlusunu temiz tutacak görevli vermesi gerekiyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü,  Diyanet İşleri Başkanlığı  ve Vakıflardan Sorumlu Kültür Bakanı’nı Gebze kamuoyu adına tarihi göreve davet ediiyorum. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfı’na sahip çıkıp, koruyarak gelecek kuşaklara emanet etmeliyiz. 
Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfına sahip çıkmak, Gebze’nin geleceğine sahip çıkmaktır.

Burhan Ersoy-Vakıflar Genel Müdürü

Mehmet Nuri Ersoy-Kültür ve Turizm Bakanı

Ali Erbaş-Diyanet İşleri Başkanı

Korona vebası salgınında yeni dönem

Korona vebası salgınında yeni dönem

İnsanlığa karşı üçüncü dünya savaşı açan görünmez düşman korona salgını vebasına karşı tüm dünya ülkeleri bir yıldır savaşmaya devam ediyor.

Çin’in Wuhan kentinde, bir yıl önce başladığında felaket ve belanının ne kadar büyük olduğunu anlamamıştık. Mart ayından beri çok önemli ve acı olaylar yaşıyoruz. Yaz aylarında azalan vaka, yeniden artışa geçti, her geçen gün yayılıyor. 

Korona vebası tüm hayatınızı değiştirdi, akraba ve komşuluk askıya alındı. En sevdiklerimizin cenazelerine bile gidemez olduk.  Her geçen gün acı bir haber alıyor, üzülüp kahroluyoruz.
Okullar ve iş yerleri kapalı, evlere kapandık. Kimsenin kimseye faydası yok, dünya insanlığı mahşeri yaşıyor, her ülke kendi derdinde. 
Dünyaya nizam veren sözde süper güç ülkeler, görünmez düşman karşısında aciz, hiçbir şey yapamıyor.
Bilim ve bilginler, görünmez korona virüsü ile ilgili aylardan beri bir aşı üretemedi. Modern tıp tüm gelişmişliğine rağmen aciz, eli kolu bağlı. 

Ağızlarımızda maskeler, sanki bir korku filmi izliyormuşuz gibi cadde ve sokaklarda görüp yaşadıklarımız, medyada gördüklerimizden ders ve ibret almıyoruz. Bize sanki her şey normal gibi geliyor. Hiç bir şey normal değil. Tehlike büyük, salgın tehlikeli…

Vebanın başladığı Çin ile ilgili hiç bir açıklayıcı ve tatmin edici bilgi yok. Aradan geçen bir yıla rağmen bu vebanın nasıl başladığı, niçin dünyaya yayıldığı ile ilgili bilgi verilmemesi hem üzücü hem de düşündürücü. Dünya kamuoyu Çin’den tatmin edici açıklama bekliyor.

Türkiye’de Yeni Dönem 

17 Kasım 2020 tarihi, korona vebasında Türkiye’de yeni bir dönemin başladığı gün olarak tarihe geçmiş oldu.
Yaz aylarında önlemler gevşemişti. Veba salgınını ciddiye almadan, rahat hareket ediyorduk. Bir kez daha korona vebası gerçeği ile yüzleştik. Deyim yerinde ise aklımız başımıza geldi. Bu kış kolay geçmeyecek, Allah cc yardımcımız olsun. İşin şakaya gelir tarafı yok.

İnsanlığa ve tüm dünya ülkelerine savaş açan görünmez korona vebasına karşı seferberlik ilan edip, bu düşmanı yok etmeliyiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Açıkladı 

Koronavirüs nedeniyle hükümet birçok tedbir aldı. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, kamera karşısına geçti ve yeni tedbirleri açıkladı. Koronavirüs yeni tedbirlerinde bir çok önlem açıklandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koronavirüs tedbirleri ile ilgili yaptığı açıklamayı Gebze Gazetesi  www.gebzegazetesi.com olarak canlı yayınladık. Cumhurbaşkanlığı resmî internet sayfasından yapılan canlı yayın linkini sizlerle paylaşıyoruz.

***

KABİNE TOPLANTISI AÇIKLANAN KORONAVİRÜS TEDBİRLERİ 
Sayın Cumhurbaşkanının, kabine toplantısı sonrası açıklamış olduğu yeni koronavirüs tedbirlerini sizlerle paylaşıyor, açıklanan önlemlere tüm okurlarımızın uymasını istiyoruz.
 

