Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a Fatih ve Gebze Hünkâr Çayırı Mektubu

Hünkar Çayırı’nın Türkiye gündemine gelmesi ile ilgili yıllardan beri mücadele verip haber, yazı, TV programları, belgeseller çekip yayınlıyor, konferans ve seminerlere katılıyorum.

Fatih’in Gebze Hünkar Çayırı’nda vefat edişinin 540. yıldönümü ile ilgili ve Fatih’in gençlere rol model örnek hayatı ile ilgili hazırladığımız belgesel sinevizyonunu sizlerle paylaşıyorum.

Geçtiğimiz yıl 3 Mayıs 2020’de bu köşede Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’a hitaben yazdığım makaleyi bir kez daha sizlerle paylaşarak, Fatih’i vefat yıl dönümünde bir kez daha rahmet ve şükranla anıyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=4197&t=makale

***

Sayın Erdoğan’a Fatih ve Gebze Hünkâr Çayırı Mektubu

Saygıdeğer Cumhurbaşkanım, çağ açıp çağ kapayan Fatih Sultan Mehmet Han, 3 Mayıs 1481 yılında Gebze’de vefat etmişti. Daha önce Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gebze Teknik Üniversitesi ve Gebze Belediyesi tarafından 3 Mayıs’ta Fatih Sultan Mehmet Han’ın vefat yıl dönümü ile ilgili uluslararası sempozyum ve paneller düzenlenmiş, Hünkâr Çayırı’nda toplu Cuma namazı kılınarak Fatih Sultan Mehmet Han vefat yıl dönümünde rahmet, minnet ve şükranla anılmıştı. Bu yıl, malum korona virüs salgını bu faaliyetlerin geniş çaplı olarak yapılmasını engellese de Gebze Belediyemiz, sağlık önlemleri ve sosyal mesafeye dikkat edilerek, Fatih otağında anma düzenleyerek şu mesajı yayınladı…

VEFATININ YILDÖNÜMÜNDE

 “Biz toprakları değil, gönülleri fethetmeye gidiyoruz.” sözünün sahibi, çağ açıp çağ kapatan ve 3 Mayıs 1481’de, Gebze Hünkar Çayırı’nda hayata gözlerini yuman İstanbul Fatihi, Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve Cümle Şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Bugün 3 Mayıs 2020’de, Gebze Hünkar Çayırı’nda sosyal medya ve canlı yayın formatında anma programı yapılacak…” bilgisinin verilmesine sevindik. Gazetemiz erken baskıya girdiği için yapılan anma töreni daha sonra yayınlanacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, bölge ile yakından ilgilenerek, Fatih’in 3 Mayıs’ta vefat ettiği Gebze Hünkâr Çayırı’nı millet bahçesi ilan edip, çok büyük bir hizmet yaparak buranın korunup gelecek kuşaklara emanet edilmesine vesile oldu.

Sayın Cumhurbaşkanım, çağ açıp çağ kapatan, İstanbul’u fethederek peygamberimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın emaneti ve aziz hatırası olan ve 3 Mayıs 1481 yılında vefat ederek ebediyete yürüdüğü Hünkâr Çayırı ile ilgili Gebze kamuoyu olarak, yakın ilgi ve alakanızı sürdürmenizi bekliyoruz.

Hünkâr Çayırı çevresinde, özellikle Fatih Anıtı ve 400 yıllık Hünkâr Çeşmesi’nin yanından ve birinci derece sit alanı olan bu bölgeden İstanbul sınırları içindeki Askeri Bölge Piyade Kışlası’ndan yol açılması bizleri endişeye sevk etmekte…

Sayın Cumhurbaşkanım, Millet Bahçesi ilan ettiğiniz Gebze Hünkâr Çayırı’nda, belediye tarafından yapılması planlanan anıt ve müze ile ilgili yakın ilgi ve desteğinizi isteyerek, Hünkâr Çayırı’na yapılacak müze ve anıtın betonlaşmaya mahal vermeden Fatih’e yakışır bir kültür ve sanat eseri olmasını, yapılacak proje ile ilgili yarışma açılıp en iyi projenin ortaya çıkarılmasını bekliyoruz.

Bölgeyi yakından tanıyan, Hünkâr Çayırı ve Fatih otağının son 38 yılının canlı şahidi olarak, Hünkâr Çayırı Fatih Sultan Mehmet Han Millet Bahçesi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yılı prestij projelerinden birisi olmasını istiyor, bölge ile ilgili bugüne kadar yaptığım araştırma ve çalışmalardan bir bölümünü yüksek bilgilerinize arz ediyorum. Selam ve saygılarımla…

İsmail Kahraman

Gazeteci ve Belgesel Yönetmeni

www.devrialem.tv   www.gebzegazetesi.com 

***

İletişim Başkanı Sayın Fahrettin Altun Bey’in dikkatine

Sayın Başkanım, sizler eğitiminizi Gebze’de aldınız, Gebze’yi yakından tanıyıp biliyorsunuz. Fatih Sultan Mehmet Han, 3 Mayıs 1481’de Gebze’de vefat etti. Vefat yıl dönümü ile ilgili, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı olarak bir anma mesajı yayınlarsanız, bu önemli günün bilinip hatırlanmasına vesile olmanızı Gebzeliler adına istiyoruz. Hünkâr Çayırı üzerinde bugüne kadar birçok oyun oynanmaya çalışıldı.  Hünkâr Çayırı ile bizzat ilgilenen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın burayı Hünkâr Çayırı Fatih Sultan Mehmet Han Millet Bahçesi ilan ederek sahip çıkması büyük takdir ve sevinçle karşılandı. Fatih’in vefat yıl dönümü ile ilgili TRT ve Anadolu Ajansı’nda, 3 Mayıs’ta bir yayın olmaması gerçekten üzücü. Fatih’in hayatı, gençlerimize rol model olmalıdır. Sosyal sorumluluk ve Fatih’e vefa borcumuzu ödemek için 38 yıldan beri bölgede gazeteci ve belgeselcilik yapan biri olarak, tarafımdan hazırlanıp sunulan ve birçok TV kanalında yayınlanan Fatih ile ilgili birçok belgesel çekerek, tarihimize vefa borcumuzu ödemeye çalıştım. Bir Gebzeli olarak, Gebze Hünkâr Çayırı ile yakından ilgilenmenizi Gebze kamuoyu adına bekliyor TRT ve Anadolu Ajansı’nın özel bir program yapmasını istiyoruz. Fatih’in gençlere rol model hayatını anlattığımız belgesel sinevizyonunu yüksek bilgilerinize arz eder, selam ve saygılarımı sunarım.

Telif ücreti almadan ulusal ve bölgesel TV kanallarına gönderdiğimiz, Fatih Sultan Mehmet’in gençlere rol model hayatı belgesel sinevizyonu linkini sizlerle paylaşıyoruz.

İsmail Kahraman

Gazeteci ve Belgesel Yönetmeni

www.gebzegazetesi.com

(Kaynak: Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com 3 Mayıs 2020)

Fatih Sultan Mehmet Han’a Vefa!

Fatih Sultan Mehmet Han’ın 3 Mayıs 1481’de Gebze’de vefatının 540. yıl dönümü anısına, TRT ve Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü Hünkar Çayırı’ndan özel program yapabilirdi.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Millet Bahçesi ilan ettiği Hünkar Çayırı ile ilgili özel yayınlar yapması için İletişim Başkanı Sayın Fahrettin Altun Bey’in TRT ve Anadolu Ajansı Genel Müdürüne bilgi vermesini, Gebze kamuoyu adına istiyor ve bekliyoruz.

540. yıl, sembolik önemi olan bir yıl, boş geçmemeli. Kocaeli’nin yöneticileri 3 Mayıs’ta (bugün) Hünkar Çayırı’nda düzenlenecek Fatih’i anma etkinliğine tam katılım gösterse keşke… Maalesef Kocaeli’yi yöneten bir çok ilgili ve yetkili, Hünkar Çayırı’nın nerede olduğunu bile bilmiyor.

Fatih ve Gebze Hünkar Çayırı

Çağ açıp, çağ kapayan, İstanbul’u fethederek peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in hadisine nail olan Fatih Sultan Mehmet Han, bugün Gebze’de düzenlenecek programla anılacak. 3 Mayıs 1481 yılında, sefere çıktığı sırada Gebze Hünkar Çayırı’nda hayatını kaybeden Fatih Sultan Mehmet Han için, Hünkar Çayırı Otağ alanında anma programı tertip edilecek.

Gebze Belediyesi tarafından düzenlenen anma programında Kur’an okunup, konuşmalar yapılacak.

Fatih’i anma programına Kocaeli yine ilgisiz, keşke bu anma programına Kocaeli Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkanı öncülük edip, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vefat yıl dönümü Kocaeli ve Türkiye gündemine getirilseydi.

Fatih’in vefat yıl dönümü dolayısı ile bizde Devri Alem Belgesel olarak hazırladığımız Fatih Sultan Mehmet’in Gençlerimize Örnek Hayatı ve Hünkar Çayırı belgeselini kamuoyu ile paylaşıyoruz. Hazırladığımız bu belgeselin görüntülerini Youtube’da

https://www.youtube.com/watch?v=LiJHCzXLrh4 linkinden izleyebilirsiniz.

