İMES Başkanı Erboz’un Ardından

Mal Sahibi mülk sahibi

Hani bunun ilk sahibi

Malda yalan mülk de yalan

Var biraz da sen oyalan

15 aydır tüm dünyaya savaş açan, milyonlarca insanı öldüren korona vebası ülkemizde de dehşet saçmaya devam ediyor.

Korona vebası yüzünden evlerde esir kaldık, hayatımız zehir oldu. Hiçbir şeyin önemi yok…

Mal ve mülkün değeri kalmadı. Evlatlar atalarına bile sahip çıkmıyor. Onları hastanelere ve tek başına evlere terk ettiler.

Gerçekten dünyamız, ülkemiz ve tüm insanlık asrın korona felaketini yaşıyor. Bu veba salgınının ne zaman sona ereceği de belli değil, Allah cc yardımcımız olsun.   

İMES’in Büyük Kaybı

Korona vebası salgını birçok insanımızı aramızdan aldı.

Her gün birçok acı haber alıyoruz.

Son olarak Dilovası’nda kurulan İMES Organize Sanayi Bölgesi Kurucu Başkanı Süheyl Erboz’un vefat haberini aldım.

Süheyl Bey, Kastamonu İnebolu’dan Ümraniye İMES Sanayi Sitesi’nin kurucularından.

1990’lı yıllarda Dilovası İMES Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulduğu yıllarda kendisini tanımış, İMES Makineciler ve Kimya Organize Sanayi Bölgesi’nin kuruluşu ile ilgili birçok haber ve yazılar yazmıştım.

Eleştirilere açık olan İMES Başkanı Süheyl Erboz daha sonra Yalova İMES Organize Sanayi Bölgesi’nin kurucuları arasında yer almış, Dilovası İMES’de Bölge Müdürü olan Direnç Bey, Yalova OSB’nin başkanı olmuştu.

Korona vebasına kurban giden Süheyl Erboz, Organize Sanayi Bölgesi kurulmasından tecrübe sahibi olan bir isim olarak tanınan bir sima.

Merhum Süheyl Bey’le son yüz yüze görüşmemiz, bugün Batman Valisi olan Hulusi Şahin Bey’in himayesinde o dönemin Dilovası Belediye Başkanı Ali Toltar ve benim de içinde yer aldığım heyetle düzenlenen ‘Geçmişten Geleceğe Dilovası’ çalıştay ve panelinde konuşma yapıp düzenlediğimiz Tarihi Dilovası Fotoğrafları sergisinin açılışında gerçekleşmişti.

Zaman zaman telefonla görüştüğümüz Süheyl Bey ile en son, Kurtuluş Savaşı İstiklal Yolu Belgesel çekimleri ile ilgili telefonla konuşmuştuk.

Kastamonu İnebolu’dan Ankara Polatlı’ya kadar uzanan Tarihi İpek Yolu Belgesel çekimleri ile ilgili konuşmuş, İnebolu’nun Kurtuluş Savaşı tarihindeki yeri ve önemi üzerinde durmuş, kütüphanemize İnebolu tarihi kitabı hediye etmişti.

Merhum Süheyl Bey ile Ümraniye, Dilovası ve Yalova Organize Sanayi Bölgelerinin kuruluşları ve hatıraları ile ilgili bir söyleşi yapacaktık. Vefat haberini aldığımda geçmiş anıları hatırladım. Süheyl Bey’e Allah cc dan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Basında yer alan haberi sizlerle paylaşıyorum.

***

OSB camiasının ağabeyi Süheyl Erboz hayatını kaybetti

Duayen sanayici Süheyl Erboz, bir aydır tedavi gördüğü COVID-19’a yenik düştü. 73 yaşında hayata gözlerini yuman Erboz için bugün saat 14:00’te İMES Ümraniye’de tören düzenlenecek.

Organize sanayi bölgelerinin (OSB) ağabeyi olarak tanınan duayen sanayici Süheyl Erboz, 73 yaşında hayatını kaybetti. Erboz, dün akşam saatlerinde (11 Mayıs Salı) bir aydır tedavi gördüğü COVID-19’a yenik düştü. Marmara sanayisinin önde gelen isminin vefat haberi, iş dünyasını yasa boğdu. Erboz için bugün saat 14:00’te İMES Ümraniye’de bir tören düzenlenecek.

Türkiye sanayisinin kalbi Marmara Bölgesi’nde pek çok OSB’nin kurulmasına önderlik etmiş Erboz, Ümraniye İMES, Dilovası İMES ve Yalova İMES Makine İhtisas OSB’nin kurucusudur. Halen Kocaeli-Gebze VI. (İMES) Makine İhtisas OSB Kurucu Başkanı, Yalova İMES Makine İhtisas OSB Onursal Başkanı olan Süheyl Erboz, sanayinin çarpık yapılaşmasını engellemek için çalışmıştı. Erboz, OSB çatı kuruluşu OSBÜK’ün de bünyesinde üst düzey görevler almıştı. Sanayiye emek vermiş pek çok insanın sorunlarını çözmek için canla başla çalışan Süheyl Erboz, OSB camiasında “ağabey” olarak gönüllerde taht kurmuştu.

Erboz’un vefatı nedeniyle İMES Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akar, Dudullu OSB yönetim kurulu, Yalova İMES Makine İhtisas OSB Yönetim Kurulu ve Kocaeli-Gebze VI. (İMES) Makine İhtisas OSB mesajlar yayınladı.

(Kaynak: Dünya Gazetesi)

Gebze Çoban Mustafa Paşa’da Bayram Namazı

İslam alemi bir Ramazan Bayramı’nı daha geride bırakıyor. Acısıyla tatlısıyla, bir bayram coşkusunu daha eda ederken, bayramı dolu dolu yaşayamıyoruz. Kudüs işgal altında, Gazze’de İsrail devlet terörü yaşanıyor. Doğu Türkistan Çin esaretinde, Uygur Türkleri soykırım yaşıyor. Irak ve Suriye kan ağlıyor, dünyanın birçok bölgesinde kan ve göz yaşı hakim.

Korona vebası tüm insanlığa karşı savaş açtı. Birçok değerli insan en verimli çağında öldü, sevdiklerimizi veba salgını alıyor. Bayramı, bayram gibi yaşayamıyoruz

Her şeye rağmen bayramları bayram gibi, tıpkı çocukluğumuzdaki yaşamanın ne derece önemli olduğunu her zaman bu köşeden dile getiriyorum. Bu bayramı da elimizden geldiğince tıpkı çocukluğumuzdaki sevinç gibi yaşamaya gayret edelim. Mübarek Ramazan Bayram’ında, Çoban Mustafa Paşa’da bayram namazını kılıp dualar ettik. 

Çoban Mustafa Paşa Camii, tarihi bir bayram yaşadı. Caminin geniş bahçesinde, binlerce Gebzeli olarak pandemiye uygun, namaz safları tutup namazımızı ede ettik.