Yeni Korona Vebası Önlemleri

✅Tüm spor müsabakaları seyircisiz oynanmaya devam edilecek. Halı sahaların faaliyetlerine ara verilecek.
✅ Hafta sonları tedarik ve üretim zincirleri aksamayacak şekilde 10.00 ile 20.00 saatleri arası dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak.
✅ 65 yaş ve üstü için uygulanan belirli saatlerde sokağa çıkma uygulaması, çalışanlar hariç olmak üzere 20 yaş altına da teşmil edilecek.(10:00-16:00)
✅Alışveriş merkezi, market, restoran, berber ve kuaför gibi işletmelerin çalışma süreleri saat 10.00 ile 20.00 arası olarak sınırlanacak.
✅ Sinemalar, sektörün talebine de uygun şekilde yıl sonuna kadar kapalı kalacak.
✅ Ara tatilde olan okullardaki eğitim-öğretim, yıl sonuna kadar online olarak sürdürülecek.
✅ Restoranlarda sadece paket servisi yapacak
✅ Kıraathanelere bir süre ara verilecek.
✅ Kamu ve özel sektördeki esnek mesai düzenine ve mesai saatlerinin yoğunluk oluşturmayacak şekilde belirlenmesine hassasiyet gösterilecek.

Evet gerçekten çok önemli günler yaşıyoruz…
Devletimiz tarafından alınan önlemlere destek verip uygulayalım. 
Temizlik Maske ve Mesafeye önem verip,  korona savaşına bizde katılıp mücadele etmeliyiz.
Görünmez düşman korona vebasına karşı yapılan üçüncü dünya savaşına canlı şahitlik yapıyoruz. 
Allah cc yardımcımız olsun.
Korona vebası salgınından bir an önce tüm insanlığı kurtarsın.

Malezya Yağmur Ormanları Belgeselimizi İzlediniz mi ?

İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (www.iktav.com) olarak, 2015 yılında Uzak Doğu Asya’nın en önemli ülkelerinden biri olan Malezya’da tarih ve kültür araştırmaları yaptık. Bir çok televizyon kanalında yıllardır yayınlanan ve beğeniyle izlenen Devri Alem Belgesel Programı (www.devrialem.tv) olarak sizler için Malezya’da Yağmur Ormanları belgeselini  hazırladık. 

Araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni olarak Kültür Bakanlığı Eser Yapım Yetki Belgesi ile hazırlayıp sunduğumuz, Sema Nur Özcan’ın kurgusunu yaptığı 25 dakikalık belgeseli bilgi ve ilgilerinize sunuyor, görüş ve önerilerinizi bekliyoruz. İyi seyirler.

Malezya Yağmur Ormanları Belgeseli

***
Belgesel Tadında Malezya’da Devri Alem

Korona vebası salgını günlerinde  daha önce dünyanın bir çok ülkesinde çektiğimiz belgesellerin kurgularını yaparak yayınlıyoruz. Sizlerle, Malezya’da hazırladığımız belgeselin senaryo metnini paylaşıyoruz.

Malezya  

Malezya‘nın başkenti Kuala Lumpur, 150 yıl önce çamur ve bataklık olan bir bölgede kurulu. KL olarak bilinen Kuala Lumpur görkemli binalar, havalı alışveriş merkezleri ve canlı gece hayatı ile Malezya’nın kozmopolit şehri. Güneydoğu Asya‘nın en popüler turistik destinasyonlarından olan Kuala Lumpur, aynı zamanda Malezya’nın çevredeki turizm merkezlerine ulaşmak için önemli bir bağlantı merkezi. 

Kuala Lumpur Gezilecek Yerler

Kuala Selangor Doğa Parkı, Merkez Pazar, Bukit Bintang, Malezya İslam Eserleri Müzesi, Berjaya Times Meydanı, Kuala Lumpur Tren İstasyonu, Perdana Botanik Bahçesi, Petronas İkiz Kuleleri, Bağımsızlık Meydanı…

***

Kuala Selangor Doğa Parkı

Kuala Selangor Doğa Parkı, Asya’nın en önemli sulak alan koruma bölgeleri arasında. Doğa parkında leylekler, balıkçıllar, gümüş yaprak maymunları ve makaklar gibi önemli türler doğal ortamında bulunuyor. Selangor Nehri kıyısındaki ateş böcekleri hava karardığında muhteşem bir görüntü oluşturuyor. Nehirde gece tekne turları yapılıyor.

***

Yağmur Ormanları 

Malezya topraklarının % 70’i tropikal ormanlarla kaplıdır; bu ormanlar 3000 ağaç çeşidi içerip kaplan, panter ve pars gibi vahşi hayvanları barındırır. Ancak özel şirketlerin devletten kiralayabildikleri orman alanlarında son zamanlarda rastlanan aşırı ağaç kesimi ve bilinçsiz avlanma neticesinde vahşi hayvan ve bitki türleri nispeten azalmıştır. 
Akarsu bakımından çok zengin olan ülkenin Malay Yarımadası’nda başlıca Terengganu, Kelantan, Perak, Rompin ve Melaka, Borneo Adası’nda Rajang, Baram ve Trus Irmakları bulunmakta.

***

Merkez Pazar

Kuala Lumpur’un hareketli alışveriş merkezi Merkez Pazar, hediyelik eşyalar, geleneksel Malezya el sanatları ürünlerinin satıldığı tezgahlarla dolu. Pazar yerinin içerisinde atölye çalışmalarının yapıldığı çok sayıda sanat galerisi ve yerel lezzetleri bulabileceğiniz restoranlar da bulunuyor.