Devrinin en önemli inovasyon sembol isimlerinden olan, aynı zamanda şair olan, İstanbul’u fetheden topların çizimini gerçekleştiren Fatih, henüz 19 yaşındayken 6 dili çok iyi biliyor ve konuşabiliyordu. Daha gencecik denilebilecek 21 yaşında İstanbul’un fethine mazhar olan, tahta ilk çıkışını ise 14 yaşındayken yapan Fatih Sultan Mehmet’in hayatı, gerçekten gençlerimize örnek olacak şekilde olaylarla dolu. Bizlerde Fatih’in bu örnek hayatını belgeselleştirmenin sevinç ve mutluluğunu yaşıyoruz. Fatih’i, hayatını kaybettiği Gebze’deki Hünkar Çayırı’nda anacak olmak da hatırasına sahip çıktığımızın en güzel göstergesi.

Fatih Sultan Mehmet, sadece Gebze için değil, Türk-İslam tarihi içinde büyük önem taşıyan bir padişah. Bir rivayete göre Doğu Seferi, başka bir rivayete göre ise Roma seferi öncesinde Gebze’de Otağ kurduğu sırada 3 Mayıs 1481’de zehirlenerek öldürüldü. Gebze Belediyesi uzun bir süredir Fatih için anma programları düzenlerken, Fermanlarını da kitaplaştırarak kültür dünyamıza önemli bir eser kazandırdı. Her yıl yapılan Fatih anmaları bu yıl da Gebze Belediyesi tarafından sade bir anma toplantısı ile gerçekleştirilecek.

Gebze Belediyesi tarafından basına yapılan anma toplantısı davetiyesinde, şu bilgilere yer verildi.

HÜNKAR ANMASINA DAVET

Fatih Sultan Mehmet Han, vefatının sene-i devriyesinde 3 MAYI PAZARTESİ GÜNÜ vefat ettiği TARİHİ HÜNKAR ÇAYIRINDA ÖĞLE NAMAZINA MÜTEAKİP düzenlenecek programla anılacaktır. Anma programına basınımızın tüm güzide temsilcileri davetlidir.

·         Öğle namazı tarihi alanda eda edilecek

·         Kur’an tilaveti / dua

·         Protokol konuşmaları

Gebze Bilişim Vadisi’nden İki Canlı Yayın ve Düşündürdükleri

Gebze’de 200 yıllık tarihi geçmişi olan Küçükbaş Hayvan Çiftliği ile Bilişim Vadisi’nin yan yana faaliyet göstermesi bize hem bilişimin hem de tarım ve hayvancılığın önemli olduğunu anlatıyor.

Gebze Muallim Köy’de, TRT Gebze muhabirliği yaptığım yıllarda çevre ile ilgili uzun bir program çekilmesine de öncülük etmiştik. Bugünkü makalemde bu konuları işleyeceğim.

Bilim, teknoloji ve sanayi merkezi olan Gebze bölgesinde, tarım ve hayvancılık da yapılıyor. Gebze Gazetesi olarak bölgemiz ile ilgili araştırma yapıp, yayın yapmaya devam ediyoruz.

Gazetemizde, bugün iki ayrı canlı yayını sizlerle paylaşıyoruz.

Kiraz ve üzümleri ile ünlü Gebze’de kiraz ağaçları çiçek açtı, köy hayatı devam ediyor. Pandemi günlerinde tarım, hayvancılık ve köy hayatının önemi daha iyi anlaşıldı.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com,  Gebze Muallim Köy’de Bilişim Vadisi yanında 200 yıldır küçükbaş hayvan besiciliği yapan çiftlikten canlı yayın yaparak tarihe not düştü.

İki ayrı canlı yayın linklerini sizlerle paylaşıyor, yorumlarınızı bekliyorum.

https://fb.watch/5boaj3qaSd/

https://m.facebook.com/gebzeningazetesi/videos/404353890641340/

***

Haber Türk TV’nin Bilişim Vadisi’nden canlı yayını

28 Nisan 2021 günü gece, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank Gebze Muallim Köy’de bulunan Bilişim Vadisi’nde Haber Türk TV’nin canlı yayın konuğu olarak, gündemdeki konularla ilgili Veyis Ateş ve Mehmet Akif Ersoy’un sorularını cevaplandırıp, önemli açıklama yaptı.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  olarak programın bir bölümünü canlı yayınlayarak okurlarımızın bilgilerine sunduk.

Bilişim Vadisi’nden Muallim Köy’deki Bilişim Vadisi, Dilovası bölgesi ve Körfez Osmangazi Köprüsü’nün muhteşem gece manzarası insanı etkilemekte.

Canlı yayın linkini sizlerle paylaşıyor, görüş öneri ve yorumlarınızı bekliyoruz.

https://fb.watch/5bov6DrVQO/

***

Daha önce Gebze Gazetesi’nde yayınlanan Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yazdığım, Gebze Bilişim Vadisi ve Muallim Köy başlıklı yazımı sizlerle paylaşıyorum.

***

Bilişim Vadisi ve Muallim Köy

Dilovası Organize Sanayi Bölgesi Körfez Osmangazi Köprüsü ve en önemlisi Bilişim Vadisi ile gündeme gelen Dilovası’nda 26 yıldır fazla bir şey değişmedi. Halen çevre konusunda sıkıntılar yaşanıyor. Kanalizasyon bile yok. Hafriyat çöplüğü haline geldi. Bilişim Vadisi’nin de ne olacağı tam belli değil, vatandaşların tapulu yerlerinin üzerinde büyük oyunlar planlanıyor. Biz Muallim Köy ile ilgili 26 yıl önce devlet Televizyonu TRT 2’de bir program hazırlayıp yayınlatmıştık. Muallim Köy’de 26 yıldır değişen bir şey yok halen sorunlar yaşanıyor. 41 yıldan beri gazetecilik yapıyorum. En çok yazı ve TV programı hazırladığımız konulardan birisi de çevre. Çevre kirliği ve çevreye sahip çıkılması ile ilgili birçok yazı ve programımız bulunuyor. 5 Haziran, Dünya Çevre günü haftası. Türkiye’de en çok çevre felaketi yaşanan bölge Marmara ve Kocaeli bölgesi. Kocaeli bölgesi plansız sanayi yüzünden adeta yaşanmaz hale geldi. Son 35 yıldır Gebze bölgesinin adeta canlı şahidi olarak, Gebze’nin nereden nereye geldiğini dün gibi hatırlamaktayım. Çevrenin nasıl bilinçsizce yok edildiğini yeşil ve doğal güzelliklerimizin nasıl yok olduğunu kültürel mirasımıza nasıl sahip çıkamadığımızı bir gazeteci ve belgeselci olarak, belgeleyip gelecek kuşaklara bıraktık.

TRT 2 KANALINDA 26 YILLIK PROGRAM

Dünya çevre günü dolayısıyla bugüne kadar çevre ile ilgili yaptığım çalışmalar ve hazırladığım belgesellerin arşiv dökümünü incelemek istedim. Bu konuda ansiklopedik bilgiler, araştırma yazıları, televizyon programları ile birçok bilgi ve belge toplanmış. Bunlardan en önemlisi bundan tam 26 yıl önce yani çeyrek asır önce, 1990 yılında TRT ve Anadolu Ajansı Muhabiri olarak Muallim Köy’de yaşanan içme suyuna kimyasal atık karışması ve taş ocaklarının bölgeyi nasıl tahrip ettiği ile ilgili hazırladığımız belgesel TV programı, o dönem Türkiye Radyo Televizyon Kurumunun 2. kanalı olan TRT 2’de Market programında yayınlanmıştı. Bu programı arşivimizden alarak çeyrek asır sonra olduğu gibi hiçbir şeyine dokunmadan sizlerle paylaşmak istedik. Bu programda çevrenin nasıl yok edildiği, insan sağlığının nasıl hiçe sayıldığını, içme suyuna nasıl zehirli atıkların karıştığını, taş ocakları nasıl bölgenin tahrip edildiğini gündeme getirdik. Aradan 26 yıl geçti. Aynı sorunlar bölgede devam ediyor. Taş ocakları yine gündemde. İçme sularımız Yuvacık Barajı suyu ile temiz olsa da birçok sanayi kuruluşu atıklarını vahşi bir şekilde çevreye atıyor. Arıtma tesislerine rağmen arıtılmadan doğaya bırakılan atıklar zaman zaman gündeme geliyor. 26 yıl önce hazırladığımız programı internet üzerinden de kamuoyu ile paylaşarak 26 yıl önce ve 26 yıl sonra ne olduğunu nelerin yaşandığını kamuoyuna açıklayarak tarihe not düşüp, zamana noterlik yapmak istedik. Konuyu, canlı makale ve belgeleri ile ekranlara getiriyoruz. www.kocaeli.gebze.tv ’den hazırladığımız canlı makaleyi izleyebilirsiniz. (Kaynak: Gebze Gazetesi)

Vali ve Büyükşehir Başkanı’ndan, Fatih Vefa Bekliyor

Kocaeli Valisi Sayın Seddar Yavuz ve Kocaeli Büyükşehir Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’ın katılımı ile Fatih Sultan Mehmet Han, 3 Mayıs 1481’de vefat ettiği Gebze Hünkar Çayırı’nda anılmalı.

Kocaeli’den birçok yetkilinin ve ilgilinin bugüne kadar bir kez olsun Hünkar Çayırı’na gelmemesi Kocaeli’nin büyük bir ayıbıdır.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com  olarak yaptığımız araştırmada, Kocaelili birçok yetkili Gebze bölgesindeki tarih ve kültür turizminin, marka değere sahip kültür değerlerinden habersiz.