Yem yeşil çimler üzerinde saf tutup, tekbirler getirdik. Mustafa Paşa Camii’nde kıldığımız bayram namazını Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  olarak canlı yayınlayarak, pandemi vebası ve İslam coğrafyasındaki sıkıntılara rağmen, bayram namazı birliğini belgeselleştirmeye çalıştık.

Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii’nde 13 Mayıs 2021 günü, iki yıl sonra ilk kez kılınan Ramazan Bayramı namazı ile ilgili Gebze Gazetesi’nde yayınlanan canlı yayın linkini sizlerle paylaşıyorum.

Bayram namazı öncesi yapılan vaazın canlı yayını.

https://fb.watch/5sHVhhCHEy/

Okunan Bayram hutbesini canlı yayınladık.

https://fb.watch/5sHYg6Tk7q/

Bayram namazı sonrası, kaymakam ve belediye başkanı pandemiye uygun bayram tebriklerini kabul etti.

https://fb.watch/5sH-Dutqxs/

Pandemi vebası ve tüm sıkıntılara rağmen Gebze Çoban Mustafa Paşa Camii bahçesinde, iki yıl aradan sonra bayram namazı coşkusu yaşadık. 500 yıllık tarihi vakıf eseri, tarihi bir gün yaşadı. Vakıflar Haftası’nda Çoban Mustafa Paşa, camiinde kılınan bayram namazı anlamlı ve önemliydi.

***

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com dan Ramazan Bayramı Kutlama Mesajı

Siz saygıdeğer okurlarımız, izleyicilerimiz ve sosyal medya arkadaşlarımız ve takipçilerimizin Ramazan Bayramı’nı kutlarken, bu yıl Vakıflar Haftası’nı kutladığımız günlere denk gelen mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nızı en samimi dilek ve dualarımla Vakıf Medeniyeti belgeseli tadında şahsım ve medya yayın gurubumuz adına tebrik ederim.

Bayramın, Filistin’den Doğu Türkistan’a İslam medeniyeti coğrafyasına barış ve huzur getirmesine vesile olmasını, tüm dünya coğrafyasında akan Müslüman kanının durması, korona vebası salgının son bulması için Allah cc ye dua ve niyaz ediyoruz.

Tüm okurlarınız ve izleyicilerimize selam ve saygılar sunuyoruz.

www.ismailkahraman.net

www.iktav.com

www.devrialem.tv

www.gebzegazetesi.com

Ramazan Bayramı’nı Üzgün Kutluyoruz

Bu yıl mübarek Ramazan Bayramı’nı yine buruk, üzgün ve ev hapsinde kutluyoruz. Görünmez düşman korona vebası tüm insanlığa karşı üçüncü dünya savaşı başlattı, birçok insan öldü.

Bu veba salgınının üstüne bir de Kudüs’te yaşanan ve dünya barışını tehdit eden İsrail soykırım, işgal ve zulmü geldi.

Mübarek Ramazan ayının son günleri, Kadir Gecesi ve mübarek Ramazan Bayramı’nda İslam’ının ilk kıblesi, peygamberler şehri, barış ve kardeşlik merkezi Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaşananlar, Gazze’de işlenen savaş suçu ve devlet terörü İslam alemini yasa boğdu.

İşin en acısı, Türkiye dışında olaya tavır ve tepki koyan İslam ülkesi de yok. Gerçekten içimiz yanıyor. Sözde medeni geçinenden dünyanın gözü önünde katliam, soykırım ve devlet terörü yaşanıyor.

Kudüs’te bunlar yaşanırken, dünyanın bir başka ucunda kültür ve medeniyet coğrafyamız, gönül yaramız Doğu Türkistan’da Uygur kardeşlerimiz Çin zulmü altında yok oluyor.

Doğu Türkistan şehirleri Urumçi, Turfan, Yarkent, Hotan ve Kaşgar’ı gezip görüp, belgesel çekmiş birisi olarak içim kanıyor ve üzülüyorum.

Çin sadece Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza değil, Tibetli insanlara devlet terörü ve soykırım uyguluyor.

Dualarımız ve tek temennimiz, mübarek Ramazan Bayramı tüm mazlum milletler ve insanlığa barış ve huzur getirir.

***

Bayram Mesajım

Bu yıl Vakıflar Haftası’nı kutladığımız günlere denk gelen mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nızı en samimi dilek ve dualarımla, Vakıf Medeniyeti belgeseli tadında tebrik ederim.

Mübarek Ramazan Bayramı’nın Filistin’den Doğu Türkistan’a, İslam medeniyeti coğrafyasına barış ve huzur getirmesine vesile olmasını, tüm dünya coğrafyasında akan Müslüman kanının durması, insanlığa savaş açan görünmez düşman korona vebası salgınının son bulması için Allah cc dua ve niyaz ederim.

Şahsım ve yayın gurubumuz adına, tüm okurlarım, izleyicilerim ve sosyal medya takipçilerime selam ve saygılar sunuyor, her günümüzün bayram coşkusu ve mutluluğu içinde geçmesini diliyorum.

www.ismailkahraman.net

www.iktav.com

www.devrialem.tv

www.gebzegazetesi.com

***

Gebze Kudüs İçin Ses Verdi

Gebze 15 Temmuz Kent Meydanı’nda ‘Kudüs için ses ver Gebze’ adlı toplantı büyük ilgi gördü.

Çok sayıda Gebzeli salı günü ikindi namazından sonra meydana geldi.

Gebze bölgesinde faaliyet gösteren STK temsilcileri tarafından organize edilen toplantıyı gazeteci ve belgeselci olarak takip ettik.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  ve Devri Alem Belgesel Programı www.devrialem.tv olarak toplantıyı alandan canlı yayınladık.

Toplantı öncesi Kocaeli Milletvekili Cemil Yaman ve Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ile Gebze üzerine konuşma yaptık.

Toplantı, Kur’an-ı Kerim okunarak başladı, Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’ün konuşmasından sonra Gebze Sivil Toplum Platformu tarafından hazırlanan basın bildirisi Nizamettin Kaya tarafından okundu.

Basın bildirisinde, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırı kınandı, İslam ülkeleri ve dünya devletlerinin Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırıyı durdurması istendi.

İslam’ın ilk kıblesi, dünyanın merkezi, peygamberler ve kutsal barış şehri Kudüs ve Mescid-i Aksa’da mübarek Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi’nde Ramazan Bayramı arifesinde yapılan İsrail’in devlet terörü, Gebzeliler tarafından lanetlendi. Çok sayıda Gebzeli vatandaş, emeği ile meydana gelerek İsrail devlet terörünü lanetleyip, Filistin’e destek mesajı verdi.

Ellerinde Türk Bayrağı ve Filistin Bayrağı olan Gebzeliler, çeşitli sloganlar atarak, Filistin’e desteklerini bildirdiler.

Gebze 15 Temmuz Kent Meydanı’nda ‘Kudüs için ses ver Gebze’ adlı toplantı ile ilgili gazetemiz  www.gebzegazetesi.com  tarafından, Tarihi Mustafa Paşa Camisi önündeki meydandan yaptığımız canlı yayını sizlerle paylaşıyoruz.