***
Bukit Bintang

Bukit Bintang yani ‘Yıldız Tepesi’, alışveriş merkezleri, uluslararası markaların mağazaları, kafe ve restoranlar ve lüks gece mekanları ile şehrin en havalı bölgesi. Bölgenin çevresinde Malezya sokak kültürünün yansımalarını göreceğiniz yerel dükkanlar ve sokak yemekleri sunan seyyar satıcılar bulunuyor.

***

Malezya İslam Eserleri Müzesi

Ulusal Cami’ye komşu olan bu büyüleyici müze Müslüman dünyasının resim, mücevherat, halı, seramik ve dini el yazmalarının şaşırtıcı bir koleksiyonunu sergiliyor. Müzenin en önemli eserleri arasında elle boyanmış çiniler ve orta çağdan kalma Kuran kopyaları bulunuyor.

***

Berjaya Times Meydanı

Berjaya Times Meydanı, bir alışveriş merkezi ve 2 adet 5 yıldızlı otel içeren büyük bir kompleks. Yapı, 700,000 m² inşaat alanı ile dünyanın 5. büyük binası. Alışveriş merkezi Asya’nın en büyük kapalı mekân tema parkı Cosmo’s World, 10. katında bulunan Malezya’nın ilk IMAX 2D & 3D tiyatro salonunun yanı sıra binin üzerinde mağazaya sahip.
***
Kuala Lumpur Tren İstasyonu

Minareleri, kuleleri, kemerleri ve kıvrımları ile şehrin en ilgi çekici yapılarından biri olan Kuala Lumpur Tren İstasyonu 1911’de inşa edildi. İstasyon günümüzde küçük bir banliyö tren istasyonu olarak hizmet veriyor.

***

Perdana Botanik Bahçesi

Perdana Botanik Bahçesi, 90 hektarlık bir alanda yer alıyor. 1888’de İngiliz sömürge döneminde inşa edilen botanik bahçede çok sayıda göl, çardak ve heykel bahçelerinin yanı sıra 500 tür bitkiye sahip bir botanik bahçe, bir kelebek evi ve egzotik Malezya kuşlarının cıvıldadığı mükemmel bir kuş parkı da bulunuyor.

***
Petronas İkiz Kuleleri

Petronas İkiz Kuleleri, 491 metre yüksekliği ile bir dönem dünyanın en uzun kuleleri unvanına sahipti. Kuleler, 170 m yükseklikte yer alan dünyanın en yüksek çift katlı köprüsü ile birbirine bağlanıyor. İnşaatı 7 yıl süren kuleler, geceleri muhteşem bir şekilde aydınlatılıyor.

***

Bağımsızlık Meydanı
Malezya’nın bağımsızlığını onurlandırmak üzere isimlendirilen Bağımsızlık Meydanı yerel dilde Dataran Merdeka olarak biliniyor. Malezya’nın 1957’de İngiltere’den kavuştuğu bağımsızlığını sembolize eden meydanda ulusal geçit törenleri düzenleniyor. Meydanda 95 m yüksekliğindeki bayrak direğinde Malezya bayrağı dalgalanıyor.

KKTC’de Gazetecilik Anılarım ve Gebze ile Değirmenlik’in Kardeş Şehir Olması

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarihinde 15 Kasım 2020 günü çok önemli, KKTC tarihinde yep yeni bir sayfa açıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın KKTC Cumhurbaşkanı ile 46 yıldır kapalı bölge olan Maraş’a gidip basın toplantısı düzenlemeleri  her bakımdan çok önemli ve anlamlı.
Bizler gibi KKTC’nin geçmişini bilen, yaşları 60’a gelmişler, Kıbrıs Zaferi heyecanlı ile büyüyenler asırlardan beri Kıbrıs üzerinde oynanan oyunları ve Kıbrıs’ın Türk İslam Tarihi açısından önemini çok iyi bilir. Keşke bugünkü gençliğimiz Kıbrıs gerçeğini bilebilseler.

Kıbrıs ile ilgili gençlik anılarımı daha önceki yazılarımda paylaştım. 

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın ziyaret ettiği KKTC’nin Kapalı Maraş bölgesine, ilk kez 1995  yılında gitmiştim. Türk Metal Sendikası Gebze Şube Başkanı Mahmut Taşdemir’in, sendikanın Girne’deki Mustafa Özbek Oteli’nde üye işçiler için düzenlediği eğitim seminerine gazeteci olarak davet edilerek katılıp, ilk kez Kıbrıs’a gitmiştim.
KKTC ile ilgili o tarihte çok geniş araştırma yapmış, otelde kalan emekli subayların gezi  turuna katılarak askeri bölgede kalan Girne’deki Makarios’un evini gezip, Kapalı Maraş’a geçerek askeri tesislerde öğle yemeği yemiştim. Hayalet şehir Maraş’ta gördüklerim, beni derinden etkilemişti.