Fatih Sultan Mehmet Han’ın 3 Mayıs’ta vefat ettiği Gebze Hünkar Çayırı’nda, Vali Sayın Seddar Yavuz ve Büyükşehir Başkanı Sayın Tahir Büyükakın’ında katılımı ile pandemi kurallarına uygun, sembolikte olsa bir anma toplantısı düzenleyerek, Fatih Sultan Mehmet Han’a hak ettiği değer verilmeli.

Fatih’in Gençlere Rol Model Hayatı

Gençlerimize milli ve tarihi değerlerimizi anlatmak için rol model devlet adamlarımızdan birisi olan Fatih Sultan Mehmet Han’ın hayatını gençlerimize örnek olması amacıyla anlattığımız, ‘Fatih’in Gençlere Rol Model Hayatı’ ismi ile hazırladığımız ve bir çok TV kanalına telif ücreti almadan gönderdiğimiz belgesel sinevizyonu sizlerle paylaşıyor, Başta TRT ve Anadolu Ajansı olmak üzere ulusal ve Kocaeli’deki medya kuruluşlarının Fatih’in vefat ettiği Hünkar Çayırı’ndan canlı yayın yapmalarını istiyor ve hazırladığımız belgeseli sizlerle paylaşıyorum.

Fatih’in Gençlere Rol Model Hayatı Belgeseli

Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de yayınladığımız makalenin linkini sizlerle paylaşıyorum.

https://m.facebook.com/gebzeningazetesi/posts/2696985013746512

***

2 Yıl Önce Ne Yazmıştık

Konuyla ilgili, yıllardan beri gazeteci ve belgeselci olarak yazılar yazıyor, belgesel TV programı çekiyoruz. 2 yıl önce 29 Nisan 2019’da Hünkar Çayırı ile ilgili Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com ve Gazete Gebze’de www.gazetegebze.com.tr yer alan Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum.

***

Vefat yıl dönümünde Fatih, Devletten Vefa Bekliyor

Gebze Hünkar Çayırı sahipsiz ve açık hava meyhanesi oldu. Etraf, çöplük ve perişan.

Valilik ve Belediye, anma toplantısı düzenlemeli…

Çağ açıp çağ kapayan, İstanbul’u fethederek peygamberimizin övgüsünü kazanan, Kocaeli’nin Çayırova ilçesinin de adını aldığı Fatih Otağında 3 Mayıs 1481 tarihinde vefat eden Fatih’in, vefat ettiği Hünkar Çayırı’nda anılması için Kocaeli Valisi Sn. Hüseyin Aksoy, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Tahir Büyükakın’a tarihi görev düşüyor. Fatih Sultan Mehmet Han’ın, vefat yıl dönümü 3 Mayıs’ta Gebze Hünkar Çayırı’nda devlet töreni ile anılmalı.

Hünkar Çayırı ve Fatih Otağı, açık hava meyhanesi olmaktan kurtarılmalı…

Gebze Hünkar Çayırı tam anlamı ile sahipsiz. Gebze eski belediye başkanı Adnan Köşker tarafından daha önce Erzincanlılar Vakfı’na satılması için lobi yürütülmüş, Adnan Köşker yerin ilgili vakfa satılması için basına açıklama yapmıştı. Olayla ilgili kamuoyundan gelen tepkiler üzerine satıştan vazgeçilmişti.

Yine Adnan Köşker ve Tuzla Belediye Başkanı iş birliği ile Tuzla Piyade Okulu’ndan Hünkar Çayırı’na yol açılmış, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’nın karşı çıkması üzerine yol açılması durdurulmuştu.

Cumhurbaşkanı’ndan Millet Bahçesi Açıklama

Bugün birçok kurum ve kuruluş Hünkar Çayırı üzerinde gizli rant planları yaparken, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Hünkar Çayırı ve Fatih Otağının bulunduğu alanın millet bahçesi olacağını açıklamış, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise Hünkar Çayırı’nın Fatih’e yaraşır halde düzenleneceğini, seçim beyannamesinde halka paylaşmıştı.

Fatih’in vefat yıl dönümü olan 3 Mayıs yaklaşırken, Hünkar Çayırı ve Fatih Otağının açık hava meyhanesi ve çöplük olması tepkilere neden oluyor.

http://www.belgeselyayincilik.com/devlet-hunkar-cayirina-sahip-cikmali

Hünkar Çayırı’ndan Çayırova’ya Belgeseli

İlim Kültür Tarih Araştırmaları İKTAV Belgesel Yayıncılık www.iktav.com ve www.devrialem.tv olarak hazırlayıp, birçok TV kanalına gönderdiğimiz Fatih’in vefat ettiği Hünkar Çayırı ile ilgili ‘Hünkar Çayırı’ndan Çayırova’ya’ Devri Alem Belgesel programımızı izlemek için tıklayın.

Veba Salgını ile Savaş ve Soykırım Yalanı

Dünya korona vebası ile savaşırken devlet ve millet olarak biz, bir de sözde Ermeni soykırım yalanı ile mücadele ediyoruz. Bugünden önlem almasak 19 Mayıs’ta sözde Rum Pontus soykırım yalanı ile mücadele etmek zorunda kalacağız.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın yaptığı açıklama çok önemli…

Veba salgını ile ilgili gazeteci ve belgeselci olarak bilgi, belge ve arşiv toplayıp anılarımı yazarak, tarihe not düşmeye devam ediyorum.

İkinci doz Kovid aşımızı olduk çok şükür, Allah cc devlete ve millete zeval vermesin.

27 Nisan 2021 tarihinde gece yarısı, adını ünlü Türk bilgini Farabi’den alan deprem şehidi milletvekili merhum Alaettin Kurt’un eseri Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kovid aşımızı olarak koronaya karşı silahlandık.

Dünya insanlığına savaş açan görünmez düşman korona ile savaş, mücadele ve sınavımız devam ediyor. Sağlık ordumuza bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Aşı olmaya hazırlandığım gün, Türkiye’de 17 gün tam kapanma kararı alındı. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, 29 Nisan-17 Mayıs 2021 tarihleri arasında Ramazan Bayramı’nı da kapsayacak şekilde tam kapanma kararını duyurdu.

İnşallah bu son kapanma olur. Ülkemiz ve dünya, korona vebası savaşını kazanır. Bizde koronaya karşı maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyarak savaşa katılıp, ‘hayat eve sığar’ diyerek evde kalalım.

Farabi Kimdir?

Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne adını veren Farabi ile ilgili hazırladığımız belgeseli sizlerle paylaşıyor, başta Farabi Hastanesi’nin yapımına öncülük eden merhum Kocaeli Milletvekili Alaettin Kurt ve koronadan vefat edenler olmak üzere, tüm geçmişlerimize rahmet diliyorum. Ruhları için bir Fatiha, üç İhlası Şerif okuyalım. El Fatiha…

Sizleri, dünyanın Aristo’dan sonra ikinci öğretmen kabul ettiği Farabi’nin dünyaya geldiği, belgesel tadında Otrar’a götürüyor ve Farabi belgeselimiz ile baş başa bırakıyoruz.

***

Cumhurbaşkanı’ndan kapanma açıklaması

“Koronavirüs salgınına karşı alınan ve Ramazan Bayramı sonuna kadar sürecek yeni tedbirleri açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “29 Nisan 2021 Perşembe akşamı saat 19.00’dan başlayıp, 17 Mayıs 2021 Pazartesi sabah 05.00’a kadar sürecek şekilde tam kapanmaya geçiyoruz. Bu tarihler arasında kesintisiz sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır. İçişleri Bakanlığı genelgesinde belirtilen üretim, imalat, gıda, temizlik, sağlık gibi alanlarda istisna tutulan kuruluşlar hariç, tüm işyerleri faaliyetlerine ara verecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın pazartesi günü yaptığı açıklamayı Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com olarak bizde canlı yayınladık. Canlı yayın linkini sizlerle paylaşıyoruz.

Gebze Gazetesi’nin açıklama ile ilgili yaptığı haberin linki.

ABD Başkanına Tepki

Kabine sonrası Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın yaptığı açıklamada en çok sözde Ermeni soykırımı yalanı ve ABD Başkanımı açıklamasına yer verildi. Konuşma, tarihi bilinç ve tarihten ders alma açısından çok önemli. Açıklama’dan özet bir bölümü sizlerle paylaşıyorum.

ABD BAŞKANI BIDEN, HAKSIZ VE HAKİKATLERE AYKIRI İFADELER KULLANMIŞTIR”

Aziz milletim; Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Biden 24 Nisan günü yayınladığı bir mesajda coğrafyamızda bir asırdan daha uzun süre önce yaşanmış acı olaylarla ilgili mesnetsiz, haksız ve hakikatlere aykırı ifadeler kullanmıştır. Hiçbir tarihî ve hukuki temeli olmayan bu ifadeler milletimizin her ferdi gibi bizi de ziyadesiyle üzmüştür. Açıklamadaki ifadelere radikal Ermeni çevrelerin ve Türkiye karşıtı grupların baskısıyla yer verildiğini düşünüyoruz. Ancak bu durum ortaya çıkan tablonun iki ülke ilişkileri üzerindeki yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmıyor.

Türkiye olarak tarihte yaşanan acıların yarıştırılması gibi bir anlayışı kesinlikle insani bulmuyoruz. Ama şayet böyle bir yola girilecekse bu yarıştan alnı ak, vicdani müsterih, kalbi mutmain çıkacak tek millet ve devletin biz olduğunu da hatırlatmak isteriz. Amerika ve Avrupa başta olmak üzere bize soykırım ithamını yönelten çevrelerin hepsi de böyle bir mukayese sonrasında insan içine çıkamayacak hâle gelecektir.