Gebze Gazetesi tarafından yapılan canlı yayın videoları…

Korona Vebası ve Ramazan Bayramı

Korona vebasının dünya insanlığına karşı açtığı savaş 15 aydır devam ediyor. Korona vebasına karşı ölüm kalım mücadelesi veriliyor. Veba salgını yüzünden ikinci Ramazan Bayramı’nı da evlerde geçireceğiz.

15 aydır yaşadığımız zorluk, sıkıntı ve kaybettiğimiz insanları hatırlayınca üzülüyoruz. Geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı’nda yazdığım yazının özetini sizlerle paylaşmak istiyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=4228&t=makale

Bu yıl mübarek Ramazan ayını, insanlığa karşı Üçüncü Dünya Savaşı açan korona vebası salgınının gölgesinde geçirdik. 11 Mart 2020’den itibaren yepyeni ve çok farklı günler yaşadık. Hiçbir zaman unutamayacağımız günleri, haftaları ve ayları geride bıraktık. Ramazan ayı boyunca evlerde kaldık. Teravihler, Cumalar ve vakit namazı için camilerimiz kapalı kaldı, iftar ve sahur coşkuları yaşanmadı. Korona vebasının tek faydası, büyük israflara neden olan Ramazan ruhundan uzak, gösterişli iftarlar ve Ramazan eğlencelerinin olmamasıydı. Gerçekten bu iftar sofralarında büyük israflar yaşanıyordu. Yemekler çöplere gidiyor, cami bahçelerindeyse sözlü Ramazan eğlenceleri düzenleniyordu.

Ramazan’a Veda Ederken

Paylaşmanın ve bereketin olduğu, huzur ve sevgi iklimi, 11 Ayın Sultanı bir Ramazan-ı Şerif’i daha geride bırakıyoruz. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni idrak ettik.

Ramazan bu yılda, Gebze Bölgesi’nde korona gölgesinde geçti. Özellikle korona salgını tedbirleri kapsamında, mahalle iftarlarının iptal edilmesi ve israfın önüne geçilmesi, bu Ramazan’da Gebze bölgesinde unutulmayanların arasında yer alıyor. Bu yıl bölgemiz açısından şatafatlı ve gösterişli iftar sofralarından kaçınılması dikkatleri çekti.

RAMAZAN KÜLTÜRÜNÜ YAŞAMAK

Ramazan Ayı kültürünü, adına uygun yaşamak gerekir. Şartlar ne olursa olsun, Ramazan’ın başındaki ve sonundaki günü mutlaka evimde, ailemle iftar yapmaya ayırırdım, bu yıl tümü ile evde kaldık. İftar sofraları, dostlar geçidinde güzel oluyordu. Geçmiş iftarları düşündük, iftar öncesi ve sonrası birçok dostla sohbet ediyorduk. O günleri bir kez daha anılarda yaşadık.

Geçtiğimiz Yıl Ramazan Kültürü

Geçtiğimiz yıl Devri Alem Belgesel ekibi olarak, Batı Karadeniz ülkelerine gezi gerçekleştirmiştik. Gebze’den yola çıkarak, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Gagauzya, Bender ve Ukrayna’dan oluşan Batı Karadeniz Ülkeleri gezimiz, bayram boyunca devam etmişti. Bugün, değil yurt dışına çıkmak evlerden bile çıkamıyoruz. Gerçekten dünya hayatı ne oldum değil ne olacağım demek gerekiyormuş. Geçtiğimiz yıl bu günlerde değerli arkadaşım Koşukavak Tur Firması’nın sahibi Rıfat Yakupoğlu’nun daveti ile muhteşem bir tarih ve kültür turu yapıp, belgesel çekimi gerçekleştirmiştik. Şimdi o günlerin anısını evde bir kez daha yaşamaya çalışıyoruz. Ramazan Bayramı’nı, korona vebası salgını ile buruk karşılamaya hazırlanıyoruz ve 11 Ayın Sultanı Şehri Ramazan’a veda etmenin hüznünü bir arada yaşıyoruz. Ramazan’ın en güzel tarafı, imkanlarımız ölçüsünde fakirlere yardım edip, muhtaçları hatırladık. Ramazan’da özetle, maddi ve manevi huzur ve mutluluğu bir arada yaşadık. Sahura kalkmak, 16 saatten fazla hiçbir şey yiyip içmeden oruç tutmak, akşam iftar sofrasında manevi duygular yaşamak, teravih namazı kılmak…

Çocukluk Zamanlarımda Ramazan

Ramazan kültürünü bu yıl doya doya yaşayamadık. Ben kendi adıma, her sene Ramazan kültürünü doya doya yaşayarak, çocukluk yıllarımdaki Ramazan coşkusunu kendi benliğimde yaşatmaya çalışıyordum. Bu yıl, Ramazan ayını korona gölgesi altında yaşadık. Çocukluk yıllarımızdaki Ramazan kültürünü, bugün çocuklarımız ve gençlerimize yaşatmalıyız. Çocukluk yıllarımda Ramazan’a hazırlık çok önemliydi. Rahmetli babamın katırla pazardan Ramazan alışverişi yapmasını daha dün gibi hatırlıyorum. Ramazan için hazırlık bambaşka olurdu. Bütün işler, ev hayatı Ramazan’ın gelişine hazırlanır, Ramazan doya doya yaşanırdı. İlk oruç tutma denememi daha dün gibi hatırlıyorum. Rahmetli halamın şefkatli ve sevecen tavrı ile sahura kalktığım o geceyi hiç unutmam. Sahur yemeğini yiyip, yattığımda gördüğüm rüyalar ve ertesi gün herkese ben oruç tutuyorum diye caka sattığım gün, gözlerimin önünden bir sinema şeridi gibi geçiyor. Oruç tuttuğumu unutarak, hurma ağacında afiyetle hurma yemem ve rahmetli halamın ‘Oğlum sen oruç tutmuyor musun?’ dediğini duyar gibi oluyorum. Bayram deyince insanın içi ve gönlü bir hoş olur. Acı, tatlı anılar gözlerimizin önüne gelir. Bayramlar üzerine ne kadar çok edebi eserlerimiz, şiirler, kitaplar ve romanlar yazılmıştır. Bayramı anlatan belgeseller, filmler, izlendiğinde gönlümüzü, gözümüzü okşar. Bana göre bayramları en güzel anlatan ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı’nın Süleymaniye’de Bayram Sabahı şiiridir. Mübarek Ramazan-ı Şerif Bayramı’nın insanlık alemine huzur ve barış, Türk-İslam coğrafyasına birlik ve beraberlik getirmesi ve en önemlisi ülkemiz üzerinde oynanan sinsi oyunlarının bozulmasına vesile olması Korona vebası salgınından insanlığı ve ülkemizi bir an önce kurtarması duasıyla tüm okurlarımın Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum… Korona vebası salgını dolayısı ile Ramazan Bayramı’nda sokağa çıkma yasağı var. Bayram namazı kılmak için camilere gidemesek de geçmiş bayram günlerini hayal edelim. (Kaynak: Gebze Gazetesi)

Mescid-i Aksa’ya Saldırı ve İslam Coğrafyasının Durumu

Ramazan-ı Şerif’in son cuması ve mübarek Kadir Gecesi arifesinde İsrail’in Mescid-i Aksa’ya saldırısı ve İslam’ın ilk kıblegahı Mescid-i Aksa’nın içinde, İsrail’in devlet terörü estirmesine tüm Müslümanların tavır ve tepki koyması gerekir.