KKTC’ye giderken, dönemin Gebze Belediye Başkanı Ahmet Penbegüllü’yü ziyaret edip, Gebze ile Lefkoşa Değirmenlik Beldesi’nin kardeş şehir olmasını önerdim. Bu önerim üzerine Ahmet Penbegüllü’nün imzaladığı yazıyı KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a verip, Gebze ile Değirmenlik’in kardeş şehir olmasına vesile olmuştum.

Daha sonra bir çok kez KKTC’ye gidip konuşmacı olarak panellere katıldım. Belgesel çekimleri yaparak merhum Erbakan ve Denktaş ile KKTC üzerine söyleşi yaptım. Güney Kıbrıs’a geçip Kıbrıs’ın Manevi Fatih’i peygamberimizin Halis’inin türbesinin bulunduğu Larnaka’da belgesel çekimi yapan az sayıdaki Türk gazeteciler arasında yer aldım.

Kıbrıs  ile çok yakından ilgilenen ve KKTC konusunda birçok araştırma yazısı yazan ve belgesel çeken bir gazeteci ve belgeselci olarak Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın KKTC Cumhurbaşkanı ile Kapalı Maraş’a gidip basın toplantısı düzenlemeleri, KKTC tarihi açısından çok önemli. Bu önemli olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.  

***

KKTC Tarihinde Önemli Bir Gün

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KKTC programı kapsamında 15 Kasım 2020 tarihinde, 46 yıl sonra açılan Kapalı Maraş’ı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Maraş’ta yaptıkları ortak basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Süratle burada yapılan çalışmalarla yeni bir süreç başlamıştır. Buranın gerçek sahipleri bellidir ve onlara kavuşacakları günü beklemektedir.” ifadelerini kullanırken, Tatar ise “Bize yakışan doğru bir adımdı. Buradaki mal ve mülk sahipleri gelebilirler. Kendilerine iade edebiliriz. Bu şekilde burası açılacaktır. Bizim yolumuz barış, güvenlik yoludur.” dedi. 
Her iki Cumhurbaşkanının KKTC’de kapalı bölge olan Maraş’ta yaptığı bu açıklamalar ve Maraş ziyareti, KKTC tarihi açısından çok önemli. KKTC’de bu ziyaret yapılırken, Güney Kıbrıs’ta kiliselerde matem çanları çalıyor, Rumlar protesto yapıyorlardı.

TATAR: MÜLK SAHİPLERİNİN MALLARINI İADE EDEBİLİRİZ

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kapalı Maraş’ta mülk sahibi olanlara seslenerek, “Bir kez daha buradan güney komşularımıza sesleniyorum, buradaki mal ve mülk sahipleri gelebilirler, taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden mallarını kendilerine iade edebiliriz.” ifadelerini kullandı. 
Tatar, Kapalı Maraş’ın açılmasının insan haklarının bir gereği olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: 
“Maraş’ın açılması ve mal sahiplerinin de buraya Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden gelebilmeleri, mallarına mülklerine kavuşabilmeleri artık insan haklarının bir gereğidir diye düşündük. Bu önerimizi elbette kendi içimizde tartıştıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türk hükümetinin de desteğini aldıktan sonra bu adımı attık.” 
Atılan adımın bölgenin kalkınması, gelişmesi ve insanlığa kazandırılması için atıldığını vurgulayan Tatar, “Gerçekten çok mutluyuz çünkü burası 46 yıldır bir hayalet şehir. Mağusa’nın hemen dibinde. Gelişen ve büyüyen Mağusa’ya yakışan biçimde geliştirmek, kalkındırmak ve insanlığa kazandırmak bize yakışandı, doğru adımdı. Bir kez daha buradan güney komşularımıza sesleniyorum, buradaki mal ve mülk sahipleri gelebilirler, taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden mallarını kendilerine iade edebiliriz.” diye konuştu.

‘BURALAR SAHİPLERİNİ BULUR VE BU İŞ ÇÖZÜME KAVUŞUR’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de 46 yıldır kapalı tutulan, alınan kararla kademeli olarak açılmaya başlanan Maraş bölgesini ziyaret etti.  Buradaki incelemelerinin ardından açıklamada bulunan Erdoğan, 37. kuruluş yıl dönümünde KKTC’de bulunmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.  Maraş bölgesinin kapalı tutulmasının düşündürücü olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: 
“Kapalı Maraş bölgesini gördükten sonra, niçin acaba Güney ve Kuzey olarak bu Kapalı Maraş bölgesi, bütün bu güzelliğiyle buraların halkından uzak tutulmuş, kapalı tutulmuş, bu da düşündürücüdür. Şimdi Taşınmaz Mal Komisyonununda devreye girmesiyle Güney’de kimler varsa Taşınmaz Mal Komisyonuna müracaat etmek suretiyle buradaki malları neredeyse, nasılsa, bunların hepsinin bedeli ödenmek suretiyle, bir defa buralar sahiplerini bulur ve sahiplerini bulduktan sonra da bu iş çözüme kavuşur. Sene 74, sene 2020, yıllar yılı, düşünün burası böyle kalmış. Artık diyoruz ki biz adım atalım, mesafe alalım. Çünkü uluslararası bakış, hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs’ı adil paylaşımda muhatap almamıştır.”