Esasen son iki asırda en büyük sivil can kayıpları ve buna bağlı nüfus hareketleri Osmanlı coğrafyasında, yani bizim vatanımızda olmuştur. Osmanlı, Balkanlardan ve Kafkaslara uzanan topraklarındaki nüfusunun neredeyse yarıya yakınını oluşturan 10 milyon insanının yarısı ölüm, yarısı sürgün acısını yaşamıştır. Üstelik bunu biz söylemiyoruz, bizzat Batılı tarihçiler ifade ediyor.’’

Sayın Cumhur Başkanının yaptığı geniş açıklamanın linkini sizlerle paylaşıyorum.

https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/127723/-29-nisan-2021-persembe-aksami-baslayip-17-mayis-2021-pazartesi-sabahina-kadar-surecek-sekilde-tam-kapanmaya-geciyoruz-

Evet tarihi günlerden geçiyor, korona vebasına karşı insanlık ve tüm dünya devletlerinin verdiği mücadele ve savaşa canlı şahitlik yapıyoruz. Bu mübarek Ramazan ayında bu veba salgınından devlet ve milletimiz başta olmak üzere, tüm insanlığı koruyup kurtarması için dua edelim. En kısa zamanda eski günlere dönelim inşallah…

Tarihi Gerçekler ve Ermeni Meselesi

24 Nisan tarihinde, sözde Ermeni soykırımı yalanıyla dünya bir kez daha meşgul ediliyor. Birçok dünya devleti ve özellikle batı dünyası, dost ve müttefik diye baktığımız devletler sözde Ermeni soykırım yalanını tanımak adına çaba sarf ediyor. Ermenistan yanı başımızda bir küçük devlet. Biz, Devri Alem ekibi olarak 2011 yılında Gürcistan üzerinden Ermenistan’a gidip bir yazı kaleme almış Ermenistan’da neler olup bittiğini belgeselleştirmiştik.

1915 yılında Osmanlı’nın en karanlık ve en sıkıntılı dönemi olan 1. Dünya Harbi’nde Rusların kandırdığı Ermeniler, Osmanlıyı arkadan vurmuş ve çok büyük mezalimler yaşanmıştı. Yüzbinlerce Türk ve Müslüman, Ermenilerce Anadolu’nun birçok yerinde katledilmişlerdi. Uzağa gitmeye gerek yok bugün Kocaeli ve ilçeleriyle ilgili araştırmalar yaptığımızda karşımıza gerçekten korkunç manzaralar çıkıyor.

KOCAELİ’DE ERMENİ ZULMÜ

İzmit merkezde bir gecede 300 Müslüman Türk vatandaşı Ermeni ve Rumlarca katledilmişti. Gölcük ve Karamürsel’de binlerce savunmasız, masum kadın ve çocuk Ermeni ve Rum çetelerinin mezalimine kurban gitmişti. Acaba kaç Kocaelili bölgedeki Ermeni ve Rum vahşetini biliyor, araştırıyor?

Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali, Ermeniler hem suçlu hem güçlü. Anadolu’da Birinci Cihan Harbi süresince Türkleri arkadan vurarak birçok yerde isyanlar çıkartıldı, yüz binlerce insanımız Ermeni ve Rum isyanlarında şehit oldular. Bugüne kadar Anadolu’daki Ermeni mezalimiyle ilgili ne bir ciddi belgesel ne de ciddi bir film yapılamadı. Ermeni milliyetçileri ise sözde Ermeni soykırım yalanını onlarca film yaparak dünya kamuoyunu yanılttılar ve yönlendirdiler.

Ermeni mezalimi ile ilgili bugüne kadar birçok makale ve haber kaleme aldım. Devri Alem Belgesel TV Programı olarak programlar hazırladım. Ermenistan’a giderek araştırma yapıp, belgesel bile çektim. Tutuklanıp hapse atılma pahasına Ermenistan’ın başkenti Erivan ve ikinci büyük şehri Gümrü’de araştırmalar yaptım. Tarihe not düşüp zamana noterlik yaptık.

DEDEM ERMENİ MEZALİMİNDE ŞEHİT OLDU

Ermeni mezalimine birçok insanımız kurban gitti. Onlardan birisi de babamın babası Dedem İbrahim Kahraman’dı. 1914’ün sonlarında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde isyan eden Ermeniler, Şebinkarahisar’ı ele geçirirler. Asker olarak Şebinkarahisar’ı kurtarmaya giden dedem, Ermeniler tarafından su kuyularına atılan zehirlerle, diğer askerlerle birlikte zehirlenir, sonra da tedavi gördükleri hastane yakılarak şehit edilirler. Dedem gibi yüzlerce Mehmetçik Şebinkarahisar’da Ermeniler tarafından şehit edilmiştir.

DEDEMİN MEZARINDA FATİHA

Belki en son gideceğim ülke idi Ermenistan. Çünkü Ermenistan ile ilgili birçok yazı kaleme alıp TV programı çekmiştim. Sadece ben değil, Anadolu insanı Ermenilerden çok çekmişti.  1914’te asker olan dedem İbrahim Kahraman (Kandazoğlu) Giresun iline bağlı Şebinkarahisar ilçesinin Ermeni işgalinde, şehit olmuştu. Dedemin burada birçok askerle Şebinkarahisar’ı Ermeni işgalinden kurtardıktan sonra Suşehri yakınlarından önce Ermeniler tarafından içecekleri su kaynaklarına zehir katılmasıyla zehirlenir, ardından da kaldırıldığı hastane Ermeniler tarafından yakıldığı için dedemle birlikte birçok Mehmetçik şehit olmuştu.

Ermenistan’a giderken dedemin kemiklerini sızlatmak istemiyordum. Akşamın geç vakti olmasına rağmen Suşehri garipler (Şehitler) mezarlığında durarak dedemin ruhuna Fatiha okuduktan sonra Ermenistan yollarına düştüm. Erzurum’a geldiğimizde gecenin geç vakti olmuştu. Kaldığımız otelden sabah erken kalkıp, yeniden yollara düşüyoruz. Pasinler, Horasan, Sarıkamış’ı geçerken araçtan inip, Sarıkamış şehitleri anıtında Fatiha okuduk. Bu bölgeler çok büyük savaş ve mezalim yaşamıştı. 90 bin Mehmetçik bu bölgede karlar altında şehit olmuş, birçok masum insan Ermeni mezalimine kurban gitmişti. Bir insanlık görevi olarak onların ruhuna da Fatiha okumayı ihmal etmedik.

Ermenistan Türkiye ilişkileri ne zaman düzelir diye aklımıza sorular geliyor. Karabağ sorunu çözülür mü yoksa yeniden savaş mı çıkar bilmiyoruz. Ama sonuç olarak bildiğim bir gerçek var sınır kapıları ne kadar kapalı olursa olsun Ermenistan ile resmi diplomatik ilişkimiz yoksa da 10 binlerce Ermeni kaçak olarak Türkiye’de çalışıyor, her gün onlarca tır ve birçok iş adamı Gürcistan üzerinden Ermenistan’a giriş çıkış yapıyor. Temennim, Ermenistan-Türkiye ilişkileri her iki ülkenin menfaatine düzelir, Karabağ sorunu çözülür. Bölge devletleri ve Türkiye’nin menfaati bundan geçiyor.

Türk-Fransız ilişkilerinin gergin olduğu bir dönemde Türk iş adamının Ermeni kilisesine desteğini belgesel görüntülerle ekranlara getirip, Türkiye’nin Ermenistan’a nasıl iyi niyetle baktığını ortaya koyduk. Tarihten düşmanlık değil dostluk çıkartılmalı. Tarihten ders ve ibret alınmalı…

Gerçek Soykırımcı ABD ve Ermenilerdir!

Sözde soykırım yalanını tanıyan ABD’yi lanetliyor, Amerika liderini insanlık alemine ve Müslümanlara yaptıkları soykırım gerçeği ile yüzleşmeye davet ediyorum.

Sözde soykırım yalanı ile ilgili sosyal medyada paylaşılan bazı görselleri sizlerle paylaşıyorum.

Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com’da sözde Ermeni soykırım yalanı ile ilgili araştırmacı gazeteci ve belgesel yönetmeni olarak, Belgeselcinin Not Defteri köşesinde daha önce yazdığım makalelerin linklerini sizlerle paylaşıyorum. Birinci Dünya Harbi’nde dedesi Ermeniler tarafından şehit edilen birisi olarak Ermeni mezalimine karşı ciddi çalışmalar ve araştırmalar yaparak, kamuoyuna bilgi vermeye davet ediyorum.

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=3423&t=makale&fbclid=IwAR0huYa92tBOY770K7ok6lt8L1vQ6gZh_ZI6et8rvMjA5FyKQ_e0n-DRUIg

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1032&t=makale

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1366

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=3923&t=makale

http://www.gebzegazetesi.com/m/?id=1307&t=makale&fbclid=IwAR3YyM3VpsDnquN

https://m.facebook.com/gebzeningazetesi/posts/3128461597265516/?locale=es_LA&refsrc=https%3A%2F%2Fm.facebook.com%2Fgebzeningazetesi%2Fposts%2Fazerbaycan-da-rus-ve-ermeni-mezalimi-azerbaycan-ve-ermenistan-sava%25C5%259F%25C4%25B1-ile-azerbay%2F3128461597265516%2F

Türkiye Olmasa Ermenistan Acından Ölür

Araştırmacı-gazeteci ve belgeselci olarak Ermenistan’a giderek araştırma yapıp, çok zor şartlarda belgesel çektik. Türkiye, sınır kapıları kapalı olmasına rağmen on binlerce Ermenistan vatandaşına göz yumup Türkiye’de çalışmalarına fırsat tanıyarak, insani muamele yapıyor.