Dünyanın merkezi, peygamberler diyarı Kudüs ve Mescid-i Aksa’da yaşananlara sadece Müslümanlar değil tüm insanların tepki göstermesi gerekir.

Dünyanın gözü önünde İsrail’in kutsal mekanda terör uygulayıp, Filistinli Müslümanlara savaş suçu uygulayıp soy kırım yapmasına dünyanın seyirci kalması, insanlık adına utanç verici. Tarih, son işgal ve saldırıyı hiç unutmayacak.

Biz gazeteci ve belgeselci olarak, İsrail’in uyguladığı devlet terörü ve soykırımı kamuoyu gündemine getirmek için Kadir Gecesi tebriki olarak mesaj yayınladık.

Kadir Gecesi Tebrik Mesajımız

Mübarek Kadir Gecesi’nin, Kudüs’ün işgalden kurtuluşuna vesile olması dilek ve duası ile Mescid-i Aksa ve Kudüs Belgeseli ile kutluyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum. 15 yıl önce, Kudüs ve Mescid-i Aksa’da çektiğimiz belgeseli sizlerle paylaşıyoruz.

İslam’ın ilk kıblesi, dünyanın merkezi, peygamberler ve kutsal barış şehri Kudüs ve Mescid-i Aksa’da mübarek Ramazan ayı ve Kadir Gecesi arifesinde yapılan İsrail’in devlet terörünü lanetliyor, sizlerin Kudüs ve Mescid-i Aksa’da çektiğimiz belgeselimi izleyerek görüş, öneri ve yorumlarınızı bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz.

Mübarek Kadir Gecesi’nin Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın işgalden kurtulmasına vesile olmasını diliyor,  sosyal medyadan yaptığımız paylaşımı bilgilerinize sunuyoruz.

***

İsrail ‘in Mescid-i Aksa’ya saldırması

İsrail’in bütün kutsalları çiğneyerek Müslümanların ilk kıblesine yaptığı saldırı ve işgale Türkiye dışında hiçbir ciddi tepki gelmemesi hem üzücü ve hem de düşündürücü.

200 kişiden fazla Müslümanın yaralandığı saldırı ile ilgili Türkiye’nin tepkisini, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan yaptığı açıklama ile dile getirdi. O açıklamayı sizlerle paylaşıyoruz.

 İSRAİL’E SERT TEPKİ: TERÖR DEVLETİ İSRAİL

 ‘’Ramazan ayının son günlerine yaklaşırken ilk kıblemiz Kudüs’ten hem üzüntümüzü hem öfkemizi artıran haberler alıyoruz. Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukaddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır. Kudüs’ün onurunu, şerefini, izzetini, haysiyetini korumak her bir Müslüman’ın boynunun borcudur. Mescid-i Aksa başta olmak üzere Kudüs’teki ibadethanelere ve Müslümanlara yapılmış her saldırı bizlere yapılmış saldırıdır. Bu saldırının muhatabı İstanbul’da, Diyarbakır’da, Bağdat’ta, Kahire’de, Cakarta’da, Bakü’de, Saray Bosna’da yaşayan Müslümanların her biridir. Daha da önemlisi, üç dinin kutsallarını barındıran Kudüs’ü vicdansız, ahlaksız, hukuksuz, saygısız tavırlarıyla kirleten zalimlere karşı çıkmak ‘İnsanım’ diyen her bireyin vazifesidir. İsrail’in saldırılarına sessiz kalarak veya kayda değer tavır ortaya koymayarak dolaylı şekilde destek veren herkes orada yaşanan zulme ortaktır.”

GEREKEN GİRİŞİMLERİ BAŞLATTIK

“Buradan tüm dünyayı İsrail’in Kudüs’e saldırılarına karşı harekete geçmeye davet ediyorum. Halkı Müslüman olan tüm ülkelere sesleniyorum. Bir olma, beraber olma zamanında İsrail’in ortak kurumlarının kararlarına, temel insan haklarına, uluslararası hukuka aykırı bu eylemleri derhal durdurmaları konusunda çalışmalarıdır. Bu konuda biz Türkiye olarak üzerimize düşeni yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Dünyada hiçbir insanın uluslararası kurumlara güveni kalmaz. Herkes kendi başının çaresine bakmaya başladığında ortaya çıkacak kaos ve yangın önce bu zulme sessiz kalanları yutacaktır. Kudüs’ü ve Müslümanları koruyamayan bir dünya kendi kendine ihanet etmiş, kendi kendini imha edecek bombanın pimini çekmiş demektir. Türkiye olarak bugün de Kudüs’teki kardeşlerimizin ve Filistin’in yanındayız. BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı başta olmak üzere konuyla ilgili tüm uluslararası kurumları harekete geçirmek için gereken girişimleri hemen başlattık. Biz küresel dayanışma ve işbirliği sisteminin 5 ülkenin keyfine terk edilemeyecek kadar önemli bir mekanizma olduğuna inanıyoruz. Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya ve Müslümanlara yönelik alçak saldırıların derhal durdurulmasını istiyoruz. İlk andan itibaren 300’e yakın yaralı var. Filistinlileri evlerinden etmeye ve yurtlarından çıkarmaya yönelik her türlü baskının sona ermesini bekliyoruz.”

***

Evet Türkiye’nin tavır ve tepkisi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bu şekilde dile getirildi. Bir kez daha İsrail’i devlet terörünü Müslümanlara uyguladığı soykırımdan dolayı kınıyor, İslam ülkeleri ve Müslümanları Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Anneler Günü ve Anamın Vasiyeti

Ana candır, ana canandır, ana cennettir…

Ana vatandır, ana duadır, ana yurt, yuvadır…

Ana sevgidir, ana şefkattir, ana ocaktır, ana evin direğidir, ana kucaktır, ana yardır, ana okuldur, ana bilimdir, ana ilimdir, ana vefadır, ana sultandır, ana gaziliktir, ana kahramanlıktır, ana şehitliktir, ana her şeydir…

 Ana en büyük zenginliktir, anaya sahip olmak her şeye sahip olmaktır. Analar anlatılmaz yaşanır, analara bir gün yetmez, analara bir ömür versek azdır.  

Analara en büyük değeri Yüce Allah cc. vermiş, cenneti anaların ayakları altına sermiş.