‘KKTC ADETA MAHKUM EDİLDİ’

Güney bölgesinin, Bürgenstock’taki görüşmelerde alınan kararlara uymamasına, referanduma “evet” dememesine rağmen Avrupa Birliği’ne üye yapıldığını, Kuzey’in ise adeta mahkum edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: 
“O çalışmaların, görüşmelerin bizzat içinde olan bir insan olarak, o görüşmelerdeki, müzakerelerdeki bir insan olarak, Kuzey Kıbrıs’a yapılan bu adaletsizliği hiçbir zaman hazmetmek mümkün değil. Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız. Onun için de bugünkü kapalı Maraş bölgesine attığımız bu adım, 15 gün önce kapalı Maraş bölgesiyle ilgili buraya atılan adım ve süratle buradaki yapılan çalışmalarla yeni bir süreç başlamıştır. Buranın gerçek sahipleri aslında bellidir ve şimdi de burası gerçek sahiplerine kavuşacağı günü beklemektedir. Ben sizlerin bu ilgisini de bu anlayışla değerlendiriyorum.” 
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bu konudaki gayreti ve cesareti sebebiyle teşekkür eden Erdoğan, “Kendisini bu vesileyle tebrik ediyorum ve atılacak adımlarda da her zaman yanında olduğumuzu, Türkiye olarak Anavatan olarak onlarla beraber hareket edeceğimizi de söylemek istiyorum.” diye konuştu.(Kaynak: Basın, medya ve haber ajansları )

***

Evet KKTC tarihinde birçok olaya canlı şahitlik yaptık. 15 Kasım 2020 önemli bir gün olarak tarihe geçti. Bu tarihi güne bizde gazeteci ve belgeselci olarak canlı şahitlik yaptık ve makale yazdık. Bakalım önümüzdeki günlerde neler görüp neler yaşayacağız.
Özellikle bizim yaştakiler KKTC  ile ilgili anılarını yazmalı, hatıralarını sosyal medyada paylaşarak, tarihe not düşüp zamana noterlik yapmalı.
İnsan anıları ile yaşar ve mutlu olur…
Hatıralar, tarihin canlı şahitleridir…

KKTC’nin 37. Kuruluş Yılı ve Tarih Bilincinin Önemi

 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 37. kuruluş yıl dönümünü belgesel tadında kutluyor,  şehitlerimizi rahmet ve şükranla anıyor, gazilerimize selam ve saygılarımızı sunuyoruz.

Gebze ile KKTC Değirmenlik’in Kardeş Şehir olmasına, rahmetli Ahmet Penbegüllü döneminde öncülük edip katkı sunmuştum. Konuyla ilgili Gebze Gazetesi’nde yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum. 

Kıbrıs’ta Kültür ve İnanç Turizmi kitabımızı, KKTC’nin kuruluş yıl dönümü anısına hediye ediyorum. İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi İKTAV Belgesel Yayıncılık olarak, kültür ve inanç turizmi ile ilgili hazırladığımız

kitabımızı bu günün anısına tüm okurlarımızla paylaşıyoruz. 

KKTC’de Vakıf Medeniyeti Belgeseli 

***

Şehitler ve Gaziler Diyarı Kıbrıs 
Gençlerimizi milli ve manevi tarih bilinci ile yetiştirmemiz gerekiyor. Bu konuda devlet ve millet olarak üzerimize büyük görev düşüyor. KKTC  devletinde gençlerimiz tarih bilincine sahip değil. Türkiye’den KKTC’ye maalesef kumar ve başka şeyler için gidiliyor. KKTC’ye gidenlerin büyük bir kısmı şehitlikleri bile ziyaret etmiyor. 