Türkiye’den Ermenistan’a, Gürcistan üzerinden gıda ve ihtiyaç maddesi götürüyor.

2011 yılında Ermenistan’a giderek yaptığım araştırma sonrası yazdığım yazıyı sizlerle paylaşıyorum.

https://www.gazetegebze.com.tr/makale/amp/1510

***

ABD’yi Kınıyoruz!

“Sözde Soykırım’’ açıklamasını kınıyor, hükümsüz olduğunu ilan ediyoruz.”

ABD Başkanı Joe Biden’in, sözde “Ermeni Soykırımı’’nı tanıdığı açıklamasına, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere devletin en üst kademesinden ve muhalefet liderlerinden tepkiler çığ gibi gelmeye devam ederken, bizde basın, yayın, medya grubu olarak sözde soykırım yalanını reddediyoruz.

Tarihi gerçeklerle bağdaşmayan, hukuki ve vicdani dayanağı olmayan bu skandal açıklamanın tamamen hükümsüz olduğunu ilan ediyoruz.

“TARİHTE HİÇBİR TÜRK DEVLETİ SOYKIRIMLA İLİŞKİLENDİRİLEMEZ”

Birinci Dünya Harbi’nde Türk milleti kuşatılmış, arkadan hançerlenerek yerli işbirlikçi Ermeni ve Rum azınlıklar tarafından çıkartılan isyanlarla masum insanların öldürüldüğü tarihi bir gerçektir.

1915’te Ermeni çetelerinin Türklere karşı giriştiği katliamlar neticesinde devletin uygulamak zorunda kaldığı tehcir sırasında meydana gelen olayların soykırım olarak nitelendirilmesi her şeyden önce tarihi çarpıtmaktır.

Osmanlı Devleti büyük bir devletti, topraklarında her dine ve her ırka mensup vatandaşları da vardı. Osmanlı, topraklarında yaşayan hiçbir vatandaşını dışlamadığı gibi, zulüm altında da bırakmamıştır. 700 yıl 3 kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti’nde Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’da barış ve huzur vardı. Azınlıklar en huzurlu günlerini Osmanlı döneminde yaşadı. Ne zaman ki Osmanlı yıkılıp Misak-ı Milli sınırlarına çekilmek zorunda kaldı, işte o zaman bıraktığı toprakları kan ve gözyaşı aldı. Kaldı ki, tarihin gerçeklerinde Ermenilerin başka ülkenin topraklarına tehciri değil, Osmanlı topraklarında bir bölgeden başka bölgeye tehciri yani zorunlu götürülmesi söz konusudur.

Tehcirin en önemli nedeni, Ermeniler tarafından çıkartılan isyanlardır.

Anadolu’daki Ermeni isyanlarından birisi Şebinkarahisar isyanıdır.

Osmanlı Ordusu Kafkas Cephesi, Sarıkamış, Erzurum ve Kop Dağlarında ölüm kalım mücadelesi verirken, ordunun ikmal ve lojistik yolu üzerindeki en önemli bölge Şebinkarahisar’da, Ermeniler isyan ederek kaleyi işgal etmişler. Günlerce süren Ermeni işgalinde 500’e yakın sivil ve Türk askeri Ermeniler tarafından şehit edilmiş. Kafkas Cephesi’ne asker, cephane ve erzak sevk edilememiş. Askerlerimiz Sarıkamış ve Kop Dağı cephesinde çok zor şartlar altında vatanı savunmuşlardır.

Bu sadece bir örnektir. Anadolu’daki Ermeni ve Rum azınlığın isyanının bedelini Türk milleti   cephelerdeki savaşları kaybederek, çok ağır ödemiştir.

Şebinkarahisar’daki Ermeni isyanı yaşanmasaydı, ordumuz Kafkas Cephesi, Sarıkamış ve Kop Dağı başta olmak üzere tüm Kafkas Cephesi’ni kazanacaktı.

Sözde soykırımcı Ermeniler ve onların destekçisi ABD, Kafkas Cephesi’nin kaybedilmesinden sonra Ermenilerin Erzurum, Kars, Van ve Bayburt’ta yaptıkları katliamın hesabını vermelidir.

Gerçek soykırımı, Ermeni ve Rum azınlık yapmıştır…

Birinci Dünya Harbi’nin zor günlerinde, Türk milletinin yaşadıklarını bilmeden sözde soykırımdan bahsedenlerin o dönemde asıl Ermeni çetelerinin kadınlarımıza, kızlarımıza, çocuklarımıza yaptığı katliamları görmezden gelmeleri tam anlamıyla akıl tutulmasıdır ve vicdanla, en önemlisi tarihi bilgi ve belgelerle bağdaşmamaktadır. Aziz Türk milletine ve devletine bu iddiaları atanlar, önce geçmişte ve günümüzde kendi insanlık suçu soykırımlarına baksınlar. 200 yıl önce Amerika kıtasına yerleşirken o topraklardaki Kızıl Derilileri nasıl hunharca yok ettiklerine, Afrika’daki zencileri zincire vurup nasıl ülkelerine ve Avrupa’ya köle olarak sattıklarına, 3. dünya ülkelerine demokrasi götürme vaadiyle nasıl Afrika ve Ortadoğu’yu kan gölüne çevirdiklerine bir baksınlar. ABD lideri Biden’in, Ermeni Diasporasına şirin gözükmek amacıyla yaptığı açıklamayı Türk medya camiası olarak şiddetle kınıyoruz ve medeniyetimiz, inancımız ve tarihte kurduğumuz hiçbir devletimizin soykırım iddialarıyla ilişkilendirilemeyeceğini ilan ediyoruz. Bizim tarihimiz şanlı bir geçmişe sahiptir. Talihsiz açıklamanın hukuki dayanağı yoktur ve hükümsüzdür

“ABD başkanı tarihi utanç vesilesi olan sözde soykırımı açıklamasını 3 ay önce Ermenistan’ın işgalci saldırılarında Türkiye’nin desteğiyle kardeş Azerbaycan’ın kazandığı askeri zaferin bir neticesi olarak siyaseten diplomatik bir karşı saldırısı olarak algılarsak, misliyle karşılık verdiğimiz de görülmektedir. Bu bağlamda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin, ABD’nin desteklediği Kuzey Irak’taki bölücü terör örgütlerine karşı yaptığı operasyon tesadüf sayılamaz. Türk silahlı Kuvvetlerimizin sınır ötesi harekâtında, askerlerimizin destekçisi ve duacısıyız. 

Sözde Ermeni ve Rum Pontus yalanlarına karşı, gazeteci ve belgeselci olarak her alanda mücadele edeceğimizi ilan ediyoruz.

Suyun Değeri ve Kur’an’da Su Ayetleri

Su hayattır, su candır. Susuz insan olmaz. Canlılar yok olur, Allah cc insanı ve tüm canlı varlıkları bir damla sudan yarattı.

Su medeniyettir, tüm kadim uygarlıklar su kenarlarına kuruldu. Horasan Eren’leri Derviş’ler dergahlarını su kenarına kurarak, Anadolu’nun Türk İslam medeniyetini geliştirdiler.

Her yıl 21 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü’n teması, suyun değeri olarak işlendi. Gerçekten su çok değerli ve kıymetli.

Su kaynaklarımız yok oluyor. Çevre kirliliği, önce hayat kaynağımız suyu kirletiyor. Hidroelektrik santralleri, çarpık sanayi ve konut çevre ve doğayı tahrip ediyor. Derelerde balık ve canlı türleri tehdit altında, su kaynakları çarpık yapılaşma yüzünden kurutuluyor.

Doğa ve çevreye sahip çıkmak hepimizin görevi…

Tarih, kültür, doğa ve çevre bilincine sahip olmak her şeye sahip olmaktır.

Kur’an ayı olarak da ifade edilen Ramazan ayında suyun ve gıdanın önemi de anlaşılmakta.

Korona vebası salgınında, dünyayı tehdit eden korona vebasının en çok korktuğu silah su. Suyun çok büyük bir nimet olduğunu unutmayalım, su kaynaklarımızı koruyup sahip çıkalım.

Mübarek Ramazan ayında kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan su ile ilgili ayetlerin meali ile ilgili yapılan bir araştırmayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Su gerçekten Allah cc insanlara verdiği büyük bir nimeti…

Su kaynaklarımızı korumak, kirletmemek dini, milli ve tarihi bir görevdir. Hayat kaynağımız suyumuzu koruyalım, geleceğimize sahip çıkalım. 2021 yılının teması olan suyun değerini ön plana çıkaracak çalışmalar yapalım. Su medeniyetimizi tanıyıp, tanıtalım.

Sizlerle, kutsal kitabımız Kur’an’da yer alan su ayetleri ile ilgili derlediğim bilgi notunu paylaşıyorum.

***

KUR’AN’DA SU AYETLERİ

(Allah), sizin için Arz’ı (Dünya’yı) bir döşek, Göğü bina kıldı. Ve Gök’ten yağmur indirdi, bununla sizin için rızk olarak, ürünlerden çıkardı. Bunları bildiğiniz halde, Allah’a ortaklar kılmayın.