Anası hayatta olanlara ne mutlu…

Ben anamı 2019 yılında 29 Ağustos Perşembe günü 100 yaşında ebediyete uğurladım. Yokluğuna hiçbir zaman alışamadım. Senenin bir günü değil, 365 gününü analar günü ilan ediyor, hayatta olan tüm anaları saygı ile selamlıyorum. Analarımıza Allah cc hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler, tüm insanlığa üçüncü dünya savaşı açan koronasız günler nasip eylesin. Sarıkamış Harekatı Gazisi Şerefoğlu Mustafa’nın kızı, Birinci Dünya Harbi Şehidi Kandazoğlu İbrahim’in gelini, babam merhum Mustafa Kahraman’ın biricik eşi anam Emine Kahraman’ın şahsında ebediyete giden, hakka yürüyen tüm anaları rahmet minnet ve şükranla anıyor, ruhları için hep birlikte birer Fatiha, üçer İhlası Şerif okuyalım. Ebediyete giden tüm anaların ruhları için, El Fatiha ….

ANAMIN SON VASİYETİ

Annemi 2019 yılı Ağustos ayında, ata memleketim Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi’nde ebediyete uğurlamıştık. Son günlerini birlikte yaşadığımız Annem Emine Kahraman, hasta yatağında vefat etmeden önce bana şu vasiyet ve nasihatlerde bulunmuştu; “Oğlum, her zaman babanızın mirası fındık bahçelerine bakın, imar edin. Fındık ocaklarını kurutmayın. Babanız, dedeniz fındık ocaklarını aç arık, yalın ayak, elleri parçalanarak kan revan içinde dikti. Sizlere emanet etti, babanızın emanetine bakın. Ben köyde gırandaki evin ocaklık ve köşe taşlarını maden dağından, gündüzleri fındık bahçesinde çalışıp, geceleri sırtımda taşıyarak evi yaptık. Her yıl evine gel, ocakta ateş yak, bacası tütsün.” Annemin, son günlerinde tedavisi dolayısı ile yoğun bakım gerçeğini bir kez daha yakından görüp, tanımıştım. Yoğun bakım kapısı önünde beklemenin, içeriden gelecek haberin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Günde sadece 5 dakika ve sadece bir kişiye ziyaret izni…Telefonla bilgi verilmemesi, yoğun bakım odasındaki tedavi ortamı, kendinden geçmiş makineye bağlı hastalar, fotoğraf ve video çekmenin kesinlikle yasak olduğu disiplinli bir ortam… Annemin yoğun bakım sürecinde tüm zorlu mücadeleyi bizzat yaşadım. Peygamber Efendimizin ifadesiyle cennetin ayakları altına serildiği analar için anlatılacak çok şey var. Ancak, ben kelimelerin yetersiz kaldığı yerdeyim. Sizleri başta Annem olmak üzere, tüm ahrete göç etmiş sevdiklerimiz için birer Fatiha okumaya davet ediyorum. Anneler günü ile ilgili daha önce Gebze Gazetesi’nde yazdığım yazılardan bazıları;

İki Yıl Önce Anneler Günü İle İlgili Yazdığım Yazı

Anneler Günü…

Annelerin bir gününü değil, 365 günü kutluyorum…

Annenize öf bile demeyin…

Cennet anaların ayağı altındadır…

Ana gibi yar olmaz…

Ağlarsa anam ağlar, Gerisi yalan ağlar…

‘’Analar evlerimizin çatısıdır…Çatı çökerse aileler dağılır. Hala, teyze ve ablalar ana yarısıdır. Anaların yüreği yufkadır, merhametlidir. Analar veya annelerle ilgili ne kadar çok şey yazılıp söylense de, anaları hiç bir kelime anlatamaz. Ana cennettir, ana kucaktır. Ana yurt yuvadır. Ana vatandır, ana okuldur, ana her şeydir. Anayı anlamak her şeyi anlamaktır. Ana yüce Allah’ın Rahim ve Hay sıfatının dünyadaki tecellisidir. Analarımıza en büyük değeri yüce Allah ve anası tarafından yetiştirilen Peygamberimiz vermiş.

NEDEN ANNELER GÜNÜ KUTLANIR?

Anneler günü ile ilgili yaptığım derlemeyi sizinle paylaşmadan, annem ve halamla ilgili birkaç hatırayı paylaşmak istiyorum…Ben şanslıyım, benim iki annem var. Emine Anam ve beni okutup yetiştiren ana vekilim Kandaz kızı Fadime Halam. Ben Fadime Halamın ilgi ve desteği ile köyden büyükşehirlere gidip okuyan, ilk isimlerden birisiyim. Giresun Espiye’deki annemi 20 gün önce ziyaret edip elini öpüp hayır duasını aldım. Ana vekilim Fadime Halam ve Babam Mustafa’nın Gebze Mezarlığı’nda kabri başında, önceki gün Yasin’i Şerif ve Fatiha okudum. Bugün 100 yaşına yaklaşmış Emine anamın deyimi ile Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi Dikmen Köyü’nde karakış ayı, yani 1 Şubat 1960 yılında üzeri toprak damlı köy evinde dünyaya gelmişim. Anamın deyimi ile feşel, yani yaramaz bir çocukmuşum. Daha 6 aylıkken Fadime Halama bağlanıp, ona ana demem için beni sütten kesip, Safiye Ablamın sırtına sararak, yaylaya halamın yanına gönderdikten sonra, bir gün boyunca sürekli ağlayıp hiç yemek yemeden mısır tarlasında ot yonmuş.13 yaşına kadar köyde anamın ve halamın yanında kaldım. O kadar çok şeyler öğrendim ki, hayatıma hep ışık olup yol gösterdiler. Birlikte koyun güdüp çobanlık yaptık. Mısır tarlalarında kara sapanla öküz sürüp ekin ektik. Fındık bahçelerinde fındık toplayıp, yaylalarda üstü hartamalı yayla evlerinde ninniler ve hikayeler dinledik.Soğuk kış aylarına hazırlık yapmak için sırtımızda, merek, mazı ve evlerin ambarlarına mısır, böğülce, fındık, güllük odun alaf taşıdık. En önemlisi onların hayır duaları ile bugünlere geldik.Ana, hala ve baba ile geçen o güzel günler çok gerilerde kaldı. Evimizin direği babam ve fedakarlık, vefa abidesi halam rahmeti Rahman’a kavuştu. Anam duaya muhtaç.Analar günü ile ilgili çeşitli kaynaklardan derlediğim yazıyı sizlerle paylaşırken, ebediyete intikal eden anaları rahmet ve hayatta olanlara sağlık ve mutluluklar diliyorum.

ANNELER GÜNÜ’NÜN HİKAYESİ NEDİR?