Gebze Gazetesi ve Devri Alem Belgesel Programı olarak KKTC’de yaptığım bir araştırma yazımı sizlerle paylaşıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=22821

***

Kıbrıs’ın Manevi Fatih’i Hala Sultan Belgeseli 

***

KKTC’de Gazetecilik Anılarım

Yıl 1974… 14 yaşında, çocuk denecek çağdayız. Kıbrıs Barış Harekatı’nı Giresun Espiye’de eğitim gördüğümüz yurdun toplantı salonunda radyodan ilk kez dinlemiştim. Kıbrıs Barış Harekatı’nı dinlerken duyduğum heyecanı hiç unutamıyorum. Daha sonra Türkiye’de eğitim gören Kıbrıslı Türk öğrencilerin, 1964 yılında Rum zulümleri üzerine eğitimini yarıda bırakıp Kuzey Kıbrıs’a geri dönüşünü ve Erenköy’deki destansı mücadelesini anlatan romanı okurken gözyaşlarımı tutamamıştım.
20 yıl sonra 1994 yılında bundan 25 yıl önce İlk kez KKTC’ye gitmek nasip oldu. Gebze ile Lefkoşa Değirmenlik Belediyesi’nin kardeş şehir olmasına vesile oldum, araştırma yapıp yazılar yazdım.
Daha sonra merhum Erbakan ve Denktaş dahil bir çok kişi ile Kıbrıs Barış Harekatı üzerine http://www.devrialem.tv Devri Alem Belgesel TV programı olarak söyleşi yapıp belgesel çekerek Tarih ve Kültür Araştırmaları Merkezi http://www.iktav.com olarak bir çok TV kanalında yayınlatarak sahabeler ve şehitler diyarı Kıbrıs’a vefa borcumuzu ödemeye çalıştım

KKTC’DE KÜLTÜR VE İNANÇ TURİZMİ

Küresel Gazeteciler Konseyi toplantısına katılmak üzere 3 ve 5 Mayıs 2019 tarihlerinde gittiğim Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde kültür ve medeniyet tarihimize karşı sorumluluk duygusu taşıyan bir gazeteci ve belgeselci olarak araştırmalar yapıp belgesel çekimi de gerçekleştirdim. Konsey toplantısında KKTC’de kültür ve inanç turizminin önemi üzerine sunum gerçekleştirdim. Sunuma bu linkten ulaşabilirsiniz.

https://issuu.com/duny…/…/k_br_s_ta_k_lt_r_ve_i_nan__turizmi

Türkiye ve KKTC devlet yetkilileri başta olmak üzere yerli ve göçmen Kıbrıslılarla görüştüm. Gazeteci ve kültür adamlarından bilgiler aldım. Eski Cumhurbaşkanlarından Derviş Eroğlu’nun da gündeme getirdiği gibi KKTC’de önemli bir kesimin Türkiye aleyhine faaliyet yaptığını üzülerek gördüm.
KKTC’de çok ciddi şeyler oluyor. Yerli ve göçmen ayrımı korkunç boyutlarda, her geçen gün ayrımcılık fitnesi artıyor. Sayıları azımsanmayacak oranda. Türkiye’ye düşmanlık besleyen bir grup var.
KKTC’deki Rum lobisi Türkiye’deki siyasi gerginliği kullanarak sürekli fitne ekip, yerli ve göçmen düşmanlığını körüklüyor.
KKTC’de çeşitli terör örgütleri gizli ve açık faaliyet gösterip insanları birbirine düşman ediyor. Daha buna benzer birçok acı olay…
Türkiye bu olaylara karşı KKTC Devleti ile birlikte önemli çalışmalar yapmalı. Bilgi ve bilinçlendirme faaliyetlerinde bulunmalı. Tarihte yaşanan acı olayları gündeme getirmeli. KKTC kasıtlı olarak kumar turizmi haline getirildi. Her iki ülkenin yetkilileri kültür sanat ve sportif faaliyetlere önem verip, başta şehitlikler olmak üzere KKTC’nin unutulmaya terk edilmiş şehitlikleri, milli ve manevi değerleri Kıbrıslı gençlere ve KKTC’de faaliyet gösteren üniversitelerde okuyan öğrencilere anlatılıp, tarihi yerler ve şehitlikler gezdirilmeli.
Türkiye’deki il ve ilçe belediyeleri ile KKTC’deki belediyeler arasında kurulan kardeş şehir belediyeciliği güçlendirilip işler hale getirilmeli.

CENGİZ TOPEL KİMDİR?

Kocaeli’de adı hava limanına verilen, Kıbrıs’ta Rumlar tarafından şehit edilen, Kahraman Şehit Pilot Cengiz Topel ile ilgili derlediğim yazıyı sizlerle paylaşıyor sizleride Kıbrıs’a, tarih ve kültür değerlerini tanımaya davet ediyorum
Kocaeli doğumlu olan şehit Pilot Cengiz Topel (d. 1934, İzmit – ö. 1964, Kıbrıs), 1964’te Türk Hava Kuvvetleri’nin Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği uyarı uçuşunda, uçağı Rumlar tarafından vurularak düşürüldü. Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk jet pilotu kaybıdır.
8 Ağustos 1964 tarihi sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, 4’lü Kol Komutanı olarak gönderildi. F-100 uçağıyla uçuş esnasında uçağı yerden isabet alarak düşürüldü. Paraşütle atlamayı başardı, fakat Rumlar tarafından esir edilerek ve uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan işkenceler sonucu öldü. Kıbrıs’taki ilk Türk hava harp kaybı olan Cengiz Topel’in hastanede öldüğü açıklandı, ancak naaşı ısrarlı girişimler sonucu 12 Ağustos 1964 tarihinde Rumlardan alınabildi.
Kıbrıs’ta, Adana’da, Ankara ve İstanbul’da yapılan törenlerden sonra 14 Ağustos 1964 tarihinde Edirnekapı’daki Sakızağacı Hava Şehitliği’nde toprağa verildi.
İzmit’te Cengiz Topel’in adını alan “Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı” bulunmaktadır. Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki yerleşim yerlerinde adını taşıyan birçok kuruluş, okul, park, cadde ve sokak bulunmaktadır.
Ayrıca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde uçağının düştüğü Yeşilyurt – Gemikonağı köyleri arasında bir anıtı vardır ve bölgedeki bir devlet hastanesine de ismi verilmiş.(Kaynak: Gebze Gazetesi)