[BAKARA (2) /22]

Muhakkak, göklerin ve Arz’ın yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesin de, insanlara yararlı şeylerle, denizde yüzen gemilerde, Allah’ın Gök’ten indirdiği suda ve onunla Yeryüzü’nü ölümünden sonra diriltmesinde, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, bulutların Gök’le Arz arasında, müsahhar (boyun eğdirilmiş) kılınmasında, akleden bir topluluk için ayetler vardır.

[BAKARA (2) /164]

O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık ve ondan da kümelenmiş taneler ve hurma ağacının tomurcuğundan, sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen; üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. Onlar, olgunluğa erişip ürün verdiğinde, onlara bir bakın! Muhakkak, iman edecek bir kavim için, bunda ayetler vardır.

[ENAM(6)/99]

O (Allah) ki, kendi Rahmetinin önünde rüzgârları, müjdeciler olarak gönderdi. Arkasından (rüzgârlar), yoğunlaşmış bulutları yüklenip-taşır. Böylece onunla, ölü(kurak) bir beldeye su indirir, orayı onunla sularız ve her bir üründen çıkarırız. İşte Biz, ölüleri de bu şekilde, diriltip-çıkarırız, umulur ki düşünürsünüz.

[ARAF(7)/57]

O’nun Arş’ı, su üzerinde iken, amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu denemek için gökleri ve Arz’ı, altı günde(devirde) yaratan O’dur. Şayet sen onlara: “Gerçekten siz, ölümden sonra yine diriltileceksiniz” dersen, elbette Hakkı örtenler: “Bu, apaçık bir büyüden başkası değildir” derler.

[HUD(11)/7]

Arz’da, birbirine komşu ‘kıtalar’, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Öyleki, bunlar aynı su ile sulandığı halde, ürünlerden bazısını bazısından üstün kılıyoruz. Muhakkak bunda, akledecek bir kavim için, ayetler vardır.

[RAD(13)/4]

O(Allah) ki Gök’ten bir su indirdi. Dereler, kendi ölçüsünde çağlayıp aktı. Sel de, biriken bir ‘cüruf (köpük)’ yüklendi. Bir süs veya bir meta(eşya) sağlamak için, ateşte yakıp- erittikleri şeylerde(madenlerde), bunun benzeri bir ‘cüruf(köpük)’ vardır. İşte Allah, Hak ile batılı, böyle açıklar. Köpüğe gelince, o atılan değersiz bir şeydir, ancak insanlara yarar sağlayacak şey, yeryüzünde kalır. İşte Allah’ın misalleri böyledir.

[RAD(13)/17]

O Allah ki, gökleri ve Arz’ı yarattı ve Gök’ten su indirdi. Arkasından onunla, sizin için rızk olarak, ürünler çıkardı. Ve O, emriyle denizde yüzen gemileri, sizin yönetiminize verdi. Ve Irmakları da sizin kullanımınıza sundu.

[İBRAHİM(14)/32]

Ve rüzgârları, aşılayıcılar olarak gönderdik. Gök’ten su indirdik, onunla sizleri suladık, siz o suyun muhafızları(koruyucuları) değilsiniz.

[HİCR(15)/22]

O (Allah) ki, Gök’ten su indirdi, sizin için içecek ondan, ağaç ondandır, (hayvanlarınızı) onunla sularsınız.

Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için ayetler vardır.

[NAHL(16)/10-11]

Allah, Gök’ten su indirdi, ölümünden sonra Yer’i onunla diriltti. Muhakkak bunda, dinleyip-anlayan bir kavim için, bir ayet vardır.

[NAHL(16)/65]

Hakkı örtenler görmedi mi, muhakkak gökler ve Arz bitişik(aynı) idi, o ikisini ayırdık. Ve her canlı şeyi sudan kıldık(yarattık), iman etmiyorlar mı?

[ENBİYA(21)/30]

Ey insanlar, şayet dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, bilin ki: Biz sizi, (önce) topraktan; sonra ‘nutfe’den(‘meni’den), sonra bir ‘alak’tan(‘zigot’dan), sonra biçimi belirli- belirsiz bir ‘muzğa’dan(’embriyo’dan) yarattık. (Bu) sizin için apaçık bir beyandır. Dilediğimizi, tayin edilmiş bir süreye kadar, rahimlerde tutuyoruz, sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına eriştiriyoruz. Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, ilimden bir şey bilirken, hiçbir şey bilmez durumuna; yani ileri yaşlılığa döndürülmektedir. Yeryüzünü, kupkuru-ölü görürsün, ancak Biz, onun üzerine su indirdiğimiz zaman; titreşir, kabarır ve her güzel çiftten bitirir.

[HACC(22)/5]

Biz, Gök’ten belli bir miktarda(ölçüde) su indirdik ve onu Arz’da iskân ettik. Şüphesiz Biz, onu (kurutup) gidermeye kadiriz.

[MÜ’MİNUN(23)/18]

Allah, her canlıyı (hayvanı) sudan yarattı. Bunlardan kimisi, karnı üzerinde, kimisi, iki ayağı üzerinde ve kimisi de dört ayağı üzerinde yürümektedir. Allah, neyi dilerse, onu yaratır. Muhakkak Allah, her şeye güç yetendir.

[NUR(24)/45]

O (Allah) ki, kendi Rahmetinin önünde rüzgârları, müjdeciler olarak gönderdi. Ve Biz, Gök’ten tertemiz bir su indirdik:

Onunla, ölü bir beldeyi canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu sulamak için.

Muhakkak onu(suyu), onların arasında, hatırlayıp-düşünsünler diye sarf ettik(dolaştırdık). Ancak insanların çoğu, büyüklenip Hakkı örttüler.

[FURKAN(25)/48-50]

O (Allah) ki, sudan bir beşer(insan) yaratıp, ona bir nesep(soy) ve sihriyyet(akrabalık) yaratan O’dur. Senin Rabbin Kadir’dir(her şeyi takdir edendir).

[FURKAN(25)/54]

Kimdir O, gökleri ve Arz’ı yaratan ve size Gök’ten su indiren? Ki onunla güzellik sahibi bahçeler bitirdik. Sizin, onun bir ağacını bile bitirmeniz, mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilah mı? Hayır! Onlar, ortak koşan bir kavimdir.

[NEML(27)/60]

Şayet onlara sorarsan: “Gök’ten su indirip, ölümünden sonra, Yeryüzü’nü dirilten kimdir?”  Elbette: “Allah” diyecekler. De ki: “Hamd Allah’a aittir”. Hayır! Onların çoğu akletmiyorlar.

[ANKEBUT(29)/63]

Size bir korku ve umut olarak, şimşeği göstermesi, O’nun ayetlerindendir. Ve Gök’ten su indirir, ölümünden sonra onunla, Yer’i diriltir. Muhakkak bunda, akledecek bir kavim için, ayetler vardır.

[RUM(30)/24]

Bakmıyorlar mı? Biz, suyu çorak toprağa sürüyoruz, onunla ekin çıkarıyoruz ki, ondan, kendileri ve hayvanları yesinler. Görmüyorlar mı?

[SECDE(32)/27]

İki ‘deniz-nehir’ aynı değildir. Şu, tatlı su, içimi kolay, şu da, tuzlu ve acıdır. Ancak her birinden taze et yersiniz ve takınmak isteyeceğiniz, süs eşyalarını çıkarırsınız. Allah’ın fazlından(ikramından) aramanız için, gemilerin denizi yararak (gittiğini) görürsün. Ve umulur ki, teşekkür edersiniz.

[FATIR(35)/12]

Görmedin mi? Allah, Gökyüzü’nden su indirdi. Böylece Biz onunla, renkleri muhtelif olan ‘ürünler-meyveler’ çıkardık. Dağlardan da, beyaz, kırmızı, muhtelif renklerde ve kuzguni siyah ‘yollar-ocaklar’ (kıldık).

[FATIR(35)/27]

Muhakkak sen, Arz’ı, solmuş-kurumuş görürsün. Ancak Biz, onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman, titreşir ve kabarır, bu O’nun ayetlerindendir. Muhakkak onu dirilten, elbette ölüleri de dirilticidir. Çünkü O, her şeye, Kadir’dir(her şeyi takdir edendir.)

[FUSSİLET(41)/39]

O (Allah) ki, Gök’ten belli bir miktar(ölçüyle), su indirdi, onunla ölü bir beldeyi canlandırdı. Siz de, bu şekilde çıkarılacaksınız.

[ZUHRUF(43)/11]

Ve Gök’ten mübarek(bereket ve rahmet olan) su indirdik. Onunla bahçeler ve hasad edilecek(biçilecek) taneler,

Ve tomurcukları üst üste kümelenmiş, yüksek hurma ağaçları bitirdik.

Köleler için bir rızk olmak üzere. Ve o(suyla), ölü bir beldeyi dirilttik. İşte çıkış(diriliş) de böyledir.

[KAF(50)/9-11]

Siz, içmekte olduğunuz suyu gördünüz mü?

Sizler mi, onu yağmur bulutundan indiriyorsunuz, yoksa onu indiren Biz miyiz?

Şayet dileseydik onu tuzlu kılardık, teşekkür edenlerden olmalı değil miydiniz?          

[VAKIA(56)/68-70]

De ki: “O Rahman ki, biz O’na iman ettik, O’na tevekkül ettik (işlerimizi O’na havale ettik). Kimin apaçık sapkınlıkta olduğunu yakında bileceksiniz!”