Her yıl mayısın ikinci haftası kutladığımız anneler gününün hikayesi, nasıl ortaya çıktığı merak ediliyor. Peki anneler gününde sürekli duyduğumuz Anna Jarvis kim?On üç çocuktan onuncusu olan Anna jarvis, 1 Mayıs 1984 yılında doğmuştur. Amerika’da doğan Anna Jarvis’in annesi öğretmen ve babası rahiptir. On üç çocuktan sadece dört tanesi hayatta kalmış ve bunlardan biri de Anna Jarvis’tir. Anna Jarvis’in annesi savaş karşıtı eylemlere katılan biriydi ve kadınlara nasıl çocuk yetiştireceklerini anlatan konuşmalar yapan biri. Anna Jarvis’te annesi gibi bir öğretmen oldu. Daha sonra öğretmenliği bıraktı ve kütüphaneci oldu. Evlenmedi ve çocuğu olmadı. 1905’te yaşanan bir olay sonucu Anna Jarvis dünyaya adını duyurmayı başardı. Annesi kalp rahatsızlığı nedeniyle 1905 yılında vefat etmiş. 41 yaşında annesini kaybeden Anna Jarvis, annesinin 30 yıl önce söylediği bir söz üzerine annesi için önemli bir şey yapmak istemiş ve bu anneler gününün kutlanmasını sağlamıştı

NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Anne Jarvis’in annesinin vefatından sonra ortaya çıktığı düşünülse de anneler günü çok daha eskiye dayanmaktadır. Anna Jarvis modern anneler günü kutlamasını getirmiştir. Anneler gününün Sümerler zamanına hatta daha da eski zamanlara dayandığı söylenmektedir. Bereket ya da doğurganlığın sembolü olduğu için kadınlar sembolleştirilmiş hatta bunun için kutlamalar yapılmıştır. Bu gelenek çok çok eskiye dayanmaktadır.

DÜNYA’DA NASIL KUTLANIYOR?

Eski zamanlarda da kutlanıldığı bilinen anneler günü, her ülkede farklı şekilde kutlanıyor. Geçmişten gelen gelenekle kutlanan anneler günü Hıristiyanların dini ritüele dönüştürdüğü bir gün olmuştur. İnsanlar aileleri ile birlikte kiliseye gitmektedir ve o gün izinli sayılırlar. Yunanistan ve Bolivya’da da farklı kutlama şekilleri olduğunu görürüz.

ANNELER GÜNÜ TÜRKİYE’DE NASIL KUTLANIYOR?

Anneler günün 1956 yılından sonra kutlanmaya başladı. Her yıl mayısın ikinci haftasına denk gelen pazar günü anneler günü kutlanmaktadır. Annelere ufak hediyelerin alındığı veya güzel sözlerin söylendiği bir gün olarak kutlanır.

ANNELER GÜNÜ HİKAYESİ

Anna Jarvis, moden Anneler Günü’nü günümüze kadar getirmiştir. Annesinin,” Bir gün birileri insanlık adına yaptığı yardımlardan dolayı unutulmaz bir anneler günüyle anılır.” sözünü hatırlamış ve annesi vefat ettikten sonra onu unutulmaz bir şekilde anmak istemiş. Sadece annesi için değil ülkedeki anneler için kutlanması gerektiğini de düşünmüş. Annesinin kilisesi, en iyi şekilde anmış ve bundan çok etkilenen Anna Jarvis yola koyulmuş. Dönemin önemli kişilerine mektuplar yazarak bunun yaygınlaşmasını ve hatta o günün tatil edilmesini istemiş. Ertesi yıl bu talebi dikkate alınmış ve daha sonra yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar başlamış. İlk kutlayan Batı Virginia oldu ve daha sonra Anneler Günü adı altında 1910’da Amerika’nın kutladığı bir gün olmayı başardı. 1915 yılında her yılın mayıs ayının ikinci haftası kutlama kararı alındı. (Kaynak: Gebze GGazetesi www.gebzegazetesi.com  Belgeselcinin Not Defteri)

Kanal 7 TV’ye Dilovası’nın Tarih ve Kültürünü Anlattım

Kanal 7 Gündüz Gece program ekibi, Dilovası Demirciler Konağı’nda Halk Eğitim Müdürlüğü sergisinde program çekimi yaptı.

Demirciler Köyü’nde Ferda Duz Hanım’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, Demirciler Köyü’nün yemek kültürü, tarih, kültür ve turizm değerleri de tanıtıldı.

Gazeteci ve Belgeselci olarak bizde Kanal 7’nin Gündüz Gece programına Demirciler Konağı ve Demirciler Köyü tarihi ile ilgili bilgiler verdik.

Program çekimine Dilovası Halk Eğitim Müdürü Salih Toltar ve kurs öğretmeni Feyza Çolak da eşlik etti.

9 yıldan beri yayınlanan Kanal 7 programı Gündüz Gece programı, izleyicilerden büyük ilgi görüyor.

17 Mart 2018’de İzmit ve Hereke’de çekim yapan Gündüz Gece programının lingini sizlerle paylaşıyoruz.

Kanal 7 Gece Gündüz Programı

Anadolu kültürünü tüm yönleri ile ekrana taşıyan Gündüz Gece Program Yapımcısı Zeynep TOR, sunucusu, sanatçı Kürşat Taner BİÇİCİ ve ekibi, 5 Mayıs 2021 tarihin de Kocaeli Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü izni ile pandemi kurallarına uygun olarak ilçemiz Dilovası’nın tarihi, turistik, kültürel, ekonomik ve doğa güzelliklerini tanıtan çekimler yaptı. Demirciler Köyü’nde yapılan çekimlerde, Dilovası’na ait yöresel ev yemekleri ve tarifelerini çekerek, tarihi alanları, doğal güzelliklerinin tanıtımı yapıldı. Kanal 7 Televizyonu’nda önümüzdeki günlerde yayınlanacak Gündüz Gece programı Dilovası ve Demirciler Köyü’nün tanıtımına büyük katkı sağlayacaktır.

Dilovası Demirciler Köyü Tarihi

Kanal 7 TV Gündüz Gece programı kameralarına Demirciler Köyü tarihi ile ilgili şu bilgileri verdim;

“…Osmanlı arşiv belgelerinde “Demircilü” olarak zikredilen Demirciler’e ait, bugüne kadar ulaşılabilen, en eski târihli belge 1530 târihli Muhasebe-i Vilayeti Anadolu Defteri’dir (4). Bu belgeye göre, en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan Demirciler’in buğday ve arpa öşürleri Orhan Gâzi’nin emriyle oğlu Gâzi Süleyman Paşa tarafından kurulan İznikmid (İzmit) Medresesi Vakfı’na tahsis edilmiştir. Bunun dışındaki salariyesi, yulaf, burçak ve kettan öşürleri, resm-i kovan, resm-i âsiyâb, resm-i çift, resm-i bennâk, resm-i ekinlü, resm-i mücerred, resm-i arus ve bâd-ı hevâ vergileri ise Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan Boğazkesen Kalesi (Rumeli Hisarı) muhafızlarının geliri olarak kayıtlıdır. 1530 yılında 30 haneden oluşan Demirciler’in nüfusu tahmini olarak 195 kişi iken, 1844/45 tarihinde 88 hane ve tahmini olarak 440 kişi olmuştur (4, 5, 9). 2000’li yıllara kadar tarım ve hayvancılığın önemli bir geçim kaynağı olduğu Demirciler, özellikle kiraz ve üzüm yetiştiriciliği ile şöhret bulmuştur. Günümüzde birçok aile tarafından tarım ve hayvancılık sürdürülse de Demirciler’in arazilerinin önemli bir kısmına sanayi kuruluşları yerleşmiştir. Gebze bölgesindeki ilk Müslüman Türk yerleşimlerinden biri olan Demirciler, Dilovası’nda en çok târihi esere sâhip yerleşim yerlerinden biridir. Demirciler’de günümüze ulaşabilen iki târihi çeşme, bir Osmanlı hamamı, bir târihi konak ve Osmanlı dönemine ait birçok mezar taşı bulunmaktadır İlk yapılış kitabesine göre 1816 tarihli İsmail Ağa Çeşmesi ve inşâ târihi bilinmeyen Koca Çeşme hâlâ hizmet vermeye devam etmektedir. Mîlâdî 1825 târihinde Süleymaniye Medresesi Müderrisi Abdullah Şerif Ağa tarafından yaptırılan konağın iç mekânlarındaki ve dış cephesindeki kalemişi bezemeler döneminin en güzel örneklerindendir. Târihi konak 2018 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak yeniden inşâ edilmiştir…”