Havadan Kocaeli Sahilleri ve Körfez’e Balık Bırakma Töreni

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından geçtiğimiz haftalarda Körfez’e balık bırakıldı. Çok güzel ve önemli bir etkinlikti. Balıkların yaşaması için öncelikle sahilleri ve denizi temiz tutup, kirlenmesini önlemek gerekiyor. 
Biz her şeyi devlet ve belediyelerden bekliyoruz. Kocaeli’nin sahillerini ve çevresini korumamız gerekiyor. Bu konuda daha önce yazdığım bir yazıyı sizlerle paylaşıp ardından Büyükşehir Belediyesi’nin balık bırakma töreni ile ilgili haberi paylaşmak istiyorum.
***
Havadan Kocaeli Sahilleri 
Dilovası ve Gebze sahillerinde orman ve yeşillik yok edilip, deniz dolduruluyor.
Vali ve Büyükşehir Başkanı’ndan kamuoyu açıklama bekliyor.
Dilovası Osmangazi Köprüsü’nden Gebze Eskihisar yönüne doğru yeşil alan yok edilip deniz dolduruluyor. Sahilde yapılan çalışmada tarihi demir yolu da tahrip ediliyor. Muallim Köy ve TÜBİTAK sahillerindeki muhteşem doğal güzellik ve yeşil örtü neden ve niçin yok ediliyor. Yetkililer neden susuyor?
Devletin 11 milyon fidan dikme kampanyası başlattığı bugünlerde yeşil örtünün yok edilmesi ve denizin doldurulmasına Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’nın dur dememesi ve en önemlisi açıklama yapmaması vatandaşlar tarafından tepki ile karşılanıyor. Kamuoyu, Vali ve Belediye Başkanından açıklama bekliyor.
Dilovası Osmangazi köprüsü ile denizin doldurulduğu sahillerde Devri Alem Belgesel TV Programı http://www.devrialem.tv ve http://www.gebzegazetesi.com olarak araştırma yapıp belgesel çekimi yaptık. Bölgeden yaptığımız canlı yayın büyük ilgi gördü. Canlı yayını Gebze Gazetesi’nin sosyal medya hesabından izleyebilirsiniz. 
***
Havadan Dilovası ve Gebze Sahilleri 
Geçtiğimiz hafta uçakla Giresun’a giderken uçağın penceresinden Darıca, Dilovası ve Gebze sahillerindeki çevre katliamı, deniz dolgusu, hafriyat atıkları ve en önemlisi yeşil örtünün yok edilip çevre katliamlarını fotoğraf ve belgesel çekerek belgeledik. Daha önce burada yazdığım yazımın bir bölümünü sizlerle paylaşıyor, sizleri de bölgede araştırma yapmaya davet ediyorum.
Uçaktan Gebze Bölgesi Sahilleri
Uçağımız Sabiha Gökçen’den kalktı. Güneş sağ tarafımızda, çekim planı çok güzel. Tuzla ve Bayramoğlu Yarımadası bir gerdanlık gibi. Darıca, Çayırova, Gebze ve Dilovası beton yığını olmuş. Sahillerde yapılan çevre katliamı Darıca Aslan Çimento ve Nuh Çimento’nun çevreye ve doğaya verdiği zarar insanı dehşete düşürüyor. Bir dünya markası Osmangazi Köprüsü’nün Dilovası ve Muallim Köy tarafı limanlar ve deniz dolgusu İle vicdanları sızlatıyor. Bilişim Vadisi altından TÜBİTAK sahillerine doğru deniz doldurulup, yeşil örtü yok ediliyor. Yalova ve Topçular bölgesindeki Gemi sanayi ve tersaneler sahili kaplamış. Körfez, Osmangazi Köprüsü muhteşem gözüküyor. 
Dünyaca tanınan Hereke İpek Halı Merkezi Hereke, Körfez, Derince, Karamürsel, Gölcük ve İzmit’in manzarası insanı etkiliyor.
Sapanca Gölü, Kartepe bölgesi sonbaharın ihtişamını yansıtıyor. Adapazarı ve Sakarya Nehri insana göz ve gönül ziyafeti sunuyor. 
Uçak yolculuğumuz bu şekilde devam etti. Gördüklerimizi belgeleyip kayıt altına aldık. 
Çevreyi koruyalım..
Evet, hep birlikte yaşadığımız bölgelere sahip çıkalım. Çevre, yeşil örtü ve sahillerimizi koruyalım.  Çevre ve yeşil örtü hayat kaynağımız. Çevre, doğa ve yeşil örtüyü atalarımızdan miras değil torunlarımızdan emanet aldık.
***
Darıca’dan Körfez’e 3 bin balık