De ki: “Görmüyor musunuz, şayet suyunuzu, Arz(Yer) yutarsa, akarsuyu-(su kaynaklarını) size kim getirecektir?”

[MÜLK(67)/29-30]

(Kaynak: Yaklaşan Saat https://www.yaklasansaat.com/dunyamiz/hayatioz_su/suayet.asp )

,

Gençlerine Sahip Çıkanlar Her Şeye Sahip Olur!

Çocuklarımız ve gençlerimize ne kadar sahip çıkıyoruz? Gençler, bizi biz yapan değerlerden hızla uzaklaşıyor. Z kuşağı diye adlandırdığımız gençlere sahip çıkmak için devlet, millet ve özellikle aile olarak milli gençlik seferberliği başlatmalıyız.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bu günlerde çocuklarımıza yönelik yapılan çalışmalara baktığımda üzülüyorum.

Gençler ve çocuklarımıza, onların anladığı dilden tarih ve kültürümüzü tanıtıp, anlatmalıyız.

Çocuklarımız bizlerden çok ilerde, onlar bilişim ve dijital dünyanın birçok teknolojisine hakim.

Teknolojiyi çok iyi kullanan çocuklarımıza milli ve manevi değerlerimizi tanıtıp, anlatmak için onların dili ile konuşmak yani teknoloji ve dijital dil ile konuşmak gerekiyor.

Acı ama gerçek; baba ile oğul, ana ile kızı arasında uçurumlar var. Onların ortak bir yerde buluşturulması için çok ciddi çalışma ve araştırma yapmak şart.

Onların anladığı dilden konuşmak ve onları anlamak için hepimiz çalışma yapmalıyız. Çocuklar ve gençlerimizle onların anladığı dilden konuşmalıyız ve ikna etmeliyiz.

Geleceğimiz olan çocuklara ve gençlere sahip çıkan devlet ve milletler, varlıklarını sürdürür.

Üç yıl önce, 24 Nisan 2018 tarihinde Gebzeli gençlerle Bilecik, Eskişehir ve Ankara Polatlı’da düzenlenen kültür gezisinde onlarla birlikte olup, rehberlik yapmıştım.

Üç yıl önce Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com’da yayınlanan Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum. Üç yıl önce bakın neler yazdık, birlikte okuyalım.

***

Gençlerle Belgesel Tadında Tarih ve Kültür Turu

Gençlerle Osmanlı’nın kurulduğu yer olan Bilecik’ten, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun gerçekleştiği Polatlı-Sakarya Meydan Muharebesine belgesel tadında tarih ve kültür yolculuğu gerçekleştirdik.

Gebze Belediyesi’nin tescilli marka projesi olan 41 Genç 41 Gelecek programı çerçevesinde, 75 kişilik liseli gençle 21 Nisan 2018 günü Gebze’den Polatlı’ya bir ilki gerçekleştirerek tarihe not düştük…

Gebze Belediyesi tarafından iki yıldır uygulanan proje çerçevesinde Ahmet Turan ve Merve Kadıoğlu’nun koordinatörlüğünde gençlerle önce Bilecik’te Şeyh Edibali Türbesi ve Osmanlı Devleti Müzesi’ni ziyaret ederek, Söğüt’te Ertuğrul Gazi Türbesi’nde gençlerle birlikte Fatiha okuduk.

  Ardından uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Yunus Emre ve Nasrettin Hoca’nın memleketleri Eskişehir’den, Ankara’nın Polatlı ilçesine geldik. Tarihin en uzun süreli meydan muharebesi olan ve Viyana’dan 238 yıl süren çekilmenin durdurulduğu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş destanının gerçekleştiği Mustafa Kemal Atatürk’ün Başkomutan olarak bizzat idare ettiği Sakarya Meydan Muharebesi’nin zaferle sonuçlandığı Dua Tepe Şehitlik Anıtını ziyaret edip, Doğa Koruma Milli Parklar Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Park Müdürlüğü’nün gösterdiği alana şehitler hatıra ormanlığı için fidan diktik.

Polatlı Belediyesi tarihi mekanlar tanıtım başkanı Emekli Albay Kadim Koç, Gebzeli gençlere Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili geniş bilgi verdi. Polatlı Tarih Müzesi’ni gezip Sakarya Zaferi şehitliğinde Fatiha okuduk.

Gebze Belediyesi’nin örnek projesi 41 Genç 41 Gelecek projesi öğrencilerinin tarih ve kültür gezisini www.sakarya.tv canlı yayınlarken Devri Alem Belgesel TV Programı www.devrialem.tv  belgesel haline getiriyor. Anadolu Ajansı bu konuda haber hazırlayarak görsel ve yazılı basına gönderdi. Tüm ilgili ve yetkilileri Osmanlı’nın kurulduğu yer Bilecik’ten, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun gerçekleştiği Polatlı, Sakarya Meydan Muharebesi şehitliklerine tarih ve kültür turları düzenlemeye davet ediyorum.

41 GENÇLE 23 NİSAN COŞKUSU

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Arife’sinde Gebzeli gençlerle Sakarya Zaferi alanlarına Fidan diktikten sonra, Ankara’da belgesel tadında tarih yolculuğu yaptık. Ankara’da, Büyük Millet Meclisi açılarak, düşmanın işgal ettiği toprakları kurtarmak için harekete geçilmişti.  23 Nisan Bayramı ile ilgili herkesin çocukluk yılları ile ilgi anıları vardır. Bu bayram kendimize bir iyilik yapalım, çocukluk yıllarımızı yeniden hatırlayalım, çocukluğumuzu yaşayalım.

23 Nisan Bayramı’nda Sakarya Meydan Muharebesinin yapıldığı Polatlı’dan Ankara’ya belgesel tadında devri alem diyerek milletimizin ortak değerlerinden olan İstiklal Marşı’mızın Ankara’da Mehmet Akif Ersoy tarafından Tacettin Dergahı’nda yazıldığı mekanları gezip tarihi meclis binasını ve meclisin açılmadan önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve milletvekilleri ile binlerce kişinin Cuma namazı kılıp dua ettiği Hacı Bayram Camisini ziyaret ederek, tarihi günleri yaşamaya çalıştım.

Büyük Millet Meclisi’nin ilk başarısı, tarihe en uzun süreli Meydan Muharebesi olarak geçen Ankara Polatlı ve Haymana bölgesinde 22 gün 22 gece süren Sakarya zaferini kazanmasındaki büyük rol üstlenmesiydi. Unutmayalım ki dönemin milletvekilleri savaşa bile katılmıştı.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin gerçekleştiği Polatlı’da, 23 Nisan Bayramı arifesinde, Gebze Belediyesi’nin 41 Genç, 41 Gelecek Öğrencileri ile şehitler hatıra ormanlığına fidan dikerek, tarihe not düştük. Fidan dikme organizasyonuna basın geniş yer verdi. Haber bir çok medya kuruluşunda yayınlandı. (Kaynak: Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com 24 Nisan 2021 İsmail Kahraman Belgeselcinin Not Defteri Köşesi)

Evet üç yıl hızla gelip geçmiş, pandemi gençlerimize büyük darbe vurdu. Gençlerimize sahip çıkmak için onlara sanal kültür turları yaptıralım ve gençlerimizi ve çocuklarımızı çok iyi anlayalım.

Sizleri İstiklal Marşı ve Sakarya Zaferi’nin 100. yılında Sakarya Meydan Muharebesi ile ilgili hazırladığımız sosyal sorumluluk projesi web sayfası ile baş başa bırakıyoruz.

www.sakaryazaferi.com

23 Nisan Bayramı ve Korona Vebası İle Geçen Aylar

2021 yılı İstiklal Marşı’nın kabulü ve Sakarya Meydan Muharebesi’nin 100. yılı olan, 23 Nisan 2021 tarihinde korona vebası yüzünden üç gün boyunca sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak.

Geçtiğimiz yılda 23 Nisan Bayramı kutlanamadı. Korona vebasının üçüncü dalgası çok şiddetli geçiyor, bu makaleyi yazdığımız gün 62 bin kişide koronavirüs salgını tespit edildi. 370 kişi de bir günde vefat etmişti. Binlerce hasta, yoğun bakımlarda yaşam mücadelesi veriyor.

Gerçekten Türkiye’de çok etkin geçen korona vebası salgını, sadece 23 Nisan Bayramı’nı etkilemedi, teravih namazlarımızı da kılamıyoruz. Gerçekten çok kötü günler yaşıyor, veba salgını ile 14 aydır ölüm kalım mücadelesi veriyoruz.

Bir yıl önce 23 Nisan 2020 tarihinde, 23 Nisan Bayramı ile ilgili Gebze Gazetesi ve Gazete Gebze’de Belgeselcinin Not Defteri köşesinde yazdığım makaleyi sizlerle paylaşıyorum. Bakın bir yıl önce 23 Nisan 2020 yılında neler yazmıştık, birlikte okuyalım.

***

23 Nisan Bayramı ve Çocukluk Anılarımız

Çocukluk Yıllarını Hayal Edip Yaşama Fırsatı

TBMM’nin açılışının 100. yıl dönümü ve aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı coşkuyla kutlamak için çok önemli hazırlıklar yapılmıştı.

Korona Vebası Savaşında Bayram

Tüm insanlığa Üçüncü Dünya Savaşı açan koronavirüsü vebası dolayısı ile TBMM’nin açılışının, 100 yıllık anlamlı ve önemli yaş günü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tam anlamı ile kutlanamıyor. Korona virüsü vebası bu anlamlı ve önemli günü bile etkiledi.