Korona Vebası, Hıdırellez Kültürünü de Etkiledi

Pandemi günleri ve veba salgını gelenek ve göreneklerimizi de etkiliyor. Ateşlerin yakıldığı coşkulu etkinlikler, eski fotoğraflar ve anılarda yaşıyor.

5 Mayıs, Türk İslam coğrafyasında Hıdırellez olarak kutlanır. Yemekler pişirilir, ateşler yakılır, dualar edilir, dilekler dilenir. İnsanlar birbirine ikram eder, yatırlara gidilir. Gençler ve çocuklar evleri ziyaret eder, hediye toplarlardı…

 O eski Hıdırellez etkinlikleri fotoğraflarda yaşıyor. Eski fotoğraf arşivi ve tarihi resimlerden bazılarını sizlerle paylaşıyor, korona vebasından sonra aynı coşkulu Hıdırellez kutlamalarının yapılacağına inanıyorum.

Her yerde farklı kutlansa da bu gelenek yaşatılır. Hıdırellez kültürü gençlere sevdirilirdi, korona vebası ile bu etkinliklerde yapılamadı.

Kanal 7 TV Demirciler’de Program Çekti

Pandemi kurallarına uygun, maske ve mesafeye dikkat edilerek yetkililerden izin alınıp, özel bir evin bahçesinde Kocaeli köy yemekleri pişirilip, Hıdırellez dolayısı ile tanıtımı yapıldı.

Dilovası Demirciler Köyü’nde yapılan köy yemekleri, Dilovası’nın tarih ve kültür mirasının ne kadar zengin olduğunu gösterdi.

Pandemi önlemleri ve sokak kısıtlaması dolayısı ile şenlikler yapılamasa da Hıdırellez kültürümüzü TV programı ile gelecek kuşaklara aktarılıp, yaşatılmasına katkı sunan Kanal 7 Gece Gündüz programı ekibine teşekkür ediyoruz.

 ***

Hıdırellez Geleneği

Hıdırellez ya da Hıdrellez, Orta Asya, Ortadoğu, Anadolu ve Balkanlar’da kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olarak düşünülür ve kutlanır.

Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan Hıdırellez günüdür. 6 Mayıs’tan başlayıp 7 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir. Türkiye’de Hıdrellez Bayramı 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Rum Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler “Aziz George” günü olarak kutlamaktadırlar

Hıdırellez’in UNESCO’nun ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ne alınması amacıyla 2010 yılında çalışmalar başlatılmıştır. (Kaynak: Vikipedia)

Baki Kalan Gök Kubbede Hoş Bir Sada İmiş

Dünya ülkeleri ve insanlık alemi 15 aydır korona vebası ile savaşıyor. Görünmez düşman, her gün can alıyor. Son aylarda gençleri hedef alan bu veba salgını yüzünden çok sayıda insanımız öldü. Her gün acı haberler alıyoruz.

Bu satırları yazdığım tarihte 17 gün sokak kısıtlaması uygulanıyor ve evlerde hapis hayatı yaşıyoruz.   Gerçekten evlerde insanlarınız hayat mücadelesi veriyor.

Birçok insanımız maddi ve manevi sıkıntı yaşıyor. Gerçekten bir ölüm korkusu insanımızı esir alıyor.

Bir Hocanın Ardından

Korona vebası salgınında hayatını kaybeden Karabük Üniversitesi Rektörü ve Milletvekili Burhanettin Uysal’ı rahmetle anıyorum.

Merhum rektörle dost ve arkadaşlığımız İstanbul’unda bir toplantıda başlamıştı, belgesellerimizden bizi tanımış ve Türkistan konulu konferans vermemizi istemişti.

Konferanstan sonra üniversite bahçesine rektör yardımcısı beraberliğinde fidan dikmişti.

Aslen Karamanlı olan merhum Burhanettin Hoca ile Karaman tarihi ile ilgili belgesel söyleşi yapmıştık.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=971&t=makale

Merhum Rektörün daveti ile Karabük Üniversitesi’nde verdiğim Türkistan konulu konferansla ilgili 2011 yılında Gebze Gazetesi’nde yer alan haberi sizlerle paylaşıyor, merhum hocama Allah cc dan rahmet niyaz ediyorum.

KARABÜK’TE TÜRKİSTAN KONFERANSI

Yayınlanma Tarihi: Ocak 7, 2011

Devr-i Alem Program Yapımcısı İsmail Kahraman, Karabük Üniversitesi’nde ‘Bilgi Çağı’nda Türkistan’a Yolculuk’ adlı bir konferans verdi.

Devr-i Alem Program Yapımcısı İsmail Kahraman, dil tartışmalarının devam ettiği bu günlerde Karabük Üniversitesi’nde “Bilgi Çağı’nda Türkistan’a Yolculuk” adlı bir konferans verdi. Üniversitenin konferans salonunda gerçekleşen, rektör yardımcıları, dekanlar, öğretim görevlileri ve çok sayıda öğrencinin takip ettiği konferans büyük ilgi gördü.

 ”Doğu Türkistan” belgeselinin 15 dakikalık filminin izlenmesinden sonra kürsüye gelen İsmail Kahraman, bu ülkede yaptığı araştırma ve çekimleri resimler eşliğinde davetlilerle paylaştı. Türkiye’nin  76 vilayetini  ve 60’a yakın yurt dışı ülkesinde belgesel çekip araştırmalar yaptığını söyleyen İsmail Kahraman, tarih ve kültü bilincine dikkat çeken konuşma yaptı.

Kendisinin tarihçi olmadığını, tarihin yazıldığı yerlerde araştırma yapıp belgesel çektiğini ifade eden Kahraman, Karabük Üniversitesi’nde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Bir saati aşkın konuşma yapan İsmail Kahraman’ı öğretim üyeleri ve öğrenciler pür dikkat dinledi. Büyük ilgi gören konferans sonrası Kahraman, Karabük’ün şehitler listesini rektör yardımcısı Prof. Dr. Dilek Dadaylı Pektaş’a teslim etti ve şehitlerin adının fidanda yaşatılması istedi.