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin İzmit Körfezi’ni balıklandırma projesi kapsamında, üçüncü yavru balık salma törenini Darıca’da gerçekleştirdi.
2014 yılında başlayan proje kapsamında 2017 yılında Karamürsel’de, ardından Körfez’de yavru balık salınımı yapıldı. Törende 3 bin yavru levrek, çupra ve kalkan denize salındı. Törene, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Yaşar Çakmak, Darıca Kaymakamı Yüksel Kara,  Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şair, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, Dünya Dalış Rekortmeni Milli Sporcu Şahika Ercümen katıldı.
BAKANLIK SÖZ VERDİ
Törenin açılış konuşmasını yapan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Yapıları Daire Başkanı Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, yılda 40 milyon balığı kaynaklara bıraktıklarını belirtti. Büyükşehir’in projesine destek olduklarını söyleyen Kanyılmaz, “Belediyemizin yaptığı proje kapsamında Körfez’e salınan balıkların iki katını da biz salacağız. Belediyemizin yaptığı bu projenin önemli olduğunu ve örnek olmasını diliyoruz” dedi.
ÇEVRECİ BİR MEDENİYETİN TORUNLARIYIZ
Körfez’de yapılan temizlik ile birlikte denizin canlıların ve insanların yuvası haline geldiğini belirten Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, “Amatör balıkçılığa destek vermek için biz de çalışma yapıyoruz. Büyükşehir ile birlikte Darıca’nın iki noktasında amatör balıkçılık mekanları olacak” dedi. Bir gün şehri çocuklara teslim edecekleri gerçeği ile çalıştıklarını söyleyen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “Evrende canlılara saygı gösteren bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu medeniyet doğayla birlikte yaşar.
ÇEVRECİLİK KOCAELİ’DEN ÖĞRENİLMELİ
Dünya çevreciliği Türkiye’den ve Kocaeli’den öğrenmeli. Çünkü biz böyle bir medeniyetin çocuklarıyız. Denizi temizlemek için 23 arıtma tesisi yaptık. Suyun yüzde 100’ü arıtılarak denize gönderiliyor. Türkiye’de ilk kez bir belediye bunu başardı. Marmara Belediyeler Birliğinin varlık sebebi Marmara Denizini korumak. Kocaeli bu manada herkesten önde gidiyor. 6 plajımızda mavi bayrağımız var. Artık yunuslar buraya tekrar gelmeye başladı. Körfez’in temizlendiğini gösteren ekosistemdeki canlı sayısının artmasıdır.
DENİZİ KİRLETENLERİN KORKULU RÜYASI
Deniz uçağımız havadan denetimlerini yapıyor. Son bir yıl hariç 35 milyon lira üzerinde gemilere para cezası kesildi. Son 14 cezanın bedeli 13 milyon oldu. Deniz uçağımız denizi kirletenlerin korkulu rüyası oldu. Uçağımızın denetimleri tüm Marmara’ya yayılması için Bakanlığımıza başvurduk. Bir uçuşa katıldığımda adalarda çöp kamyonunu yamaca yanaşarak denize çöp döktüğünü gördük. Bunları bakanımıza ilettik. Çalışmanın başlamasını bekliyoruz. 2017 yılında 6 bin, 2018 yılında 6 bin, bu sefer 3 bin balık salacağız. Şahika hanım bugün bir dalış gerçekleştirecek. Bu dalış esnasında körfezin temizliği ve eko çeşitliliğe dikkat çekeceğiz. Kendisine teşekkür ediyorum. O bizim dünyadaki gururumuz” dedi.(Kaynak: Gazete Gebze)
***
Evet,  Kocaeli hem Marmara hem de Karadeniz ile Sapanca Gölü’ne  uzun kıyıları olan, Karadeniz’de ikinci önemli adaya sahip çok önemli ve özel bir il. Biz denize hasret yaşıyor, deniz ve gölümüzün kıymetini bilmiyoruz. 
Denizlerimizin kıymetini bilmek için çalışmalar yapmalıyız, deniz ve çevreyi kirletenlerle mücadele etmeliyiz.
Deniz kenarındaki işgal ve çevre kirliliklerinin son bulması için  çalışmalar yapmalıyız.
Denize ve sahillere sahip çıkmak, Kocaeli’nin geleceğine sahip çıkmaktır.