Korona virüsü vebasına hep birlikte meydan okuyarak moralimizi bozmasına fırsat vermeden bu bayram, çocukluk yıllarımızdaki 23 Nisan Bayramları’ndaki yaşadığımız anıları yeniden evlerimizde yaşayıp, çocuklarımız ve torunlarımıza anlatalım. Anılarımızda bayramları yaşatmak için sosyal medyadan paylaşıp, tarihe not düşelim.

Ben ilk kez 23 Nisan Bayramı coşkusunu en küçük ablamın okuduğu köyümüzdeki ilkokulda, 1967 yılında yaşamıştım.

Ablam, sülalemizde okula giden ilk kız çocuğudur. İki büyük ablam dahil, amcalarımın kızları maalesef okula gitmediler. O yıllarda kızların okutulmasına iyi gözle bakılmıyor, gizli ve sinsi bir propaganda yapılarak kızlar cahil bırakılıyordu. Amaç; cephelerde bu vatan için şehit ve gazi olmuşların torunlarını cahil bırakmaktı. Bu yüzden birçok kız çocuğu okutulmamış ve cahil bırakılmıştı. Bu konuyu ayrı bir makale konusu yapmak istiyorum…

1967 yılında, 23 Nisan Bayramları’nın kutlandığı ilkokula geldim, heyecanla beklemeye çalıştım. Öğrenciler törenin yapılacağı meydana gelirken, ablamın elindeki salkım söğüt dalı ve orman gülleri ile süslenmiş ‘Yaşasın Cumhuriyet’ yazılı çelenk ile en önde yürümesini hiç unutmuyorum.

Daha sonra 1969’da, aynı okulda 23 Nisan Bayramı’nda düzenlenen kutlama etkinliği çerçevesinde ‘Vatanın Kurtuluşu’ adlı piyeste askerlere yardım eden çoban rolünü oynamam bana büyük vatan sevgisi vermişti. Tüm köylüler ve öğrencilerin huzurunda rolümü tam bir sanatçı ruhu ile oynamış büyük alkış almıştım. 5. sınıfta okuyan bir kız öğrencinin söylediği, ‘Ağrı Dağı’ndan Uçtum Çayır Çimene düştüm’ türküsü halen kulaklarımda çınlıyor. İlk okulu okuduğum, çocukluk hayatımın çok önemli günlerinin geçtiği okulda birçok anım var. Hatıramın olduğu Giresun’un Espiye İlçesi Soğukpınar Beldesi Dikmen Mahallesi’ndeki ilkokulumu her fırsatta ziyaret edip, çocukluk anılarımı yeniden yaşıyorum.

23 NİSAN BAYRAMI

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden yolun temel taşı. Bugün, milletin Ankara’da temsil edildiği Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı tarihi gün. Düşmanın Anadolu’dan atılması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşuna giden yolun başlangıcı ve en önemli kilometre taşı olan Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı tarih olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yine coşku içerisinde kutlayacağız.

23 Nisan 1920’den, 23 Nisan 2020’ye 100 yıllık Türkiye tarihini çok iyi yorumlayıp değerlendirmek gerekiyor. Türkiye Devleti, bu günlere kolay gelmedi. Bugün, Türkiye’de yaşananları anlayabilmek için çok iyi tarih bilincine sahip olmak gerekiyor.

Bugün, düşmanı Anadolu’dan temizleyen Kuvâ-yi Milliye kadrolarının, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde 23 Nisan 1920’de, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile tarihin dönüm noktasıdır.

Bugün, tarihimizde çok önemli yeri olan Sivas ve Erzurum Kongreleri ile başlayan, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti iç ve dış tehditler altında.

TBMM’nin açılışına giden yolun başlangıcı olan Erzurum ve Sivas Kongresi ile ilgili tarihi bilgileri, siyasilerimiz başta olmak üzere tüm yetkililere hatırlatmak istiyorum.

İşte tarihi belgelerin ışığı altında Sivas ve Erzurum Kongreleri ile ilgili özet bilgiler…

ERZURUM KONGRESİ

23 Temmuz 1919´da Erzurum Kongresi toplandı. Erzurum Kongresi’nde, bir yandan vatanın ayrılmaz bir parçası olan Doğu illeri halkının düşmanla mücadele için elbirliği ile çalışacağı kararlaştırılmış, bir yandan da milli bir istek olarak İstanbul´daki Meclis-i Mebusan´ın, toplanıp gereken önlemleri alması gereği vurgulanmıştı.

Erzurum´da başlayan yerel kongre akımı, Batı’da Yunan tehdidi altında bunalan Marmara ve Ege bölgelerinde devam etti. 26 Temmuz 1919´da Balıkesir´de, 6 Ağustos´ta Nazilli´de, 16 Ağustos´ta Alaşehir´de kongreler toplandı. Bu kongreler sonucunda “Kuvâ-yi Milliye” adı altında vatansever milis güçleri kuruldu.

SİVAS KONGRESİ

4 Eylül 1919´da ise, millî egemenlik ilkesine dayalı yeni Türk Devleti´nin kuruluşuna temel olan Sivas Kongresi toplandı.

Kongrede, “vatanın bölünmez bir bütün olduğu” konusunda millet temsilcileri ortak bir karara vardılar. Ülkedeki tüm yerel direniş örgütleri “Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti” adı altında birleştirildi. Kongre sonucunda oluşturulan “Heyet-i Temsiliye” milletin isteklerini yansıtan bir nitelik kazandı.

Bundan dolayı, Sivas Kongresi Mustafa Kemal Paşa´nın istediği “kuruculuk” niteliğini gösterememiş, vatanın kurtuluşu için bir an önce Meclis´i Mebusan´ın toplanmasını padişaha bildirilmesine karar vermişti.

Ancak bu kararda önemli bir adımdı. Kurtuluş mücadelesi ve millî egemenliğe geçişin ikinci evresi de tamamlanmıştı. Üçüncü aşamada ise, millî egemenliğin gerektirdiği tüm ilke ve değerlere sahip bir Büyük Meclis’in kurulması ve Kurtuluş Savaşı´nın millî güçlere dayalı olarak kazanılması süreci başladı.

ÇOCUKLUĞUMUZ VE 23 NİSAN BAYRAMI

Gelin her şeyi bir kenara bırakıp, üzerinden bir asır geçen Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 100. yılında tarihe yolculuğa çıkalım. Korona virüsüne inat ve moralimizi bozmasına fırsat vermeden çocukluk yıllarımızı hatırlayalım. İlkokul sıralarında 23 Nisan Bayramı’nı coşku ile kutladığımız yıllara geri gidelim. Aylar öncesinden bayram için yaptığımız hazırlıklar, bayram sabahı yeni elbiselerimizi giyerek heyecanla geldiğimiz okulumuzda kır çiçekleri ile süslediğimiz sınıflarımızı düşünelim.

Bugün nerelerde olduğunu bilemediğimiz, bazıları çoktan ebedi hayata giden öğretmenlerimiz, acı tatlı birçok hatıralarımız olan ilkokul arkadaşlarımız, hep birlikte coşku ile kutladığımız 23 Nisan Bayramları’nı birer anı ve hatıra olarak içimizde yeniden yaşatalım.

Gelin, bugün yaşımız ne olursa olsun kendimize bir iyilik yapıp, çocukluk yıllarımızı hatırlayarak, çocuklarımıza ve torunlarımıza geçmişi anlatalım, çocukluk yıllarımızı yeniden yaşayalım.

KURTULUŞ SAVAŞI BELGESELİMİZİ İZLEDİNİZ Mİ?

23 Nisan Bayramı ve Kurtuluş Savaşı, tarihimizin dönüm noktasıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşunu gerçekleştiren Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920’de Hacı Bayram Camii’nde kılınan cuma namazı sonrası dualarla açılmıştı. Anadolu’nun her yerinden çok önemli insanların oluşturduğu kurucu meclis hem Türkiye Devleti’ni kurmuş ve hem de düşmanı Anadolu’dan söküp çıkarmıştı. Devlet kurulmuş, düşman Anadolu’dan çıkmış, daha sonra koltuk kavgaları ve siyasi entrikalar ortaya çıkınca kurucu meclis birbirine düşmüştü.

Kurtuluş Savaşı’nda büyük hizmet yapan birçok isim dışlanmıştı. Bunların içerisinde yer alan isimlerden biri de Mehmet Akif Ersoy’du. Canını kurtarmak için Mısır’a kaçmak zorunda kalmıştı. Kazım Karabekir Paşa’da dışlanarak sıkı takip edilip, idamla yargılanmıştı. Bunlar üzerinde yazılıp, söylenecek çok şey var. Ancak bir gerçek vardır ki; tarihimizi yargılamadan, tarihte yaşananlardan ders ve ibret almak…

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çok iyi anlamak ve gelecek kuşaklara çok iyi anlatmak gerekiyor.

‘Tarih bilincine sahip olmak, her şeye sahip olmaktır’ diyerek, bir asırlık geçmişe sahip olan TBMM’nin açılışının 100. yılını ve TBMM’nin açılışı anısına ilan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum. (Kaynak: 23 Nisan 2020 Gebze Gazetesi www.gebzegazetesi.com )

Evet yazılacak çok şey var ancak sözün bittiği yerdeyiz, asrımızın en büyük felaketi ile 14 aydır ölüm kalım mücadelesi veriyoruz.

Anılarımızı yazıp, gelecek kuşaklara bilgi ve belge bırakalım…