 Kahraman’ı dinlemekten duyduğu memnuniyeti ifade eden rektör yardımcısı Prof. Dr. Pektaş, Karabük’ün manevi tapu senedini almaktan büyük onur duyduğunu, şehitlerin isimlerini fidanda yaşatacaklarının sözünü vererek günün anısına Kahraman’a Safranbolu’nun sembolü tarihi evin maketini hediye etti. Konferans sonrası Kahraman Üniversite bünyesindeki Televizyon kanalında röportaj yaptı. (Gebze Gazetesi)

Vefatının 540. Yılında Fatih Hünkar Çayırı’nda Anıldı

Tarihe ve ecdadımıza vefa borcumuzu ödemenin huzuru içindeyiz.

Fatih Sultan Mehmet, vefatının 540. yılında Gebze Hünkar Çayırı’nda dualarla anıldı.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, mesaj yayınladı.

TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere, ulusal ve bölgesel basın anma etkinliğine geniş yer verdi. Fatih’le ilgili TRT’ye açıklama yaptık.

https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/avrasyadan/cag-acip-cag-kapatan-hukumdar-fatih-sultan-mehmet/60904aea01a30a32342203ca

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  anma etkinliklerini Hünkar Çayırı’ndan canlı yayınladı.

https://fb.watch/5g8YgTXrB_/

https://fb.watch/5g93kICp0m/

Anadolu Ajansı, Hünkar Çayırı’na yapılacak Fatih Müzesi ve Millet Bahçesi ile ilgili Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ile yaptığı söyleşiyi manşetten yayınlandı.

https://www.aa.com.tr/tr/yasam/millet-bahcesine-donusturulecek-hunkar-cayirinda-sultan-fatihin-hatirasi-yasatilacak/2227787

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  haber ve canlı yayın yaparak medya görevini yerine getirdi.

http://www.gebzegazetesi.com/gundem/hunkar-cayirinda-sultan-fatihin-hatirasi-yasatilacak-h36664.html

AA’nın Haberi Ulusal Basında

https://www.haberler.com/fatih-sultan-mehmet-son-otagini-kurdugu-hunkar-14108120-haberi/

Fatih Sultan Mehmet için vefatının 540. yılında son otağını kurduğu Kocaeli’nin Gebze ilçesindeki tarihi Hünkar Çayırı’nda anma programı düzenlendi. Gebze Belediyesince, Fatih Sultan Mehmet’in anısına 4. Mehmet döneminde Sadrazam İbrahim Paşa tarafından 1659 yılında yaptırılan Hünkar Çeşmesi önünde düzenlenen programda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında az sayıda katılımcı yer aldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan anma programında konuşan Gebze Kaymakamı Mustafa Güler, Hünkar Çayırı’nın, Fatih Sultan Mehmet’in, 27 Nisan 1481’de çıktığı sefer sırasında ordusuyla mola verdiği ve son otağını kurdurduğu alan olduğunu belirterek, “540 yıl önce burada rahmeti rahmana kavuşan, cihan imparatoru, Osmanlı’nın Balkanlara açılmasında önemli rolü olan Fatih Sultan Mehmet’i rahmetle, şükranla anıyoruz. Fatih Sultan Mehmet Han’a Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadesini kullandı. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ise Fatih’in bir çağı açıp, bir çağı kapadığını vurgulayarak, “Aynı zamanda bu milletin neler yapabileceğinin bir örneğini de gelecek nesillere aktardı. Bugün burada kendisini anıyor olmaktan mutluyuz. İnşallah bundan sonraki yıllarda daha geniş kapsamlı anma programlarını icra ederiz.” dedi. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülfettin Çelik de Fatih Sultan Mehmet’in bilim, sanat ve adalette açtığı çağ ile zekası, becerileri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savunma sanayisinin gelişimindeki rolü üzerine konuşma yaptı. Anma programı, Gebze Müftüsü Selçuk Kılıçbay’ın dualar okumasıyla sona erdi

***

Millet Bahçesi Oluyor

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’dan, Anadolu Ajansı’na Millet Bahçesi açıklaması.

Millet bahçeleri projeleri arasında, taşıdığı tarihi misyonla ön plana çıkan Hünkar Çayırı’nda, hayata geçirilecek projeyle Fatih Sultan Mehmet’in hatıraları yaşatılacak.

Gebze Belediyesi tarafından en son 2018’de düzenlenen güreşlere yıllarca ev sahipliği yapan tarihi Hünkar Çayırı’nın, millet bahçesi ve İstanbul’daki Panorama 1453’e benzer bir yapıyla hizmet vermesi kararlaştırıldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Gebze Belediyesi iş birliğinde yürütülen proje sayesinde, Gebze’deki Marmaray istasyonuna da yakın olan Hünkar Çayırı’nın cazibe merkezi olması bekleniyor.

Tarihi alan kültür turizmine kazandırılacak

Proje alanında, ilave donatıları dahil olmak üzere yaklaşık 4 bin 200 metrekarelik kapalı alanıyla Fatih Sultan Mehmet Han Müze binası, 1250 metrekarelik açık alan üzerinde Hünkar Çadırı grubu, 1250 metrekarelik açık alan üzerinde Sadrazam Çadırı grubu ve 500 kişilik kafeterya yer alacak.

Gebze Belediyesinin her yıl 3 Mayıs’ta Fatih Sultan Mehmet için anma töreni gerçekleştirdiği Hünkar Çayırı’ndaki namazgah ve çeşme yapıları da restore edilecek.

Fatih Sultan Mehmet’in hayatı ve yaptıklarının gelecek kuşaklara aktarılması ile tarihi alanın kültür turizmine kazandırılması için hazırlanan projenin, ihalesi ise 31 Mayıs’ta yapılacak.

“Atalarımızın o dönem nasıl mücadele ettiğini hatırlayacaklar”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, millet bahçeleriyle ilgili çalışmaların kentin birçok noktasında devam ettiğini, Hünkar Çayırı’nın, tarihi önemine uygun bir alan haline getirilmesini sağlayacaklarını söyledi.

Büyükakın, Hünkar Çayırı’nın, millet bahçesi niteliğiyle ön plana çıkacağına işaret ederek, bu alanın bölgenin yanı sıra Türkiye için de cazibe merkezi olacağını vurguladı.

Alanda millet bahçesi niteliğinde rekreasyon ve çocuk oyun alanları bulunacağını anlatan Büyükakın, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet Han’ın otağını canlandıran bir kısmın da yer alacağını kaydetti.

Büyükakın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın millet bahçelerine verdiği öneme değinerek, “Vatandaşlarımız, tarihi alanda hem yürüyüşlerini yapacak hem de atalarımızın o dönem nasıl mücadele ettiğini hatırlayacaklar.” ifadesini kullandı. (Kaynak: AA)